logo
28 EYLÜL 2026

Erdoğan'dan Suriye'nin kuzeyi, TUSAŞ saldırı ve açılım üzerine çarpıcı açıklamalar

Erdoğan, "Terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu olan PYD/YPG özellikle terk edilmeye, yalnız bırakılmaya mahkumdur. Amerika bu terör örgütünü bir süre kucağında taşır, ama o süre dolunca da bunları kendi başına bırakmak zorunda. Amerika'nın bölgedeki terör örgütlerini kendi çıkarları ve İsrail'in güvenliği için kullandığı artık bilinen bir gerçek. Amerika bölgede İsrail'e her türlü araç, gereç, mühimmat tüm destekleri veriyor mu, veriyor. Para veriyor mu, veriyor. Bizim gözümüz de, kulağımız da topraklarımızın yanı başında yaşanan bütün gelişmelere açıktır ve bunlardan da taviz veremeyiz" dedi.

25.10.2024 11:13:00
İhlas Haber Ajansı
 
Erdoğan'dan Suriye'nin kuzeyi, TUSAŞ saldırı ve açılım üzerine çarpıcı açıklamalar
Erdoğan'dan Suriye'nin kuzeyi, TUSAŞ saldırı ve açılım üzerine çarpıcı açıklamalar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörün karanlık ve kanlı gölgesinin ülkemizin üzerinden tamamen çekildiği, aydınlık, huzurlu, güvenli bir Türkiye'yi inşa etme hedefimize mutlaka ulaşacağız. Hainlere inat daha fazla çalışacağız, daha fazla üreteceğiz" dedi.

Erdoğan, Tataristan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Öncelikle TUSAŞ'ın Kahramankazan'daki yerleşkesine yapılan hain terör saldırısında şehit olan 5 kardeşimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Türkiye'nin huzuru, güvenliği, savunması için çalışan TUSAŞ ailesine ve aziz milletimize 'geçmiş olsun' diyorum. Alçak saldırıyı gerçekleştiren, biri kadın 2 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir" dedi.

Erdoğan saldırının cevabının kat kat fazlasıyla verilmeye başlandığını belirterek, "Saldırıya yönelik adli soruşturmanın yanı sıra, istihbarat ve güvenlik birimlerimiz de kapsamlı çalışma yürütmektedir. Terörle mücadelemizi uhdemizde bulunan tüm imkanları kullanarak, çok boyutlu bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Terörün karanlık ve kanlı gölgesinin ülkemizin üzerinden tamamen çekildiği, aydınlık, huzurlu, güvenli bir Türkiye'yi inşa etme hedefimize mutlaka ulaşacağız. Savunma sanayiimiz inşallah bunun amiral gemisi olacaktır. Hainlere inat daha fazla çalışacağız, daha fazla üreteceğiz. Büyüyen, güçlenen, haksızlık ve hukuksuzluklara cesaretle itiraz eden Türkiye'den rahatsızlık duyanları, başarılarımızla daha fazla rahatsız edeceğiz" dedi.

