logo
28 HAZİRAN 2026

Diyarbakır 'eyalet' haline getirildi!

25.11.2006 00:00:00
 
PKK'nın siyasi kanadı gibi davranan DTP'li belediyeler, tuhaf uygulamalara imza atmaya devam ediyor. Belediye, Türkçe-Kürtçe temizlik kampanyası başlattı.

  PKK'nın siyasi kanadı gibi davranan DTP'li belediyeler, tuhaf uygulamalara imza atmaya devam ediyor. Diyarbakır'da Yerel Gündem-21 ile 57 çevre gönüllüsünün öncülüğünde "Temizlik Bilinç Geliştirme Projesi" Türkçe ve Kürtçe anonslar ile Kürtçe söylenen türkülerle başlatıldı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Diyarbakırımızı temiz tutmak için ortak bir kültürün kolektif bir çalışmanın ve anlayışın hakim olması lazım. Bütün mahallelerimizde bu çalışmayı gerçekleştireceğiz" dedi.

Esas niyet etnik bölücülük!Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Bağlar Belediyesi'nin de destek verdiği 'Temizlik Bilinç Geliştirme Projesi' Bağlar Gürsel Caddesi'nde başlatıldı. Kürt sanatçı Civan Haco'nun "Diyarbakır evimizdir" adlı Kürtçe şarkıları çalınırken, bir araçtan Türkçe ve Kürtçe anonslarla, "Lütfen çöplerimizi poşetleyerek çöp toplama saatlerinde temizlik araçlarına verelim. Cadde ve sokaklara çöp atmayalım, evlerimizin önünü temiz tutalım. Sağlığınız için temizlik kurallarına uyun, yerlere tükürmeyin" denildi.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı DTP'li Osman Baydemir, Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler ile esnaf ve vatandaşlara çöp poşetinin yanı sıra Türkçe ve Kürtçe basılı broşürler dağıttı. Baydemir, bir toplumu ayırt edici en önemli özelliğin temizliğe vermiş olduğu önem olduğunu belirterek, "Bir söz vardır aslan yatağından belli olur diye. Diyarbakır'ımızı temiz tutmak için ortak bir kültürün, kolektif bir çalışmanın ve anlayışın hakim olması lazım. Bütün mahallelerimizde bu çalışmayı gerçekleştireceğiz" dedi.  

 

 

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transferlerini eleştirdi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transferlerini eleştirdi

28.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transferlerini eleştirdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transferlerini eleştirdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın milletvekili ve belediye başkanı transferlerini eleştirdi.
Türkiye'de siyasileri önce kirletip sonra bu kirlenmişlik nedeniyle istediği gibi kullanan bir sistem olduğunu söyleyen Önder, "Kimin kime hizmet ettiğinin, kimin nerede durduğunun belli olmadığı bu kirli ilişkiler ağından Türkiye'nin kurtulması gerekiyor" dedi. BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle: "Siyasetin en büyük sorunu kirlenmiş olmasıdır. Bunu hep konuşuyoruz ve konuşmaya da devam edeceğiz. Çünkü bugün ülkemizde yaşadığımız sorunların temelinde kirli siyaset ve kirli siyasetçiler yatmaktadır. Milletvekillerinin parti değiştirdiğini, transferlerin havada uçuştuğunu ve belediye başkanlarının sık sık partilerinden istifa ederek, el öpüp iktidar partisine geçtiğini her gün görüyoruz. Bu sürecin giderek hızlandığı bir dönemden geçiyoruz.

"Siyaseti rant alanı olarak gören bu anlayıştan siyasetin kurtulması gerekiyor"

Bu ülke siyasetinin iki temel kirlenmişlik sorunu vardır. Birincisi; siyaseti rant elde etmek, güç ve para kazanmak için bir araç olarak gören ve siyaseti meslek edinmiş siyasetçilerdir. Partiler değişiyor, yeni partiler kuruluyor; ancak bakıyorsunuz, partilerin adı yeni olsa da aynı kişiler yine siyasetin içinde yer alıyor. Siyaseti bir rant alanı olarak gören bu anlayıştan siyasetin kurtulması gerekiyor.

"İktidar kim, muhalefet kim; kim kime hizmet ediyor, kimin eli kimin cebinde belli değil"

İkinci sorun ise kirli ilişkiler ağıdır. İktidar kim, muhalefet kim; kim kime hizmet ediyor, kimin eli kimin cebinde belli değil. Muhalefet partisinin liderine, iktidarı değiştirecek aday diye oy veriyorsunuz; ancak bir süre sonra aynı kişinin iktidara hizmet ettiğini görüyorsunuz. Gün geliyor, iktidara kimsenin yapmadığı iyilikleri yapıyor. Ya da muhalefet partisinden belediye başkanı seçiyorsunuz; ardından o kişinin iktidar partisine katıldığını görüyorsunuz.

