logo
28 EYLÜL 2026

Erdoğan'dan NATO Zirvesi sonrası ABD'ye PKK ve İsrail mesajları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Esed'e 'Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım' çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz" dedi.

12.07.2024 04:25:00 / Güncelleme: 12.07.2024 09:55:21
Anadolu Ajansı
 
Erdoğan'dan NATO Zirvesi sonrası ABD'ye PKK ve İsrail mesajları
Erdoğan'dan NATO Zirvesi sonrası ABD'ye PKK ve İsrail mesajları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin başkenti Washington'daki Walter E. Convention Center'da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ardından basın toplantısı düzenledi.
 
Erdoğan, yaklaşık 2,5 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana duruş sergilediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:
"Önceki zirvelerde Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik. Ayrıca, yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık. NATO'nun Ukrayna'ya güvenlik yardımı ve eğitim desteği girişimini onayladık. Ukrayna'ya çok yıllı mali destek sağlanmasını ve Kiev'e NATO kıdemli temsilcisi atanmasını kararlaştırdık. Türkiye, yıkıcı etkilerini hep birlikte hissettiğimiz, müşterek güvenliğimizi tehlikeye atan bu savaşın sona ermesine yönelik gayretlerini ilk günden beri yoğun şekilde devam ettirmektedir. İstanbul süreciyle başlattığımız, Karadeniz girişimiyle taçlandırdığımız temaslara yeniden başlanması ve diplomasiye şans tanınması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bu değerlendirmelerimi zirve boyunca müttefiklerimizle bir kez daha paylaştım."
 

"İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ilk oturumunda, ittifak savunmasını ilgilendiren konuları etraflıca istişare ettiklerini vurgulayarak, "Krizlerin derinleştiği ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. Mevcut uluslararası ortamda Türkiye'nin, her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma taahhüdüne bağlı olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladım. Savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştık. İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz. Tabii birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefikin tamamı tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor. 75 yıllık Washington Antlaşması ve geçmiş zirvelerde alınan kararlar ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticaretinde halen bazı engeller ve kısıtlamalar bulunmasının makul ve mantıklı bir izahı yok." diye konuştu.
 

"Bazı müttefiklerimizin kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil"

NATO'nun Vilnius Zirvesi'nde alınan kararların tatbik edilmesinin, ittifakın birliği, bütünlüğü ve caydırıcılığı bakımından önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerini tekrar gündeme taşıdım. Terörle mücadele alanında müşterek çabaların arttırılması önemlidir. Bu kapsamda Madrid ve Vilnius zirvelerinde aldığımız kararları da takip etme fırsatımız oldu. Biliyorsunuz, NATO'nun terörizmle mücadele politikası ilkeleri belgesini geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Sayın Genel Sekreter de Vilnius'taki kararlar doğrultusunda NATO tarihinde bir ilki teşkil edecek şekilde terörizmle mücadele özel koordinatörü atamasını gerçekleştirmişti. Teröre karşı mücadelede müttefikler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu görüyoruz. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DAEŞ ile göğüs göğse çarpışan ve bu örgütü bozguna uğratan tek NATO ülkesiyiz. 40 yıldır bölücü terör örgütüne ve farklı terörist yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. NATO'nun tespit ettiği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku da zaten bunu gerektirir. Finlandiya'nın ve İsveç'in NATO'ya katılım süreçlerinde aldığımız kararlar ve tesis ettiğimiz daimi istişare mekanizmaları, PKK başta olmak üzere terör tehdidinin boyutlarının daha iyi anlaşılmasına vesile oldu. Ancak bazı müttefiklerimizin, bilhassa terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG ile kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil. İttifakın birliğine ve bütünlüğüne zarar veren bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrımı burada tekrarlıyorum."
 
