logo
07 EKİM 2026

Çekmeköy’de şüpheli ölüm: İntihar mı, infaz mı?

Fon soruşturmasında adı geçtiği öne sürülen 46 yaşındaki A.E.B., Çekmeköy'de aracının içinde başından silahla vurulmuş halde bulundu

07.10.2026 10:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 10:27:59
Haber Merkezi
 
Çekmeköy’de şüpheli ölüm: İntihar mı, infaz mı?
Çekmeköy’de şüpheli ölüm: İntihar mı, infaz mı?
Fon soruşturmasında adı geçtiği öne sürülen 46 yaşındaki A.E.B., Çekmeköy'de aracının içinde başından silahla vurulmuş halde bulundu. Araçta silah bulunması nedeniyle polis intihar ihtimali üzerinde dururken, olayın fon soruşturmasıyla bağlantısı olup olmadığı da araştırılıyor.

İstanbul Çekmeköy'de dün öğleden sonra yaşanan şüpheli ölüm, kamuoyuna yansıyan fon soruşturmasıyla birlikte dikkat çekti.

Olay, saat 15.40 sıralarında Sırapınar Mahallesi'nde meydana geldi. Yol kenarında park halindeki bir araçta hareketsiz şekilde bir kişinin bulunduğunu gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı ilk kontrolde, araçtaki kişinin başından silahla vurulduğu ve hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekiplerinin incelemesinde cesedin 46 yaşındaki A.E.B.'ye ait olduğu tespit edildi. Olay yerinde ayrıca bir silah bulundu.

POLİS İNTİMAL ÜZERİNDE DURUYOR

Araçta silah bulunması nedeniyle polis ekipleri intihar ihtimali üzerinde duruyor. Ancak şu aşamada A.E.B.'nin ölümünün intihar mı, cinayet mi olduğu kesinleşmiş değil.

Kesin ölüm şeklinin belirlenmesi için A.E.B.'nin cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otopsinin yanı sıra olay yeri incelemesi, silah üzerindeki bulgular ve çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesi soruşturmanın seyrini belirleyecek.

FON SORUŞTURMASI BAĞLANTISI ARAŞTIRILIYOR

Olayı dikkat çekici hale getiren bir başka ayrıntı ise A.E.B.'nin kamuoyuna yansıyan fon soruşturmasında adının geçtiğinin öne sürülmesi. Ancak mevcut haberlerde A.E.B.'nin ölümü ile söz konusu soruşturma arasında bir bağlantı bulunduğuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmış değil.

Bu nedenle "fon soruşturması nedeniyle infaz edildi" şeklindeki bir iddianın şu aşamada doğrulanmış bir bilgi olarak aktarılması mümkün değil.

CEVABI OTOPSİ VE DELİLLER VERECEK

Ölümün nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesinde silahın araç içerisindeki konumu, balistik inceleme, parmak izi ve DNA bulguları, atış mesafesi, güvenlik kamerası kayıtları ve otopsi raporu kritik önem taşıyor.

Şimdilik soruşturmanın önündeki iki temel ihtimal intihar veya cinayet. A.E.B.'nin fon soruşturmasıyla bağlantısının bulunup bulunmadığı ise ayrıca araştırılması gereken bir başlık olarak duruyor.

Adli makamların açıklayacağı bulgular ortaya çıkmadan olayın "infaz" olarak nitelendirilmesi için henüz yeterli resmi veri bulunmuyor.

Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturmalarına ilişkin, "TMSF'de bir hesap iadesi açıldı, özellikle gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımızla görüştüm, 5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş" dedi

06.10.2026 16:20:00
AA
 
Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"
Bakan Gürlek: "5 kişi parayı iade etti"
Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Adalet Bakanı Akın Gürlek, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "fon soruşturması"nın nasıl başladığı ve ne aşamada olduğuna ilişkin soru üzerine Gürlek, gelen ihbarlar, şikayetler bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) konuyla ilgili soruşturma izni verdiğini, bu olmadan resen soruşturma yürütülmesinin imkanının bulunmadığını ifade etti.

Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde 2025 Şubat'ta bazı fonlarda ve hisselerde hareketlilik olduğunu fark ettiklerini ve yazı yazdıklarını, 2026 Ağustos'ta ise vatandaşlardan şikayetler geldiğini anlattı.

Meşru kazanç ile haksız kazancı ayırmak gerektiğine işaret eden Gürlek, haksız, anormal bir şekilde, "balon hisse" diye tabir edilen hisselerden kısa sürede gir çık yapılarak elde edilen bir kazancın olduğuna dikkati çekti.

