logo
28 EYLÜL 2026

CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Gürer, hayvancılıkta dışa bağımlılığın giderek arttığını belirterek, özellikle yem hammaddelerinde yaşanan ithalatın hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını söyledi.

11.03.2026 09:34:00
Haber Merkezi
 
CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
CHP Niğde Milletvekili Gürer, hayvancılık sektöründe artan ithalat ve yem maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Hayvancılıkta sorunların her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Gürer, "Bölgemizde yaşanan savaş gübre ve yem fiyatlarını etkileyecektir. Bakanlık hayvan varlığımız arttı derken daha ilk ayda ithalata sarıldı. Savaşla birlikte gübre, yem ve hayvan varlığında yeterliliğin önemi bir kez daha görüldü. Bu süreç doğru yönetilmezse et ve süt ürünlerinde fiyatlar katlanacağı gibi, tüm gıda ürünlerinin maliyeti de artacağı için raf fiyatları da artacaktır." dedi.
Ömer Fethi Gürer, özelleştirmelerle kamunun yem ve gübre fabrikalarının satıldığını, bunun da ithalata kapı açtığını belirtti. İran'dan önemli miktarda gübre ithalatı yapıldığını ifade eden Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yem hammaddesi tedariki için ihaleye çıkmasının da ithalatın devam edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi.






739 BİN SIĞIR İTHAL ETTİK

AKP iktidarlarının yanlış hayvancılık politikalarının ithalata dayalı olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki ithalat rakamlarına dikkat çekti.
Gürer, "Hayvancılıkta sorunlar bitmiyor. 2025 yılında 739 bin 652 adet sığır ithal ettik. Bunun için de 1 milyar 19 milyon doları yurt dışına ödedik. 2026 yılının sadece ilk ayında ise 85 bin 160 adet sığır için 131 milyon doları yurt dışına gönderdik. Bu yıl 500 bin baş ithal hayvan hedefinin de ilk ay ithalatına bakıldığında aşılacağı görülüyor" dedi.
İthalatın sektörde kalıcı çözüm üretmediğini belirten Gürer, besicinin desteklenmesi yerine dış alımın tercih edilmesinin sorunu büyüttüğünü dile getirdi.






YEM İTHALATI 5,7 MİLYAR DOLARI AŞTI

Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yem konusunda da Türkiye'nin büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Hayvancılıkta yem ithalatı da önemli rakamlara ulaştı. Yemi dışarıdan aldığımız sürece fiyat artışları da devam edecek. 2025 yılında 5 milyar 712 milyon dolarlık yem ithal ettik. En çok dövizi ise soya fasulyesi, dane mısır ve kepeğe harcadık." diye konuştu.

SOYADA YÜZDE 95 DIŞA BAĞIMLIYIZ

Yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın çok yüksek seviyelere ulaştığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, "2025 yılında en çok ithal edilen yemlerden biri soya fasulyesi oldu. 4 milyon 71 bin ton soya fasulyesi için 1 milyar 773 milyon dolar ödedik. Soyada yüzde 95 oranında yurt dışına bağımlıyız. Dane mısırda ise 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolar ödedik. Kepekte ise 1 milyon 997 bin ton karşılığında 416 milyon dolar ödeme yapıldı." diye konuştu.






2026'NIN İLK AYINDA 475 MİLYON DOLARLIK YEM İTHALATI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2026 yılının sadece ilk ayında yem ithalatına 475 milyon dolar gitti. İlk üç sırada yine dane mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi yer alıyor" ifadelerini kullandı.

ARPA ÜRETİMİ DÜŞTÜ, AÇIK BÜYÜDÜ

Yem üretiminde yerli üretimin yeterince değerlendirilmediğini belirten Ömer Fethi Gürer, üretimdeki düşüşe de dikkat çekerek, "Tüketimde üst sıralarda yer alan bu ürünlerden arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 200 bin ton iken 2025 yılında 6 milyon tona düştü ve böylece açık daha da arttı" dedi.






800 BİN TONA YAKIN YEM HAMMADDESİ İTHALATI PLANLANIYOR

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açtığı ihalelerin de yem ithalatının boyutunu ortaya koyduğunu belirten TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, "Toprak Mahsulleri Ofisi toplam 455 bin ton yem hammaddesi tedariki için mart ayında ihale açıyor. 28 Şubat'ta ise 350 bin ton yemlik mısır ithalatı için ihale açılmıştı. Bu son ihalelerle birlikte kısa süre içinde planlanan toplam yem hammaddesi ithalatı 800 bin tonu aşıyor" dedi.

KABA YEMİN SADECE YÜZDE 31'İ ÜRETİLEBİLİYOR

Gürer, Türkiye'de hayvansal üretim için gerekli kaba yem üretiminin de yetersiz olduğunu belirterek, "Ülkemizde hayvansal üretim için gerekli olan minimum kaba yem miktarının yalnızca yüzde 31'i üretilebiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 70 oranında bir açığa işaret ediyor" dedi.






MERA ISLAHI VE YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ ARTIRILMALI

Hayvancılığın sürdürülebilirliği için üretim odaklı politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, "Yem bitkileri talebinin karşılanması açısından mera ıslah çalışmaları büyük önem taşıyor. Meraların kalitesinin artırılması ve verimliliğin sağlanması, yem ihtiyacı olan ürünlerde üretimin artırılması gerekiyor" diye konuştu.

