logo
12 AĞUSTOS 2026

Büyük gün, zorlu sınav

17.06.2001 00:00:00
 
Sevgili gençler, uzun ve yoğun bir tempoyla sürdürmüş olduğumuz üniversiteye hazırlık süreci sona erdi. 8 aylık bu sürecin sonunda sınav öncesinde ve sınav anında dikkat edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır. Sınava hazırlık aşaması ne kadar verimli ve yoğun geçse de sıvan anındaki psikoloji sınavın sonucunu etkileyen en önemli unsurdur. Sınav anındaki motivasyon bozukluğu, kaygı düzeyi, sağlıkla alakalı problemler vs. gibi etkenler sınavın sonucunu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu noktada yapmanız gereken şey sınava iyi bir şekilde hazırlanmanızın yanısıra kendinizi psikolojik olarak da sınava hazırlamak olacaktır.

Sınavdan önce midenizi bozacak yiyeceklerden kaçınarak dengeli beslenin. Kahvaltınızı etmeden sınava gitmeyin.

Sınav başlamadan önce heyecanınızı bastırmak için derin nefes alıp, kendinize güveninizi toplayıp sınava hazır hale gelin.

Sınava başlamadan evvel görevlilerin açıklamalarını dikkatle dinleyin. Verilen cevap kağıdının size ait olup olmadığına ve sınav kitapçığının sayfalarının tam olup olmadığına dikkat edin. Cevap kağıdı size ait bilgi içermiyorsa "bu cevap kağıdı adıma düzenlenmiş değildir" kutusunu işaretleyip durumu salon başkanına ileterek yedek cevap kağıdı isteyin. Soru kitapçığının türünü ve diğer bilgileri cevap kağıdına öncelikle işaretleyin.

Sınava, solan başkanının "başlayabilirsiniz" komutuyla başlayıp, sınav sonunda da yine sınav başkanının "sınav sona ermiştir" komutuyla son vereceksiniz. Sınavda süreyi son dakikasına kadar kullanın.

Sınav, sözel ve sayısal olmak üzere 90+90=180 soruluk bir testten oluşmaktadır. Süre 3 saat (180 dakika)dır. Gerek sözel gerekse sayısal sorular, adayların bilgi düzeyini değil, zihinsel gücünü, süratli ve sağlıklı düşünme gücünü ölçer nitelikte olacak. Burda önemli olan, soruyu çok iyi anlamaktır. Soru kökleri bazen "olamaz", "değildir" vb. olumsuz ifadeler taşıyabilir. Ayrıca seçenekler içinde yanlış anlaşıldığında bile size doğru gelen, çeldirici cevap şıkları olabilir. Bu nedenle doğru bildiğiniz soruya yanlış soruyu çözdükten sonra emin olduğunuz şıkkı cevap kağıdına çok dikkatli bir şekilde hemen işaretleyin. Bazı öğrenciler doğru cevapları soru kitapçığına işaretledikten sonra topluca cevap kağıdına aktarma gibi bir metodu denemektedirler. Sınavın sonuna doğru yorgunluk, dikkat dağılımı ve panik dolayısıyla cevapları işaretlemede kaydırma riski artacağından böyle bir hataya düşmeyin. O sebeple tek tek taşırmadan dikkatlice işaretleyin.

Dört yanlışın bir doruyu götürdüğünü unutmayın ve doğru olduğuna kesin emin olmadığınız soruları cevaplandırmaktan sakının. Bir soru için birden fazla seçenek işaretlemeyin, bu durumda cevabınız geçersiz sayılacaktır.

Bütün soruları çözdükten sonra süreniz kalırsa öncelikle kendi alanınızdaki çözemediğiniz soruları atlayarak tüm kitapçığı tekrar tarayın.

Sınav sona erdikten sonra sınav görevlisine; ÖSS cevap kağıdını, ÖSYS kimlik belgenizi ve soru kitapçığınızı teslim etmeyi unutmayın. Kazanacağınıza olan inancınızı ve kendinize olan güvencinizi sınav sonuna kadar hiç yitirmeyin.

Sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum.

Yıllar içinde ‘PKK’ düştü, geriye sadece ‘şehit’ kaldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'un Maçka ilçesinde dokuz yıl önce katledilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik için yayımladığı anma mesajında, fail terör örgütü PKK'nın adına yer vermedi

12.08.2026 04:13:00
Haber Merkezi
 
Yıllar içinde ‘PKK’ düştü, geriye sadece ‘şehit’ kaldı
Yıllar içinde ‘PKK’ düştü, geriye sadece ‘şehit’ kaldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'un Maçka ilçesinde dokuz yıl önce katledilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik için yayımladığı anma mesajında, fail terör örgütü PKK'nın adına yer vermedi.