Konuyla ilgili SPK'ye soruşturma izni için yazı yazıldığını belirten Gürlek, şöyle devam etti:

"Bizim dikkatimizi çekmişti, arkadaşlarımız da soruşturma izni için SPK'ye yazı yazdı, hatta şahsen de görüştük. Tabii sağ olsun Sayın Bakanımız da bu süreci takip ediyordu, fonlarla ilgili açıklamaları vardı. Ağustos ayında yazdığımız müzekkereye en son soruşturma izni verildi. Fon soruşturması bu şekilde başladı. Başsavcılık sadece soruşturma izni verildiği zaman bu suçlara bakabiliyor. Şu an devam eden bir soruşturma süreci var. Ben şunu ifade etmek istiyorum; Türk piyasası, Türk ekonomisi çok güçlü. Bizim göz bebeğimiz. Buradaki küçük bir kısmında meydana gelen bir hadiseyi genele yaymamak gerekiyor.

Burada sürecin ilk başından beri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan süreci takip ediyor. Anlık olarak bilgilendirme yapıyoruz. Maliye Bakanımızla sürekli olarak bu konuda görüşmeler, toplantılar yaptık. En son Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu. Maliye Bakanımız da bu kurulda, biz de bu kuruldayız. Günlük rutin işlemler, bunlar tamamen serbest piyasa ekonomisi kapsamında, kurulların takdirinde. Gelen ihbarlar, şikayetler ya da verilen soruşturma izinleri kapsamında başsavcılarımız bunlara bakıyor. Şu an devam eden süreçler var."


"Mal kaçırmasının önlenmesi için tedbirler alındı"


Bakan Gürlek, "soruşturmanın derinliğine" ilişkin soru üzerine, "17 Eylül itibarıyla SPK tarafından fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an, biz Başsavcılık olarak verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık. Özellikle şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında işlem yapıldı ve birçok kişinin mal varlığı donduruldu. Aynı şekilde mal kaçırmasının önlenmesi için de arkadaşlarımız gerekli tedbirleri aldılar." yanıtını verdi.

Mal kaçırmanın çok yoğun yapılabildiğini belirten Gürlek, soruşturmanın başlamasında 2 gün sonra tutuklu olan bir kişinin eşinin yurt dışına 40 milyon liralık havale talimatı verdiğini, bunun önlendiğini ifade etti.

Konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun da devreye girdiğini anımsatan Gürlek, kurumların ihmalinin olup olmadığı konusunun da incelendiğini, bir ihmal, kusur, kasıt ya da kötü niyet varsa kurumlarla ilgili de bir çalışma yapılacağını söyledi.

Kapalı ya da açık fonlarda alınan tüyolarla, kısa sürede girdi çıktı yapılarak fahiş miktarda kazanılan paraların olduğuna dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Biz, şu an zaten bunlarla ilgili soruşturmayı başlattık. Biz, SPK ve İstanbul Borsası aynı zamanda merkezi kayıt kuruluşu var. Oradan gelen bütün listeler uyarınca İstanbul Başsavcılığı, manipülatif hareket yapan, kısa sürede fahiş ya da olağan dışı kazanç sağlayan kişilere karşı, tabii şirketler de var, normal kişiler de var, bunlarla ilgili tedbir kararları koydu, mal varlıklarını dondurdu. Bunların bir kısmı tutuklandı, bir kısmı firari. Yurt dışı çıkış yasakları var. Devam eden bir süreç var. Bu tamamen bağımsız yargının gözetiminde."


"5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş"


Adalet Bakanı Gürlek, Türk piyasasının, fonların ve İstanbul Borsasının göz bebekleri olduğunun altını çizerek, "Burada yürüyen bir süreç var. Biz titizlikle yürütüyoruz. İyi niyetli yatırımcılarımızın, hisselerimizin, şirketlerimizin özellikle bu süreçten etkilenmemesi lazım." dedi.

Başsavcılık olarak süreci takip ettiklerini belirten Gürlek, Başsavcılığın, SPK tarafından gönderilen listeler, Borsa İstanbul ve Merkez Kayıt Sistemi tarafından gönderilen listeler kapsamında işlem yapabildiğini söyledi.

"Para iadesine" ilişkin yöneltilen soru üzerine Gürlek, SPK'nin iyi niyetli yatırımcının 1 milyon liraya kadar olan paralarının iadesi konusunda karar aldığını anımsattı.

