logo
24 ŞUBAT 2026


Ekonomik kalkınma güçlü devletin omurgasıdır

10.07.2009 00:00:00
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yayınladığı tarihi manifestoda, ekonomik kalkınmanın devletin ve ordunun güçlü olması için hayati önem taşıdığına işaret etti.

 

Milletimizin varlığını sürdürebilmesi, bağımsızlığını koruyabilmesi ve kaynaklarını kendisinin kullanabilmesi için çeşitli şartlar gerekmektedir:1- Geçim sorunu yaşamayan halk: Vakıa şu ki, asgari geçimini sağlayamayan insanlar, daha rahat taviz verebilmektedir. Bu nedenle güçlü bir ekonomiye ihtiyaç bulunmaktadır. Biz, ekonomi sahasında öz kültürümüzden ilham alan ve çağdaş ekonomik sistemlerin çözemediği üç temel soruna çare olan Milli Ekonomi Modeli adlı ekonomik modelimizi oluşturduk. Tüketim eksenli bir yaklaşımla, en gelişmiş ekonomilerde bile yaşanan gelir dağılımında adalet, tam istihdam ve sürekli büyümenin gerçekleştirilememesi sorunlarının gerçekçi ve uygulanabilir çözümlerini ortaya koyduk.2- Güçlü devlet: Milletin devlet sayesinde pek çok zaruri ihtiyacını sağlayabileceği, varlığını devam ettirebileceği ortadadır. Devletin, milletinin hak ve hukukunu koruyan, adaletten ayrılmadan milletine hizmet eden ama kesinlikle güçlü bir yapıda olması gereklidir. Yöneticiler şahsi menfaatleri için değil milletin menfaati için çalışmalı ve ülkemiz ve kaynaklarımız üzerinde emeli olan güçler ile işbirliği yapmamalı. Hukukun üstünlüğüne dayanan, adaletli ve güçlü bir devlet yapısına kavuşmak için elimizde gelen çalışmayı yapmaya çalıştık ve bu bağlamda 'Sosyal Devlet, Milli Devlet' adlı eseri yazdık.3- Güçlü Ordu: Biz, kıyamete kadar gelecek her insanın rızkının bu kainatta var olduğuna ve Yüce Allah tarafından verileceğine, insanın hizmetine verilen dünyanın bilinen ve bilinmeyen kaynaklar ile dolu olduğuna, insanların gerçek ihtiyaçları için bu kaynakları tüketmesinin mümkün olmadığına inanıyoruz. Bu kanaat ve inancımızı, bilimsel olarak da ortaya koyduk; dünya bilim adamlarına bunu kabul ettirdik, modelimizi baş tacı ettiler, projelerimizi kendi ülkelerinde uygulamaya koydular.  Hem bu güne kadar insanlık, Yüce Allah'ın lütfettiği hangi kaynağı tüketebilmiş ki! En çok kullanılan ve uğruna milyonlarca insanın katledildiği petrol bile tüketilebilmiş değildir.