11 Ağustos 2026 tarihinde yapılan bu paylaşım, geçmiş yıllardaki mesajlarla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir üslup değişikliğini ortaya koydu.


Geçmişte "hain PKK" deniyordu



Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yalnızca şu ifadelere yer verdi:

"Vatan için, bayrak için toprağa düşen iki kahramanımızı; Eren Bülbül evladımız ile Jandarma Astsubayımız Ferhat Gedik'i şehadetlerinin 9'uncu yılında rahmetle yâd ediyorum."

Oysa geçmiş yıllardaki anma mesajlarında terör örgütünün adı net bir şekilde telaffuz ediliyor ve "Hain terör örgütü PKK tarafından katledilen evlatlarımız" vurgusu yapılıyordu.

2019 mesajı



"Şehadetlerinin 2. yılında, bölücü terör örgütü PKK tarafından alçakça katledilen Eren Bülbül evladımızı ve Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik'i rahmetle, minnetle anıyorum. Terörle mücadelemiz içeride ve dışarıda amansız bir şekilde devam edecek."

2020 Mesajı

"Şehadetinin üçüncü yılında, terör örgütü PKK tarafından alçakça katledilen Eren yavrumuzun kanını yerde bırakmadık ama acısı hala yüreğimizde... Eren Bülbül ile birlikte bu vatan uğruna canlarını gözünü kırpmadan feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, hürmetle yâd ediyorum."

2022 mesajı



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Ağustos 2017'de Trabzon Maçka'da teröristlerin kurduğu pusuda şehit düşen Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i andı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Terör örgütü PKK'nın alçakça katlettiği Eren evladımız ile Jandarma astsubayımız Ferhat Gedik'i şehadetlerinin 5. yılında tazimle yâd ediyorum. Şehitlerimizin eli kanlı katiller sürüsüne cesurca karşı gelişinden aldığımız güçle terörle mücadelemize aman vermeden devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. (https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-5-yil-once-sehit-edilen-eren-bulbul-ve-ferhat-gediki-andi)

Kamuoyundan ve Siyasetten Tepki Yağdı

Mesajda PKK ifadesinin kullanılmaması, sosyal medyada ve muhalefet kanadında tepkiyle karşılandı. Yapılan eleştirilerde, terörle mücadelede kararlılık vurgusu yapılırken, şehitlerin katili olan örgütün adının anılmamasının kabul edilemez olduğu belirtildi.

Hain saldırıda 41 kurşun yiyerek şehit düşen Ferhat Gedik ve henüz çocuk yaştaki Eren Bülbül'ün anmasında ortaya çıkan bu yeni dil politikası, terörün adını koymaktan imtina edildiği gerekçesiyle eleştirilerin odağında kalmaya devam ediyor.

Sadece bir kent değil, ülke genelinde bir ağ

Mersin merkezli yürütülen ve Türkiye genelindeki denetimsizlik ağını gözler önüne seren yasa dışı bahis operasyonunda 54 kişiden 37'si tutuklanırken, yaklaşık 13 milyar TL’lik devasa bir işlem hacmine ulaşıldığı açıklandı

11.08.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Sadece bir kent değil, ülke genelinde bir ağ
Sadece bir kent değil, ülke genelinde bir ağ
Mersin'de yurt dışı bahis siteleri üzerinden yaklaşık 13 milyar TL işlem hacmiyle yasa dışı bahis faaliyeti yürüttükleri ve suç gelirlerini akladıkları öne sürülen şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda, gözaltına alınan 54 kişiden 37'si tutuklandı. Şüphelilere ait 5 taşınmaz ve 24 araca el konulurken, banka ve kripto hesaplarına bloke uygulandı.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', '7258 Sayılı Kanuna muhalefet' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçları kapsamında çalışma yaptı.

Teknik ve fiziki takip sonucu, yurt dışı bahis siteleri üzerinden toplam 12 milyar 976 milyon 499 bin 349 TL işlem hacmiyle yasa dışı bahis faaliyeti yürüttükleri ve suç gelirlerini akladıkları belirlenen suç örgütlerine yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 54 şüpheli gözaltına alındı.

Soruşturma kapsamında savcılık talimatıyla şüphelilere ait 5 taşınmaz ve 24 araca el konulurken, tüm banka ve kripto hesaplarına bloke uygulandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 37'si tutuklanırken, 16'sı hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. 1 şüpheli ise savcılıktan serbest bırakıldı.

Mersin Emniyet Müdürlüğü, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.