Başsavcılığın konuyla ilgili tespitlerine dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Kısa sürede manipülatif hareketlerle, inanılmaz, mesela 2 ayda girilmiş çok yüksek miktarlarda çıkış yapmış. Yani bir kar çıkışı yapmış. Bunlarla ilgili bir çalışmamız var. Listemiz var. Zaten bu kişiler tutuklandı. Mal varlığına el koyduk. Buralarda özellikle kurulan kurulun kararları ve SPK'nin kararları uyarınca şahsi mallara da el koyduk. Portföy yöneticilerinin, fon yöneticilerinin bütün mal varlığına el koyduk. Bunlar belirlenen ilkeler çerçevesinde TMSF'de de bir hesap iadesi açıldı, özellikle gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımıza görüştüm, 5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş."

Bakan Gürlek, söz konusu mal varlıklarının hukuk çerçevesinde TMSF'ye devredildiğini, TMSF'nin de iadenin ardından savcılığa gerekli yazıyı yazacağını ifade etti.


"Halen de şu an araştırdığımız konular var"


Konuyla ilgili Sermaye Piyasası Kanunu'nun bulunduğunu belirten Gürlek, "Zararın iki katını karşılaması etkin pişmanlık sebebi ama bu soruşturmanın kapanması, dosyanın kapanması anlamına gelmiyor. Sadece kanunda düzenlenen bir indirim sebebi. Yani zararı giderenler hakkında bir işlem yapılmayacak algısı yanlış. Mutlaka onlarla ilgili işlem yapılacak." dedi.

Bakan Gürlek, konuyla ilgili ellerinde listelerin bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kısa sürede fahiş kazanan kişiler, tüzel kişiler, şirketler vesaire bunlarla ilgili elimizde bilgiler var. Zaten adımları da attık. Ben buradan şunu söylemek istiyorum; Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında çok açık ve net. Kesinlikle milletimizin cebine el uzatan, haksız kazanç sağlayan bu kişilerden biz hukuk çerçevesinde hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu haksız kazançları da TMSF büyümesinde kurulan fona devredeceğiz. Daha sonradan da SPK'nin ve işte kurulan kurulun almış olduğu kararlar çerçevesinde de bir kısım iyi niyetli yatırımcının zararları karşılanacak ama hukuk çerçevesinde mutlaka kaçırılan mallar, bir kısım para transferleri yapmışlar, biz bunların getirilmesi için de İsviçre'ye gönderilen paranın getirilmesi için de adli süreçleri başlattık. Şahsi mallarına el koyduk, tedbir koyduk, tapuya tedbir koyduk. Halen de şu an araştırdığımız konular var."


"Üzerimize ne düşüyorsa yapacağız"


Gürlek, vatandaşların hakkının korunacağını vurgulayarak, "Ben şunu vatandaşlarımıza kesinlikle söylüyorum. Hukuk çerçevesinde, kısa sürede fahiş kazanan, işte tüyo alıp içeri giren kişilerden sonuna kadar vatandaşlarımızın hakkını koruyacak şekilde paralarını tahsil etmek için elimizden geldiğince, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız." dedi.

Konunun, devletin takibinde olduğunu dile getiren Gürlek, "Biz de hukuk çerçevesinde bunların sonuna kadar takipçisi olacağız." ifadelerini kullandı.

"Devlet kurumlarının bu konuda bir koordinasyon mekanizması inşa edip etmediğinin" sorulduğu Gürlek, şunları kaydetti:

"Elbette. Sürecin en başından beri sürekli olarak Maliye Bakanımızla, Sayın Cumhurbaşkanımız da zaten süreci en başından beri takip ediyor. Sürekli istişare halindeyiz. Şu an fon kurulu kuruldu. Biz de katılıyoruz. Yani devletin tüm kurumları istişare halinde. Ben buradan vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum; müsterih olsunlar. Yani burada devam eden soruşmalar sebebiyle bizim piyasamız, İstanbul Borsamız, yatırımcılarımız kesinlikle etkilenmez bu süreçten dolayı. Bunlar devam eden süreçler ama bir yandan da Maliye Bakanlığımızın almış olduğu önlemler var. SPK'nin, bağımsız kurumlarımızın almış olduğu önlemler var. Devletin tüm kurumları en başından beri Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla işbirliği ve koordinasyon içerisinde yürütüyor. Ben, vatandaşlarımızdan kesinlikle Türk ekonomisine, Türk sermayesine, piyasalarına güvenmesini istiyorum. Bu konuda süreç devam ediyor. Biz, sadece adli sürece bakıyoruz ama günlük borsanın rutin işlemleri vesaire onlar bağımsız kurullar tarafından devam eden bir süreç."