Ekonomi bilimine yeni tanımlarHayata, 'kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsız' diye bakan ve İktisat'ı 'sınırlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçların karşılanmasının ilmi' diye tanımlayan insanların dünyaya barış sunmaları mümkün değildir. Bu yaklaşım sömürüyü, kaynak paylaşımı için kavgayı zorunlu hale getirmektedir. Bu gün dünyada kaynakları ele geçirmek, ülkelerin zenginliğini sömürmek için savaşlar olmakta, milyonlar katledilmektedir. Ülkemizin sahip olduğu zenginlikler ve stratejik jeopolitik konumu nedeni ile küresel güçlerin iştahını kabarttığını anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Bu anlatılanlar milletimizin, ülkemizin, bağımsızlığımızın yani maddi ve manevi varlığımızın korunması için güçlü bir ordunun varlığının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk ordusunun özellikleriTÜRK ORDUSUMİLLETİ İLE BİR OLABİLMİŞ GÜÇLÜ BİR ORDUDUR. MİLLETİMİZ ORDUSUNU MUHABBETLE SEVMEKTE, ASKERLİ?E 'PEYGAMBER OCA?I' DİYE BAKMAKTADIR. BİR MİLLETİN ASKERİ İLE BU ÖLÇÜDE MUHABBETİ ONU GÜÇLÜ KILAR. ASKERİ İLE KAVGALI BİR MİLLETİN VARLI?INI SA?LIKLI BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRMESİ DE MÜMKÜN DE?İLDİR. BİZ BU GERÇEKTEN HAREKETLE ORDU İLE MİLLETİN BİR VE BERABER OLMASININ ÖNEMİNİ VURGULUYORUZ.MİLLET İLE ORDU ARASINDAKİ UYUM VE GÜÇLÜ BA?IN TÜRK MİLLETİNİ GÜÇLÜ KILDI?INI BİLEN ŞER ODAKLAR ASKER İLE SİVİLİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İÇİN TÜRLÜ SENARYOLAR SAHNEYE KOYMUŞLARDIR VE KOYMAKTADIRLAR. ASKERİN İÇİNDEN ELDE ETTİKLERİ BİR KISIM KİŞİLER ARACI?I İLE MİLLETİN HASSAS OLDU?U KONULARDA GEREKSİZ TEPKİLER ORTAYA KONMUŞTUR. DİNDAR KABUL EDİLEN BİR KISIM İNSANLAR İSE, ORDUNUN İÇİNE SIZMAK GİBİ BAZI GAYRİ MEŞRU FAALİYETLERE YÖNELMİŞTİR. YAPILAN İKİ TARAFLI YANLIŞ İSTİSMAR EDİLMEKTE VE ASKER İLE SİVİL KARŞIKARŞIYA GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR. OYSA BİR YANLIŞ VARSA BUNU SAMİMİ BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYUP DÜZELTMEYE ÇALIŞMAK LAZIMDIR.NİYET BOZUK OLUNCA YAPILAN YANLIŞLAR ASKER VE SİVİLİ KAVGA ETTİRMEK VE ORDUYU YIPRATMAK İÇİN BAHANE OLARAK KULLANILMAKTADIR. Burada hakkımızda ortaya atılan bir iftirayı da cevaplamak zarureti doğmaktadır:Bizim, ordumuzun güçlü olmasının önemini vurgulamamız, ASLA BİR KISIM ASKERLERİN YAPMIŞ OLDU?U YANLIŞLARI SAVUNMAMIZ DE?İLDİR. BİLAKİS BİZ HER ZAMAN KİMDEN ZUHUR EDERSE ETSİN MİLLETE ZARAR VERECEK, ÖZÜMÜZE AYKIRI HER SÖZE VE DAVRANIŞA AÇIKÇA KARŞI ÇIKMIŞ BİR İNSANIZ.

