logo
11 ŞUBAT 2026

Enflasyon, deflasyon, stagflasyon ve devalüasyon

06.01.2005 00:00:00
2005 yılı için ekonomi hakkında birçok spekülasyonlar yapılmaktadır.

Şu gerçeği herkes bilmektedir ki, "ekonomi iyiye gidiyor" iddiaları sadece kuru bir söylentiden ibarettir.

Büyüme, enflasyon, işsizlik konusunda İfade edilen rakamlar gerçekleri yansıtmamaktadır.

IMF'nin sunduğu ve ülkemizi her geçen gün daha da borç batağına sokan ekonomik yaptırımlar ülkemizde çarpık bir ekonomik yapılanmanın oluşmasına neden olmuştur.

Her ne kadar suni teneffüslerle ekonomi iyiye gidiyor izlenimi verilmeye çalışılsa da bu suni çözümler sonucu değiştirmez, sadece biraz daha erteler.

Bugün ülkemizde her zamankinden farklı olarak birçok hastalık aynı anda yaşanmaktadır. Vücudun her yeri sos vermektedir.

Ülkemizde maliyetten kaynaklanan enflasyon yaşanmaktadır.

Ülkemizde 1.5 yıldan beri deflasyon yaşanmaktadır.

Ülkemizde stagflasyon yaşanmaktadır.

Ülkemizde gizli bir devalüasyon yaşanmaktadır.

Diyeceksiniz ki bunların hepsi aynı anda nasıl yaşanır? Ben de bu soruyu sormanızı bekliyorum.

Önce enflasyondan başlayalım.

Bugün geçen yılın aynı dönemine göre en temel giderlerimizi hesaplarsak, örnek olarak peynir, zeytin, et, süt, çocuk bezi, fasulye, ekmek, makarna gibi temel market ürünleri, demir, çimento gibi inşaat malzemeleri, doğalgaz, benzin, mazot, kira gibi giderlerdeki ortalama artış yüzde 40'lar seviyesindedir.

Her gün kullandığımız ihtiyaç maddelerinde artış budur ve enflasyon da bu giderlere göre hesaplanmalıdır. Soba borusu, raptiye, tel süpürge gibi zaten tedavülden kalkmış ürünlerle enflasyon hesaplaması yaparsanız bu ülkenin gerçek durumunu asla yansıtamazsınız, kendimizi kandırmış oluruz.

Dolayısıyla en temel maddelerde enflasyon oranı yüzde 40'lar seviyesindedir.

Peki, deflasyon nasıl oluyor?

Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin rakamlarına göre tarım ürünlerinin gübre ve üretim maliyetlerinde yüzde 33'lük bir artış olmasına rağmen, pamuk, çay, şekerpancarı, buğday gibi ürünlerde maliyetinin altında alım yapılmıştır. Örneğin pamuğun maliyeti 1 milyon 200 bin lira olmasına rağmen, 750 bin lira hatta 600 bin liraya bile alıcı bulamamıştır.

Birçok üründe üretici stoklarını eritebilmek ve borçlarını, masraflarını karşılayabilmek için geçen yıla nazaran fiyatlarında indirim yapmıştır.

Çeliğe, enerji giderlerine, işçi ve kira giderlerine oldukça ciddi zamlar gelmesine rağmen, beyaz eşya fiyatlarında yüzde 29'luk bir düşüş vardır. Üreticiler, piyasadaki paranın yetersizliği ve tüketimin daralması sebebiyle mallarını satamamakta ve maliyetlerin artmasına rağmen karından kısarak hatta maliyetine vererek, bazen de zarar ederek stoklarını eritmektedir.

Bu deflasyon süreci 1.5 yıldan beri yaşanmaktadır.

Üreticilerimiz temel ürünlerde olan maliyet enfasyonu ile tüketimin daralmasından kaynaklanan deflasyon arasında sıkışıp kalmıştır.

Tarım ürünlerinde ithal ürünlerin yerini alması, tarım ürünlerinin çiftçinin elinde kalmasına sebep olmuştur. Bundan sonraki süreçte tarımdan kaynaklanan büyük bir işsizlik olacaktır ve de şu ana kadar AKP hükümeti de bunu körüklemiştir.

Piyasadaki para azlığından ve tüketim daralmasından kaynaklanan stok artışı sebebiyle zor durumda kalan fabrikalar işçilerini çıkarmaktadır.

IMF İle imzalanan stand-by ve AB uyum yasaları bu gidişatın devam edeceğini göstermektedir, yani işsizlik daha da kangrenleşecektir.

Bu da stagflasyondur, ekonominin çöküşünün ifadesidir.

Devalüasyona ne demeli?

50 YTL ve 100 YTL ilgili bakanlıkların ifadesiyle piyasaya sürülmeyecekti, ama şu anda herkesin elinde dolaşıyor. Ekonomi normlarına göre mevcut en yüksek banknot yüzde 70'lerin üzerinde kullanılmaya başlanırsa yeni banknot basma ihtiyacı duyulur. Yani para devalüe olur. Merkez Bankası'nın ifadesine göre 20 milyon liralık banknotlar yüzde 85 oranında tedavüldeymiş.

Hem Cumhuriyet tarihinde ilk defa iki büyük banknot aynı anda devreye giriyor, hem de basılan banknotlar kullanılan en büyük banknotun yüzde 250 ve yüzde 500 fazlası oluyor.

Peki, devalüasyon döviz karşısında para kaybetmesi değil mi, öyle olmadı ki diyebilirsiniz.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz, cari işlemler açığının 14 milyar dolar olması, borçlarımızın faizlerini bile ödeyemeyecek durumda olmamız kesin olarak devalüasyon sonucunu doğurur.

Fakat, başta da ifade ettiğimiz gibi, suni bir teneffüs yapıldı. Kim tarafından? ABD, AB ve IMF tarafından.

Niye?

Türkiye'den 2005 yılında istenilen siyasi taleplerin yerine getirilmesi için, sigorta olsun diye.

AB, ilerleme raporu, taslaklar ve hepsini kapsayan 17 Aralık Zirvesi'nde talep ettiklerinin yerine getirilmesini istiyor.

ABD ise Kuzey Irak ve Kürdistan meselesinin çözümünü, İran'a yapılacak muhtemel saldırıya desteğimizi ve BOP kapsamında 22 İslam ülkesinin Irak gibi olmasında öncü olmamızı istiyor.

IMF de bu taleplerin ekonomik ayağını takip ediyor.

Doların düşmesine neden olan suni teneffüs ise ülkemize yabancı yatırımcıların hazine bonosu ve hisse senetlerine yatırdıkları sıcak para ile olmaktadır.

Yani ekonominin iyi gittiğinden dolayı değil, tamamen yaptırım amaçlı ülkemize giren sıcak para sebebiyledir.

AB ve ABD'nin talepleri bitmeyecektir. Bu taleplerin kabul edilmesi de asla mümkün değildir. Taleplerin yerine getirilmemesi durumunda her an çok ciddi bir kriz olabilir ve bunların özünde Anadolu'nun Türklerden tamamen temizlenmesi vardır.

Bu sebeple ekonomide ipin ucunun onların elinde olması çok tehlikeli bir durumdur.

Tek çözüm vardır. O da Prof. Dr. Haydar Baş Beyin ifade ettiği gibi iktisadi bağımsızlığımız ve milli bir ekonomik modelle tekrar ayağa kalkmamızdır.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.