Sadece bir kent değil, ülke genelinde bir ağ



Yürütülen soruşturmada, şebekenin sadece yerel bir çete olmadığı; Adana, Antalya, İzmir, Kilis, Mardin, Siirt ve Tekirdağ gibi birçok ilde kurdukları "finans ofisleri" ile örgütlendikleri saptandı.

Bu durum, iktidarın Türkiye'yi getirdiği ekonomik ve idari tablonun acı bir özetidir:

Yasa dışı bahis şebekeleri, ülkenin en ücra köşelerine kadar uzanan mali transfer ağlarını merkezi otoritenin gözü önünde kurabilmektedir.

Vatandaşın banka hesabındaki en ufak hareketi, esnafın üç kuruşluk vergisini büyüteçle inceleyen mali denetim mekanizmaları, milyarlık kripto ve banka transferlerini ancak iş işten geçtikten sonra fark etmektedir.

Zanlıların el konulan 5 taşınmazı, 24 aracı ve bloke edilen sayısız kripto hesabı, Türkiye'nin adeta bir "kara para cennetine" dönüştürüldüğünün somut kanıtıdır.

Ekonomik Buhran Gençleri Suç Ağının Kucağına İtiyor



İktidar, siber polisiye operasyonlarla "başarı" tablosu çizmeye çalışsa da madalyonun diğer yüzünde derin bir yönetimsel zafiyet bulunmaktadır. Enflasyonun kontrolden çıktığı, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı ve genç işsizliğinin zirve yaptığı mevcut düzende, yasa dışı bahis ve kolay yoldan para kazanma sektörü iktidarın ekonomi politikalarının bir yan ürünü haline gelmiştir.

Vatandaş geçim derdiyle boğuşurken, milyarlarca liralık kayıt dışı paranın sisteme enjekte edilmesi ve "suç gelirlerinin aklanması" suçunun bu kadar yaygınlaşması, yasal denetimlerin ve caydırıcılığın tamamen işlevsizleştiğini kanıtlamaktadır.

Operasyonlar Sinek Avlamaktan İbaret: Bataklık Ne Zaman Kurutulacak?

Bu operasyon, buz dağının sadece görünen kısmıdır. Türkiye genelinde faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı yüz binlerce bahis sitesine ve bu sitelerin yurt içindeki devasa finansal ayaklarına karşı kalıcı, yapısal önlemler alınmamaktadır.

Mevcut siyasi irade, ekonomik çöküşü gizlemek için günübirlik şovlara sığınırken; ülkenin finansal güvenliği, gençliği ve geleceği denetimsiz dijital kumar ve kara para çarklarında öğütülmeye devam etmektedir.

Sorumlular, adliye koridorlarında tutuklanan 37 kişiden çok daha fazlasıdır; asıl sorumlu, bu organize finansal boşluğu yaratan ve ülkeyi gri listelerin kıyısında dolaştıran ekonomi ve hukuk yönetimidir.

Sermayeye kalkan, işçiye barikat!

Ankara Valiliği, kentte 15 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı uygulanmasına karar verdi

11.08.2026 19:51:00
Haber Merkezi
 
Sermayeye kalkan, işçiye barikat!
Sermayeye kalkan, işçiye barikat!
Ankara Valiliği, kentte 15 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı uygulanmasına karar verdi. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin Ankara'daki eyleminde gözaltına alınan madenciler ise gece saatlerinde serbest bırakıldı.

Bağımsız Maden İş Sendikası ise bugün saat 11.00'de yeniden Enerji Bakanlığı önünde olacaklarını duyurmuştu.

Ankara Valiliği, kent genelinde 15 gün süreyle tüm eylem ve etkinlikleri yasaklayarak, anayasal bir hak olan barışçıl protestoları engellemiş ve haklarını arayan madencilerin sesini bastırmayı seçmiştir.

Aylardır maaşlarını ve tazminatlarını alamayan Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçileri, bizzat iktidarın bakanlıklarının garantörlüğünde verilen sözlerin tutulmaması üzerine başkente gelmiş, ancak siyasi irade işçinin alın terini korumak yerine sermayeyi koruma refleksini devreye sokmuştur.

Neler Oluyor?



Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışan işçiler, uzun süredir ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için aylardır direniyor. Nisan ayında bizzat Çalışma ve Enerji bakanlıklarının arabuluculuğuyla sözleşmeler imzalanmış, "Temmuz ayına kadar ödeme yapılmazsa devlet el atacak" taahhüdünde bulunulmuştu. Ancak şirket en son 6 Ağustos olarak duyurduğu ödeme sözünü de tutmadı.