Askerin değil, Milletin adamıDindar bir kişiliğe sahip olarak birlik ve beraberliği güçlü bir şekilde savunmamız, bu konuda kitaplar, makaleler yazmamız, Türkiye'yi gezerek 'Birlik Beraberliğin Zarureti ve Temel Unsurları' adlı konferanslar vermemiz; YANİ ŞER GÜÇLERİN VE BİZDEN GÖRÜNEN YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİN ÖZENLE HAZIRLAYIP UYGULAMAYA KOYDUKLARI OYUNU BOZACAK ÇALIŞMALAR YAPMAMIZ ONLARI PANİKLETMİŞTİR. YILLARDIR HALKIN İÇİNE EKTİKLERİ FİTNE TOHUMUNUNDAN MEDET UMARAK BİZİM BU SAMİMİ VE TUTARLI YAKLAŞIMIMIZI "HAYDAR HOCA ASKERİN ADAMI" GİBİ ASILSIZ BİR UYDURMA İLE KARALAMAK İSTEMEKTEDİRLER. BEN HAYATIM BOYUNCA SAVUNDU?UM HER FİKRİ HER ZAMAN AÇIKÇA SAVUNMUŞ BİR İNSANIM. DO?RU BİLDİ?İMİ YAPARKEN HİÇBİR ŞEYDEN KORKMADIM BUNDAN SONRA DA KORKACAK DE?İLİM. BİZ ORDUYA, MİLLETİN SAVUNMA GÜCÜ OLMASINDAN DOLAYI SAHİP ÇIKIYORUZ. BU İNANCIMIZIN DA GERE?İDİR.BENİM HİÇBİR RESMİ KURUM İLE HİÇBİR YERLİ YA DA YABANCI GÜÇ ODA?I İLE GİZLİ YA DA AÇIK HİÇBİR BA?LANTIM KESİNLİKLE YOKTUR, OLAMAZ DA? (HAYDAR HOCA, NE ONUN, NE BUNUN, NE DE BİRİLERİNİN ADAMI DE?İL; BU VATANIN, BU MİLLETİN, BU DEVLETİN, BU MEDENİYETİNİN ADAMIDIR. HALKININ ADAMIDIR, HAKKIN ADAMIDIR) MİLLETİMİZ VE MEMLEKETİMİZ ÜZERİNDE HESABI OLANLAR GAFLET İÇERİSİNDEKİ BİR KISIM İNSANLARI DA KULLANARAK, BİZİM, MİLLETİMİZE OYNANAN OYUNLARA KARŞI BİLİNÇLENDİREN UYARILARIMIZIN ETKİSİNİ YOK ETMEK İÇİN HAKKIMIZDA ASILSIZ İFTİRALAR ATMAKTADIRLAR.BU GÜNE KADAR ORTAYA KOYDU?UM VATAN MİLLET MÜCADELESİ, YAZMIŞ OLDU?UM ONLARCA KİTAP, BİNLERCE MAKALE, ÜLKE GENELİNDE VE YURT DIŞINDA VERMİŞ OLDU?UM YÜZLERCE KONFERANS, KÜLTÜREL PROGRAM, SİYASİ ÇALIŞMALARIMIZDA ORTAYA KOYDU?UMUZ ÜSLUP; PARTİ PROGRAMIMIZ VE PROJELERİMİZ ORTADADIR. BUNLARIN HİÇ BİRİNDE AZİZ MİLLETİMİN MENFAATİ DIŞINDA HİÇBİR ŞEY YOKTUR. İNANCIMIN ÖLÇÜSÜ İÇERİSİNDE, TAMAMEN HUKUK ÇERÇEVESİNDE HAREKET EDİLMİŞTİR.

Milletlerin bekasında önemli olan 3 kurumMİLLETLERİN DEVAMINDA VE DE BEKASINDA OLMASI GEREKEN AİLE, ORDU, DEVLET VE DE DİNİ KURUMLAR OLMAZSA OLMAZ KURUMLARDIR. MİLLET VARLI?ININ DEVAMI İÇİN VATAN ZEMİNİ ÜZERİNDE OLMASI GEREKEN BU KURUMLAR, EN CİDDİ ŞEKİLDE KORUNMALI, MİLLET TOPLULU?UNUN BEKASI İÇİN DE BU KURUMLARIN PRESTİJ VE İNİSİYATİFİ İLE VARLI?INI MEYDANA GETİREN UNSURLARIN BEKASIYLA ASLA OYNANILMAMALIDIR. BU KURUMLARI MEŞRU ŞARTLARDA VE ZEMİNDE GAYRİ MEŞRU HALE GETİRECEK, HUKUKUN DIŞINA ÇIKARACAK HİÇBİR EYLEM KABUL EDİLEMEZ VE HİÇBİR ŞAHIS DA MEVKİSİ NE OLURSA OLSUN İMTİYAZLI OLUP HUKUKU İHLAL EDEMEZ. HER KURUM VE HER ŞAHIS HUKUKUN İÇİNDE HAREKET ETMEYE MECBURDUR. HUKUK DIŞI HİÇBİR ŞEY ASLA KABUL EDİLEMEZ.HUKUKUN İÇİNDE KALINMASI OLMAZSA OLMAZ ŞARTIMIZDIR.AYRICA TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURACAK ŞEKİLDE İFTİRA ATILARAK, MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİ?İMİZİ SAVUNAN KİŞİLERİN TÖHMET VE ŞAİBE ALTINDA BIRAKILMALARINADA ŞİDDETLE KARŞIYIZ.DEMOKRASİ İNSAN HAKLARINI ELDE EDEBİLMEMİZİN EN MEŞRU YOLUDUR.DEMOKRASİ İLE KASTEDİLEN BİREY VE TOPLUM OLARAK HAK VE HUKUKUMUZU ELDE ETMEK, HİÇKİMSEYE ZARAR VERMEDEN ONU DOYA DOYA YAŞAMAKTIR.BAŞTAN KARA GİDEN BİR DEMOKRATİK ANLAYIŞLA BİR ZÜMRENİN Dİ?ER ZÜMRE ÜZERİNE HAKİMİYETİNE ASLA DEMOKRASİ DENEMEZ, VEYA ÇO?UNLU?UN AZINLIK BİR GRUBA TAHAKKÜMÜNE NE İNSAN HAKKI, NE DE DEMOKRASİ DENEMEZDEMOKRASİNİN HAYATA GEÇİŞ TARZINDA ASLOLAN İNSAN HAKLARININ YAŞANMASI , TOPLUMUN BÜTÜN KATMANLARININ AYNI İMKAN VE FIRSATA KAVUŞMASIDIR. BİRİNİN EZİCİ ÇO?UNLU?UYLA BU HAKLARI ORTADAN KALDIRACAK YANİ İNSAN HAKLARINI ORTADAN KALDIRACAK, YASAMA, YÜRÜTME, YARGI İŞLEYİŞİNİN ADINA DEMOKRASİ DENEMEZ. BUNA DENSE DENSE MENFUR EMELLERİ İÇİN DEMOKRASİYİ KULLANMAK DENİR.Milletin bekası için korunması gereken kurumlar ve müesseseler: Devlet, ordu, aile, hukuk, milli kimlik, din ve manevi değerlerdir. Bizler her türlü polemik ve provokasyondan uzak durarak, haktan ve doğrudan yana bir tutum sergiliyoruz. İnancımızın ve şahsiyetimizin gereği olarak korunması gereken kurumlara sahip çıkıyoruz.

