Türkiye'de Ekim ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 860 TL, yoksulluk sınırı ise 2 bin 802 TL olarak hesaplandı.Dört kişilik bir ailenin bir ay boyunca fiziki varlığını sürdürebilmesi için, gereken minimum gıda tutarına açlık sınırı deniyor.Yoksulluk sınırı ise gıda dışında barınma, ulaşım ve sağlık gibi 12 kalem tüketim malı için gereken minimum tutardır.TÜİK'e göre açlık sınırı, 'acından ölmemektir.'Bu cümle bana ait değil, TÜİK Başkanı 2008 yılında söylemiş.Ülkemizde ve tüm dünyada milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşıyorlar. Bu gerçek aslında ekonomi biliminde insanlığın bugüne kadar bir arpa boyu yol alamamış olduğunu göstermektedir.İnsanların açlık ve yoksulluğa mahkûm edilmesinin en büyük suçlusu uygulanan ekonomi sistemidir, yani kapitalizmdir. Sosyalist ülkelerde de durum farklı değildir.Devlet kurumunun var oluş gayelerinden belki de en önemlisi vatandaşlarını açlık ve yoksulluktan kurtarmaktır. Ama günümüzde devletler bu asli görevlerini bir kenara bırakmış durumdalar.Vatandaşının huzur ve refahı için harcanması gereken eforu günümüzde devletler, aldıkları yüksek faizli borçları ödeyebilmek veya daha doğru bir ifadeyle 'sürdürülebilir borçlanmayı' sağlayabilmek için harcamaktadırlar."Bir Ekonomi Tetikçisinin İtirafları" adlı kitabın yazarı John Perkins'in ifade ettiği itiraflar aslında devletlerin bu noktaya nasıl getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın Sosyal Devlet /Milli Devlet eserinin 76 ve 77. sayfalarında da yer verdiği John Perkins, bakın kitabında hangi itiraflarda bulunuyor: "Ekonomi tetikçisi olarak bizlerin amacı küresel imparatorluk kurmaktır. Bizler, diğer ülkeleri şirketlerimizin, hükümetimizin, bankalarımızın kölesi haline getirmek için uluslararası finans kuruluşlarını kullanan elit bir grubuz. Ekonomi Tetikçileri elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları ve teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç temin ederler. Bu borçların önkoşulu, bütün bu projelerin Amerikan inşaat ve mühendislik firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir. Aslında paranın çoğu Amerika'yı hiç terk etmez, sadece transfer edilir.Para hiç vakit geçirmeden şirketlere (kreditörlere) döndüğü halde borçlu ülkenin anapara artı faizin tamamını ödemesini isteriz. Eğer Ekonomi Tetikçisi çok başarılı ise borç tutarı o kadar büyük olur ki, birkaç yıl sonra borçlu ülke ödemeleri aksatır. Bu olduğunda biz de mafya gibi diyetini isteriz. Birleşmiş Milletlerde Amerika'nın isteği doğrultusunda oy verme, askeri üs kurma veya petrol gibi değerli kaynaklara el koyma şeklinde olabilir bu diyet..."Devletler bu mantıkla yönetildiği müddetçe vatandaşlarına asla huzur ve mutluluk sağlayamayacaklardır. Dünyanın süper gücü olarak bilinen ülkeler de bile milyonlarca aç ve yoksul insanın bulunmasının nedeni de budur.Başta da ifade etiğimiz gibi devleti var oluş gayesinin dışında kulvarlarda çalışmaya zorlayan kapitalizm gibi çarpık iktisat sistemlerdir. Eğer içinde bulunulan durumdan bir çıkış olacaksa devleti bu noktalara mahkûm eden iktisadi anlayışlar terk edilip, devleti milletinin hizmetine amade kılacak anlayışlar devreye konulmalıdır.Kapitalizm ve sosyalizmin aksine Milli Ekonomi Modeli, devleti vatandaşlarının hizmetine amade kılmaktadır.Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifadesiyle "Milli Ekonomi Modeli döneminde millet kendine çalışacak, devlet de milletine çalışacaktır."Böyle bir devlet ancak "baba devlet" olabilir.Böyle bir devlette açlık ve yoksulluk tarih olabilir.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024



























































