logo
05 TEMMUZ 2026

Bürokrasi arpalık olmuş!

28.01.2002 00:00:00
 
Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu "Türk Mali İdaresi Sisteminin Yeniden Yapılandırılması" konusundaki görüşlerini içeren bir rapor hazırladı. Raporda, bürokrat atamaları, kamu görevlilerinin politizasyonu ve yönetim kurulu üyeliklerine yapılan atamalar ele alındı.

Öne sürülen görüşlerin ardından değişimin gerekli olduğu vurgulanarak "Siyasi unsurların ekonomi yönetimine olan olumsuz etkilerinin asgari düzeye indirilmesi için seçim sistemi ve siyasi partilerin yapısının değiştirilmesi zorunlu görülmektedir" denildi.

Seçimler dolayısıyla yeni

hükümet fayda getirmedi

"Bir ekonomide yüksek istihdam düzeyi, ekonomik büyüme, fiyat istikrarı, dengeli gelir dağılımı, dış ticaret hedeflerine ulaşılma derecesi ülke vatandaşlarının yaşam standartlarını belirlediği gibi, ekonomi politikalarını belirleme yetkisine sahip hükümetlerin ekonomi yönetimi konusundaki yetenek düzeylerinin de göstergesi olmaktadır" denilen Teftiş Kurulu Raporu'nda Türkiye'de çok partili sisteme geçildiği 1946 yılından 1996 yılına kadar 38 hükümetin görev yaptığına işaret edilerek, şu görüşlere yer verildi:

"Siyasi iktidarın kısa aralıklarla değişmesinin yanı sıra, demokratik sistem 1960, 1971 ve 1980 yıllarında üç kez askeri müdahaleye konu olmuştur. Türkiye'de 1950'den bu yana 13 genel milletvekili seçimi yapılmıştır. Gelişmiş ülkelerde devletin ekonomideki rolü, genel milletvekili seçimlerinden sağlanacak marjinal faydanın marjinal maliyetinin üzerinde olacak şekilde düzenlendiğinden, seçimlerin ekonomiye yansımasının daima olumlu olacağı beklenmektedir.

Türkiye'de ise devletin ekonomi içindeki payının büyük olmasından dolayı, genel milletvekili seçimlerinin marjinal faydası marjinal maliyetin altında kalmaktadır. Yapılan araştırmalar, Türkiye'de seçim öncesi dönemlerde genişletici politikaların bir gereği olarak reel bütçe giderleri, para arzı, Merkez Bankası kredileri ve ücretlerdeki artışlar hızlandırılırken, seçim sonrası dönemlerde yavaşlatıldığını ya da baskı altına alındığını ortaya koymaktadır. Seçim öncesi dönemlerde, kamu harcamaları ve para arzı artırılırken, kamu gelirleri de doğal olarak artırılamamıştır. Ayrıca tarımsal kesime verilen yüksek destekleme fiyatlarıyla da etkili bir seçim ekonomisi politikası uygulanmıştır."

Oy için ekonomik kararlar alınıyor

Teftiş Kurulu raporunda seçim öncesi, seçmene yönelik olarak yapılan ekonomik anlamdaki rahatlatma girişimlerinden örnekler sıralanarak eleştirildi. Raporda, bu konu şöyle ele alındı: "Türkiye'de iktidar parti veya partileri, seçim sonrasında ekonomiye getireceği mali yükü hesaplamaksızın seçim öncesinde tarımsal ürün fiyatlarının yüksek tespit edebilmekte ya da bazı ilçeleri ise seçimi kazanmak amacıyla il statüsünü çıkarabilmektedirler. İç borçlanmaya en fazla başvurulduğu yıllar, ya seçim veya seçimin faturasının devredildiği ya da büyük bir ekonomik krizin yaşandığı yıllar olmuştur. Bu yıllarda borç stoku yükselen faiz oranlarına ve kısalan vadelere rağmen artmıştır. Türkiye'de enflasyonun gelişiminin yakından incelenmesi halinde her seçim döneminin yeni bir sıçrama nedeni olduğu anlaşılmaktadır."

KİT'lerde politik atamalar yapılıyor

Raporda, KİT yönetimleri ve yapılarına yönelik eleştiriler de şöyle sıralandı: "KİT'lerin yönetim kurullarına atanacaklarda istenen vasıflar belli iken bu kriterlere aykırı olarak politik atamalar yapılmaktadır. Seçim kazanamayanlar veya aday olamayanlar arasından seçilen yönetim kurulu üyeleri atandıkları kuruluşlara yarar yerine zarar getirmişlerdir."