Atılan iftiralarŞU BİRKEZ DAHA VE HERKES TARAFINDAN BİLİNSİN Kİ; BİZ, NE BİRİLERİNİN NE DE BİR KURUMUN ADAMI DE?İLİZ, BİZ MİLLETİMİZİN ADAMIYIZ:Türk örf-anane ve geleneğine göre toplumun içinde örnek bir hayat yaşamaya çalışan bize karşı birçok yakıştırma ve iftiralar yapılmaktadır. Ama bunların hiçbiri tutmamış halktan tasvip görmemiştir. 1 - Akademik kimliğimiz ve dünya çapında kabul gören bilim adamlığımız gölgelemek için çeşitli senaryolar uydurulmuştur.2 - Ekonomik çözümlerle tıkanan dünyanın önünü açtığı halde Milli Ekonomi Modelinin reel çözümleri gölgelenmek istenmiştir.3 - Zaman zaman bu asılsız mesnetsiz iddia ve yaklaşımlar dava konusu olmuş yüzlerce mahkeme ve on binlerce sayfa hukuk metinleri ortaya çıkmış, istisnasız davaların hepsi kazanılmıştır. İftiralara hukuk yolu ile hesap sorulmuştur.4 - Çeşitli zamanlarda ticari, mali ve sınaî sahalarda da devlet gücünü kullanan bazı iktidarlar baskı ve yıldırma faaliyetlerini sürdürmüş, bu baskılar ve dayatmaların hepsinin üstesinden gelinmiş, haklı olduğumuz gösterilmiştir. Ancak, buna rağmen devlete küsmedik.Daima, demokratik mantıkla ve hukuk zeminde haklı mücadele vermeyi hayatımızın temel ilkeleri arasında saydık.5 - Biz daima, bir hukuk ve insan hakları savunucusu, bir millet sevdalısı bir milli ve manevi değerler müdafaacısı ve çözüm adamı olmaya çalıştık. Siyasi kimliğimiz ve kişiliğimiz de bu gayeye hizmet etmektedir.Devletin resmi ya da sivil pek çok kurumu, bir kısım art niyetli yöneticiler ya da asılsız iddia ve ihbarlar nedeni ile bizim üzerimize gelmişlerdir. Biz bütün bunlarla hukuk önünde hesaplaştık. Allah'a çok şükür hepsinden alnımızın akı ile çıktık. Hiçbir zaman uğradığımız baskıları ve mağduriyetleri istismar konusu yapmadık. Birlik ve beraberliğimize zarar verecek bir yola girmedik.Birilerini niye eleştirdiğimize gelince vatanımız, milletimiz ve maddi, manevi değerlerimiz için tehlike arz eden insanları eleştirmemiz de inancımızın bize yüklediği bir vazifedir. Öte yandan eleştirilerimiz, sadece kuru birer eleştiri değil; bilakis ilgililerine açık çözümler sunan ve çıkış yolları gösteren somut, bilimsel ve demokratik nitelikli eleştirilerdir. Kaldı ki, yanlışta olanlar ile birlikte olunamaz. Ancak hiç kimsenin şahsi ile bir sorunumuz yoktur. Bizim mücadelemiz yanlış ile ve o yanlışı benimseyip savunanlar iledir.NETİCE KELAM:BEN VE ARKADAŞLARIM, HUKUKUN SINIRLARINI KORUYARAK SÜRDÜRDÜ?ÜMÜZ TÜM MÜCADELEMİZİ AZİZ MİLLETİMİZİN TAM BA?IMSIZ VE ZENGİNLİK İÇİNDE VE ONURLU BİR BİÇİMDE YAŞAYACA?I DURUMA GELMESİ İÇİN VERİYORUZ, VERMEYE DE DEVAM EDECE?İZ. İÇİMİZLE DIŞIMIZ BİRDİR. GÜCÜMÜZ VE KUDRETİMİZİN KAYNA?I, HALKIMIZ, HAKLILI?IMIZ VE SIRTIMIZ DAYADI?IMIZ HAKKIMIZDIR. DE?İŞMEZ İNANCIMIZ VE HAYAT DÜSTURUMUZ ŞU Kİ, KİM YA DA HANGİ KURUM OLURSA OLSUN HUKUK İÇİNDE, MEŞRU ZEMİNDE KALMAK ZORUNDADIR; BU BAKIMDAN ÖMRÜMÜZ BOYUNCA MÜCADELEMİZİ HUKUK ZEMİNİNDE VERDİK VE VERMEYE DEVAM EDECE?İZ. BU VESİLE İLE AZİZ MİLLETİMİ, BİR KEZ DAHA SEVGİ SAYGI VE HÜRMETLERİMLE SELAMLIYORUM.PROF. DR. HAYDAR BAŞBA?IMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ GENEL BAŞKANI