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in davetine icabetle katıldığı BRICS Zirvesi'nde, genişletilmiş liderler oturumunda Ortadoğu'daki İsrail saldırganlığı başta olmak üzere, küresel, siyasi ve iktisadi meselelere dair Türkiye'nin tutumunu altığını belirten Erdoğan, "Ayrıca ev sahibi Putin başta olmak üzere, zirveye katılan liderlerle ikili görüşmeler yapma fırsatım oldu. Bu çerçevede Venezuela Devlet Başkanı Maduro, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Vietnam Başbakanı Pham Minh Chinh, Kongo Cumhurbaşkanı Sassou Nguesso ile bir araya geldik. Diğer liderlerle de ayrıca birebir görüşmelerim oldu. Bu temaslarımda İsrail'in bir an önce durdurulması için Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, farklı platformlarda yürüttüğümüz çabalara destek istedim. Karşılıklı saygı ve kazan-kazan formülüyle BRICS'le ilişkilerimizi geliştirme noktasında neler yapılabileceğini ele aldık. Önemli kısmı bizim gibi G20 üyesi olan BRICS ülkeleri dünya yüzölçümünün yaklaşık yüzde 30'unu, nüfusunun yüzde 45'ini kapsıyor. Küresel petrol üretiminin yüzde 40'ı, mal ihracatının yüzde 25'i, ticaretin 5'te 2'si de yine BRICS ülkeleri tarafından gerçekleştiriliyor. Sadece bu veriler bile BRICS platformunun ekonomik açıdan önemini göstermektedir. Türkiye de kendi menfaatleri ekseninde BRICS ile iş birliğini önümüzdeki dönemde de ilerletme arzusundadır. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ve temaslarımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdi de sizleri dinlemek istiyorum" dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, 'TUSAŞ'a yönelik hain saldırı ile ilgili son bilgileri merak ediyoruz. Zamanlaması açısından bakıldığında ne dersiniz' İlk açıklama ve bilgilere göre saldırı terör örgütü PKK tarafından yapılmış görünüyor. Dolayısıyla TUSAŞ'ın seçilme amacı sizce nedir' BRICS toplantısı ve üyelik başvurusu nedeniyle dış bağlantılı olma ihtimali konusunda bir istihbarat var mı' İsrail' in bu saldırının arkasında olduğuna ilişkin iddialar da gündeme geldi, bir bulgu var mı'' sorusu üzerine, "Bu terör saldırısında TUSAŞ gibi güzide bir kuruluşumuzun seçilmiş olması manidardır. Teröristler sadece bir kuruluşu değil, Türkiye'nin huzur ve güvenliğini hedef almışlardır. Kahramanlarımız canları pahasına TUSAŞ'ımızı, yani Türkiye'nin aydınlık geleceğini savunmuşlardır. Maalesef hain saldırıda şehitler verdik, 5 şehidimiz, bunun yanında çok sayıda yaralımız bulunuyor. Başımız sağ olsun. Yaralılarımıza Allah'tan acil şifalar diliyorum. Hem bu gözünü kan bürümüş canilerle mücadele edeceğiz, bu konuda durmak yok, hem ülkemizi müreffeh geleceğe taşıma azmimizden asla taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Nitekim Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız İbrahim Kalın dün akşam bu saldırının sonrasında hemen Ankara'ya döndü ve bütün gelişmeleri yerinde bizzat takip etti. Bizler de Tataristan'dan bu gelişmeleri takibe devam ettik. İstanbul'da bulunan Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, hemen İstanbul'dan Ankara'ya geçti. Ankara'daki Cumhurbaşkanı Yardımcım Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya anında hadiseye müdahil oldular. Bütün güvenlik güçlerimiz anında teröristlere müdahale ederek, çok kısa zamanda saldırıyı gerçekleştiren kadın teröristi etkisiz hale getirdiler. Terörist kendi kendini bildiğiniz gibi öldürmüş oldu. Bu terör saldırısının Suriye'den bir sızma hareketi şeklinde gelişmiş olduğunu özellikle öğrenmiş bulunuyoruz. Buna yönelik de tüm gece boyunca 40 ayrı noktaya operasyonlar yapıldı. Bu operasyonlarla da teröristlere çok çok ağır bedeller ödetildiği de ortada" cevabını verdi.