Kamu atamalarında particilik geçerli

Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan raporda, kamuda yapılan atamalara ilişkin olarak öne sürülen görüşler ise şöyle:

"Kamu kurum ve kuruluşlarında eleman alımı çoğu zaman gereksinimlere dayanmamakta, kadrolar hizmetten çok kişiler için istenmekte, sınavlarda çoğu zaman objektif ölçütlerden uzaklaşılmakta, yükselmelerde liyakat ve kariyer ilkelerine uyulmamaktadır. Özellikle üst düzey yöneticiler büyük ölçüde politize edilmiş, liyakat ilkesine uygun işlem yapma istisna haline gelmiştir. Üst düzey bürokrat atamalarında yerine göre particilik, hemşehricilik, aşiretçilik, arkadaşlık, dernekçilik geçerli olmaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında geçerli olan bu uygulama kısmen denetim elemanı kadrolarına personel alımına ve yükseltilmesine de yansımıştır. Kamu görevlilerinin politizasyonu, artık en üst kademelerden en alt kademelere doğru giderek hızlanan bir süreç şeklinde gelişmektedir.

Dolaysıyla, Türk kamu yönetiminde insan kaynaklarının yönetimi konusunda kötü işleyen sistem bir çok sorunun kaynağında yer almakta ve bu sorun kamu yönetimindeki bütün idareleri yakından ilgilendirmektedir. Liyakat ve kariyer esası egemen kılınmadığı sürece, değişimin başarı şansı düşeceği gibi mevcut durumun giderek kötüleşmesi de giderek ağırlaşacaktır."

NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak

Dünyanın gözü, 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de düzenlenecek olan tarihi 36. NATO Liderler Zirvesi'ne çevrildi. Ankara, İttifak'ın gelecek stratejilerini belirleyecek kritik oturumlara ve liderler arasındaki küresel diplomasi trafiğine ev sahipliği yapıyor

05.07.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
Küresel güvenlik mimarisinin en önemli dönemeçlerinden biri olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da kapılarını açıyor. İttifak'ın 32 üyesinin lider kadrosunu bir araya getiren zirvede, Rusya-Ukrayna savaşı, yeni savunma bütçesi hedefleri ve terörle mücadele gibi kritik başlıklar masaya yatırılacak. Yaklaşık 3 bin basın mensubunun takip ettiği bu dev zirve, "NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni askeri ve stratejik dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

Trump geniş bir heyetle geliyor

Zirve kapsamında Ankara, uluslararası siyasetin en güçlü figürlerini ağırlıyor.

ABD Başkanı, yaklaşık bin kişilik dev bir heyet, güvenlik ve lojistik ekibiyle Ankara'ya geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de atlı birlikler eşliğinde yapılacak resmi törenin ardından baş başa bir görüşme gerçekleştirecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Ankara'da müttefik masasında yer alacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, zirveye özel davetli olarak katılıyor. Ayrıca NATO'nun Asya-Pasifik ortakları olan Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderleri ile Avrupa Birliği lider kadrosu da zirvede hazır bulunacak.

Geçtiğimiz dönemde görevi devralan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirvenin resmi oturumlarına başkanlık edecek.

Yoğun diplomasinin iki günlük takvimi

Zirvenin resmi programı, askeri, ekonomik ve diplomatik komisyonların eş zamanlı oturumlarıyla oldukça yoğun bir takvime sahip.

7 Temmuz Salı (1. Gün): Zirve sabah saatlerinde Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde ilk kez resmi programa dahil edilen Savunma Sanayii Forumu ile başlayacak. Forumda insansız sistemler, uzay, yapay zeka ve transatlantik ortak üretim projeleri tartışılacak. Öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde müttefik Dışişleri Bakanları ile Körfez ülkeleri (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileri bir araya gelecek. Akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde liderler onuruna resmi bir akşam yemeği düzenlenecek.

8 Temmuz Çarşamba (2. Gün): Sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genel Sekreter Mark Rutte liderleri resmi olarak karşılayacak ve geleneksel aile fotoğrafı çekilecek. Ardından en kritik oturum olan Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı gerçekleştirilecek. Zirve, öğleden sonra düzenlenecek kapanış ve değerlendirme basın toplantılarıyla sona erecek.

Masadaki büyük çatlaklar

Ankara Zirvesi, İttifak içi görüş ayrılıklarının en net şekilde telaffuz edileceği zirvelerden biri olmaya aday. Masadaki en büyük tartışma konusu "Savunma Harcamaları". ABD yönetiminin baskısıyla, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 3.5'ine, altyapı yatırımlarını ise yüzde 1.5'ine çıkarmasını öngören yeni hedefin müttefikler arasında ciddi bütçe tartışmaları yaratması bekleniyor.

Bir diğer çatlak ise Ukrayna'ya yapılacak askeri yardımların boyutu ve Rusya ile kurulacak diyaloğun sınırları konusunda yaşanıyor. Washington ve Doğu Avrupa bloğu daha sert bir askeri tahkimat isterken, bazı Avrupa başkentleri daha temkinli bir hat savunuyor. Öte yandan Suriye'nin kuzeyi ve Doğu Akdeniz'deki stratejik dengeler konusunda da Fransa ve Türkiye arasında yeni bir sayfa açılmak istense de arka plandaki görüş ayrılıkları varlığını koruyor.