Okul saldırısından acı haber geldi

İstanbul Başakşehir'deki bir ortaokula eski okul üniformasını giyerek giren 15 yaşındaki lise öğrencisinin bıçaklı saldırısında kahreden haber geldi. Ağır yaralanan ortaokul öğrencisi Eslem Sare Bulut hastanedeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlıkları geniş çaplı soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi

06.10.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Okul saldırısından acı haber geldi
Okul saldırısından acı haber geldi
İstanbul'un Başakşehir ilçesi Kayaşehir Mahallesi'nde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu, bu sabah saat 08.35 sıralarında korkunç bir şiddet olayına sahne oldu. Farklı bir ilçedeki lisede 10. sınıf öğrencisi olan 15 yaşındaki F.M. isimli kız öğrenci, eski okuluna ait üniformayı giyerek bina içerisine sızdı. Yanında getirdiği bıçakla koridordaki öğrencilere hedef gözetmeksizin saldıran şüpheli, okulda dehşet saçtı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre tamamı kız öğrencilerden oluşan 8 çocuk yaralandı. Okul yönetiminin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve acil sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.


Acı haberi Bakan Yusuf Tekin duyurdu


Hastanede tedavi altına alınan öğrencilerden durumu kritik olan Eslem Sare Bulut, doktorların gösterdiği tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Eğitim camiasını yasa boğan acı haberi Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanlığı peş peşe yaptıkları açıklamalarla doğruladı. Yapılan açıklamalarda, hayatını kaybeden küçük Eslem'e Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyen bakanlık yetkilileri, hastanede tedavisi süren diğer 7 öğrencinin durumunun yakından takip edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre yaralılardan ikisinin tedavisinin orta-ağır seviyede devam ettiği öğrenildi.


Saldırgan yakalandı, okulda eğitime ara verildi


Dehşet anlarının ardından kaçmaya çalışan 15 yaşındaki saldırgan F.M., okulun kadın güvenlik görevlisi ve emniyet güçlerinin müdahalesiyle kısa sürede silahıyla birlikte yakalanarak gözaltına alındı.

Olayın ardından okul önüne akın eden veliler büyük panik ve korku yaşarken, yetersiz güvenlik önlemleri gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Yaşanan trajedinin ardından Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda eğitime 2 gün süreyle ara verildiği açıklandı. Ayrıca, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı doğrultusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından olayla ilgili geçici yayın yasağı getirildi.


Çifte müfettiş görevlendirildi, güvenlik önlemleri masada


Yaşanan feci olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla İçişleri Bakanlığı, bir Mülkiye Başmüfettişi ile bir Polis Başmüfettişi görevlendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Olayın öncesi ve meydana geliş sürecine ilişkin bütün hususlar hassasiyetle değerlendirilmektedir" denildi.

Ayrıca İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile koordineli şekilde benzer hadiselerin bir daha tekerrür etmemesi adına Türkiye genelindeki tüm okullarda ve okul çevrelerinde uygulanan güvenlik tedbirlerinin tamamen gözden geçirileceğini ve ilave önlemler için çalışmaların hızlandırıldığını duyurdu. Olayla ilgili adli ve idari tahkikat çok yönlü olarak sürdürülüyor.

8 öğrenci yaralandı 2'si ağır

Başakşehir'de bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda yaralanan 8 öğrenci hastanede tedavi altına alındı. Milli Eğitim Bakanlığı ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi

06.10.2026 13:33:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:39:24
AA
 
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
Küçükçekmece'de bir lisede okuyan 2011 doğumlu F.M, ikamet ettiği Kayabaşı Mahallesi'nde bulunan bir ortaokula gelerek yanında getirdiği bıçakla okul bahçesindeki öğrencilere saldırdı.

Saldırıda 8 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan birinin durumunun kritik, 2'sinin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Okul güvenliği tarafından yakalanarak polis ekiplerine teslim edilen saldırgan gözaltına alındı.

İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, olayın ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde tedavi gören öğrencileri ziyaret ederek, sağlık durumları hakkında bilgi aldı.

Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Gül, herkese "geçmiş olsun" dileğinde bulunarak, tedavisi süren yaralılara Allah'tan şifa diledi.

Toplamda 8 öğrencinin yaralandığını aktaran Gül, "5'inin durumu hafif yaralı. Muhtemelen gün içerisinde tedavileri tamamlanacak diye tahmin ediyoruz, doktorlarımız öyle bilgi verdiler. 2 yavrumuzun, öğrencimizin tedavileri devam ediyor. Bunlarla ilgili de olumlu anlamda bir iyileşme var. Bir çocuğumuz da ameliyatta, ameliyat süreci devam ediyor. Ameliyattan henüz çıkmadığı için durumuyla ilgili değerlendirmeyi şu an itibarıyla yapamıyoruz." diye konuştu.

