Allah, Türk milletine şu haliyle herhangi bir savaş, herhangi bir işgal yaşatmasın… İnanın, bombadan, mermiden değil, “perişanlık”tan milyonlar can verir.
Niye mi böyle diyorum?
Cumartesi günü öğle sonrası Marmara Bölgesi’nde 5-6 saat elektrik kesildi. 6 ilde hayat durdu… İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne felç oldu.
Karanlığa gömüldük, kasvete battık.
Kesintinin üzerinden 2-3 saat geçti, evler-işyerleri donuverdi. Evlerden feryatlar yükselmeye, çoluk-çocuk bağrışıp-çağrışmaya başladı.
40-45 yaş kuşağı bizim nesil ve altımızdaki kuşaklar bir nevi “hormonlu nesil”dir. Sera nesliyiz; feleğin sillelerini çok yememişiz.
Yokluk görmüş değiliz. Kıtlık nedir, darlık nedir bilmeyiz. Üstümüze kırağı çalmamıştır.
Büyüklerimiz, baba-anne, dede-nine, amca-yenge, dayı-teyze titrermişlerdir birçoğumuzun üstüne… Yememiş bize yedirmişler, içmemiş içirmişler, giymemiş bize giydirmişler. Okşamışlar, nazlamışlar.
İhtiyaçlarımız fazlasıyla karşılanmış, ama dahasını arzulamışız, büyüklerimiz dahası için seferber olmuşlar. Farkında olamamışlar ki, ihtiraslarımız kamçılandıkça kamçılanmış adeta… Sanki doymaz olmuşuz.
Kanaat en bereketli hazinedir, tükenmez katıktır evladım, sözünü dedemden sonra çok fazla işitmedim.
Kanaat, insanı darlıkların, zorlukların ve yoklukların üstesinden gelmesini sağlayan en kudretli iç enerjisidir…
Halk arasında “açgözlü” diye adlandırılan kanaatsiz muhteris bir insanı, dünya doyuramaz. Midesi tıka basa dolsa da kendisi doymaz, gözü doymaz. Adı üstünde açgözlü…
Tembellik, miskinlik, çalışmamak, fakirliğe talim etmek asla değildir; kanaat, bilakis varlıktır, gayrettir, tevekküldür, cömertlik, gönül zenginliğidir ve iç huzurdur…
Darlık ve yokluk uçurumlarının üstünden kanatlandırıp yokluk içindeki varlığa, darlık içindeki genişliğe kondurur insanı kanaat. Elini ve gönlünü bereketli kılar.
Kanaat kanatlarımız henüz gelişmemiş, hatta henüz birçoğumuzda hiç çıkmamış bir nesiliz biz ve bizden sonrakiler… Bu sebeple varlık içinde bile yokluk, genişlik içinde bile darlık yaşıyoruz. Kanaatımız kalmamış, bereketimiz gitmiş!
2-5 saat elektrikler kesilince hayatımız kararıyor.
2-3 saat yemeğimiz gecikince mide gurultuları homurdanmalara dönüşüyor.
Doğalgaz ısıtmayınca, kaloriferler çalışmayınca tir tir titriyoruz, yüreklerimiz göğüslerimizden sökülüyor, aklımız başımızdan gidiyor. Takatı olan feryadı basıyor.
Cumartesi günü 20 milyon kişi elektriksiz kaldı.
Bir nevi “savaş tatbikatı” dedim çocuklara… Kardeşlerimiz ve kapı komşularımız olan İran veya Suriye ile, Amerikan aklıyla bir savaş hali olsa ne olur vaziyetimiz, dedim. Topluca Hakk’a sığındık.
Ülkesini ecnebilerin aklıyla kardeş kavgasına ve komşularıyla haksız savaşlara sürüklemeye çabalayan idarecilerini ikaz etmeyen bir millet, Hakk’a sığınamaz, Hakk onlara sığınak olmaz.
İstanbul'da elektrikler kesildi; metropol şehir kabristana döndü. Trafik felç oldu, metro ve tramvay saatlerce çalışamadı, doğalgaz kullanılamadı. Sanayi stopladı. Vergiyle, borçla-faizle, parasızlıkla, tedirgin piyasa şartlarıyla, tüketim darlığıyla can çekişen işletmelerin nabzı durdu.
Milyonlar evlerinde soğukla cebelleşti.