Türkiye'nin beklentileri

Ev sahibi Türkiye, Ankara Zirvesi'ni kendi milli güvenlik tezlerini ve savunma sanayii potansiyelini müttefiklerin önüne koymak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Türkiye'nin zirvedeki temel beklentileri şu şekilde sıralanıyor:

1. 360 Derece Güvenlik Yaklaşımı: Ankara, NATO'nun sadece Doğu Avrupa ve Rusya tehdidine odaklanmasını eksik buluyor. Türkiye; Suriye, Gazze, Akdeniz ve Afrika kaynaklı istikrarsızlıklar ile sınır aşan terör örgütleriyle (PKK/YPG/FETÖ) mücadeleye İttifak'ın doğrudan destek vermesini talep ediyor.

2. Savunma Sanayiindeki Ambargoların Kaldırılması: Müttefiklerin birbirine uyguladığı gizli ya da açık savunma sanayii kısıtlamalarının tamamen kaldırılması istenecek.

3. ABD ile Kritik Masalar: Trump ile yapılacak ikili görüşmede, Milli Muharip Uçak KAAN'da kullanılacak F-110 motorlarının tedariki, F-35 programına geri dönüş süreçleri ve Suriye'deki ABD varlığı Ankara'nın öncelikli dosyaları arasında yer alıyor.

RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yayıncı kuruluşların, haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifini gözetmesinin büyük önem arz ettiğini bildirdi

05.07.2026 12:13:00
Anadolu Ajansı
 
RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı
RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı

RTÜK'ün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, Ankara'nın, 7-8 Temmuz tarihlerinde ülkenin, bölgesel ve küresel barışa katkı sunacağı önemli bir uluslararası diplomasi buluşmasına ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

Türkiye'nin NATO içindeki kilit rolünü, diplomatik etkinliğini ve bölgesel caydırıcılığını bir kez daha öne çıkaracak bu zirvenin, devletin vakarını ve asil milletin ev sahipliğini uluslararası alanda sergileyeceği önemli bir süreç olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Küresel güvenlik ve diplomasi başlıklarının yoğunlaştığı bu kritik dönemde, yayıncı kuruluşlarımızın haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Yayınların teyit edilmiş bilgiye dayalı, ölçülü, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve dezenformasyondan uzak bir anlayışla yürütülmesi temel beklentimizdir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak, ifade özgürlüğü ile yayıncılık sorumluluğu arasındaki dengeyi esas alıyor, tüm yayın akışlarının İzleme ve Değerlendirme Uzmanlarımızca zirvenin ehemmiyetine uygun bir titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz. Yayıncı kuruluşlarımızın ülkemizin uluslararası konumuna yakışır bir mesleki etikle hareket edeceklerine inanıyor, tüm medya mensuplarımıza görevlerinde başarılar diliyoruz." 

PKK’nın en kanlı sivil vahşeti Başbağlar Katliamı 33. yılında

Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993 tarihinde bölücü terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen ve 33 sivil vatandaşın hayatını kaybettiği "Başbağlar Katliamı", hafızalardaki tazeliğini koruyor

04.07.2026 16:31:00
Haber Merkezi
 
PKK’nın en kanlı sivil vahşeti Başbağlar Katliamı 33. yılında
PKK’nın en kanlı sivil vahşeti Başbağlar Katliamı 33. yılında
Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993 tarihinde bölücü terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen ve 33 sivil vatandaşın hayatını kaybettiği "Başbağlar Katliamı", hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri olarak kayıtlara geçen facianın yıl dönümünde, terör örgütü PKK'nın savunmasız sivilleri hedef alan kirli stratejisi ve kurbanların yakınlarının adalet arayışı yeniden kamuoyunun gündemine taşındı.

Köy meydanında toplu katliam



5 Temmuz 1993 akşamı, yaklaşık 100 kişiden oluşan silahlı PKK'lı terörist grubu Başbağlar köyüne baskın düzenledi.

Akşam namazı vaktinde camiden çıkan köylüler meydanda toplandı. Örgüt propagandası yapan teröristler, 28 erkeği yaylım ateşine tutarak olay yerinde şehit etti.

Evler, köy okulu, cami ve araçlar ateşe verildi. Çıkan yangınlar sonucu, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 5 sivil vatandaş evlerinde yanarak can verdi.

Teröristler eylemin ardından, toplumsal hatları derinleştirmeyi amaçlayan ve saldırıyı 3 gün önce gerçekleşen Sivas olaylarının "misillemesi" olarak nitelendiren bir bildiri bıraktı.

Örgüt elebaşının itirafı dosyada



Katliamın ardından yürütülen soruşturmalarda, terör örgütü PKK'nın sivil katliam stratejisi hukuki olarak belgelendi. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, yargılama sürecinde verdiği ifadelerde Başbağlar Katliamı'nın örgütün o dönemki yerel sorumlularından "Doktor Baran" kod adlı terörist tarafından planlanıp icra edildiğini itiraf etti.