Erdoğan, NATO'nun güneydeki ortaklarıyla çok daha yakın koordinasyon içinde bulunması gerektiğini dile getirerek, "Bu doğrultuda zirvenin ilk oturumunda NATO'nun güneye yönelik yeni yaklaşımının çerçevesini çizen önemli kararlara da imza attık." ifadesini kullandı.
 

"Karşımızda hukuk tanımayan gözü dönmüş bir yapı var"

Gazze'de 7 Ekim'den bu yana büyük bir katliamın yaşandığına, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 bine yakın masum insanın İsrail'in saldırılarıyla hayatını kaybettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:
 
"Yaklaşık 90 bin yaralı var. Tüm temaslarında Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında süregiden mezalime dikkat çektim. İsrail, Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. İsrail, soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı'nın ihtiyati tedbir ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararlarını ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi yayılmacı ve pervasız politikalarıyla sadece kendi vatandaşlarının değil, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Gelinen noktada şu durumun netleştiğini görüyoruz. Karşımızda savaş hukuku dahil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı var. Küresel vicdanın, Filistinli sivilleri hedef alan saldırıların durdurulması için sokaklara döküldüğü mevcut ortamda İsrail'e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. Oturumdaki hitabımda, bu konunun üzerinde hassasiyetle durdum. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir. Filistin topraklarında kapsamlı ve sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde işbirliği yapılması yönündeki girişimler, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır."
 

"Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yıllardır işgal ve zulüm altında, kendi topraklarında acı çeken Filistinlilerin, kendi bağımsız ve egemen devletlerine sahip olma hakları teslim edilmeden, kalıcı bir barışın tesis edilemeyeceğini belirterek, şöyle devam etti:
 
"Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Aynı şekilde, tüm baskılara ve yıldırma girişimlerine rağmen Filistin'i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak önce ateşkesin ilanı, sonra da kalıcı barışın temini için garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Buradan tüm müttefiklerimizi, ateşkesin sağlanması ve 9 aydır açlıkla imtihan edilen Gazze halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için Netanyahu yönetimi üzerindeki baskılarını artırmaya çağırıyorum."
 
"Günümüzde küresel krizlerin etkileri sınır tanımıyor"
Zirvenin ikinci oturumunda, Asya-Pasifik ortakları Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda devlet ve hükümet başkanları ile Avrupa Birliği Liderliğinin de kendilerine katıldığını vurgulayan Erdoğan, NATO'nun bu ülkelerle ilişkilerinin ne şekilde ilerletileceğinin yanı sıra bölgedeki gelişmeleri ele aldıklarını aktardı.
 
Günümüzde küresel krizlerin etkilerinin sınır tanımadığına işaret eden Erdoğan, Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla hem ikili düzeyde hem de NATO aracılığıyla siyasi diyaloglarını ve kapsamlı işbirliklerini sürdürmelerinin tabii olduğunu dile getirdi.
 
Bu işbirliğinin müşterek değerleri ekseninde, üçüncü bir ülkeyi asla hedef almadan, muhtemel işbirliği imkanlarını dışlamayacak şekilde ilerletilmesi gerektiğini ifade ettiklerini aktaran Erdoğan, dünyanın zaten yeterince gerilim yaşadığını ve buna yenilerini eklemenin hiçbir manasının olmadığını bildirdi.
 

"Dengeli ve hakkaniyetli tavrı kararlılıkla devam ettireceğiz"

Zirvenin son oturumunun, geçen yıl ihdas edilen NATO-Ukrayna Konseyi formatında tertiplendiğini anlatan Erdoğan, "Toplantımız, ittifakın ve müttefiklerin Ukrayna'ya desteklerinin altının çizilmesi bakımından faydalı oldu. Oturumda ülkemizin, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğinin tam olduğunun altını çizdim. Aynı zamanda diplomasinin dışlanmaması gerektiğini, müzakerelerin teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladım. NATO'nun, Ukrayna'daki savaşın tarafı haline getirilmesine asla geçit verilmemesi gerektiğine dair görüşlerimi burada açık yüreklilikle paylaştım. İki komşumuz arasındaki çatışmalarda ilk günden beri ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Zirve kapsamında Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini, İsveç, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra NATO Genel Sekreteri ile ayaküstü görüştüklerini, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İzlanda, Polonya, Romanya, Estonya ve Hollanda liderleri ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile de sohbet ettiklerini anımsatan Erdoğan, görüşmelerinde hem müttefikleriyle ikili ilişkileri geliştirmenin yolları hem de NATO bünyesindeki işbirliği üzerinde durduklarını belirtti.
 