'Türkiye, terörle mücadelesinde büyük mesafe aldı. Bundan sonra terörle mücadele nasıl devam edecek' 'Terörsüz bir Türkiye inşa edelim' demiştiniz, bu nasıl olacak'' sorusu üzerine Erdoğan, "Terörle mücadeleden kesinlikle taviz vermemiz mümkün değil. Bu, kararlılıkla devam edecek ve terörü kaynağında yok etme politikamızı yine aynen sürdüreceğiz. Bundan da taviz söz konusu değil. Teröre sebep olan siyasi ve toplumsal nedenlerden finansal kaynaklara, dış desteklere kadar geniş bir yelpazede mücadele stratejisi belirledik. Bu stratejiyi çok boyutlu ve daha kapsamlı bir şekilde devam ettireceğiz. Şunun bilinmesini isterim, teröristler kukladır, bunlar taşerondur. Bizim hedefimiz terörsüz bir Türkiye'dir. Bundan taviz vermeyeceğiz, veremeyiz. Hedefimiz tam bağımsız, bir, bütün ve müreffeh Türkiye'dir. Kesinlikle şu andaki hükümetimizin 'laf ola beri gele' şeklinde bir anlayışı söz konusu değildir. Biz terörü tamamen kaynağında kurutmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun kaynağı Suriye mi, Suriye O zaman oradaki kaynak neyse biz orada gereğini, dün akşam yaptığımız gibi yaparız. Bundan sonraki süreçte de aynen bu şekilde bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Birliğimize saçılan nifak tohumlarını temizlemek, bu ayrık otlarını ayıklamak ve hepimizin olan bu vatanı aydınlık yarınlara hep birlikte taşımak zorundayız ve taşıyacağız. Bundan da taviz söz konusu değil. Bölgemizdeki gelişmeler bu gerçeği bir kez daha önümüze koymuştur. Ayrışan değil, kucaklaşan Türkiye idealine doğru kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz" dedi.

Erdoğan, 'PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG ile mücadele ne durumdadır' Bununla birlikte Amerika'nın bölgeden çekilmesine yönelik tartışmalar uzunca bir süredir devam ediyor. Eğer böyle bir şey olursa PKK Suriye'de himayesiz kalır ve tasfiye edilir, böyle bir değerlendirmeniz var mı'' sorusunu, "Terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu olan PYD/YPG özellikle terk edilmeye, yalnız bırakılmaya mahkumdur. Amerika bu terör örgütünü bir süre kucağında taşır, ama o süre dolunca da bunları kendi başına bırakmak zorunda. Suriye'deki istikrarsızlıktan faydalanan terör örgütünün, bazı Batılı ülkelerin himayelerine girmek için gösterdikleri gayret boşunadır. Bu ilanihaye devam etmez. Amerika'nın bölgeden çekileceği yönündeki tartışmalar, hatırlayın uzun zamandır sürüyor. Çekilmenin taktiksel olacağı, stratejik bir çekilme olmayacağı da tartışmaların uzamasıyla zaten ortaya çıktı. Amerika'nın bölgedeki terör örgütlerini kendi çıkarları ve İsrail'in güvenliği için kullandığı artık bilinen bir gerçek. Amerika bölgede İsrail'e her türlü araç, gereç, mühimmat tüm destekleri veriyor mu, veriyor. Para veriyor mu, veriyor. Bizim gözümüz de, kulağımız da topraklarımızın yanı başında yaşanan bütün gelişmelere açıktır ve bunlardan da taviz veremeyiz. Biz kendi topraklarımızın korumacısı, onların hamisi olacağız. Suriye'den veya farklı yerlerden bize herhangi bir sızma hareketi olabileceğini her an düşünmek durumundayız. Onun için de bütün güvenliğimizi ona göre almak durumundayız. Biz bölgedeki tüm terör örgütleriyle mücadelemizi kendi milli çıkarlarımız, sınırlarımızın güvenliği için sürdürüyoruz. Buna devam edeceğiz" diye cevaplandırdı.