Akran zorbalığı neden yaygınlaşıyor?


 
Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.

24.02.2026 01:41:00
MURAT ÇORBACI
 Akran zorbalığı neden yaygınlaşıyor?
 Akran zorbalığı neden yaygınlaşıyor?

Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1'inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, zorbalık karşısında uzun açıklama yapmanın ya da tartışmaya girmenin çoğu kez işe yaramadığına işaret ederek, "Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla 'Bunu istemiyorum', 'Dur' ya da 'Bana böyle seslenmeni istemiyorum' gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin 'şikayet' değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir" dedi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak "Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır" derken, sözlerine şöyle devam ediyor: "Çocuğunuza şunu öğretin: "Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, "Bence sana yapılan bu davranış doğru değil" demek bile zorbalığı azaltabilir."

Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!

Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıraladı:
• Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış
• Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu
• Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi
• Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim
• Uyku düzeninde bozulma
• Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe
• Ders başarısında düşüş.


Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?

Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle dedi: "En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu 'kötü' olarak etiketlememektir. 'Sen kötüsün' değil, 'Bu yaptığın kabul edilemez' denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır."

Almanlar artık Alanya'da ölüyor


 
Alanya'da yerleşik Alman evinde ölü bulundu. İlçede yaşayanların yüzde 10'unu yabancılar oluşturuyor. Almanlar, Ruslar ve Ukraynalıların ardından 3. sırada geliyor. İlçede 78 ülkeden insan ikamet ediyor!

24.02.2026 01:23:00
ÖNDER YILMAZ
 Almanlar artık Alanya'da ölüyor
 Almanlar artık Alanya'da ölüyor

Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan 78 yaşındaki Alman uyruklu kişi, evinde ölü bulundu.
Cumhuriyet Mahallesi'nde ikamet eden Wolfgang Brendel'den (78) haber alamayan arkadaşları, eve gittiklerinde kapının açılmaması üzerine durumu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirdi.