Devlet kurumlarının verdiği sözlerin arkasında durmaması üzerine, Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde madenciler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne yürüdü. Metro çıkışında polis ablukasıyla karşılaşan 100'e yakın madenci ve sendika yöneticisi işkencevari yöntemlerle gözaltına aldı.

Emniyet güçleri, madencilere yönelik sert müdahaleyi gizlemek amacıyla kalkanlarını kaldırarak basın mensuplarının görüntü almasını engelledi. Gece saatlerinde serbest bırakılan işçiler bugün saat 11.00'de yeniden bakanlık önüne çıkacaklarını ilan edince, apar topar 15 günlük genel eylem yasağı devreye sokuldu.

Madenci aç, patron koruma altında!



İktidarın ekonomi ve çalışma politikaları, işçinin canı ve emeği pahasına holding çıkarlarını önceleyen bir yapıyı gözler önüne sermektedir. Bizzat Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'ın geçmişte bu şirket için "Nereye gitse problem, işçinin parasını ödemiyor" itirafında bulunmasına rağmen, devlete ait yüzlerce maden ruhsatı hâlâ bu holdingin elinde tutulmakta ve şirkete yeni kömür teşvikleri verilmeye devam edilmektedir.

Hak ihlali yapan, işçinin rızkına el koyan holding yöneticilerine yönelik hiçbir adli süreç ya da yaptırım uygulanmazken; yerin yüzlerce metre altında ömrünü çürüten madenciler haklarını aradıklarında karşılarında devletin copunu, kalkanını ve valilik yasaklarını bulmaktadır.



Bakanlık masalarında işçiye söz verip imza atan siyasi irade, holding taahhütlerini çiğnediğinde adeta "buharlaşmakta" ve sorumluluk almaktan kaçmaktadır.

Ankara Valiliği'nin aldığı bu antidemokratik yasak kararı, "bölge düzenini koruma" bahanesine sığınarak anayasal örgütlenme ve protesto hakkını fiilen askıya almaktır.

Bu düzen; holdinglerin serbestçe işçi sömürdüğü, iktidarın bu sömürüye teşviklerle göz yumduğu, hak arayan emekçinin ise sesinin valilik kararnameleri ve polis barikatlarıyla kısıldığı açık bir emek düşmanlığı tablosudur.

Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da



 
Bursa'daki Safa Camisi açılıp kapanabilen kubbesiyle dikkati çekiyor.

11.08.2026 11:16:00
AA
 
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 2013 yılında ibadete açılan Safa Camisi, açılıp kapanan kubbesiyle ilgi çekiyor. Beşevler Mahallesi'nde bin 250 metrekarelik alanda, mini bir külliye olarak inşa edilen ve konferans salonu ile sportif alanlara da sahip 900 kişilik cami, Bursa'nın yanı sıra farklı kentlerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.



Kubbe kısmının 120 metrekarelik bölümü uzaktan kumanda sistemiyle açılıp kapanan camide avize bulunmuyor, cami içi led ampullerle aydınlatılıyor.

Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun


Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika’da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62’ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor.

11.08.2026 11:12:00
Murat Çorbacı
 
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun

Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62'ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor. Uluslararası saygın tıp dergileri ve Türk Kardiyoloji Derneği'nin güncel verileri, tablonun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor:

2.7 milyon hasta: Türkiye'de şu an yaklaşık 2.7 milyon kişi kalp yetersizliğiyle yaşıyor ve bu sayı nüfusa oranla çok büyük bir halk sağlığı yükü oluşturuyor.
Yaşla gelen risk: Genel toplumda görülme sıklığı yüzde 2-3 seviyesindeyken, 70 yaş sonrasında bu oran yüzde 10'a çıkıyor. Nüfusumuz yaşlandıkça, bu oranın daha da katlanacağı öngörülüyor.

Ciddi takip şart: Teşhis sonrası dönemde hastaların düzenli takibi ve yaşam tarzı değişiklikleri hayati önem taşıyor; çünkü bu durum, pek çok kronik süreçten daha hassas bir klinik seyir sergileyebiliyor. Kalp yetersizliği; yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununun uzun vadede oluşturduğu hasarın ardından gelişiyor.

