Dün, din bezirganlığı yaparak zehirle yoğrulmuş fikirleri insanların beyinlerine ve gönüllerine zerk eden bazı şakirtler, bugün aynı ayak oyunlarını, o dini yaşayan ve yaşatmaya çalışanlara çamur atmaya çalışarak yapmaktalar. Nasıl ki, ABD'de ve İngiltere'de gerçekleşen 11 Eylül ve 7 Temmuz olayları İslam'a ve onu temsil ettiğine inandırılan bazı kişiler nezdinde tüm Müslümanlara maledilmeye çalışılıyorsa, aynı şekilde İslam'a ve Müslümanlara da küfrü üzerlerine borç bilenler, bir şekilde gerçek kişilere saldırarak görevlerini aynı düzlemde ifa etmeye çalışmaktalar. Hedeflerin aynı olması yanısıra sadece metotlar değişiktir. Birinde, 'kullandıkları kişileri' terörist olarak addeden piyonlar, diğerinde 'gerçek kişileri' aykırı olarak niteleyip dini hırpalamaya, akabinde de kendi kafalarındaki İslam'ı insanlara benimsetmeye çalışıyorlar. Gerçekleşen olaylarda metodların değişik olması satılmış beyinleri hedefinden şaşırtmamakta, dezenformasyon başta olmak üzere insanların benliğini her kanaldan istila etmeye çalışmaktalar. İngiltere ve onun temsil ettiği misyona karşı, ölen İngilizlere itafen televizyon ekranlarının canlı yayınlarında saygı duruşlarıyla teslimiyetlerini ispat edenler, sadece Müslüman oldukları için Avrupa sokaklarında dövülerek öldürülen gençleri ve taşlanıp yağmalanan cami haberlerini sadece "sıradan bir olay" gibi aksettirmekteler artık. Paralel düşüncede 40 bin kişinin katilini "özgürlük savaşçısı" olarak gösterenlerle, AB'yi ulaşılması gereken "uç nokta" olarak lanse etmeye çalışanlar aynı noktada kesişmekteler. Olaylar aynı ama bakan gözler hep farklı.Gazete sütunlarında medya kazanlarını dolduran haberlerin içeriği de haberi yapan ellerin bu bakış açılarının farklılığından kaynaklanmıyor mu sanki?Bir gazete aynı olaya "küfür" bir diğeri ise "iman"ın ispatı, biri "peşkeş" diğeri "sermaye", biri "teferruat" biri "farz", hatta ve hatta birinin "vatan satmak" olarak telakki ettiğine bir diğeri kılıfa uydurarak "milli politika" diyebilmekte rahat rahat.Sonuç ne? Hep dalavere, kandırmaca ve heba olan koca bir ülke...***Sırtların dayalı olduğu güç odaklarının hedef gösterdiği insanlar, kendilerine göre halk tarafından daima yerilmesi gereken ve bu yolda kalem oynatılıp uydurma da olsa delil toplanması gereken kişilerdir her zaman. Gerçekleşen olaylardaki farklı bakış açılarının kaynağını hep bu temel vasıf belirlemektedir. Kişi ve kurumların hizmet ettiği sermaye odakları daima yol haritasını kendilerine destek çıkanların diktasıyla belirlemekte, doğru bir nevi ikinci planda kalmaktadır. Bugün medyada artık moda olan mahrem şeylere dil uzatma ya da söylenmeyenleri söyleme geleneği hep aynı kaynaklıdır. İnsanların gönlünde yer edinmiş insanları aşağılama, tartışılmayanı tartışma, mahremleri umuma açma istediği hep bu kaynakların teşvikiyle, içteki taşeronlar vasıtasıyla fiiliyata geçirilmeye çalışılan, kendilerine göre stratejik davranışlardır. Televizyon ekranlarında haber sunan spikerlerin dahi ellerindeki metinlerde kullanılan üslup hep bu yol haritasının bir gereği olarak çıkmıyor mu karşımıza? Irak'lıyı terörist olarak gösterip "oh iyi oldu" diyen zihniyetle, "emperyalist ABD bugün yine ortalığı kana buladı" diyen haber metinleri aynı olayı farklı ellerin diliyle anlatmaya çalışan fikir ve menfaat çatışmasından başka bir şey değil. Netice olarak, günümüz Türkiye'sinde sadece televizyon seyrederek ya da gazete sütunlarından olaylara vakıf olmaya çalışmak her zaman insanı doğruya götürmeyebiliyor. Kişi, kurum, hatta ülkeleri dahi sadece gazete ve televizyonlardan edindiğimiz bilgilerle değerlendirmek, kendimizi haber kaynağının inisiyatifine teslim etmek ve kendimize haksızlık etmekten başka bir şey değil. Nasıl ki, halkının yüzde 90'ı ABD'ye karşı bir ülkede yaşamamıza rağmen, iktidarı o ülkeye tam teslimiyet içinde ve medyanın yüzde 90'ı aynı ülkeye emanet bir devletin sınırları içerisinde yaşıyorsak, duyduklarımız ve gördüklerimiz de çoğu zaman aynı odaklara ait ve sadece kandırmacadan ibaret olabilir.
Ender Karabulut / diğer yazıları
- Sistem yanlış / 08.12.2020
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006
- "Ben PKK'yı bitireyim, sen Kürdistan'ı tanı" / 19.12.2007
- PKK'ya af devlet politikası mı? / 06.12.2007
- Kürt' sorunu mu, 'Terör' sorunu mu / 24.11.2007
- Erdoğan ABD'ye neden gitti? / 22.12.2006
- Tebrikler Paşam! / 09.12.2006
- 50 milyon "Ortaçağ" kafalı! / 07.12.2006
- Papa'ya tepkimiz(!) çok komik oldu / 01.12.2006
- Deniz bitti! / 30.11.2006
- Papa ne yaptı, biz ne yapıyoruz! / 29.11.2006























































