Ekonomide beklentiler kötüleşiyor
IMF, jeopolitik gerilimler ve yükselen enerji maliyetleri yüzünden Türkiye'nin 2026 büyüme tahminini yüzde 3,4'e indirdi. Yüksek enflasyon, akaryakıt zamları ve gerileyen ihracatla ekonomi daralırken, vatandaşın cebi daha da zorlanıyor
Eyüp Kabil





Bu revizyon, Türkiye ekonomisinin son dönemde karşılaştığı yapısal ve dışsal zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler -ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmanın yarattığı belirsizlik- enerji fiyatlarını yukarı iterken, Hürmüz Boğazı'ndaki riskler petrol arzını tehdit ediyor. Brent petrol varil fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesi, Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerde maliyetleri doğrudan artırıyor. Bu durum, enflasyonist baskıları körüklerken, sanayi üretimini ve lojistik maliyetlerini de olumsuz etkiliyor.

Beklentiler kötüleşiyor
Mart 2026'da yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) %30,87 olarak gerçekleşti. Aylık artış %1,94 oldu. Ancak bağımsız enflasyon platformu ENAG'a göre rakam %54,62'ye kadar çıkıyor. Merkez Bankası'nın Piyasa Katılımcıları Anketi'nde de yıl sonu enflasyon beklentisi son dönemde %25,38'den %27,53'e yükseldi. Nisan ayı için aylık TÜFE artışı tahmini ise %2,93'e revize edildi.
IMF ise 2026'da ortalama enflasyonun %28,6, 2027'de %21,4 seviyesinde kalacağını öngörüyor. Bu rakamlar, hükümetin tek haneli enflasyon hedeflerinden oldukça uzak. Yüksek enflasyon, özellikle dar gelirli vatandaşların satın alma gücünü eritiyor. Gıda, ulaşım ve konut gibi temel giderlerdeki artışlar, hanehalkı harcamalarını baskı altına alıyor.

Akaryakıt zamları vatandaşı ve iş dünyasını vurdu
Jeopolitik risklerin en somut yansıması, pompa fiyatlarında görülüyor. Bugün itibarıyla benzin litre fiyatına ortalama 95 kuruş, motorin litre fiyatına ise 2 lira 28 kuruş zam geldi. İstanbul'da benzin 63,74 TL'ye, motorin 71,64 TL'ye yükseldi. LPG ise 34,99 TL'den satılıyor. Brent petrol fiyatlarındaki yükseliş ve rafineri marjlarındaki artışın doğrudan sonucu olan bu zamlar, eşel mobil sisteminin limitlerinin dolmasıyla birlikte tüketiciye tam yansıdı.
Taşıt sahipleri için yakıt maliyeti ciddi oranda artarken, lojistik sektörü, tarım ve sanayi gibi yakıt yoğun sektörlerde üretim maliyetleri yükseliyor. Bu da nihai ürün fiyatlarına yansıyarak enflasyon döngüsünü besliyor. Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın sürdüğü sürece yeni zamların gündeme gelebileceği uyarısında bulunuyor.

İhracat geriledi, cari açık baskısı artıyor
Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026'nın ilk çeyreğinde ihracat %3,1 düşüşle 63,28 milyar dolara geriledi. İran savaşı ve takvim etkisinin yanı sıra yüksek enerji maliyetleri dış ticareti olumsuz etkiledi. IMF, cari açığın 2026'da GSYH'nin %2,8'ine, 2027'de %2,5'ine ulaşacağını tahmin ediyor (önceki tahmin %1,3'tü). Enerji ithalatındaki artış, dış ticaret dengesini iki katına yakın kötüleştiriyor.
Merkez Bankası ise Nisan ayında politika faizini %37'de sabit tuttu. Şubat-Nisan döneminde agresif faiz indirimlerinin ardından gelen bu duruş, enflasyon ve jeopolitik belirsizlik karşısında temkinli bir yaklaşımı yansıtıyor. Ancak faizlerin yüksek seviyede kalması, reel sektörü -özellikle KOBİ'leri- kredi maliyetleri açısından zorluyor. Sanayi üretiminde yavaşlama sinyalleri artarken, iç talepteki yapay canlılık tüketim odaklı büyümenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.

İşsizlik ve yapısal sorunlar
IMF raporunda işsizlik oranının 2026'da %8,3, 2027'de %8,7'ye yükseleceği öngörülüyor. Büyümedeki yavaşlama, istihdam yaratma kapasitesini sınırlıyor. Öte yandan, hükümetin son dönemde açıkladığı vergi indirimleri ve yatırım teşvik paketleri (örneğin ihracatçılara %9 kurumsal vergi oranı gibi), rekabeti artırmayı hedefliyor. Ancak analistler, bu tür önlemlerin jeopolitik şoklar ve yüksek enflasyon karşısında yetersiz kalabileceğini belirtiyor.
Türkiye ekonomisi, enerji ithalatına bağımlılığı, rezerv yönetimindeki dalgalanmalar ve enflasyon beklentilerindeki bozulma nedeniyle kırılgan bir yapı sergiliyor. S&P ve diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkat çektiği gibi, dış borç stokunun yönetimi ve bütçe disiplini kritik önem taşıyor.

Ekonomistler, Orta Doğu'daki çatışmanın kısa vadede enerji fiyatlarını baskılamaya devam edeceğini, dolayısıyla enflasyon ve büyüme görünümünün belirsizliğini koruduğunu söylüyor. TCMB'nin önümüzdeki dönemde veri odaklı kararlar alması beklenirken, yapısal reformların hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.
Sonuç olarak, IMF'nin tahmin revizyonu Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösteriyor. Vatandaşların cebini doğrudan etkileyen akaryakıt zamları ve yüksek enflasyon, büyümedeki yavaşlamayla birleşince, önümüzdeki dönemde daha temkinli bir ekonomik yönetim gerektireceğe benziyor.














































