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, "Kalp yetersizliği çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir tablo değildir. Yıllar boyunca kalbi etkileyen risk faktörleri ve kronik hastalıkların birikimi sonucunda gelişebilir. Bu nedenle kalp yetersizliğini yalnızca bir hastalık olarak değil, birçok kalp-damar probleminin ortak sonucu olarak değerlendirmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Kalbimizi erken yoran 3 büyük tehdit

1. Belirtilerin ertelenmesi: Toplumda en sık karşılaşılan hatalardan biri, kalbin verdiği sinyalleri yorgunluk ya da yaşlılık diyerek geçiştirmektir. Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda oluşan şişlikler (ödem), kalbin kanı pompalarken zorlandığının net habercileridir. Bu gizli belirtiler fark edildiği an bir kardiyoloji uzmanına başvurulması, sürecin ilerlemesini durdurmanın ilk adımıdır.

2. Değişen yaşam kültürü: Son yıllarda 35 yaş altı popülasyonda görülen kalp kası hassasiyetleri ve erken evre yetersizlik süreçleri, dijital sağlık platformlarında en çok araştırılan konular arasında. Z ve Millenyum kuşaklarında artan yoğun plaza stresi, düzensiz uyku kalıpları, aşırı enerji içeceği tüketimi, elektronik sigara kullanımı ve paketli/aşırı tuzlu gıdalardan oluşan beslenme alışkanlıkları, kalbin biyolojik yaşını kronolojik yaşının önüne geçiriyor.

3. Pandemi ve viral etkiler: Geçmiş dönemlerde geçirilen ağır viral enfeksiyonların kalp kasında yarattığı tablolara dair toplumdaki soru işaretleri hala güncelliğini koruyor. Enfeksiyonların kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini yönetmenin yolu, spekülasyonlardan uzak durarak düzenli hekim kontrolleriyle kalbin fonksiyonel durumunu takip etmekten geçiyor.

Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı


 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır" dedi.

11.08.2026 10:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:57:13
Haber Merkezi/AA
 
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Dosya raftan indirildi

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Gürlek, şunları kaydetti: "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir. Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

Gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı.

İşte madde madde yeni takvim

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen ve "Terörsüz Türkiye" hedefiyle hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda yapılan 12 saatlik tarihi mesainin ardından 467 kabul oyuyla yasalaştı. Geniş bir siyasi mutabakatla kabul edilen bu dönüm noktası niteliğindeki kanunun ardından, uygulamanın hayata geçirilmesi için bürokratik ve hukuki takvim işlemeye başlıyor

11.08.2026 10:50:00
Haber Merkezi
 
İşte madde madde yeni takvim
İşte madde madde yeni takvim
Meclis Genel Kurulundaki oylama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin terör unsurlarından tamamen arındırılmasını hedefleyen yasanın yürürlük ve uygulama aşamaları netleşti. Yasama sürecinin tamamlanmasının ardından hem Ankara bürokrasisinde hem de yargı mekanizmasında kritik adımlar atılacak. İşte Resmi Gazete yayımından başvuru sürelerine kadar adım adım işleyecek o takvim:

1. Cumhurbaşkanı onayı ve Resmi Gazete yayımı

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 12 maddelik kanun metni, ilk olarak Meclis Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulacak. Cumhurbaşkanı'nın anayasal inceleme ve onay sürecinin ardından kanun, yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlanacak.

2. Üst kurulun oluşturulması ve takip süreci

Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasının hemen ardından, yasa kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasını takip edecek koordinasyon kurulu kurulacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında toplanacak bu kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak. Eş zamanlı olarak Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu hayata geçirilecek.

3. Silah teslimi ve MGK teyit kararı

Yasadaki yargısal kolaylıklar ve erteleme mekanizmalarının devreye girebilmesi için en kritik aşamayı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı oluşturuyor. PKK/KCK terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin ardından MGK'nın teyit kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak ve takvimin hukuki uygulama aşaması resmen tetiklenecek.

4. 6 aylık başvuru süresi başlayacak

MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, kanundan yararlanmak isteyen örgüt üyeleri için 6 aylık başvuru süresi işlemeye başlayacak. Şartları taşıyan kişiler, bu süre zarfında bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurulan özel mercilere yazılı başvuru yapmak zorunda olacak.

5. Silah ve envanter kayıt dönemi

Süreç içinde teslim olan ya da getirilen örgüt mensuplarının beraberinde bulundurdukları veya beyan ettikleri tüm silah, mühimmat, patlayıcı madde ve araç-gereçler güvenlik birimlerince kayıt altına alınacak.

6. Yargısal erteleme ve tedbirlerin değerlendirilmesi

MGK kararının ilanından sonraki dönemde, kanun kapsamına giren suçlarla ilgili yargı takvimi şu şekilde ilerleyecek:

• Kapsama giren suçlara yönelik soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecek.

• Devam eden tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ilgili mahkemeler, bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay tarafından hızla değerlendirilerek koşulları uyanların tedbirleri kaldırılacak.