Hukuki süreç ve dinmeyen tepki



İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) görülen ve takipsizlik/beraat kararlarıyla sonuçlanan ana davanın ardından, mağdur ailelerin talebi ve yeni deliller ışığında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya yeniden açıldı. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde firari ve tutuksuz sanıklar yönünden genişletilen yargılama süreci devam ediyor.

Yine Küçükçekmece, yine çöken apartman!


 
 
Küçükçekmece'de balkonlarında çökme meydana gelen 5 katlı apartman boşaltıldı.

04.07.2026 07:48:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Yine Küçükçekmece, yine çöken apartman!
Yine Küçükçekmece, yine çöken apartman!

İstanbul'un çürük apartmanların yoğun olduğu ilçesi Küçükçekmece ilçesinde balkonlarında çökme meydana gelen 5 katlı apartman tahliye edildi. Cumhuriyet Mahallesi Fulya Sokak'ta 5 katlı apartmanın ikinci ve üçüncü katlarındaki balkonlarda henüz bilinmeyen nedenle kısmi çökme yaşandı.

Balkondan düşen beton parçalarını fark eden bina sakinleri evlerinden dışarı çıktı. İhbar üzerine belirtilen adrese itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

Çevrede güvenlik önlemi alan ekipler, bina sakinlerini tahliye etti. Küçükçekmece Belediyesi ekipleri, binada bir süre inceleme yaptı.

Yazın hamilelerin kaçınması gereken 8 hata!


 
Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor. 

04.07.2026 00:42:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın hamilelerin kaçınması gereken 8 hata!
Yazın hamilelerin kaçınması gereken 8 hata!

Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişimlere yaz aylarının bunaltıcı sıcakları da eklendiğinde, bu dönem anne adayları için daha zorlu geçebiliyor. Üstelik sıcak havalarda farkında olmadan yapılan bazı yanlışlar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, özellikle uzun süre güneşte kalmak, yetersiz su tüketmek ve gıda güvenliğini ihmal etmek gibi yanlışlardan mutlaka kaçınılması gerektiğini belirterek, "Yaz aylarında bu tür hatalar halsizlikten tansiyon problemlerine, erken doğum riskinden enfeksiyonlara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarının günlük yaşam alışkanlıklarını sıcak hava koşullarına göre düzenlemeleri, daha konforlu ve güvenli bir hamilelik geçirmelerine yardımcı olmaktadır" dedi.

İşte söz konusu 8 hata...

1. Yetersiz su tüketmek
2. Günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunmak

3. Hava almayan kıyafetler tercih etmek
4. Güneş koruyucu kullanmayı ihmal etmek

5. Fiziksel aktiviteleri sıcak havada yapmak
6. Açıkta satılan ve güvenilir olmayan gıdaları tüketmek
7. Tatil seyahatlerinde hareketsiz kalmak
8. Ani sıcak değişimlerine dikkat etmemek.

En çok çocuk kitapları satıldı


 
 
Hepsiburada, yılın ilk yarısında 'kitap' kategorisinde en çok çocuk kitaplarının satıldığını duyurdu. Hepsiburada'nın söz konusu döneme ilişkin kitap verileri, çocuk kitaplarının okurların ilk tercihi olmaya devam ettiğini gösterdi. 

04.07.2026 00:15:00
HABER MERKEZİ/AA
 
En çok çocuk kitapları satıldı
En çok çocuk kitapları satıldı

Hepsiburada, yılın ilk yarısında 'kitap' kategorisinde en çok çocuk kitaplarının satıldığını duyurdu. Hepsiburada'nın söz konusu döneme ilişkin kitap verileri, çocuk kitaplarının okurların ilk tercihi olmaya devam ettiğini gösterdi. Çocuk kitaplarını edebiyat ve eğitim kategorileri takip etti.

En çok satan kitaplar

Yılın ilk 6 ayında platform üzerinden 5 milyondan fazla kitap siparişi verilirken, okurlar 240 bin farklı kitap satın aldı. En çok satın alınan kitap, "Neyin Var Porsuk? Constanze Von Kitzing" oldu. "Sıfır Kural Sınıfı: Özgürlüğün Sınırları-Ergün Kazanır", "Altı Harfli Bir Tatlı-Şermin Yaşar" ve "Algernon'a Çiçekler-Daniel Keyes" en çok satanlar arasında öne çıkan eserler oldu.

"Masumiyet Müzesi-Orhan Pamuk" ise bu yıl da en çok satın alınan kitaplar arasındaki yerini korudu. Yılın ilk yarısında yayımlanan "Gece Yarısı Treni-Matt Haig", "Ben Şeytanın Oğluyum-Jean-Christophe Grange", "Kendimden Özür Dilerim-Miraç Çağrı Aktaş", "Kendini Tüketmeden Yaşa-Beyhan Budak" ve "Soygun-İskender Pala", kısa sürede okurların ilgi gösterdiği kitaplar arasında yer aldı.