Erdoğan, Hollanda eski Başbakanı Mark Rutte'nin, bütün müttefiklerin onayıyla yeni NATO Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
 
"Sayın Rutte'nin görevi boyunca müttefiklerin menfaatlerini ve hassasiyetlerini gözeteceğine güveniyorum. Ayrıca kendisinin, ittifak dayanışmasını ve NATO'nun Avrupa-Atlantik güvenliğindeki merkezi rolünü önceleyen bir yaklaşım takip edeceğine inanıyorum. Sayın Rutte'ye, üstleneceği bu yeni ve zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Göreve geldiği 2014 yılından bu yana İttifakın birliğinin ve dayanışmasının korunması yolunda gayret gösteren değerli dostum Genel Sekreter Stoltenberg'e de burada hassaten teşekkür ediyorum. Şahsımla ve makamlarımızla yakın işbirliği sergileyen Sayın Stoltenberg, özverili çalışmaları ve başarılı hizmetleriyle, bizimle birlikte herkesin takdirini kazanmıştır. Bir kez daha kendisine şahsım ve milletim adına en kalbi şükranlarımı iletiyorum. Washington Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum."
 

"İsrail'i Lahey Adalet Divanı'na da Güney Afrika ile şikayet ettik"

Bir gazetecinin, "Türkiye, sahada somut olarak İsrail'in askeri yıkımını durdurmak, öldürülen insanların, çocukların hayatlarını kaybetmesini engellemek için neler yapacaktır?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle gazeteciye teşekkür etti.
 
İlk günden itibaren İsrail-Filistin arasındaki bu savaşla ilgili her türlü adımı attıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Gıda yardımı mı dersiniz, hastanelerimizi devreye sokmak mı dersiniz? Çocuk, kadın, yaşlı 40 bine yakın insan bu bölgede öldü. Yaralıları söylememe gerek yok. O sayı zaten 100 bine yaklaşıyor. Hastanelerimizi bu konuyla ilgili devreye soktuk. Şu anda hastanelerimize gelen yaralıları tedaviye alıyoruz. Gıda noktasında ise şu ana kadar aynı şekilde 40 bine yakın tır, uçak, bütün bunlarla gıda yardımını bölgeye gönderiyoruz. Kimi El-Ariş, kimi Refah Sınır Kapısı'nda buraya gönderiliyor. Bu yardımlarımız da halen devam ediyor, devam edecek. Bu kardeşlerimizi yalnız başına bırakamayız, onları terk edemeyiz. Aynı şekilde yiyecek, su, giyecek... Bu ihtiyaçları da gidermeye çalışıyoruz. İlgili bilimlerimiz, başta Kızılay'ımız olmak üzere bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyor. Devlet makamları olarak bu çalışmalara devam ediyoruz, devam edeceğiz. İsrail'i Lahey Adalet Divanı'na da Güney Afrika ile şikayet ettik. İlgili birimlerimiz, Adalet Bakanlığımız bu süreci çalıştırıyorlar. Dünyadaki diğer ülkelerin de şikayetçi olmasını talep ediyoruz. Bu çalışmamız, kampanyamız sürüyor, sürecek. Zira, İsrail'in anladığı dili kullanmamız lazım. Bu sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olacağına inanıyoruz."
 