YEM FİYATLARI ET VE SÜT FİYATLARINI DA ARTIRIYOR

Gürer, yem maliyetlerindeki artışın doğrudan gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, "Eğer yemdeki bu süreç devam ederse özellikle ithal yemlerdeki fiyat artışı et ve süt ürünlerinin yanında beyaz ette de fiyatların artmasına yol açacak. Çünkü gerek kırmızı et gerekse beyaz et üretiminde kullanılan yemlerin önemli bölümü yurt dışından ithal ediliyor. İthal yem oranının yüzde 70'e ulaşması nedeniyle ülkemizde yem fiyatları sürekli dövize bağlı olarak artıyor ve her artış hayvancılıkta yeni maliyetler oluşturuyor" şeklinde konuştu.






SÜT YEMİ 900 LİRAYA ÇIKTI

Yem fiyatlarındaki artışın üreticiye doğrudan yansıdığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, "Ülkemizde süt yemi de 50 kiloluk torbalarda 900 liraya kadar çıktı. Süt yeminin de önemli bir bölümü ithal girdilere dayanıyor. Ayrıca yonca, saman ve küspe fiyatları da sürekli artıyor. Bu artışlar hayvancılıktaki maliyetleri katlayarak üretimi daha da zorlaştırıyor" dedi.

YEMDE DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILMALI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Bu koşullar altında hayvancılığın sürdürülebilirliği ciddi risk altında. Özellikle hayvancılık yapan üretici aynı zamanda tarım yapmıyorsa bu faaliyetin sürdürülebilirliği giderek daha da zor hale geliyor. İthal yemlerdeki fiyat artışı hayvancılığın sürdürülebilirliğinin önünde önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle yem üretimini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Yemde dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin yolları aranmalı, meralar ıslah edilmeli ve hayvanların tükettiği yemlerde yüzde 50 sübvansiyon sağlanarak hayvancılık yapan üreticilere destek verilmelidir" dedi.






GÜBREDE DE FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübrede de savaşın olumsuz etkisi olduğunu söyledi. Gürer, çiftçilerin en çok kullandığı gübre türlerindeki artışa dikkat çekerek şunları kaydetti: "Üre gübresinin tonu yılbaşında 26.000 TL idi, bugün bayi fiyatı 30.500 TL'yi geçti. DAP gübresinin tonu yılbaşında 32.000 TL iken savaş başladığında 35.000 TL'ye çıktı, bugün ise bayi fiyatı 37.500 TL'yi aştı. %21 Amonyum Sülfat gübresi mart ayına 14.500 TL/ton fiyatıyla başladı, 16.500 TL'ye çıktı. %26 CAN gübresi ise ay başında 15.600 TL/ton iken 10 gün içinde tonu 16.500 TL oldu. Savaş sürerse fiyat artışlarının devam etmesi bekleniyor. Çiftçi bu koşullarda nasıl üretim yapacak? Bu fiyatlar raflara yansıyacak, vatandaş gıda ürünlerini nasıl alacak? Emekli ve asgari ücretli, geçen yıla göre daha düşük alım gücüyle nasıl yaşamını sürdürecek? Kendi kendine yeterli olmanın önemi bir kez daha görülmüştür" dedi.

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu

Eskişehir'de bir okulun yanındaki çöp konteynırda meydana gelen patlamalar ile ilgili polis çalışma yaptı. Patlamanın özel okul tarafından çöpe atılan kimyasal maddelerden kaynaklı olduğu tespit edildi

23.09.2026 12:27:00
İHA
 
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi Tayfun Sokak üzerinde bulunan bir çöp konteynerinde peş peşe patlamalar meydana geldi. Konteynerden yükselen sesleri ve dumanı, hemen sokak yanında yer alan Adalet İlkokulu yetkilileri fark etti. Durumun vakit kaybedilmeden emniyet güçlerine ihbar edilmesi üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi.






Olay yerinde ve çevrede güvenlik önlemi alan ekiplerin yaptığı incelemelerde, patlamaya yakındaki bir özel okulun fen laboratuvarındaki deneylerde kullanılan kimyasal maddelerin çöpe bilinçsizce atılmasının neden olduğu tespit edildi. Kimyasalların tepkimeye girmesiyle yaşanan olayda şans eseri yaralanan olmazken, çevrede kısa süreli panik yaşandı.








Sorumsuzluk nedeniyle tehlikeye yol açan özel okul yönetimi hakkında polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.

Karadeniz'de fırtına etkili oluyor

DÜZCE(İHA) ' Düzce'nin Karadeniz'e kıyısı olan Akçakoca ilçesinde fırtına etkili oldu. Fırtına nedeniyle dalgalar dalgakıranları ve sahili dövdü, dalga boyu zaman zaman 5 metreyi buldu

23.09.2026 12:25:00
İHA
 
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'e kıyısı bulunan Düzce'nin Akçakoca ilçesinde denizde fırtına etkili oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan tahminler doğrultusunda 23 Eylül Çarşamba bugün kuzey ve kuzeybatı yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde fırtına şeklinde eseceğini bildirdi.






Fırtınanın saat 14.00'e kadar etkisini sürdürmesi beklenirken Batı Karadeniz'de fırtına nedeniyle dalgalar 5 metreyi buldu. 






Olumsuz hava şartları nedeniyle denize açılamayan balıkçılar tekneleri limana demirledi.













İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.