En çok okunan yazarlar

Bu dönemde en çok okunan yazarlar Zülfü Livaneli, Matt Haig, Saniye Bencik Kangal, Şermin Yaşar ve Orhan Pamuk olarak sıralanırken, İş Bankası Kültür Yayınları, Turta Kitap, Bilgeoğuz Yayınları, Timaş Çocuk ve Can Yayınları ise en çok satan yayınevleri arasında bulundu. Kitap alışverişlerinin en yoğun gerçekleştiği saat aralığı 18.00-20.00 olarak tepsit edildi. Kitap siparişi veren kullanıcıların yüzde 68'ini kadınlar, yüzde 32'sini erkekler oluşturdu. İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından kitap alışverişinin en yoğun olduğu şehirler Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı.

Bak, İstanbul ne hale gelmiş!

İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul'un 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin güncel emniyet verilerinin açıkladığı toplantında "2026 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre terör örgütlerine yapılan operasyonlarımız yüzde 51 arttı. 2 bin 954 şahıs yakalandı, 619 şahıs tutuklandı, 434 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı" dedi.

03.07.2026 20:45:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bak, İstanbul ne hale gelmiş!
Bak, İstanbul ne hale gelmiş!
İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul'un 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin güncel emniyet verilerinin açıkladığı toplantında "2026 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre terör örgütlerine yapılan operasyonlarımız yüzde 51 arttı. 2 bin 954 şahıs yakalandı, 619 şahıs tutuklandı, 434 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı" dedi.

İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul'un 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin güncel emniyet verilerini, 2025 yılının aynı dönemi ile karşılaştırmalı olarak açıkladı. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) Yerleşkesi'ndeki toplantıda Vali Gül'e, Vali Yardımcısı M. H. Nail Anlar, İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel eşlik etti.

"2026 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre terör örgütlerine yapılan operasyonlarımız yüzde 51 arttı"



Terörsüz Türkiye hedefiyle güvenlikten, birlik ve beraberlikten taviz vermeden her türlü önlemi aldıklarını, almaya devam edeceklerini belirten
Vali Gül, "Güvenlik güçlerimizin ve adli birimlerimizin güçlü koordinasyonu neticesinde suçluları tek tek tespit ederek yakalıyor, adalete teslim ediyoruz. Bu anlayışla sürdürdüğümüz mücadelemizde 2026 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre terör örgütlerine yapılan operasyonlarımız yüzde 51 arttı. 2 bin 954 şahıs yakalandı, 619 şahıs tutuklandı, 434 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı" dedi.

"Otodan hırsızlığın yüzde 39, kapkaçın yüzde 44, yankesiciliğin yüzde 26, oto hırsızlığının yüzde 49 oranında azaldığını görüyoruz"



İstanbul'da kapkaç ve hırsızlık suçlarının 1 yıl önceki rakama göre azaldığını söyleyen Vali Gül, "Bir diğer önemli çalışma alanımız Asayiş. Bizim temel vazifemiz, hemşehrilerimizin günün 24 saati tek başına güvenle dolaşabildiği şehrimizde bu ortamı daha da sağlamlaştırmak. Rakamlar suç oranlarının düşmeye, aydınlatma oranlarının artmaya devam ettiğini gösteriyor. Nitekim bu senenin ilk 6 ayı ile geçtiğimiz yılın ilk 6 ayını karşılaştırdığımızda kişilere karşı işlenen suçlarda ve mal varlığına karşı işlenen suçlarda düşüş devam ediyor. Bunların kırılımına baktığımızda 2026 yılının ilk 6 ayında bir önceki yıla göre otodan hırsızlığın yüzde 39, kapkaçın yüzde 44, yankesiciliğin yüzde 26, oto hırsızlığının yüzde 49 oranında azaldığını görüyoruz. Burada çok net bir bilgi paylaşmak istiyorum, İstanbul'da son 5 senedir aydınlatılamayan tek bir cinayet yok. Kişilere ve mala karşı işlenen diğer suçlarda da faillerin bulunma oranları her geçen gün artıyor. Dolayısıyla suçların tekrarı önleniyor" şeklinde konuştu.

"Yılbaşından bu yana 8 bin 8 ruhsatsız silah ele geçirildi, 6 bin 725 kişi yakalandı"



Ruhsatsız silahlanmayı sadece basit bir kural ihlali olarak görmediklerini belirten Vali Gül, "Aksine, bunu potansiyel bir suç hazırlığı olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla bu konuda tavizimiz yok. Bu anlayışla yaptığımız çalışmalar neticesinde yılbaşından bu yana 8 bin 8 ruhsatsız silah ele geçirildi, 6 bin 725 kişi yakalandı. Geçen yılın aynı dönemine göre rakamların düşmesinin nedeni şu. Ruhsatsız silah taşımanın basit bir kabahat olmaktan çıkarılıp hapis cezası olan bir suç kapsamına alınması bu konuda asıl kırılma noktası oldu. 'Yakalanırsam bir şey olmaz' düşüncesi geride kaldı" ifadelerini kullandı.