Vali Gül, saldırı hakkında bilgi vererek, "Bıçaklamayı, saldırıyı yapan, aynı mahallede oturan, okula çok yakın bir yerde ikamet eden yine bir öğrencimiz. Kendisi başka okulda eğitimine devam ediyor, kız öğrenci. Okul kıyafetiyle içeriye giriyor ve çocukları hedef gözetmeden bıçaklıyor. Adli bir olay var, başsavcımız, müdürlerimiz burada. Adli süreç, bundan sonraki süreçte devam edecek" ifadelerini kullandı.



MEB'den bıçaklı kavgaya ilişkin açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda yaşanan bıçaklı kavgaya ilişkin, ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bugün sabah saatlerinde İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda, bu okulun öğrencileri ile başka ilçedeki bir okulun 10. sınıf öğrencisi arasında yaşanan olayda 8 öğrencinin yaralandığı belirtildi.

Olayın ardından yaralı öğrencilerin sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ifade edilen açıklamada, bıçaklama olayını gerçekleştirdiği belirlenen lise öğrencisinin yakalandığı bilgisi verildi.

Açıklamada, "Eğitim camiamızı derinden üzen olayın akabinde Bakanlık birimlerimiz, emniyet güçleri ve sağlık görevlileri başta olmak üzere devletimizin ilgili tüm kurumları gerekli önlemleri almış, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Sürecin Bakanlıkça hassasiyetle takip edildiği ve gerekli tüm çalışmaların ilgili birimlerce koordineli şekilde yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Olayın hemen ardından bir bakan yardımcımız başkanlığında ilgili birim amirlerimizden oluşan Bakanlık heyetimiz, çalışmaları koordine etmek üzere İstanbul'a gitmişlerdir. Ayrıca olayı tüm yönleriyle incelemek üzere iki eğitim müfettişi de görevlendirilmiştir. Menfur olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için psikososyal destek ekiplerimiz, rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır. Adı geçen okulumuzda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verilmiştir. Yaşanan menfur hadisede yaralanarak hastanelere sevk edilen ve tedavileri süren öğrencilerimize acil şifalar diliyor, yakınlarına ve maarif ailemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!


 
Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında başı çekerken, günlük yaşama kolayca dahil edilebilen yürüyüş bu riski azaltmada önemli rol oynuyor. 
 

06.10.2026 11:01:00
Murat Çorbacı
 
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!

Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada 150-300 dakika orta şiddette fiziksel aktivite öneriyor. Ancak özellikle 35 yaşından sonra ve uzun süredir hareketsiz olanlarda, yürüyüşün süresi kadar, temposu ve hangi koşullarda yapıldığı da önem taşıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüşte doğru tempoyu anlamanın en kolay yollarından birinin 'konuşma testi' olduğunu belirterek, "Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir" diyor. Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kalp sağlığı için yürüyüşte dikkat edilmesi gereken 6 temel kuralı anlattı.

Yürüyüşe başlamadan önce kendi risklerinizi öğrenin

Prof. Dr. Murat Turfan, "35 yaşından sonra değişen şey yürüyüşün kuralları değil, kişinin kendi risklerini daha iyi tanımasının önemidir" diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: "Uzun süredir egzersiz yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliğiniz varsa ya da ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyorsa yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumunuzun değerlendirilmesi önemlidir. Gerekli görülen kişilerde hekim muayenesi ve ek testlerle egzersizin güvenli sınırları belirlenebilir. Bilinen kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin ise yürüyüşün süresi ve şiddeti konusunda mutlaka hekimlerinin önerisine göre hareket etmeleri gerekir" dedi. 

İlk ve son 5-10 dakikayı hafife almayın

Yürüyüşe başlar başlamaz yüksek tempoya çıkmak kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü aniden artırabilir. Bu nedenle ilk 5-10 dakikayı daha rahat bir tempoda geçirerek vücudun ısınmasını sağlamak, ardından yürüyüş hızını kademeli olarak yükseltmek faydalıdır. Yürüyüşü bitirirken de birden durmak yerine son birkaç dakikada tempoyu yavaşlatmak gerekir. Isınma ve soğuma bölümleri özellikle yüksek tempoda yürüyenler ve kalp-damar hastalığı bulunanlar için daha önemlidir.

Temponuzu 'konuşma testi' ile ayarlayın


Yürüyüş sırasında nabzınızı sürekli takip etmek zorunda değilsiniz. Bunun için oldukça basit bir yöntem var; konuşma testi. Orta şiddette bir yürüyüş sırasında konuşabilirsiniz, ancak uzun cümleleri rahatlıkla söylemekte zorlanmaya başlarsınız. Buna karşılık konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız tempo sizin için fazla yüksek olabilir. Elbette bu sınır kişiden kişiye değişir. Düzenli egzersiz yapan bir kişinin 'orta şiddeti', uzun süredir hareketsiz bir kişinin temposundan oldukça farklı olabilir.