• Üst mahkemelerde incelemede olan dosyalar hakkında erteleme hükümleri gereğince bozma kararları verilecek.

7. 5 ve 10 yıllık denetim ve erteleme süreci

Haklarında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan ve kapsam dahilinde yer alan kişilerin cezalarının infazı, infaz hakimliği kararıyla ertelenecek. Bu noktada ceza miktarına göre ikili bir takvim uygulanacak:

• 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı 5 yıl süreyle ertelenecek.

• 15 yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenecek.

• (Kasten öldürme suçları ve 1 Haziran 2005 öncesi işlenen ağır müebbetlik suçlar bu takvimin tamamen dışındadır).

8. Dosyaların kapatılması veya iptal süreci

Erteleme süresi boyunca ceza zamanaşımı işlemeyecek ve süreç Cumhuriyet başsavcılıklarınca yakından takip edilecek. 5 veya 10 yıllık erteleme süreleri yeni bir terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde, dosyalar hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı" ya da "düşme" kararı verilerek cezalar infaz edilmiş sayılacak. Ancak erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenirse erteleme kararı kaldırılarak yargılamalara ve cezaların infazına kalındığı yerden devam edilecek.

Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!


Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. 

11.08.2026 00:51:00
Murat Çorbacı
 
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, "Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir" dedi.

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, "Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.

Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!


Gün içinde yüzünüzü sık sık yıkıyor, gözünüze büyük gelen sivilcelerinizi sıkıyor, telefon ekranınızı silmeyi hiç düşünmüyor ve yastık kılıfınızı günlerce değiştirmiyorsunuz. İşte bunları yapıyorsanız, akneden kurtulma ihtimaliniz düşük mü düşük!

11.08.2026 00:43:00
Murat Çorbacı
 
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!

Günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünen bu alışkanlıkların farkında olmadan akneyi tetikleyebildiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Toplumda sıklıkla aknenin hormonal ya da genetik nedenlerle ortaya çıktığı düşünülür. Cilt bakımında yapılan yanlışlar, beslenme alışkanlıkları ya da normal görünen günlük davranışlar akne oluşumunda etkili olabilir" dedi.

Akne neden ortaya çıkar?

Uzmanlar akneyi,  kıl folikülleri ve yağ bezlerini etkileyen kronik bir deri hastalığı olarak açıklıyor. Oluşumunda ise yağ (sebum) üretiminin artması, gözeneklerin tıkanması, cutibacterium acnes adlı bakterinin çoğalması ve iltihap gelişmesi rol oynuyor. Pek çoğumuzun sandığı gibi akneler yalnızca yüz bölgesinde oluşmuyor; sırt, göğüs, omuz ve boyunda da görülebiliyor. Çoğu zaman fiziksel bir sorun gibi algılansa da, aknenin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, hastalığın kronik olması nedeniyle tekrarlamaması için günlük bazı önlemler almanın etkili olduğunu vurguluyor.

Günlük alışkanlıklara dikkat!

Akne denildiğinde çoğu kişinin aklına ergenlik dönemi geliyor. Ancak akne sorunu günümüzde erişkin bireylerde de sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri. Toplumda yaygın olarak bilinenin aksine aknenin baş sorumlusunun hormonal değişiklikler ile genetik yatkınlık olmadığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Hormonlar ve genetik yatkınlığın yanı sıra stres, kullanılan bazı ilaçlar, yanlış kozmetik ürün kullanımı ve yaşam tarzına bağlı alışkanlıklar da aknenin ortaya çıkmasında veya şiddetlenmesinde önemli rol oynar. Bunun yanında gün içinde farkında olmadan yaptığımız bazı hatalar gözeneklerin tıkanmasına, yağ üretiminin artmasına ve iltihaplanmanın kolaylaşmasına neden olabilir" dedi.

Terleme ve güneşe maruz kalmak da akneyi artırıyor

Yaz aylarında artan sıcaklık, terleme ve güneş maruziyeti akneye eğilimli kişilerde şikâyetleri artırabiliyor. Akneyi önlemede en önemli noktanın cildi aşırı temizlemek ya da kurutmaya çalışmak olmadığını belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bunun yerine cilt tipine uygun, nazik ve düzenli bir bakım rutini oluşturmak, komedojenik olmayan ürünler tercih etmek ve akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklardan kaçınmaktır" diyerek akneye karşı alabileceğiniz 10 öneriyi sıraladı.

