logo
20 MART 2026


Cumhuriyetin 83. yılı anısına

01.11.2006 00:00:00
Bugün Avrupa Birliğini oluşturan ülkelerin önde gelenleri, kendileri ile gırtlak gırtlağa mücadele ederek cennet vatanımızdan kovduğumuz haçlı dünyasının  o günkü temsilcileri idiler. Çnakkale'deki; "Kimi Hindu kimi yamyam, kimi bilmem ne bela" mısraında ifadesini bulan sürüler sonraki yıllarda da saldırılarını, çeşitli cephelere yayarak devam ettirmişler, alçakların yurttan kesin kovulması 1923'te ancak mümkün olmuştur.Genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş ve dünyaya ilan ediliş tarihi olan 29 Ekim 1923, hem haçlı dünyasının hem de o dünyanın içimizdeki kalıntılarının ve kırıntılarının hoşlarına gitmediği bir tarihtir. Kuyruk acıları olan Yunan, Fransa, İtalya, İngiltere gibi işgalcilikten geçinen müstevli ülkelerin gizli-açık sözcüleri Türk milleti için gerçekten milli bayram olan bu tarihi bir türlü hazmedememişlerdir. Hem kimi izmleri hem de dini bir maske olarak kullanıp Cumhuriyet yönetimine saldıranların ortak özellikleri, haçlı dünyasının maşalığını yapmış olmalarıdır.Gerçek vatan severler, yıllarca yedi cephede yedi düvele karşı vatan müdafaası yaparken nice canlarını, civanlarını şehit verenler, bu mücadelenin sonunda kurulan devlete niye karşı çıksın ki? Yunan denize döküldü kuyruk acısı var, Fransız Kahraman Maraşlı Sütçü İmam'dan tokat yedi kuyruk acısı var, peki içimizdeki cumhuriyet düşmanlarının, kuvvai milliye karşıtlarının acaba ne gibi kuyruk acıları var? Ağababalarının kuyruk acılarını paylaşıyor olmasınlar sakın.Cumhuriyet'in 83. yıldönümünde kurucusu ile ilgili iki anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum, hangi cepheden olursa olsun açılacak olan şom ağızları kapatmanız için her an yanınızda bulunmasında fayda olan tarihi belgeler."Memleketin her tarafında çetin bir mücadele ve mukavemet başlamıştı. Ankara bir kurtuluş burcu ve Mustafa Kemal'in adı bir bayrak olmuştu. Antep, mücadele günlerinin acı bir devresindeydi. Memlekette istiklal şuurlaşmış, topyekun bir vuzuh kazanmıştı.O zaman ilkokulun ihtiyat sınıfındaydım. Bir sabah okula geldiğim zaman çocukların okulda toplanmış olduğunu gördüm. Din dersleri muallimi Hafız Halil Efendi'nin konuşacağını söylediler. Halk da okulun bahçesinde toplanmıştı. Az sonra Hafız Halil Efendi kürsüye çıktı. Titrek fakat heyecanlı bir sesle:- Din kardeşlerim,sizi Şeyh Sünusi Hazretlerinin bir tebşiri için buraya topladım dedi ve şu vakayı anlattı:Şeyh Sünusi Hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasında görmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben:- Ya Resulallah niçin sağ elinizi vermediniz? Diye sual edince şu cevabı almış:- Sağ elimi Ankara'da Mustafa Kemal'e uzattım.Bu rüyayı anlatan Hafız Halil Efendi'nin elleri, çenesi ve dili titriyordu. Gözleri dolu doluydu, hitabeti kalabalığı etkilemişti. Birden gür ve imanlı bir sesle:- Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin? diye haykırdı ve kürsüden indi.Sonradan öğrendiğime göre, merhum Hafız Halil Efendi bu rüyayı camide vaz'etmiş ve onu imanlı tefsirlerle tamamlamıştır." (Cahit Tanyol-Avni Altıner, Her yönü ile Atatürk, 154-155)."İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebelerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara'dan da duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisini Kayseri'ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren istasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin'e:Acele olarak Fevzi Paşa'yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle diyor.Ali Metin, Fevzi Paşa'yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk'ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk'ün yanına girince,Atatürk ona bir kağıt kalem uzatıp:Gördüğün rüyayı yaz ve bana ver, diyor.Kendisi de bir kağıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa'ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki paşa da karşılıklı olarak karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.Her ikisinin de yazdıklarını kendi kağıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kağıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:Hz. Peygamber (s.a.v)Efendimiz, Hacı Bayram Veli'ye diyor ki:'Mustafa'ya söyle, korkmasın. Sonunda zafer onların olacaktır.'Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizi, Hacı Bayram Veli'ye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri; Mustafa Kemal ve Mustafa Fevzi'dir" (Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, 160-161).
 
Aziz Karaca / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.