NATO'nun Ukrayna'ya yardımı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "NATO, müttefiki olmadığı halde Ukrayna'ya bir yardımda bulunuyor. Filistin'e yönelik ise böyle bir çalışma içinde değil. NATO'ya bu yönde bir telkinde bulundunuz mu? Bulunduysanız nasıl bir geri bildirim aldınız?" sorusu üzerine, bu iki konuyu birbiriyle karıştırmamak gerektiğini dile getirdi.
 
Şu anda Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmenin farklı, toplantının içeriğinin farklı olduğunu aktaran Erdoğan, "Öbür tarafta İsrail, Filistin konusu çok daha farklı. Onunla ilgili de aynı şekilde gerek dünya gerek İslam dünyası bazı kampanyaları malum, yürütüyor. Nakdi noktada bazı adımlar atılıyor. Başta Türkiye ve Körfez ülkeleri olmak üzere elimizden geleni aynı şekilde İsrail-Filistin savaşında da ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah vicdan, insaf sahibi olan ülkeler bu konuda elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum." dedi.
 

"F16 tedariki"

Erdoğan, bir gazetecinin, "'F16 alımının ölçeği küçüldü' haberlerini okuduk yabancı basında. Bazı parçaların lokal üretileceği aktarılıyor. Nasıl böyle bir karar alındı, tam olarak ne anlama geliyor? NATO, F35'lere ödenen parayı, Amerika ile hala görüşmeleri süren mekanizma, milli gelirin yüzde 2'si arasında hala sayıyor mu?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
 
"Bu konuyla ilgili özellikle dün akşam ve bugün Sayın Biden ile tekrar konuştum. Denildiği gibi olursa, '3-4 hafta içinde ben bu problemi çözeceğim' dedi. Bugün ayrılırken yine hatırlattım. 3-4 hafta içinde çözeceğini söyledi, aramızda bazı nükteler de oldu. Parçalarla ilgili konu, her zaman görüştüğümüz konular. En taze haber olarak size Sayın Biden'ın bana verdiği cevabı nakletmiş oldum."
  

"Yeni bir süreci başlatalım istiyoruz"

Erdoğan, "Siz, 'Suriye Devlet Başkanı ile görüşeceğinizi' söylediniz. Türkiye'yi Suriye'de istemeyen farklı dış güçlerin Kayseri olaylarını provoke ettiğine dair bir bilgi var mı elinizde?" sorusuna, "Şimdi elimdeki bilgiyi sorma. Ben, şimdi size hangi bilgiyi aktardım? Özellikle Sayın Esed'e 'Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım' çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz." yanıtını verdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış sözleşmesi bu yılın sonuna kadar imzalanabilir mi?" sorusu üzerine, "Şimdi İlham Bey onun kararını verecek, ben değil. Gönlümüz arzu eder ki imzalansın ve Ermenistan-Azerbaycan arasında da barış hakim olsun. Bizler, Ermenistan Başbakanı ile yaptığımız görüşmelerde burada da olumlu adımların atıldığını görüyoruz. İlham kardeşimle de yaptığım görüşmelerde o da olumlu adımların atıldığından yana." diye konuştu.
 
Dünyanın da o bölgenin de barışa hasret olduğunu belirten Erdoğan, bu barışı bir an önce kucaklamak istediklerini vurguladı.
 
Şanghay İşbirliği Örgütü'ne Türkiye'nin katılım sürecine ilişkin soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şanghay İşbirliği'ne gözlemci üye olarak değil, bizim hedefimiz orada daimi üye olmaktır. Zaten şu anda gözlemciyiz. Onu aşarak Türkiye artık Şanghay Beşlisi'ne daimi üye olarak katılmalıdır. Bunu gerek Sayın Putin'le gerek Şi Cinping'le ayrı ayrı görüştüm. Ayrıca Kazakistan Başkanı ile görüştüm ve bütün daimi üyelerden bu konuda destek istedim." cevabını verdi.
 