4-5 saatlik elektrik kesintisiyle sosyal tansiyon fırladı, toplum gerildi, insanlar dalaştı, çoluk-çocuk hırçınlaştı.
Ankara’dakiler bu vaziyetten ülkemizin ve milletimizin geleceği adına hayati ve stratejik dersler çıkartmalıdır. Zerre kadar aklı, iz’anı ve millet derdi olanlar, tuzu kuru olanların savaş tamtamlarına kulak asmamalıdırlar. Kulak asmamak da yetmez, ülkemiz üzerindeki oyunları bozacak başta ekonomi olmak üzere her alanda milli adımlar atmalıdırlar.
Açık ekonomi, liberal politika derken Türkiye “yolgeçen hanı”na döndü… Özelleştirme furyasıyla dikili bir kazığımız bile kalmadı. Ne Hazine’deki para, ne de Merkez Bankası’ndaki likidite, bizim paramız... Ne işletmeler bizim, ne elektrik, ne petrol, ne gaz, ne maden, hatta ne de rüzgar! Rüzgarlarımızı bile vermişiz yabancılara… En basit Haçlı yeli, devleti sarsıyor, milleti savuruyor.
Hatta yolgeçen hanında bile bir varlık vardır, hancı ve yolcu arasında bir adap, bir erkan vardır. Ülke ekonomisinde yolgeçen hanı kadar sahipliğimiz ve hatta adap bile kalmamıştır.
Açık ekonomiyle adeta her şeyini yabancılara devretmiş böyle bir devlet, kendi ülkelerindeki kriz ve buhranı bölgemize savaş olarak taşımak isteyen küresel işgalcilerin akıllarına uyarsa, şeytana uymaktan daha beter bir fatura öder. İran ve Suriye karşısındaki “ecnebi aklına teslim” vaziyetimizi bu bağlamda bir kez daha basiretle ele almamız şart, geç de olsa yanlış yoldan dönmemiz kârdır.
Marmara’daki 4-5 saatlik elektrik kesintisinden Ankara’dakiler bu kadarcık bir ders ve ibret aldıysalar, değmiştir. Aksi halde, böylesi bir cehalet karanlığı, savaş olmasa bile milyonların canına mal olur, devlet ve milleti tarihin karanlıklarına sürükler.
Niye mi böyle diyorum?
Cumartesi günü öğle sonrası Marmara Bölgesi’nde 5-6 saat elektrik kesildi. 6 ilde hayat durdu… İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne felç oldu.
Karanlığa gömüldük, kasvete battık.
Kesintinin üzerinden 2-3 saat geçti, evler-işyerleri donuverdi. Evlerden feryatlar yükselmeye, çoluk-çocuk bağrışıp-çağrışmaya başladı.
40-45 yaş kuşağı bizim nesil ve altımızdaki kuşaklar bir nevi “hormonlu nesil”dir. Sera nesliyiz; feleğin sillelerini çok yememişiz.
Yokluk görmüş değiliz. Kıtlık nedir, darlık nedir bilmeyiz. Üstümüze kırağı çalmamıştır.
Büyüklerimiz, baba-anne, dede-nine, amca-yenge, dayı-teyze titrermişlerdir birçoğumuzun üstüne… Yememiş bize yedirmişler, içmemiş içirmişler, giymemiş bize giydirmişler. Okşamışlar, nazlamışlar.
İhtiyaçlarımız fazlasıyla karşılanmış, ama dahasını arzulamışız, büyüklerimiz dahası için seferber olmuşlar. Farkında olamamışlar ki, ihtiraslarımız kamçılandıkça kamçılanmış adeta… Sanki doymaz olmuşuz.
Kanaat en bereketli hazinedir, tükenmez katıktır evladım, sözünü dedemden sonra çok fazla işitmedim.
Kanaat, insanı darlıkların, zorlukların ve yoklukların üstesinden gelmesini sağlayan en kudretli iç enerjisidir…
Halk arasında “açgözlü” diye adlandırılan kanaatsiz muhteris bir insanı, dünya doyuramaz. Midesi tıka basa dolsa da kendisi doymaz, gözü doymaz. Adı üstünde açgözlü…
Tembellik, miskinlik, çalışmamak, fakirliğe talim etmek asla değildir; kanaat, bilakis varlıktır, gayrettir, tevekküldür, cömertlik, gönül zenginliğidir ve iç huzurdur…
Darlık ve yokluk uçurumlarının üstünden kanatlandırıp yokluk içindeki varlığa, darlık içindeki genişliğe kondurur insanı kanaat. Elini ve gönlünü bereketli kılar.
