logo
08 AĞUSTOS 2026

Ekonomide beklentiler kötüleşiyor

IMF, jeopolitik gerilimler ve yükselen enerji maliyetleri yüzünden Türkiye'nin 2026 büyüme tahminini yüzde 3,4'e indirdi. Yüksek enflasyon, akaryakıt zamları ve gerileyen ihracatla ekonomi daralırken, vatandaşın cebi daha da zorlanıyor 

28.04.2026 12:28:00 / Güncelleme: 28.04.2026 17:58:34
Eyüp Kabil
 
Ekonomide beklentiler kötüleşiyor
Ekonomide beklentiler kötüleşiyor
Uluslararası Para Fonu (IMF), Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda Türkiye'nin bu yılki ekonomik büyüme tahminini Ocak ayındaki %3,7'den %3,4'e düşürdü. 2027 için de tahmin %4,1'den %3,5'e revize edildi. IMF, revizyonun başlıca nedenleri olarak 2025 yılındaki beklenenden zayıf büyüme performansını ve yükselen petrol ile doğalgaz fiyatlarının ithalat bağımlı Türk ekonomisi üzerindeki baskısını gösterdi. Mart ayında açıklanan resmi veriler, ekonominin %3,6'lık bir büyüme ile sınırlı kaldığını ortaya koymuştu.

Bu revizyon, Türkiye ekonomisinin son dönemde karşılaştığı yapısal ve dışsal zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler -ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmanın yarattığı belirsizlik- enerji fiyatlarını yukarı iterken, Hürmüz Boğazı'ndaki riskler petrol arzını tehdit ediyor. Brent petrol varil fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesi, Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerde maliyetleri doğrudan artırıyor. Bu durum, enflasyonist baskıları körüklerken, sanayi üretimini ve lojistik maliyetlerini de olumsuz etkiliyor.






Beklentiler kötüleşiyor

Mart 2026'da yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) %30,87 olarak gerçekleşti. Aylık artış %1,94 oldu. Ancak bağımsız enflasyon platformu ENAG'a göre rakam %54,62'ye kadar çıkıyor. Merkez Bankası'nın Piyasa Katılımcıları Anketi'nde de yıl sonu enflasyon beklentisi son dönemde %25,38'den %27,53'e yükseldi. Nisan ayı için aylık TÜFE artışı tahmini ise %2,93'e revize edildi.

IMF ise 2026'da ortalama enflasyonun %28,6, 2027'de %21,4 seviyesinde kalacağını öngörüyor. Bu rakamlar, hükümetin tek haneli enflasyon hedeflerinden oldukça uzak. Yüksek enflasyon, özellikle dar gelirli vatandaşların satın alma gücünü eritiyor. Gıda, ulaşım ve konut gibi temel giderlerdeki artışlar, hanehalkı harcamalarını baskı altına alıyor.






Akaryakıt zamları vatandaşı ve iş dünyasını vurdu

Jeopolitik risklerin en somut yansıması, pompa fiyatlarında görülüyor. Bugün itibarıyla benzin litre fiyatına ortalama 95 kuruş, motorin litre fiyatına ise 2 lira 28 kuruş zam geldi. İstanbul'da benzin 63,74 TL'ye, motorin 71,64 TL'ye yükseldi. LPG ise 34,99 TL'den satılıyor. Brent petrol fiyatlarındaki yükseliş ve rafineri marjlarındaki artışın doğrudan sonucu olan bu zamlar, eşel mobil sisteminin limitlerinin dolmasıyla birlikte tüketiciye tam yansıdı.

Taşıt sahipleri için yakıt maliyeti ciddi oranda artarken, lojistik sektörü, tarım ve sanayi gibi yakıt yoğun sektörlerde üretim maliyetleri yükseliyor. Bu da nihai ürün fiyatlarına yansıyarak enflasyon döngüsünü besliyor. Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın sürdüğü sürece yeni zamların gündeme gelebileceği uyarısında bulunuyor.






İhracat geriledi, cari açık baskısı artıyor

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026'nın ilk çeyreğinde ihracat %3,1 düşüşle 63,28 milyar dolara geriledi. İran savaşı ve takvim etkisinin yanı sıra yüksek enerji maliyetleri dış ticareti olumsuz etkiledi. IMF, cari açığın 2026'da GSYH'nin %2,8'ine, 2027'de %2,5'ine ulaşacağını tahmin ediyor (önceki tahmin %1,3'tü). Enerji ithalatındaki artış, dış ticaret dengesini iki katına yakın kötüleştiriyor.

Merkez Bankası ise Nisan ayında politika faizini %37'de sabit tuttu. Şubat-Nisan döneminde agresif faiz indirimlerinin ardından gelen bu duruş, enflasyon ve jeopolitik belirsizlik karşısında temkinli bir yaklaşımı yansıtıyor. Ancak faizlerin yüksek seviyede kalması, reel sektörü -özellikle KOBİ'leri- kredi maliyetleri açısından zorluyor. Sanayi üretiminde yavaşlama sinyalleri artarken, iç talepteki yapay canlılık tüketim odaklı büyümenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.






İşsizlik ve yapısal sorunlar

IMF raporunda işsizlik oranının 2026'da %8,3, 2027'de %8,7'ye yükseleceği öngörülüyor. Büyümedeki yavaşlama, istihdam yaratma kapasitesini sınırlıyor. Öte yandan, hükümetin son dönemde açıkladığı vergi indirimleri ve yatırım teşvik paketleri (örneğin ihracatçılara %9 kurumsal vergi oranı gibi), rekabeti artırmayı hedefliyor. Ancak analistler, bu tür önlemlerin jeopolitik şoklar ve yüksek enflasyon karşısında yetersiz kalabileceğini belirtiyor.

Türkiye ekonomisi, enerji ithalatına bağımlılığı, rezerv yönetimindeki dalgalanmalar ve enflasyon beklentilerindeki bozulma nedeniyle kırılgan bir yapı sergiliyor. S&P ve diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkat çektiği gibi, dış borç stokunun yönetimi ve bütçe disiplini kritik önem taşıyor.






Ekonomistler, Orta Doğu'daki çatışmanın kısa vadede enerji fiyatlarını baskılamaya devam edeceğini, dolayısıyla enflasyon ve büyüme görünümünün belirsizliğini koruduğunu söylüyor. TCMB'nin önümüzdeki dönemde veri odaklı kararlar alması beklenirken, yapısal reformların hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.

Sonuç olarak, IMF'nin tahmin revizyonu Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösteriyor. Vatandaşların cebini doğrudan etkileyen akaryakıt zamları ve yüksek enflasyon, büyümedeki yavaşlamayla birleşince, önümüzdeki dönemde daha temkinli bir ekonomik yönetim gerektireceğe benziyor.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.