"Kayıt dışı günübirlik kiralanan konutlara yönelik bu yılın ilk altı ayında tespit edilen 309 konuta 53 buçuk milyon TL cezai işlem uygulandı"

Kayıt dışı günübirlik kiralanan konutları, İstanbul'un huzurunu ve güvenliğini doğrudan tehdit eden bir risk alanı olarak gördüklerini belirten Vali Gül, "Bu konuda yapılan denetimlerde bu yılın ilk 6 ayında tespit edilen 309 konuta 53 buçuk milyon TL cezai işlem uygulandı. Burada, kiralayanın da kiraya verenin bilmesi gereken: Yapılan yasal bir şey değil. Bu konuda denetimlerimize devam ediyoruz. Belgesiz, kimlik bildirimsiz hiçbir konutun ticari faaliyetine müsaade etmiyoruz. İzin belgesi olan işletmeleri de kendi haline bırakmıyoruz. Yasaların çizdiği sınırlarda kalıp kalmadıklarını sürekli denetim altında tutuyoruz" dedi.

"Bu yılın ilk 6 ayında 84 çete çökertildi, 2 bin 135 şahıs yakalandı"

İlk 6 ayda 84 çete çökertildiğini ve 2 bin 135 şahıs yakalandığını söyleyen İstanbul Valisi Davut Gül, "Yurt içinde ve yurt dışında devletimizin, Bakanlığımızın kararlı mücadelesi sayesinde bu yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı döneminde operasyon sayımız arttı. 84 çete çökertildi, 2 bin 135 şahıs yakalandı. Bin 356 şahıs tutuklandı. Yaklaşık 58 milyar TL değerinde mal varlığına el konuldu. Suç çetelerinin eleman devşirme ve propaganda aracı olarak kullandığı bin 829 sosyal medya hesabı kapatıldı. Kurşunlama olayları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53 oranında düştü. Şunu vurgulayarak söylüyorum. Suç örgütlerine, onları besleyen karanlık yapılara göz açtırmayacağız. Milletimizin huzurunu bozmalarına müsaade etmeyeceğiz" diye konuştu.

"Kaçak akaryakıtta yakalanan miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla yaklaşık 1 milyon 700 bin litre oldu"

Konuşmasına devam eden Vali Davut Gül, "Dolayısıyla, güvenlik güçlerimiz bu alanda da milletimizin huzuruna devletimizin kaynaklarına zarar veren hiçbir yapıya göz açtırmıyor. Bu kararlılıkla geçen yılın aynı dönemine göre artan operasyonlar neticesinde yakalanan sayısı yüzde 9, tutuklu sayısı yüzde 117 arttı. Ele geçirilen kaçak ürünlerle engellenen vergi kaybı bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre 2 katına çıktı. Kaçak akaryakıtta yakalanan miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla yaklaşık 1 milyon 700 bin litre oldu. Devletimizin kurumları eşgüdüm içinde gece gündüz bu operasyonları yaparken vatandaşlarımıza da bazı sorumluluklar düşüyor: Nedir bunlar' Kaçak, sahte veya illegal bir ürünü satın almamaları" dedi.

İstanbul'un, nüfus bakımından, araç sayısı bakımından dünyanın en yoğun şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Vali Gül, "Dolayısıyla herkesin kurallara istisnasız uyması en büyük arzumuz. Bunun için şehrimizin her noktasında denetimlerimize aralıksız devam ediyoruz. Denetim sayımızın geçen yılın aynı dönemine göre bu yıl yüzde 4 artışla 9 milyon 800 bine yaklaşmasına rağmen maalesef ölümlü ve yaralanmalı kaza sayısı ile can kaybımızın yükseldiğini görüyoruz. Ve bu kazaların yüzde 63'ünün motosiklet ve motorlu bisikletten kaynaklandığını görüyoruz" diye konuştu.

"Okul servislerine, ticari taksilere, usulsüz çakar kullananlara yönelik denetimlerimiz arttı"

Ticari taksi ve servis araçlarına yönelik denetimlerin arttığını söyleyen Vali Gül, "Son olarak evlatlarımızı taşıyan okul servislerine denetimlerimiz bu yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31, ticari taksilere yüzde 57, usulsüz çakar kullananlara yüzde 5 oranında arttı. Diğer taraftan işlem sayıları düştü. Bu bize, sahadaki çalışmalarımızın etkisini gösteriyor. İnsan onurunu esas alan, kamu düzeni ve güvenliğini önceleyen, vicdan ve hukuk dengesini gözeten bir anlayışla hareket ediyoruz. Mücadelemizde işimizi kolaylaştıran Mobil Göç Noktalarıyla yaptığımız kimlik denetimleri geçen yılın aynı dönemine göre bu yılın ilk 6 ayında yüzde 4 artışla 650 bine yaklaştı" dedi.