"Önce kirletip sonra bu kirlenmişlik nedeniyle sizi istediği gibi kullanan bir sistem"

Kimin kime hizmet ettiğinin, kimin nerede durduğunun belli olmadığı bu kirli ilişkiler ağından Türkiye'nin kurtulması gerekiyor. Çünkü ülkemizde, siyasette önünün açılması için adeta adı konulmamış bir anlaşma varmış gibi görünüyor. Önce kirleneceksiniz, sonra bu kirli ilişkiler ağının bir parçası hâline geleceksiniz. Ardından önünüz açılacak; ancak bu kirlenmişlik nedeniyle sizi kirletenler, sizi istedikleri gibi yönlendirebilecekler.

"Bağımsız Türkiye Partisi'ne kulak vermeniz gerekir"

Bu sistem kirlidir. Sistem dışında kalmış, sistemin içine girmemiş ya da sistem tarafından kabul edilmemiş partilere, Bağımsız Türkiye Partisi'ne kulak vermeniz gerekir. Onlarla birlikte yürümeniz, bizimle birlikte hareket etmeniz gerekir. Aksi hâlde bu kirli sistemin içinde yer alan, biraz önce anlattığım iki kısır döngünün parçası olan partilerden ve siyasetçilerden ülkeye ne hizmet gelir ne de hayır gelir. Üstelik verdiğiniz oyun nereye gideceğini de bilemez duruma düşersiniz. Bu nedenle millet, alternatifini kendisi oluşturmalı; sistem dışında tutulmuş olanlara dört elle sarılmalıdır."

‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı

2026 Dünya Kupası kapsamında A Milli Futbol Takımımızın oynadığı karşılaşmayı tribündeki özel bir locadan takip eden eski futbolcu Hakan Şükür’ün görüntülere yansıması, Türkiye’de geniş yankı uyandırdı

27.06.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı
‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı
2026 Dünya Kupası kapsamında A Milli Futbol Takımımızın oynadığı karşılaşmayı tribündeki özel bir locadan takip eden eski futbolcu Hakan Şükür'ün görüntülere yansıması, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı.

Milli Takım formasıyla stadyumda yer alması kamuoyunda büyük bir tartışma başlatırken, şahsın hukuki durumu ve uluslararası alanda aranıp aranmadığı sorusu yeniden gündeme geldi.

Türkiye'deki yargı süreci ve yakalama kararları



Hakan Şükür hakkında Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından verilmiş çok sayıda kesinleşmiş yakalama kararı bulunmaktadır.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmalar kapsamında, Şükür hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla dava açılmıştır.

Bu süreçte tüm mal varlıklarına el konulmuş, başta Galatasaray Kulübü üyeliği olmak üzere Türkiye'deki tüm sportif unvanları ve madalyaları iptal edilmiştir. Ayrıca İçişleri Bakanlığı'nın Terörden Arananlar Listesi'nde gri kategoride yer almaktadır.

Kırmızı Bülten Neden Yok? Interpol'ün Yaklaşımı



Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığı, Hakan Şükür'ün uluslararası alanda yakalanması için defalarca başvuru yapmıştır. Ancak Interpol Genel Sekreterliği, bu talepleri reddetmiştir.

ABD'nin İade Sürecindeki Tutumu

Uzun süredir Amerika Birleşik Devletleri'nde lüks bir yaşam süren Hakan Şükür hakkında Türkiye, ABD makamlarına resmi iade dosyası sunmuştur. İki ülke arasında yürürlükte olan "Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Antlaşması" bulunmasına rağmen, Washington yönetimi bu talebi cevapsız bırakmıştır.

ABD yargı ve yürütme organları, iade taleplerini somut ceza hukuku delilleri yerine "siyasi sığınma" ve "ifade özgürlüğü" çerçevesinde değerlendirmekte, sunulan terör örgütü üyeliği dosyalarını kendi hukuk sistemlerine göre yeterli görmemektedir. Hukuki ve diplomatik olarak korunan Şükür, ABD sınırları içerisinde tam bir hareket serbestisine sahip olarak yaşamına devam etmektedir.

Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor


 
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

27.06.2026 13:34:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor
Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor. Gölbent Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Genel Müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.
Rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayılan alevlere havadan 2 helikopter, karadan ise 6 arazöz ile 2 su ikmal aracıyla müdahale ediliyor.