Yüzünüzü sık yıkamayın

Cildi gün içinde defalarca yıkamak veya alkol içeren sert temizleyiciler kullanmak cilt bariyerini zayıflatıyor. Bunun sonucunda cilt kurudukça kendini korumak amacıyla daha fazla sebum üretmeye başlayabiliyor. Artan yağ üretimi ise gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak akneyi şiddetlendirebiliyor.

Ne yapmalı?

Yüzünüzü sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez nazik bir temizleyiciyle yıkayın.
Alkol oranı yüksek ve cildi kurutan ürünlerden kaçının. Cildi tahriş edecek kese ve sert fırçalar kullanmayın.

Sivilcelerinizi sıkmayın

Sivilceleri sıkmanın iltihabın cildin daha derin tabakalarına yayılmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu durum hem iyileşme süresini uzatır hem de kalıcı akne izi ve leke gelişme riskini artırır. Ayrıca ellerde bulunan bakteriler enfeksiyon riskini de yükseltebilir" dedi.

Ne yapmalı?

Sivilceleri sıkmaktan kaçının.
Gerekirse noktasal akne tedavi ürünleri kullanın.
Büyük ve ağrılı sivilceler için dermatoloji uzmanına başvurun.

Makyajı cildinizde uzun süre tutmayın

Yoğun yapılı fondötenler, bazı güneş koruyucular ve yağ bazlı kozmetik ürünlerin gözeneklerin tıkanmasına neden olabileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle makyajın uzun süre ciltte kalması bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırabilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

"Non-komedojenik" veya "akneye eğilimli ciltler için uygun" ibaresi bulunan ürünleri tercih edin.
Gün sonunda makyajınızı mutlaka temizleyin ve makyaj fırçalarını düzenli olarak yıkayın.

Güneş koruyucusuz güneşe çıkmayın

Güneş ışınları başlangıçta akneleri kurutuyor gibi görünse de uzun vadede ciltte kalınlaşmaya, gözeneklerin tıkanmasına ve lekelerin koyulaşmasına neden olabiliyor. Ağır ve yağlı yapıda güneş koruyucular ise akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

SPF 30-50 arasında, tercihen jel veya akışkan formdaki güneş koruyucuları tercih edin.
Güneş koruyucunuzu iki-üç saatte bir yenileyin.

Telefon ekranınızı temizleyin

Pek çok kişi telefon ile sivilce oluşumunu birbiriyle ilişkilendirmese de telefon ekranlarında gün boyunca yağ, makyaj kalıntısı, bakteri ve çevresel kirleticiler birikiyor. Telefonun uzun süre yanakla temas etmesi ise özellikle çene ve yanak bölgesinde akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Telefon ekranınızı düzenli olarak temizleyin.
Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanın.
Telefonu terli ciltle uzun süre temas ettirmeyin.

Terledikten sonra cildinizi mutlaka temizleyin

Terlemenin tek başına akne oluşturmadığını ancak ter, yağ ve çevresel kirlerle birleştiğinde gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırabileceğini söyleyen Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Genellikle spor sonrasında ciltte uzun süre kalan ter özellikle sırt, omuz ve göğüs bölgesindeki akneleri artırabilir" diyor.

Ne yapmalı?

Egzersiz sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alın.
Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın.
Spor yaparken nefes alabilen kumaşlar tercih edin.

Yastık kılıfı ve havlularınızı sık değiştirin

Yastık kılıflarında zamanla yağ, ölü deri hücreleri, saç ürünleri ve mikroorganizmalar birikiyor. Uzun süre aynı kılıfın kullanılması özellikle yüzün temas ettiği bölgelerde akne gelişimini kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Yastık kılıflarını haftada en az bir-iki kez değiştirin.
Yüz havlusunu sık aralıklarla yıkayın ve havluları başkalarıyla ortak kullanmayın.

Saç ürünlerinizi yüzünüzle temas ettirmeyin

Saç yağları, şekillendiriciler ve saç bakım ürünlerinin alın ve şakak bölgesindeki gözenekleri tıkayabileceğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle yaz aylarında terleme ile bu ürünlerin cilde geçişi kolaylaşır ve yüzde yeni akne oluşumları görülebilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

Yağlı saç ürünlerini yüz bölgesinden uzak tutun.
Saç bakım ürünlerini uyguladıktan sonra yüzünüzü temizleyin.

Yüksek glisemik içerikli beslenmeyin

Akne ile beslenme arasında çok yakın ilişki olduğunu belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Şekerli içecekler, beyaz unlu gıdalar ve sık tüketilen ultra işlenmiş besinler insülin ve IGF-1 düzeylerini artırarak yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Bilimsel çalışmalar özellikle yüksek glisemik yükün akneyi kötüleştirebildiğini göstermektedir" diyor.