Vali Gül orman yangınlarına yönelik alınan önlemleri anlattı

İstanbul'da ormanlara giriş yasağı ve havai fişek satışının yasaklandığını söyleyen Vali Davut Gül, "Havaların ısınması ile birlikte gözümüz gibi koruduğumuz ormanlarımızda, tedbirlerimizi daha da artırdık. Bildiğiniz üzere orman yangını riskini en aza indirebilmek, içimizi yakacak manzaralarla karşılaşmamak için 8 Haziran'dan 15 Ekim'e kadar bazı piknik ve mesire alanları dışında ormanlık alanlara girişleri yasakladık. Ayrıca; havai fişek ile benzeri patlayıcı, yangın çıkarıcı, yanıcı eğlence araçlarının satılmasını, kullanılmasını 16 Temmuz - 28 Ekim tarihleri arasında yasakladık. Ormanlarımızı havadan ve karadan 7 gün 24 saat kontrol ediyoruz. Aynı şekilde, sahil ve plajlarımızın güvenliğini sağlamak boğulma vakalarını engellemek için 179 ekip ve bin 25 personel ile denetim ve kontrollerimize devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı

NATO Zirvesi nedeniyle Ankara Esenboğa Havalimanı’nda hava trafiğine geçici kısıtlama getiriliyor. 7-8 Temmuz tarihlerinde belirlenen saatlerde sivil uçuşlar durdurulurken, zirveye katılacak resmî heyetler uygulamadan muaf tutulacak

03.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı
Ankara'da hava trafiğine NATO ayarı
Ankara, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek kritik NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Zirve kapsamında başkentte geniş güvenlik önlemleri alınırken, hava ulaşımına yönelik de önemli bir düzenlemeye gidildi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve ilgili otoriteler tarafından yapılan koordinasyon neticesinde, Ankara Esenboğa Havalimanı uçuş trafiğinin belirli saatlerde geçici olarak durdurulacağı açıklandı.

Kısıtlama iki gün boyunca belirli saatlerde uygulanacak

Zirve takvimi doğrultusunda hava sahası güvenliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla uygulanacak kısıtlamanın detayları belli oldu. Yapılan resmi açıklamaya göre Esenboğa Havalimanı;

• 7 Temmuz Salı günü saat 10.00 ile 18.00 arasında,

• 8 Temmuz Çarşamba günü saat 14.00 ile 21.00 arasında hava trafiğine kapatılacak.

Belirtilen saat dilimleri içerisinde tarifeli ve tarifesiz iç ve dış hat sivil uçuşlarına izin verilmeyecek.

Resmî heyetler kısıtlamadan muaf

Uygulanacak olan bu geçici kapatma kararından, zirveye katılım sağlayacak yabancı devlet başkanlarını, hükümet yetkililerini ve beraberlerindeki resmî heyetleri taşıyan sivil ile askerî hava araçları muaf tutulacak. NATO delegasyonunu taşıyan uçakların iniş ve kalkışları için havalimanı ve hava sahası tam kapasiteyle hizmet vermeye devam edecek.

Yolculara "seferlerinizi kontrol edin" uyarısı

Havalimanının geçici olarak trafiğe kapatılacak olması nedeniyle, 7 ve 8 Temmuz tarihlerinde Ankara varışlı veya çıkışlı uçuşu bulunan çok sayıda yolcunun bu durumdan etkilenmesi bekleniyor. Havayolu şirketleri, söz konusu saatlerdeki seferlerini iptal etmek veya zamanını değiştirmek üzere çalışmalara başladı. Yetkililer, seyahat planı olan vatandaşların mağduriyet yaşamamaları adına uçuş rotalarını ve güncel sefer durumlarını ilgili havayolu şirketlerinden mutlaka kontrol etmeleri gerektiği uyarısında bulundu.

123 kişinin öldüğü Ebrar Sitesi davasında müteahhide 17 yıl hapis cezası

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat'taki depremlerde 123 kişinin yaşamını yitirdiği, 11 kişinin de yaralandığı Ebrar Sitesi G Blok'a ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Binanın müteahhidi Tevfik Tepebaşı 17 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılırken, dönemin Kahramanmaraş Belediyesi'nde proje ve yapı kontrol birimlerinde görev yapan 2 kamu görevlisine 6 yıl 8'er ay hapis cezası verildi

03.07.2026 17:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
123 kişinin öldüğü Ebrar Sitesi davasında müteahhide 17 yıl hapis cezası
123 kişinin öldüğü Ebrar Sitesi davasında müteahhide 17 yıl hapis cezası
6 Şubat 2023'deki depremlerde yıkılan Ebrar Sitesi G Blok'a ilişkin Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına, tutuklu sanık Tevfik Tepebaşı ile başka bir dosyadan tutuklu bulunan A.Ö. cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları ise salonda hazır bulundu. Karar öncesi son savunmasını yapan müteahhit Tevfik Tepebaşı, yıkılan binanın kooperatif ile diğer mühendis ve müteahhitler tarafından inşa edildiğini öne sürerek, sorumluluğunun bulunmadığını savundu ve beraatını talep etti. A.Ö. ile diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları reddederek, beraatlarını talep etti.