Eve çilingir yardımıyla giren polis ekibi, Brendel'ı salonda hareketsiz halde buldu.
Sağlık ekibinin yaptığı incelemede hayatını kaybettiği belirlenen Brendel'in cenazesi Alanya Belediye Mezarlığı'nın morguna götürüldü.

Nüfusun yüzde 10'u yabancı

Alanya'da yaklaşık 36 bin 500 yabancı yaşıyor. Yaşamak için Türkiye'yi tercih eden yabancı uyrukluların en yoğun olduğu kentlerden birisi Alanya'da ilçe nüfusunun yüzde 10'unu 78 ülkeden yerleşik yabancı oluşturuyor. 36 bin 465 yerleşik yabancı ülke vatandaşı arasında ilk sırada 11 bin 720 ile Rus vatandaşları bulunurken, ikinci sırada 5 bin 52 ile Ukrayna, üçüncü sırada 3 bin 902 ile Alman, dördüncü sırada ise 2 bin 421 ile Kazakistan vatandaşları yer alıyor.

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

23.02.2026 15:41:00
Ahmet Turan Yiğit
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi.
Fatih Ergin, "Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey oldu. İmam hatiplerden de ateist yetişiyor. Evet. Siz normal okulları müfredatınızla bu dizi etkinliklerinizle bir medreseye çevirmeye çalışırken sizin açtığınız
imam hatiplerde deist ve ateistler yetişiyor. Yani bizim millet olarak İslam'la bir derdimiz yok. Ama İslam adına öne çıkan insanların liyakatlı olmadıklarını görüyoruz" dedi.

Gazeteci Fatih Ergin'in konuşmasını izleyin:

Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar

Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı

22.02.2026 11:30:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Viyana'da 7-8 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde önemli açıklamalar ve değerlendirmeler oldu.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı.

Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nden dikkat çeken açıklamaları izleyin:

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

22.02.2026 00:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, "mutlak butlan" iddiaları ve Cumhuriyet Halk Partisi içindeki olası gelişmelere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Akın Gürlek Mutlak Butlan için mi Adalet Bakanı oldu? CHP'ye Kılıçdaroğlu operasyonu mu geliyor? gibi sorulara yanıt veren Prof. Dr. Süheyl Batum, Türkiye'de "mutlak butlan" kararının hukuken mümkün olup olmadığını, mahkemeler ve seçim süreçleri üzerinden yaşanan tartışmaları,
olası bir yargı kararının CHP yönetimini nasıl etkileyebileceğini, böyle bir kararın Türkiye'de seçim güvenliği ve hukuk devleti açısından ne anlama geleceğini değerlendirdi.
Batum, olası bir butlan kararının sadece parti içi dengeleri değil, seçim sistemine duyulan güveni de etkileyebileceğini ifade etti.

Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış

Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu

21.02.2026 22:47:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor. Cem Toker'den çarpıcı çıkış
Türkiye gündemi üzerine çarpıcı açıklamalarıyla gündeme gelen Cem Toker, "Türkiye'nin tapusu Türklerden alınacak. Onun için Kürt, Türk, Arap kardeşliği deniyor" şeklinde konuştu.
Toker, "Türk milleti buna itiraz eder dediğimiz, diyebileceğimiz her şeyi yaptılar. Şu anda da Erdoğan tabii ilk safhalarda hiç topa girmedi. Bahçeli'yi kullandı. Evet. Süreçte mesafe koydu bu konuya. Ama bir sene içinde inanılmaz bir toplum mühendisliği yapıldı. Örneklerini verelim. Bunu yavaş yavaş alıştıra alıştıra yapıyorlar. Bakmayın siz hani işte umut hakkı verilirse PKK'lıları af çıkarsa kıyamet kopar. Türk milleti bunu kabul etmez falan filan. Ben de söylüyorum ama aslında
kazın ayağı öyle değil. Adamların elinde öyle bir toplum mühendisliği imkanı var ki, algı yönetimi kaynakları var ki, yani buna şaşırmayın. yarın bir gün Türkiye'de kıyamet kopar dediğimiz her şeyi
yapabilirler" dedi.