"Eurofighter konusunu aramızda görüştük"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ABD'de 3,5 ay sonra seçimlere gidiliyor. Başkan Joe Biden'ın kendi partisi içinde dahi adaylığı ciddi anlamda tartışılıyor. Bu siyasi çalkantı ve belirsizlik sizi endişelendiriyor mu? İkinci bir Donald Trump dönemine nasıl bakarsınız?" sorusunu, "Şu anda buradaki yarışın biz tarafı değiliz ve bu yarış içerisinde kalan 3,5-4 aylık sürede kararı Amerika'daki halk, eyaletler verecek. Bu eyaletlerin vereceği karar çok önemli. Bizler de Türkiye olarak, Türk siyasetinin içerisinde olan bir insan olarak, en hayırlı kararı verecek olan Amerika delegesinin vereceği bu kararı izleyeceğiz. Kasım ola, hayır ola." diye yanıtladı.
 
"Zirve bildirgesinde müttefiklerin birbirine yaptırım, ambargo uygulamaması gerektiğinin altını çiziliyor. Almanya, Türkiye'nin Eurofighter alımını engelliyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Eurofighter konusunu aramızda görüştük. Bu konuyla ilgili olarak Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Konuyla ilgili görüşmelerimizin devamı ve Savunma Bakanımın muhatabıyla orada yaptığı görüşmelerde de mümkün olduğunca olumlu istikamette bir gidişin olduğunu gördük. Gerek Almanya gerek İngiltere tarafında bu tür olumlu gelişmeler var. Hep birlikte takipçisi olacağız. İnşallah sonucu da hayırlı olur." ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milli futbolcumuz Merih Demiral'ın yaptığı bozkurt işareti Alman siyasiler tarafından farklı yorumlandı. Görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?" sorusu üzerine, konunun gündeme gelmediğini aktardı.
 

"İstanbul'da böyle büyük bir organizasyonu yaparız"

Bir sonraki NATO zirvesinin Türkiye'de yapılmasına karar verildiği hatırlatılarak, zirvenin hangi şehirde gerçekleşeceğinin belli olup olmadığı ve zirveye ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, zirvenin hangi şehirde yapılacağı konusunda bir kararın bulunmadığını söyledi.
 
Konuyu değerlendireceklerini bildiren Erdoğan, "Büyük ihtimalle bu tabii herhalde İstanbul'a yakışır. İstanbul'da böyle büyük bir organizasyonu yaparız. Daha önce de yine bir zirveyi İstanbul'da yapmıştık. Yine İstanbul'da inşallah böyle bir zirveyi yapar ve buradan NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız." diye konuştu.
 
NATO üyesi ülkelerin, Ukrayna'ya verilecek destek konusunda güçlü bir mesajı dile getirdikleri belirtilerek, "Burada birçok ikili görüşme yaptınız. Barışın sağlanması konusunda bu yaptığınız görüşmelerde sizde uyanan intiba neydi?" sorusuna ise Erdoğan, şu yanıtı verdi:
 
"Herkes tabii ki barıştan yana. Yani barışın karşısında olan yok. Hangi liderle görüştüysem aynı istikamette düşüncelerini ifade ediyorlar. Ve öyle zannediyorum ki barış burada eninde sonunda egemen olacak. Hele hele bizde yapılacak zirve, barışın taçlandığı bir zirve olacaktır diye düşünüyorum. Ve o ana kadar da birçok şeyler tabii ki değişecektir. Temennimiz odur ki bizim Dışişleri Bakanlığımız, yapacağımız görüşmelerle birlikte de inşallah bu işin altyapısını en güzel şekilde oluşturup adımlarımızı buna göre atmış oluruz."
 

"En önemli adımımız Akkuyu"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi'ne ilişkin soruya karşılık, bu konuyu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.
 
Erdoğan, "(Ukrayna ve Rusya) Her iki tarafı eğer bu konuda bütünleştirebilirsek inşallah Karadeniz Tahıl Girişimi'nin adımlarını da atmış oluruz. Bir İstanbul Dolmabahçe serüvenini burada geliştirmiş olalım diye düşünüyoruz. Beklentimiz bu." ifadesini kullandı.
 