Kanaat kanatlarımız henüz gelişmemiş, hatta henüz birçoğumuzda hiç çıkmamış bir nesiliz biz ve bizden sonrakiler… Bu sebeple varlık içinde bile yokluk, genişlik içinde bile darlık yaşıyoruz. Kanaatımız kalmamış, bereketimiz gitmiş!
2-5 saat elektrikler kesilince hayatımız kararıyor.
2-3 saat yemeğimiz gecikince mide gurultuları homurdanmalara dönüşüyor.
Doğalgaz ısıtmayınca, kaloriferler çalışmayınca tir tir titriyoruz, yüreklerimiz göğüslerimizden sökülüyor, aklımız başımızdan gidiyor. Takatı olan feryadı basıyor.
Cumartesi günü 20 milyon kişi elektriksiz kaldı.
Bir nevi “savaş tatbikatı” dedim çocuklara… Kardeşlerimiz ve kapı komşularımız olan İran veya Suriye ile, Amerikan aklıyla bir savaş hali olsa ne olur vaziyetimiz, dedim. Topluca Hakk’a sığındık.
Ülkesini ecnebilerin aklıyla kardeş kavgasına ve komşularıyla haksız savaşlara sürüklemeye çabalayan idarecilerini ikaz etmeyen bir millet, Hakk’a sığınamaz, Hakk onlara sığınak olmaz.
İstanbul'da elektrikler kesildi; metropol şehir kabristana döndü. Trafik felç oldu, metro ve tramvay saatlerce çalışamadı, doğalgaz kullanılamadı. Sanayi stopladı. Vergiyle, borçla-faizle, parasızlıkla, tedirgin piyasa şartlarıyla, tüketim darlığıyla can çekişen işletmelerin nabzı durdu.
Milyonlar evlerinde soğukla cebelleşti.
4-5 saatlik elektrik kesintisiyle sosyal tansiyon fırladı, toplum gerildi, insanlar dalaştı, çoluk-çocuk hırçınlaştı.
Ankara’dakiler bu vaziyetten ülkemizin ve milletimizin geleceği adına hayati ve stratejik dersler çıkartmalıdır. Zerre kadar aklı, iz’anı ve millet derdi olanlar, tuzu kuru olanların savaş tamtamlarına kulak asmamalıdırlar. Kulak asmamak da yetmez, ülkemiz üzerindeki oyunları bozacak başta ekonomi olmak üzere her alanda milli adımlar atmalıdırlar.
Açık ekonomi, liberal politika derken Türkiye “yolgeçen hanı”na döndü… Özelleştirme furyasıyla dikili bir kazığımız bile kalmadı. Ne Hazine’deki para, ne de Merkez Bankası’ndaki likidite, bizim paramız... Ne işletmeler bizim, ne elektrik, ne petrol, ne gaz, ne maden, hatta ne de rüzgar! Rüzgarlarımızı bile vermişiz yabancılara… En basit Haçlı yeli, devleti sarsıyor, milleti savuruyor.
Hatta yolgeçen hanında bile bir varlık vardır, hancı ve yolcu arasında bir adap, bir erkan vardır. Ülke ekonomisinde yolgeçen hanı kadar sahipliğimiz ve hatta adap bile kalmamıştır.
Açık ekonomiyle adeta her şeyini yabancılara devretmiş böyle bir devlet, kendi ülkelerindeki kriz ve buhranı bölgemize savaş olarak taşımak isteyen küresel işgalcilerin akıllarına uyarsa, şeytana uymaktan daha beter bir fatura öder. İran ve Suriye karşısındaki “ecnebi aklına teslim” vaziyetimizi bu bağlamda bir kez daha basiretle ele almamız şart, geç de olsa yanlış yoldan dönmemiz kârdır.
Marmara’daki 4-5 saatlik elektrik kesintisinden Ankara’dakiler bu kadarcık bir ders ve ibret aldıysalar, değmiştir. Aksi halde, böylesi bir cehalet karanlığı, savaş olmasa bile milyonların canına mal olur, devlet ve milleti tarihin karanlıklarına sürükler.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019





























































