logo
28 EYLÜL 2026

CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi.

11.03.2026 09:34:00
Haber Merkezi
 
CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, "Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır." dedi.
Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran'dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi.






739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK

AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti.
Gürer, "Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor" dedi.
İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi.






YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI

Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye'nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık." diye konuştu.

SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ

Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, "2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı." diye konuştu.






2026'NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor" ifadelerini kullandı.

ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ

Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, "Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı" dedi.






800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, "Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat'ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor" dedi.

KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31'İ ÜRETİLEBİLİYOR

Gürer, Türkiye'de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, "Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31'i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor" dedi.






MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI

Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, "Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor" diye konuştu.

YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR

Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, "Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70'e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor" şeklinde konuştu.






SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI

Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, "Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor" dedi.

YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir" dedi.






GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: "Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL'yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL'ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL'yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL'ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür" dedi.

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde bir restoran alevlere teslim oldu. Yangının kısa sürede büyümesi üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi

26.09.2026 11:40:00
İHA
 
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Ata Sokak'ta, Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı üzerinde bulunan restoranda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle restoranın içerisinde yangın çıktı.






Alevleri ve yoğun dumanı gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibinin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, alevlerin çevredeki yapılara sıçramaması için çalışma başlattı.








Restoranı saran alevlere ekiplerin müdahalesi sürüyor.




















Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı

Amasya'da yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak şarampole uçtuğu kazada yaralanan 24 kişi tedavi altına alındı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

22.09.2026 04:00:00
İHA
 
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Edinilen bilgiye göre, İstanbul'dan Ağrı istikametine giden M.S idaresindeki 04 ABG 628 plakalı Has Ağrılı firmasına ait yolcu otobüsü, Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Gökçebağ köyü mevkiinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp şarampole uçtu.








Olay yerine AFAD, acil sağlık, polis ve jandarma ekipler, sevk edildi. Kazada 24 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.









Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Yaralanan 20 yolcu ve 4 mürettebat facianın eşiğinden döndü. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.








logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.