Ekiplerin yangını kontrol altına almak için başlattığı çalışmalar devam ediyor. Seydikemer'de geçen yıl da orman yangınları yaşanmıştı. 

Keyfelan Yaylası ziyaretçi akınına uğruyor


 
Türkiye'nin en güzel yaylalarından biri olan Ordu'nun Mesudiye ilçesindeki 1200 rakımlı Keyfalan Yaylası, yazın gelmesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. 

27.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Keyfelan Yaylası ziyaretçi akınına uğruyor
Keyfelan Yaylası ziyaretçi akınına uğruyor

Türkiye'nin en güzel yaylalarından biri olan Ordu'nun Mesudiye ilçesindeki 1200 rakımlı Keyfalan Yaylası, yazın gelmesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. İlçe merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafedeki yaylaya gelenler, gölet çevresinde gezerek ve piknik yaparak aileleriyle keyifli vakit geçiriyor. Mesudiye Belediye Başkanı Cengiz Koçyiğit, geçen yıl yaklaşık 750 bin kişinin gezdiği yaylaya bu yıl 1 milyon ziyaretçi beklediklerini söyledi.

Başka güzel yaylalar da var

Türkiye'de çok sayıda birbirinden güzel yayla bulunuyor. İşte onlardan bir demet...

Pokut Yaylası (Rize): Çamlıhemşin ilçesinde yer alan yayla, geleneksel ahşap evleri ve bulutların üzerindeki konumuyla meşhurdur.

Gito Yaylası (Rize): Çamlıhemşin'de bulunur. Salıncak manzarası ve sis denizleriyle doğa fotoğrafçılarının gözdesi.

Macahel Yaylası (Artvin): Borçka ilçesinde yer alan bölge, bozulmamış doğası ve eşsiz biyoçeşitliliği ile UNESCO koruması altında.

Hıdırnebi Yaylası (Trabzon): Akçaabat ilçesinde yer alır, ulaşımı kolaydır ve etkileyici bir panoramik manzaraya sahip.

Kümbet Yaylası (Giresun): Dereli ilçesinde 1.640 metre rakımda bulunur; yemyeşil doğası ve geleneksel yayla şenlikleriyle ünlü.

Gömbe Yaylası (Antalya): Kaş ilçesinde yer alır. Akdeniz'in sıcak havasından kaçıp serinlemek ve elma bahçelerini görmek için ideal.

Perşembe Yaylası (Ordu): Aybastı ilçesindedir ve kendine has doğa harikası menderesleriyle (kıvrımlı nehir yatağı) bilinir.

Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor


 
Kanser tedavisi son yıllarda tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri. Uzun yıllar boyunca kanser tedavisinin temelini oluşturan kemoterapi, günümüzde yerini giderek daha hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavilere bırakıyor.

27.06.2026 12:46:00
MURAT ÇORBACI
 
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor

Kemoterapinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Ahmet Ünsal, "Kemoterapi hala birçok kanser türünde önemli bir tedavi seçeneği ama tek silahımız değil. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde birçok hastada daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor ve bazı durumlarda kemoterapiye olan ihtiyaç azalabiliyor. İmmünoterapi, akıllı ilaçlar ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler sayesinde kanserle mücadelede çok daha güçlü bir döneme girilmiş durumdayız. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. İmmünoterapinin özellikle akciğer kanseri, cilt kanseri ve böbrek kanseri gibi bazı tümörlerde sağ kalımı belirgin şekilde uzattığı gösterildi. Bu sayede bazı hastalarda yıllarca süren kalıcı yanıtların elde edilmesi artık mümkün hale geldi" diye konuştu.

Akıllı ilaçlar devreye girdi

"Akıllı ilaçlar" olarak bilinen hedefe yönelik tedavilerin de kanser tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Dr. Ünsal, bu ilaçların kanser hücresindeki belirli genetik bozuklukları hedef aldığını belirterek, "Kanser hücresindeki belirli genetik bozukluklar hedef alınarak normal hücrelere daha az zarar veriliyor. Böylece hem etkinlik artıyor hem de yan etkiler azalabiliyor. Günümüzde birçok akciğer, meme ve kolon kanseri hastasında tedavi kararı artık tümörün genetik özelliklerine göre veriliyor" dedi.