Cem Toker'in konuşmasını izleyin:

Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme

İstanbul Bağcılar'da meydana gelen ve 1 kişinin bıçakla yaralandığı olayla ilgili yeni gelişme yaşandı. Olayla ilgili 3 şüpheli polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı

21.02.2026 21:15:00 / Güncelleme: 21.02.2026 21:19:37
İHA
Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme
Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme
Olay, 12 Şubat 2026 tarihinde saat 18.45 sıralarında Bağcılar Yıldıztepe Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bıçaklı kavga ihbarını alan ekipler kısa sürede olay yerine geldi.

Ekiplerin yaptıkları ilk incelemede Oğuzhan Çöpür(27), bıçakla yaralandığı görüldü. Bunun üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası yaralı Oğuzhan Çöpür ambulans ile hastaneye kaldırıldı.

Polis, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler olaya karışan yaşları küçük 3 şüpheli şahsı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler 'Kasten Yaralama' suçundan adliyeye sevk edildi.

Şüphelilerden 2'si sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, 1 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde bir otelde çıkan yangında mahsur kalan 8 kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı

21.02.2026 18:19:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:24:01
İHA
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Olay, Yeni Mahalle Ünsal Tülbentçi Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelin zemin katında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede yoğun dumanın binayı sarması üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi.



İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, AFAD ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Oteli saran duman nedeniyle içeride mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekipleri tarafından merdiven yardımıyla bulundukları yerden çıkarıldı.



Dumandan etkilenen 1 kişi ise tedbir amacıyla hastaneye kaldırıldı.



Yangın, ekiplerin hızlı müdahalesi sonucu kontrol altına alınarak söndürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı

Yatağından taşan Meriç Nehri suları, Edirne'nin Küplü beldesinde yaşam alanlarının yaklaşık 25 metre yakınına kadar ulaştı. Bölgede yaşanan taşkın sonrası suyun yerleşim alanlarına yaklaşması endişe ediliyor

21.02.2026 18:14:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:20:02
İHA
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Bölgede son günlerde etkili olan yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki baraj kapaklarının açılmasıyla nehre bırakılan suyun da debiyi artırdığı değerlendiriliyor. En son 2018 yılında yaşanan taşkın ardından artan su yükü, Meriç Nehri'nde taşkın riskini yükseltti.



Meriç ilçesine bağlı Küplü beldesi Belediye Başkanı Gökmen Altay, taşkınla ilgili yaptığı açıklamada, nehirdeki debinin 1.350 metreküp/saniye seviyesine çıktığını belirtti. Altay, "Devlet Su İşleri verilerine göre 1350 metreküp/saniye olan su miktarı yaşam alanlarımıza kadar geldi. Meriç Nehri kenarında bulunan menfezlerden açılan su buralara kadar ulaştı. Yerleşim yerimize yaklaşık 25 metreye kadar geldi" dedi.




Pompa istasyonu uyarısı



Bölgede suyun tahliyesi için kurulan istasyonun çalışmadığını ifade eden Altay, durumun ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Altay, "Gelen suyun atılması için yapılan su istasyonunun çalışmaması büyük tehlike oluşturuyor. Yağışlar bu şekilde devam eder ve bu istasyon çalışmaz ise tehlike daha da büyüyecektir. Yetkililere buradan sesleniyorum" ifadelerini kullandı.

TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı

"TBMM'de Öcalan ittifakı kuruldu. CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Süheyl Batum, "Atlantik ötesinde hazırlanan anayasayı Türkiye'ye kabul ettirmek istiyorlar. CHP komisyona katılmasaydı bu iş buraya kadar gelmezdi" dedi

21.02.2026 16:31:00
Ahmet Turan Yiğit
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, anayasa değişikliği tartışmaları, "umut hakkı" söylemi ve Meclis'te kurulan komisyon sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Batum konuşmasında: "Umut hakkı" tartışmasının gerçek amacının ne olduğunu, bir terör örgütü liderinin siyasi temsil konumuna yerleştirilmesi iddialarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyonun rolünü, Cumhuriyet Halk Partisi'nin süreçteki pozisyonunu, Türkiye'nin "mezhepsel/etnik kota" modeline sürüklenip sürüklenmediğini, Tarihsel olarak 1876 Anayasası ve Osmanlı deneyimi üzerinden yaptığı uyarıları detaylı biçimde değerlendirdi. "Macun tüpten çıkarsa geri dönmez" diyen Batum, etnik ve mezhepsel temsile dayalı bir sistemin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.