Tarafların son beyanlarının alınmasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Tevfik Tepebaşı'nı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 17 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme, dönemin Kahramanmaraş Belediyesi proje ve yapı kontrol birimlerinde görev yapan F.Y. ile H.M.G.'yi ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Davada yargılanan tutuksuz sanıklar T.K., M.K., E.İ., Ç.K., A.Ö., A.T.B., A.P., F.D., H.Ç., O.Y.D. ve Z.A.Ş. hakkında ise beraat kararı verildi.

Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı

Harbiye'deki stand-up gösterisinde yer alan dini ve siyasi hicivleri gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan ve yurt dışı dönüşü gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi

03.07.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı
Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı
Türkiye'nin tanınan stand-up sanatçılarından komedyen Deniz Göktaş, son dönemde dijital mecralarda ve sahnelerde sergilediği "Ölü Deniz" isimli gösterisindeki ifadeleri nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Tatil için bulunduğu Hollanda'dan Türkiye'ye döndüğü sırada İstanbul Havalimanı pasaport kontrolünde gözaltına alınan ve geceyi emniyette geçiren Göktaş, Çağlayan Adliyesi'ndeki savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

185 CİMER şikâyeti üzerine resen soruşturma açıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2026/117973 sayılı soruşturma kapsamında, Göktaş hakkında CİMER'e yapılan 185 ayrı şikâyetin toplu olarak değerlendirildiği açıklandı. Başsavcılık; gösterideki dini sembollere, kutsal kitaplara ve toplumsal yapılara yönelik hiciv içeren ifadelerin "suç unsuru" taşıdığı gerekçesiyle "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" (TCK 216/3) ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla resen soruşturma başlatmıştı.

Emniyet ve savcılık ifadesi ortaya çıktı

Sağlık kontrolünün ardından avukatları Kudret Sıla Tatlı, İrem Akyüz ve Metin Sinan Aslan eşliğinde adliyeye getirilen Deniz Göktaş'ın yaklaşık 3 saat süren savcılık ifadesindeki detaylar belli oldu. Göktaş suçlamaları reddederek şu ifadeleri kullandı:

"Söz konusu gösteriyi 3 yıldır Türkiye'nin farklı şehirlerinde sahneledim ve 100 binden fazla seyirci izledi. Bugüne kadar kimseden incindiğine dair bir şikâyet duymadım. 'Favori kitabım' derken ya da meal tartışmalarına atıfta bulunurken inançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktu. Günlük hayatta bir seyirciden böyle bir geri dönüş alsam üzülürdüm."

"Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yoktur. 'Diktatör' kelimesi kamuoyunda sıkça tartışılan siyasi bir nitelemedir. Gösteri boyunca popüler figürlere ve ideolojilere sosyolojik olaylar üzerinden mizahi bir yaklaşımdır."

"Canlı Bomba" esprisi ise psikoloji mezunuyum. Toplumun korktuğu şeyleri mizaha çevirmeye çalışıyorum. Oruç tutanların uzun süre aç kaldıkları için daha gergin olabileceklerine yönelik bir kelime oyunundan ibarettir."

Adliye önünde Kemal Kılıçdaroğlu'na protesto gerginliği

Deniz Göktaş'ın adliyeye sevk edilmesi üzerine çok sayıda sanatçı, milletvekili ve destekçi Çağlayan Adliyesi'ne geldi. Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet de Göktaş'a destek vermek amacıyla adliye binasına giriş yaptı. Ancak Kılıçdaroğlu ve beraberindekilerin güvenlik bariyerlerinden içeri alınması, dışarıda bekleyen kalabalık tarafından tepkiyle karşılandı. Alanda toplanan vatandaşlar Kılıçdaroğlu'nu hedef alarak "Hain Kemal", "Gençler sizin yüzünüzden yargılanıyor" sloganları attı. Güvenlik güçleri gerginliğin büyümemesi için çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı.

Sanat dünyası ve siyasetten tepki yağıyor

Göktaş'ın ters kelepçe ile gözaltına alınması ve ardından gelen tutuklama kararı kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı.

Oyuncular Sendikası adına konuşan Cem Yiğit Üzümoğlu, "Meslektaşımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz" derken, tiyatro sanatçısı Şevket Çoruh "Memleket kahkahaya bile tutanak tutuyor" sözleriyle karara tepki gösterdi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), DEM Parti ve Emek Partisi (EMEP) yaptıkları açıklamalarda mizahın ve sahnenin suç mahalli ilan edilemeyeceğini belirterek Göktaş'ın serbest bırakılmasını istedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı ise tam da bu süreçte yayınladığı Cuma hutbesinde, kutsal değerlerin mizah adı altında dijital mecralarda alaya alınmasının çocukları değerlerden uzaklaştırdığını belirterek isim vermeden bir eleştiride bulundu.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, savcılığın tutuklama talebini yerinde bularak komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklu yargılanmasına karar verdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.