Ne yapmalı?

Tam tahıllar, sebze ve liften zengin beslenmeye özen gösterin.
Şekerli içecekleri ve işlenmiş gıdaları sınırlandırın.

Stres ve uykusuzluktan uzak durun

Yoğun stres ve yetersiz uyku sırasında kortizol başta olmak üzere bazı hormonların düzeyinin değişebileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu hormonal değişiklikler yağ üretimini artırabilir ve mevcut aknelerin alevlenmesine yol açabilir. Aynı zamanda cildin onarım mekanizmaları da yavaşlar" ifadelerini kullanıyor.

Ne yapmalı?

Düzenli uyku alışkanlığı edinin.
Stres yönetimi için yürüyüş, egzersiz veya nefes egzersizlerinden yararlanın.

Madencilere Ankara'da sert müdahale

Ödenmeyen maaşları ve tazminatları için Ankara'ya yürüyen Elazığ Eti Gümüş ve Eskişehir Doruk Madencilik işçileri, Enerji Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı. Bakanlığın "Arabulucu olacağız" sözüne rağmen aylardır haklarını alamayan ve metro çıkışında yaka paça gözaltına alınan 100'ü aşkın madenci, "Hakkımızı almadan dönmeyiz" diyerek direnişini sürdürüyor

10.08.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Elazığ Maden'deki Eti Gümüş işletmesi ile Eskişehir Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve zorunlu ücretsiz izin alacakları için başlattıkları hak arayışında bir kez daha Ankara barikatlarına çarptı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) öncülüğünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isteyen madenciler, polis müdahalesiyle karşılaşarak yaka paça gözaltına alındı.

Metro çıkışında abluka ve gözaltı

Sendikanın daha önce yaptığı çağrı üzerine, bugün saat 11.00 sularında Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak amacıyla Milli Kütüphane metro durağına gelen madenciler, istasyondan çıkar çıkmaz geniş bir polis ablukasıyla karşılaştı. "Bölgedeki insan sirkülasyonunun ve düzenin bozulacağı" gerekçesiyle yürümelerine izin verilmeyen işçilere sert şekilde müdahale edildi. Müdahale sırasında görüntü alınmasını engellemek amacıyla basın mensupları alandan uzaklaştırılırken; aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika yöneticileri ve 100'den fazla madenci gözaltına alındı.

Bakanlık sözünü tutmadı, şirket protokolü çiğnedi

Madencilerin Ankara'ya gelerek eylem başlatmasının arkasında, kamu kurumları ve şirket tarafından defalarca verilen ancak tutulmayan resmi sözler yer alıyor.

Elazığ'da günlerdir eylem yapan Eti Gümüş işçilerine, şirketle yapılan mutabakat neticesinde ödenmemiş maaşlarının 6 Ağustos 2026 tarihinde yatırılacağına dair yazılı taahhüt verilmişti. Ancak vade günü geldiğinde hiçbir ödeme yapılmadı. İşçilerin yaklaşık 8 aylık maaş alacağı bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince Temmuz ayı ortasında hazırlanan resmi İş Teftiş Raporu, Doruk Madencilik işçilerinin ücretsiz izin dönemi maaşları ile ihbar tazminatlarının derhal ödenmesi gerektiğini tescilledi. Ancak Yıldızlar SSS Holding, yasal rapora rağmen somut bir ödeme takvimi sunmayarak işçileri oyalamaya devam etti.

Daha önce Enerji Bakanlığı yetkililerinin sendikaya, "Haziran sonuna kadar alacaklar ödenmezse duruma el atacağız" güvencesi verdiğini hatırlatan madenciler, "Temmuz bitti, Ağustos'tayız. Bakanlık sözünü tutmadı, holding bizi soymaya devam ediyor" diyerek tepkilerini dile getirdi.

"Yasaklama kararı hukuksuz, madencinin hayatı düzeninizden önemli"

Gözaltıların ardından açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı, uygulanan yasak kararına sert tepki gösterdi. Batı, "Binlerce işçinin açlığa mahkum edildiği bir ortamda; buradaki bürokratik işleyiş, o işçilerin ve ailelerinin hayatından daha önemli değildir. İş Teftiş Raporu haklılığımızı zaten belgeledi. Gözaltılar çözüm değil, hakkımızı alana kadar buradayız" şeklinde konuştu.

Ankara sokaklarında hak arayışları engellenen madencilerin ve sendika avukatlarının emniyetteki işlemleri sürerken, gözaltına alınmayan diğer işçilerin kentteki bekleyişi ve eylemlilik kararlılığı devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.