Bir günde çok değil, haftaya yayarak yürüyün

Kalp sağlığı için haftada bir gün birkaç saat yürümek yerine, hareketi haftanın geneline yaymak daha doğru bir yaklaşım. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedefleyin. Örneğin, haftanın 5 günü 30'ar dakikalık tempolu yürüyüş iyi bir başlangıç olabilir. Üstelik bu süreyi tek seferde tamamlamanız gerekmiyor; gün içinde yapacağınız 10-15 dakikalık yürüyüşleri bir araya getirerek de toplam süreye ulaşabilirsiniz. Burada önemli olan kusursuz bir program değil, hareketsiz geçen günlerin sayısını azaltmak ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak.

Yemek saatine ve hava koşullarına dikkat edin

Özellikle ağır bir öğünün hemen ardından tempolu yürüyüş yapmak hazımsızlık, şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Büyük öğünlerden sonra bir süre beklemek ve yürüyüşe daha hafif tempoda başlamak daha uygun olacaktır. Sıcak ve nemli havalarda vücudun ısı düzenlemesi zorlaşırken, çok soğuk havalarda damarların büzüşmesi ve tansiyonun yükselmesi gibi etkiler görülebilir. Kalp hastalığı olan kişilerin özellikle aşırı sıcak veya soğuk havalarda egzersiz koşullarına daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüş sırasında bazı belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: "Yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma; kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmadık nefes darlığı; belirgin çarpıntı; baş dönmesi; soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissi gelişirse yürümeye devam edilmemelidir. Belirtiler kısa sürede geçse bile tekrarlıyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Belirgin ya da devam eden göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya bayılma gibi durumlarda ise acil tıbbi yardım alınmalıdır. Unutmayın, yürüyüşün amacı sınırlarınızı zorlamak değil, sağlığınızı güvenli ve düzenli hareketle desteklemektir."

Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!


 
Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.

06.10.2026 10:52:00
Murat Çorbacı
 
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!

Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, özellikle 65 yaş üzeri bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişilerde daha ağır seyredebildiğini vurguluyor.

Bazı basit ama etkili önlemlerle influenzadan korunmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Koyunseven, 7 etkili önlemi anlattı.
1. Grip aşınızı olun! Özellikle komplikasyon riski yüksek kişilerde aşılama hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma riskini azaltmada önem taşır.
2. Sağlıklı ve dengeli beslenin!
3. Uyku düzeninize dikkat edin!
4. El hijyenine çok özen gösterin!
5. Hasta kişilerle temastan uzak durun!
6. Ortamı sık sık havalandırın.
7. Maske takın.


Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, "İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar, hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubundaki kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Tedaviden en yüksek yararın sağlanabilmesi için antiviral ilaçlara, belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması önemlidir. Bununla birlikte ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda, 48 saat geçmiş olsa dahi hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebilir" dedi.

İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon

İzmir'de Bayraklı Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın da bulunduğu 46 şüpheli gözaltına alındı

06.10.2026 10:44:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:40:38
AA
 
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şubelerince müşterek çalışma gerçekleştirildiği belirtildi.

Soruşturmanın önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın elebaşılığında hareket ettiği öne sürülen yapılanmaya yönelik yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarına ilişkin deliller elde edilmesi üzerine operasyon kararı alınmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında, Sayıştay raporları, MASAK raporları, yapılan teknik ve fiziki çalışmalar, elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, aralarında önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı, belediye ve belediye şirketlerinde görev yapmış yöneticiler ile çalışanlar ve çeşitli şirketlerin yetkili ve sahiplerinin de bulunduğu toplam 48 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir."

Kamu zararı ve rüşvet belirlendi

Sayıştayın, 2025'te belediye iştiraki BAYBEL A.Ş'ye yönelik mali denetimde 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı, kamu zararına neden olunduğu yönünde tespitlerde bulunduğu, bunların raporlarla da teyit edilmesi üzerine soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde teklif veren firmaların birbiriyle irtibatlı olduğu, bazı hizmetlerin kağıt üzerinde alınmış gibi gösterildiği veya eksik gerçekleştirildiği, tekliflerin çoğunlukla aynı firmalardan alındığı, hak ediş ödemelerinin ardından paraların firmalar arasında paylaştırıldığı ifade edildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından firmalara yapılan bazı ödemelerin daha sonra eski BAYBEL Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ve kardeşi H.U. ile Serdar Sandal'ın oğlu Y. Sandal'ın hesaplarına aktarıldığı kaydedildi.