Kanser tedavisinde geleceğe yönelik çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Dr. Ünsal, yapay zeka destekli tanı sistemleri, sıvı biyopsi adı verilen kan testleri, kişiye özel kanser aşıları ve yeni nesil hücresel tedaviler üzerinde yoğun araştırmalar yürütüldüğünü söyledi. Bu gelişmeler sayesinde her hastanın tümörünün biyolojik özelliklerine göre tamamen kişiselleştirilmiş tedavi planlarının rutin hale geleceğinin öngörüldüğünü belirten Dr. Ünsal, kanser tedavisinin giderek daha hedefe yönelik ve hasta odaklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.

Kars merkezli 9 ildeki "sahte iş" dolandırıcılığı operasyonunda yakalanan 21 zanlı tutuklandı

Kars merkezli 9 ilde, internet üzerinden "evde paketleme işi" vaadi ve sahte ilanlarla dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 29 şüpheliden 21'i tutuklandı

27.06.2026 09:57:00
AA
 
Kars merkezli 9 ildeki "sahte iş" dolandırıcılığı operasyonunda yakalanan 21 zanlı tutuklandı
Kars merkezli 9 ildeki "sahte iş" dolandırıcılığı operasyonunda yakalanan 21 zanlı tutuklandı

Kars Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, "evde paketleme iş imkanı" vaadiyle bir kişinin dolandırılması üzerine çalışma başlattı.

Polis ekiplerince yapılan çalışmalarda, Letgo ve Sahibinden.com isimli internet siteleri üzerinden ürün satışı adı altında sahte ilanlar ve Facebook, Instagram, TikTok sosyal medya uygulamaları üzerinden "evde paketleme iş imkanı" adı altında dolandırıcılık yapıldığı ve banka hesap bilgilerini kullandıran şüpheliler tespit edildi.

Araştırma ve tespitler neticesinde 54 kişinin dolandırıcılık mağduru olduğu ve milyonlarca lira müşteki zararı belirlendi.

Bu kapsamda şüphelilerin yakalanması için Kars merkezli, Mersin, Şanlıurfa, Van, Gaziantep, Yalova, Aydın, Diyarbakır ve Adana'da 32 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 29 şüpheli gözaltına alınarak Kars İl Emniyet Müdürlüğüne getirildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 21'i çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, değerli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Ankara'daki, NATO operasyonlarında 178 tutuklama

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, terör örgütlerinin ülke genelindeki faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda gözaltına alınan 225 şüpheliden 178'i tutuklandı

27.06.2026 07:47:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ankara'daki, NATO operasyonlarında 178 tutuklama
Ankara'daki, NATO operasyonlarında 178 tutuklama
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, terör örgütlerinin ülke genelindeki faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda gözaltına alınan 225 şüpheliden 178'i tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; terör örgütlerinin ülke genelindeki faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında tespit edilen 241 şüpheliden 225'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerden 218'i 25 Haziran Perşembe ve 26 Haziran Cuma günü mevcutlu olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına getirildi.

Getirilen 6 şüpheli başsavcılıkta serbest bırakılırken, 212 şüpheli ise terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Sulh ceza hakimliğince yapılan sorgu işleminin ardından 178 şüpheli tutuklanırken, 34 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulandı.

Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik "Önce gelip Bakanlığa şikayet etselerdi" açıklamasına eylemcilerden yanıt geldi. Resmi kanalları defalarca denediklerini belirten öğretmenler, "Dilekçelerimiz işleme alınmadı, randevu taleplerimiz reddedildi" dedi

26.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, hak gasplarına karşı açlık grevi başlatan öğretmenlerle ilgili yaptığı son açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Bakan Tekin'in, "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak?" şeklindeki sözlerine, eylemi sürdüren öğretmenlerden jet hızıyla yanıt geldi. Öğretmenler, idari yolları tüketmedikleri yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

"Yasal tüm yolları tükettik"

Açlık grevindeki öğretmenler adına yapılan ortak açıklamada, Bakan Tekin'in "Hukuk devletinde önce idari işlem için itiraz edilir" sözlerine tepki gösterildi. Aylardır seslerini duyurmak için her yolu denediklerini belirten öğretmenler, süreci şu sözlerle özetledi:

"Çalıştığımız kurumlardaki hukuksuzluklara dair hazırladığımız raporları ve şikayet dilekçelerini defalarca Bakanlık evrak kaydına sunduk. Sorunları bizzat aktarmak için Bakanlık bürokratlarından ve Sayın Yusuf Tekin'den aylarca randevu talep ettik ancak hiçbirine olumlu dönülmedi. Okullarımıza gelen müfettişlere uğradığımız mobbingi ve haksızlıkları tek tek anlattık, hiçbir idari soruşturma açılmadı."