AB üyesi ülkelerle askeri sanayi alanındaki işbirliğine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, şunları paylaştı:
 
"Maalesef şu an itibarıyla herhangi bir gelişme bu konuda Avrupa Birliği üyesi ülkelerle söz konusu değil. Ve Sayın Scholz ile yaptığımız görüşmede de özellikle Eurofighter Typhoon konusu ve bunun yanında bizim fırkateynler, korvetler, bunların makineleriyle ilgili konularda özellikle MTU, Mercedes, MAN bunlarla ilgili adımlarımızda, Almanya'dan bunların hangilerini acaba satın alabiliriz? Veyahut da şu anda gümrükte bekletilen örneğin Siemens'in bizim Çukurova'yla ilgili, oradaki şu anda biliyorsunuz en önemli adımımız Akkuyu ama Akkuyu'nun da en önemli ünitelerinden bir tanesi de Siemens ile ilgili olan münasebetlerimiz. Siemens'in bize göndermesi gereken türbinler meselesi var. Bu türbinlerde de şu anda Alman gümrüklerinde bunlar bekliyor. Bunları da kendilerine söyledik. Ve takibini yapmak suretiyle bütün bu makinelerin alımı, gerekse Siemens'in bize vermesi gereken bu türbinler meselesi, bunları da aşmak suretiyle, bir an önce bunları satın alalım istiyoruz ve bunlarla ilgili de adımlarımızı atalım istiyoruz. Buralarda bazı tıkanıklıklar var ama aşacağımıza inanıyorum. Bu konuda Sayın Şansölye ile münasebetler iyi geçti."
 

"Biz teklifimizi yaptık"

NATO'nun ikinci adamının bir Türk olacağı yönündeki açıklaması hatırlatılarak, bu konuda belirlenmiş bir isim olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, bu kararı kendisinin vermeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz teklifimizi yaptık, teklifimizin karşılığında Sayın Rutte, başta Dışişleri Bakanım olmak üzere bu görüşmelerle inşallah bir Türk'ü vekil olarak yanına alması halinde bu yaptığımız görüşmelerin verimli bir netice verdiğinin işareti olur. Ama yine aynı şeyi söylüyorum. Biz takipçisi olacağız. Nihai kararı Sayın Rutte vermiş olacak. Hayırlısı olsun. İsim olarak şu olacak, bu olacak. Bunu deme noktasında henüz değiliz." sözlerini sarf etti.
 
"NATO'ya üye olan Fransa, Ermenistan'da aktif silahlandırma ve rövanşizm siyaseti yürütüyor. Aslında bölgede barışla ilgili çalışmaların yürütüldüğü bir zamanda bölgeye yabancı bir unsur olan Fransa'nın, Kafkas siyasetini nasıl değerlendirirdiniz?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Yani oradaki barışı bölmek veya barışa gölge düşürmek hiç isabetli olmaz." dedi.
 
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir görüşme yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Ama daha sonra bu konuyla ilgili tekrar gerekirse Sayın Macron'la bunları da görüşürüz. Yakın zamanda tekrar bir araya geleceğiz. Ve olumsuz bazı gelişmeler bölgede olursa bunu yine kendisiyle paylaşırız." diye konuştu.
 
AB ortak savunmasına ilişkin gelişmelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu soruya cevap vermek için erken olduğunu, çünkü Türkiye'nin AB üyesi olmadığını kaydetti.
 
Erdoğan, "Avrupa Birliği'nin üyesi olmadığımız için de buradan Türkiye'nin payına şu düşer, şu düşmez, böyle bir şeyi konuşmak herhalde doğru olmaz. Biz sadece takipçisi oluruz. Vakti saati geldiğinde de gerekeni yaparız. Olayı sadece takip ediyoruz. Çünkü gerek Borrell'in açıklamaları, gerekse diğerlerinin bu konudaki açıklamaları bizimle aynı ölçekte değil." değerlendirmesinde bulundu.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.