logo
20 MART 2026


Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar!

20.03.2026 00:00:00
11 ayın sultanı Ramazan ayı da geldi geçti. Bir Ramazan Bayramı'na daha ulaştık. Milletimizin ve tüm İslam aleminin bayramını tebrik ediyorum.
 
İslam dünyası, ibadetle, huzurla geçirmesi gereken bir Ramazan ayını daha kan ve gözyaşıyla geçirdi maalesef. 
 
ABD-İsrail ikilisinin, müzakere masasındaki bir devlete, İran'a, hem de bazı şartları kabul ettiğini açıklamışken gerçekleştirdiği kanlı saldırılar, Orta Doğu coğrafyasında yine savaşa, çatışmalara, kaos ve karmaşalara neden oldu, binlerce masum insan hayatını kaybetti.
 
ABD-İsrail, İran topraklarına saldırıyor, İran ise buna cevaben misilleme saldırıları gerçekleştiriyor. Ve İran, bölge ülkelerindeki ABD üslerini de bir tehdit unsuru olarak gördüğü için balistik füzelerle ve İHA'larla vuruyor.
 
İran'ın savaşı bitirme şartları; ABD-İsrail ikilisinin saldırıları durdurmaları, yenilgiyi kabullenmeleri, İran'a tazminat ödemeleri ve kalıcı bir barışa imza atmaları…
 
ABD-İsrail ikilisi ise, İran'ın önce lider kadrosunu öldürdü, hala öldürmeye devam ediyor, sivil yerleşim bölgelerini vuruyor, çocukları katlediyor, bu da yetmedi, İran'da yaşamı durdurmak için enerji altyapısını yok etmeye çalışıyor.
 
İran; ABD ve İsrail, yöneticilerini ve sivil halkı hedef aldığı için hem İsrail'e hem de bölgedeki ABD üslerine saldırıyor. Sonrasında enerji tesisleri hedef alınınca da, ABD'ye üslerini açan tüm ülkelerin enerji tesislerini hedef almaya başladı.
 
İran bu tesisleri hedef alıyor, komşu İslam ülkeleri ABD'ye üslerini kapatsın diye; Hürmüz Boğazı'nı kapatıyor, ABD ve İsrail üzerinde küresel bir baskı oluşturmak için.
 
Diğer bir bakış açısıyla, İslam ülkeleri üslerini ABD'ye kapatsa İran bu ülkelere saldıracak mı? Hayır. Dünyadaki diğer ülkeler, ABD'ye ,"Bu savaşı durdur" baskısı yapsa, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtiyacı olacak mı? Hayır.
 
Başta Orta Doğu coğrafyasındakiler olmak üzere dünyadaki ülkeler bu savaşı bitirme ya da hiç başlatmama konusunda üzerlerine düşeni hakkıyla yapmış olsalardı, zaten bugün bu acı hadiselerin hiçbiri yaşanmayacaktı.

Riyad'da bir garip toplantı

Durum buyken, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yaşanan savaş gündemiyle bir toplantı düzenlendi. 

Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suudi Arabistan, Azerbaycan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Pakistan, Suriye, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır dışişleri bakanları ve temsilcileri katıldı.
 
Toplantıda İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının, "egemenlik hakkının ve uluslararası hukukun ihlali" olduğu belirtilerek şiddetle kınandı.
 
Yanlış okumadınız, bölge ülkeleri, savaşı başlatan, müzakere yürütülen İranlı liderleri vahşi bir saldırıyla katleden, okulda okuyan 168 çocuğun üzerine bombalar yağdıran ABD ve İsrail'i değil, İran'ı kınadı.
 
İşte Orta Doğu'da, neden bu kadar kan ve gözyaşı var sorusunun cevabı burada. Katliam yapanlar değil de, bu katliamlara karşı direniş ortaya koyanlar kınanıyor.
 
Halbuki, asıl yapmaları gereken, "Ey ABD ve İsrail! Bu hukuksuz savaşı neden başlattınız, müzakereler devam ediyorken ve İran da bazı şeyleri kabul etmeye hazırken neden İranlı yetkilileri ani bir suikastla öldürdünüz, kadınları çocukları acımasızca neden katlettiniz?" diyerek hesap sormaktı; ayrıca "Bu savaş bitene kadar ABD üslerini kapatıyoruz" demeleriydi.

En azından bir İslam ülkesi olmayan İspanya kadar; "Bu savaşın bir parçası değiliz" diyen İtalya, Almanya, İngiltere, Fransa kadar; "Orta Doğu'da gerilim istemiyoruz, bir an önce barış olmalı" diyen Çin ve Rusya kadar…
 
Ama İslam ülkeleri savaşın mağduru olan İran'ı kınadılar.

ABD, İran'a kara harekatı yapabilir mi?

ABD'nin şu sıralar kara harekatına hazırlandığı iddia ediliyor. İran'ın bölgedeki ABD üslerine ve savaş gemilerine yaptığı başarılı saldırılar, Hürmüz Boğazı'nın İran'ın kontrolüne olması ve boğazın açılması konusunda müttefik ülkelerin destek vermemesi, ABD'yi bu hukuksuz savaşında yalnız bırakmış durumda. Müttefik denilen ülkelerde. Trump yönetimine güven diplerde, İsrail'e ise ciddi bir kızgınlık var.
 
Reuters haber ajansının haberine göre Trump binlerce ek askeri Ortadoğu'ya göndermeye hazırlanıyor. Hali hazırda Japonya'dan sevk edilen USS Tripoli amfibi gemisi ve bu gemiyle birlikte 5 bine yakın asker sıcak bölgeye doğru yolda.
 
İran'ın enerji üretim merkezi olan Hark Adası'na çıkarma yapacağı iddia ediliyor. Bu pek mümkün gözükmüyor. Çünkü ada İran ordusunun direkt menzilinde. Bu askerlerin sağ çıkması mümkün değil, bu da zaten imajı sıfırlanmış olan Trump yönetimini seçimler öncesi daha da zor duruma sokar.
 
Bu 5 bin askerle ya da daha fazlasıyla ABD'nin İran karşısında bir şey başarabilmesi mümkün değil. ABD bu sefer fena çuvallamış vaziyette. Trump yönetiminin bunun altından kalkabilmesi mümkün gözükmüyor. 
 
Bu yaşananlardan başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkeleri de ders çıkarmalıdır. "ABD'ye sonsuz güven", neticesinde büyük "hayal kırıklığı" demektir. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın dediği gibi, "Amerika'nın kayığına binen elbet batar." ABD, İran Savaşı'nda bunu ispatlamış oldu!
 
Bölge ülkeleri "Ehl-i Beyt" paydasında bir ve beraber olmalı, işgalci, katliamcı, sömürücü devletlere geriye dön marş marş demelidir.

 

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.