"Açlık grevi keyfi bir seçim değildir"

Öğretmenler, açlık grevi eyleminin idari yolların tamamen tıkanması ve kendilerine başka bir çare bırakılmaması sebebiyle başladığını vurguladı. "Hukuk devleti vurgusu yapanlar, önce vatandaşına kulak tıkamayı bırakmalıdır" diyen eylemciler, şu ifadeleri kullandı:

"Kimse durup dururken, keyfi bir şekilde bedenini açlığa yatırmaz. Bizler bu ülkenin öğretmenleriyiz. Keşke Sayın Bakan, 'Şikayet yok' demek yerine, haftalardır Bakanlık binasının birkaç yüz metre ötesinde devam eden çığlığımızı duymayı seçseydi. Kapılar yüzümüze kapanmasaydı, bugün burada açlık grevinde değil, sınıflarımızda öğrencilerimizin başında olurduk."

"Evrak numaralarımızı paylaşmaya hazırız"

Bakanlığın "Bize ulaşmış bir şikayet yok" iddiasına karşı öğretmenler, ellerindeki hukuki belgeleri işaret etti. Bakanlığa sunulan dilekçelerin tarih ve evrak numaralarını kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduklarını belirten eğitimciler, somut bir adım atılana ve hakları iade edilene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını yineledi.

Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamalarla öğretmenlere destek vererek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı inkarcı tutumu bırakıp acilen diyalog kanallarını açmaya davet etti.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Yapay zekada yeni kriz kapıda

Dünya genelinde hızla yayılan yapay zeka sistemleri, modellerin gücünden çok enerji altyapısına takıldı. ABD’den Orta Doğu’ya kadar enerji şebekeleri acil durum sinyali verirken, Birleşmiş Milletler bilim insanları 2030 yılına kadar yapay zekanın Sahra Altı Afrika'nın tamamı kadar su ve devasa miktarda elektrik tüketeceğini öngörüyor

26.06.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zeka yarışında liderlik koltuğuna oturmak isteyen teknoloji devleri, bugüne kadar hep en akıllı dil modellerini ya da en güçlü çipleri üretmek için yarışıyordu. Ancak Haziran 2026 itibarıyla teknoloji dünyasındaki rekabetin yönü tamamen değişti. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, yapay zekanın geleceğini artık algoritma kabiliyetinin değil, şebekelerden çekilebilecek fiziksel elektrik gücünün belirleyeceğini ifade ediyor.

Yapay zeka veri merkezlerinin enerji oburluğu öyle bir boyuta ulaştı ki, ABD Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC), veri merkezlerinin elektrik şebekelerine erişimini hızlandırmak amacıyla altı bölgesel şebeke operatörüne yönelik acil durum emirleri yayınlamak zorunda kaldı. Normal şartlarda yıllar süren bürokratik onay süreçleri, yapay zekanın büyüme hızına yetişebilmek adına tamamen baypas edildi. Sektördeki devasa büyümeyi gözler önüne seren en somut örnek ise Microsoft'un son 18 ayda altyapısına 4 gigavattan fazla yeni veri merkezi kapasitesi eklemesi oldu. Bulut bilişim ve yapay zeka bulut sağlayıcısı CoreWeave ise 2026 sonuna kadar tek başına 1,7 gigavatlık bir gücü hedefliyor.

BM'den korkutan uyarı: Altyapı tehdit altında

Yapay zekanın yazılımdan sıyrılıp fiziksel dünyayı etkilemeye başlaması küresel kurumları da alarma geçirdi. Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan bilim insanları tarafından hazırlanan son rapora göre, yapay zeka teknolojileri 2030 yılına kadar 1,3 milyar insanın yaşadığı Sahra Altı Afrika'nın toplam su tüketimi kadar su harcamaya başlayacak. Enerji tarafında ise durum daha da çarpıcı; yapay zekanın ihtiyaç duyacağı elektrik gücü, Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın (yaklaşık 650 milyon insan) toplam elektrik tüketiminin tam üç katına ulaşacak.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Frontiers iş birliğiyle yayımlanan "2026'nın Gelişen İlk 10 Teknolojisi" raporunda da bu duruma dikkat çekilerek inovasyonun artık sadece yazılımda değil, binaları elektrik tüketmeden soğutan "pasif radyatif soğutma malzemeleri" gibi fiziksel çözümlere kaydığı vurgulandı. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda "enerji egemenliği" ile "yapay zeka egemenliği" kavramlarının tamamen eş anlamlı hale geleceğini öngörüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.