Mali incelemelerde usulsüz iş ve işlemler nedeniyle 2023-2024 yıllarında toplam 20 milyon 85 bin 188 lira 5 kuruş kamu zararına neden olunduğu, ayrıca doğrudan temin alan firma sahipleri tarafından Bayraklı Belediyesi personeline toplam 4 milyon 625 bin 400 lira rüşvet niteliğinde para gönderildiğinin tespit edildiği öğrenildi.

5 ilde eş zamanlı operasyon

Hakkında gözaltı kararı verilen 48 şüpheliye yönelik İzmir merkezli İstanbul, Ankara, Elazığ ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, oğlu Y. Sandal, eski Bayraklı CHP İlçe Başkanı ve belediye çalışanı D.G, eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi M.C.S, Karşıyaka Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü H.C.Ö, İzmir Büyükşehir Belediyesinde şube müdürü olarak görev yapan A.A. ve O.Ç.Ş'nin de aralarında olduğu 46 şüpheli yakalandı.

Operasyonda ruhsatsız tabanca ve dijital materyallere el konuldu.

Diğer şüpheliler eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ile F.F'nin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı

İstanbul'da El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerine yönelik sosyal medya hesapları üzerinden övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 14 şüpheli yakalandı

06.10.2026 10:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı
İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı
İstanbul'da El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerine yönelik sosyal medya hesapları üzerinden övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 14 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ile İstihbarat Şube Müdürlüklerince El-Kaide ve DEAŞ'a karşı "Terörizmin Finansmanı" suçu ile ilgili yeni bir çalışma yürütüldü. DEAŞ ve El Kaide silahlı terör örgütlerine mensup çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantılı olduğu anlaşılan ve ülkeye yönelik hedef alan eylemler yapabileceği göz önünde bulundurularak sosyal medya hesapları üzerinden söz konusu terör örgütlerini övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen şüpheliler için operasyon düzenlendi.

Operasyonda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, toplam 14 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan 14 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü. Gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı

Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapan bir yolcu uçağında "patlayıcı madde bulunduğu" ihbarı asılsız çıktı

06.10.2026 01:20:00
AA
 
Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı
Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı

Ankara'dan Şanlıurfa'ya gelen ve içinde 7'si mürettebat 143 kişinin bulunduğu AJet'e ait yolcu uçağının lavabosunda, "Arka kargoda 1 kg C4 var" yazılı not bulundu.

Pilotların durumu kuleye bildirmesinin ardından Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapan uçaktaki yolcular, yoğun güvenlik önlemi alınarak tahliye edildi.

Daha sonra bomba imha ekiplerince yapılan kontrollerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, yolcu uçağında "patlayıcı madde olduğu" yönünde not bulunması üzerine başlatılan arama çalışmasının sonuçlandığını söyledi.

Herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığını belirten Şıldak, "Çalışmalar sonrası uçak park alanına alındı. Hava trafiğini tekrar normale döndürüyoruz. Olaydan etkilenen tüm yolcularımıza, mürettebatımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." dedi.

Vali Şıldak, konuyla ilgili gözaltı olup olmadığı yönündeki soruya, "Adli süreç devam ediyor. Başsavcılığımız tarafından yürütülen adli soruşturma kapsamında gerekli araştırma ve inceleme yapılacak. Tüm gerekli delil toplama faaliyetleri devam ediyor. Şu an için bir güvenlik sorunu bulunmuyor, hava trafiğini de başlatmış bulunuyoruz." yanıtını verdi. AA

Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır

Meltem TV canlı yayında konuşan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'deki çocuk hastanesinin bombalanmasına bir nevi soykırım olduğunu söyledi

06.10.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Meltem TV'nin dünkü Parantez programına canlı yayın konuğu olan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin Yemen'in başkentindeki hastane bombalanması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Hasan Hüseyin Tekin televizyon kanalında "Muhammed bin Selman bu fotoğrafı (Hastane bombalanmasını) kimseye anlatamaz. Yanlış her yerde yanlıştır. Bunu Yahudi de yapsa yanlış, Müslüman da yapsa yanlış, Hindu da... Kim yaparsa yapsın hiç kimse bir hastane bombalayamaz, bombalamaması lazım. Zaten yeterince trajedi var, yeterince ölüm var. Hastane bombalamak ne demek biliyor musun? O milletin umutlarını bitirmek demektir. Savaşan bir halkı sağlık hizmetlerinden yoksun hale getirmek demektir. Çocukları, bebekleri yoksun hale getirmek demektir. Bir nevi soykırımdır. İfade ettiğimiz gibi askeri hedefler, üsler, karşılıklı stratejik noktalar bile vurulabilir ama baktığınız zaman bir hastanenin vurulması yanlıştır. Bu hastane, Yemen Salih Camisi'nin hemen yanıdır. İstanbul'da neye tekabül ediyor? Hani Sultanahmet Meydanı gibi düşünün. Yani çok kalabalık, çok işlek, çok bilinen bir yer. Burayı vurdular. Savaş sivilleri kapsamamalıdır" diye konuştu.
 

NE OLMUŞTU?

 
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Yemen'in başkenti Sana'da bulunan El Seb'in Doğum ve Çocuk Hastanesini hedef almıştı. Saldırıya uğrayan hastane 45 bin kişilik cemaat kapasitesiyle bilinen Yemen Salih Camii'nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!

Harem-i İbrahim Camii’nde yeni provokasyon… AK Parti yine “lanetledi”. Peki, somut adım ne olacak?

05.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
HAREM-İ İBRAHİM’DE PROVOKASYON: AKP YİNE ‘LANETLEDİ’!
Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin provokasyonuna AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik sert tepki gösterdi: "Barbarlıktır… Sessiz kalmayacağız."

Ancak kamuoyunun önündeki soru değişmedi: Lanetlemek, kınamak ve tepki göstermek yetiyor mu? Türkiye bundan sonra hangi somut adımı atacak?

İşgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camii'nde İsrailli yerleşimcilerin müzik eşliğinde dans ederek provokasyon yaptığı görüntüler büyük tepki çekti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla olayı sert sözlerle kınadı.

Çelik, "Harem-i İbrahim Camii'ne yönelik devam eden insanlık dışı saygısızlıkları ve işgalcilerin camide yaptığı provokasyonları lanetliyoruz" dedi. İsrail makamlarının hukuksuzlukları "teşvik ve himaye etmesinin kabul edilemez" olduğunu belirten Çelik, "Kutsallarımıza yönelik bu fütursuz saldırılara karşı sessiz kalmayacağız" ifadelerini kullandı.

SORU BASİT: PEKİ SONRA?

Çelik'in sözleri sert. Fakat kamuoyunun merak ettiği konu artık yalnızca "Türkiye ne düşünüyor?" değil.

Asıl soru şu: Türkiye ne yapacak?

Çünkü Harem-i İbrahim Camii meselesi bugün ortaya çıkmış bir olay değil. Türkiye, daha önce de İsrail'in caminin statüsüne yönelik girişimlerini reddetti. Dışişleri Bakanlığı Temmuz 2025'te İsrail'in Harem-i İbrahim Camii'nin statüsünü değiştirme ve Filistinlilere ait yetkileri gasp etme girişimlerine karşı uluslararası toplumdan tedbir alınmasını istemişti.

Eylül 2026'da ise İsrail'in Yahudi bayramlarını gerekçe göstererek camiyi günler boyunca ibadete kapattığı bildirildi. Yani mesele tek bir provokasyon değil; tekrarlanan bir uygulama.

"SESSİZ KALMAYACAĞIZ" DENİYOR AMA…

Türkiye'nin İsrail'le ticareti 2 Mayıs 2024'ten itibaren tamamen durdurduğunu Ticaret Bakanlığı açıklıyor.

Ancak bunun dışında Mescid-i Aksa, Harem-i İbrahim gibi kutsal mekânlara yönelik ihlalleri durdurmaya yönelik hangi yeni diplomatik, hukuki veya uluslararası girişimin devreye sokulacağı kamuoyuna açıklanmış değil.

Üstelik TBMM'de İsrail'e yönelik daha kapsamlı bir ambargo öngören bir kanun teklifi de bulunuyor. Teklifte İsrail gemilerinin Türkiye limanlarına girişinin yasaklanması ve Türkiye'de yaşayan hiç kimsenin İsrail'le ticaret yapamaması öngörülüyor; ancak teklif hâlen komisyonda.

LANETLEME DEĞİL, CAYDIRICILIK

Türkiye'nin "kınama" ve "lanetleme" açıklamalarının ötesine geçip geçmeyeceği tartışması tam da burada başlıyor.

İsrail'in kutsal mekânlara yönelik uygulamaları sürerken Ankara'nın önünde diplomatik girişimlerden uluslararası kuruluşlara başvurulara, yaptırım mekanizmalarından uluslararası baskının artırılmasına kadar çeşitli araçlar bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı da daha önce Mescid-i Aksa baskınları sonrasında "caydırıcı tedbirler" çağrısı yapmıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.