'BRICS Zirvesi'ne katılarak önemli temaslarda bulundunuz. Şunu sormak istiyorum, Türkiye'nin BRICS'e üyelik başvurusu kamuoyunda duyulduktan sonra başlayan bir yön değişimi tartışması, soru işareti vardı. Siz de önceki açıklamalarınızda 'BRICS'e katılma isteği NATO'ya alternatif değil' vurgusu yapmıştınız. Kazan Zirvesi sonrasında gelinen noktayı sormak istiyorum, Türkiye'nin durduğu yeri nasıl değerlendirirsiniz' Bir de Türkiye Kazan Zirvesi'nden ne tür sonuçlarla ayrılıyor'' sorusu üzerine Erdoğan şunları söyledi: "BRICS yükselen ekonomilerin özellikle bir arada olduğu büyük bir platform. Bu gerçeği görmek durumundayız. Türkiye olarak BRICS ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. BRICS üyesi ülkelerle ikili olarak zaten uzun yıllara dayalı ilişkilerimiz, birlikteliğimiz söz konusu. BRICS de diğer platformlar ve uluslararası oluşumlar da bizi ekonomik açıdan güçlendiren unsurlardır. Bunları da biz görmezden gelemeyiz. Hem Doğu hem Batı ülkesi olduğumuzu sürekli anlattık. Türkiye'nin BRICS ile iş birliğini ilerletmesi, ekonomik ortaklıklarımızın sayısını artırmayı karşılıklı saygı çerçevesinde bu dayanışmayı sürdürmemiz, 'kazan-kazan' esasına göre hem BRICS ülkelerinin hem de ülkemizin çıkarınadır. Nitekim başta dönem başkanı olarak Putin olmak üzere yaptığımız ikili görüşmeler, bunları çok açık net ortaya koyuyor. Bu anlayıştan birilerinin bize yapmış olduğu telkinlerle vazgeçemeyiz. Kendi kararımızı kendimiz vermek suretiyle yolumuza devam edeceğiz".

'BRICS Zirvesi'nde 'alternatif finans sistemi' dillendirildi. Sizin bu konudaki görüşlerinizi evvelden beri biliyoruz zaten. ABD Başkan adaylarından Donald Trump geçtiğimiz günlerde 'Doları rezerv para birimi olmaktan çıkaran ülkelerin mallarına yüzde 100 vergi getirilebileceği' tehdidinde bulundu. Bu durumda mevcut finans sistemine alternatif bir finans sistemi hayata geçirilebilir mi'' sorusuna Erdoğan şu cevabı verdi: "Burada amacımız mevcutları birbiriyle yarıştırmak değil. Bizim yerli ve milli paralarımızla yolumuza devam etmemiz lazım. Sayın Trump, Amerika Birleşik Devletleri'nin başında bulundu. Bu tür bir görüşü olabilir. O zaman da biz kendileriyle finans sektörüyle ilgili tüm konuları görüştük. Bunları kendileriyle paylaştık. O zaman ne için buna müdahale etmediler' Yerli ve milli paralarla hangi ülke ile bu adımı atabiliyorsak atarız. Burada amacımız 'kazan-kazan' esasına dayalı olarak finansal sektörü ayağa kaldırmaktır. Bu konuda Amerika olsun, Batı ülkeleri olsun herkes adımını buna göre atacak olursa biz de kazanırız, onlar da kazanır, Amerika da kazanır. Biz yıllardır milli paralarla ticaret politikasını savunuyoruz. Bu, ikili ticaretin döviz baskısından kurtarılmasını sağlar. Ülkelerin ticari faaliyetlerine başka ülkelerin müdahil olmasının önüne geçer. Milli paralarla ticaret aynı zamanda özgür ticarettir. Aynı şekilde ödeme sistemlerinde çeşitliliğin olmaması da finans piyasalarının şoklara karşı kırılganlığını artırıyor. Dolayısıyla alternatif bir finans ve ödeme sistemi hem uluslararası ticareti kolaylaştırır hem de çeşitlendirir".

Erdoğan, 'İtalya, İspanya gibi bazı ülkeleri dışarıda tutarsak Batı'nın İsrail'in Gazze'deki uyguladığı soykırıma ve Lübnan'da yaptığı katliama sessiz kaldığını görüyoruz. Sizin BRICS Zirvesi'nde yaptığınız ikili görüşmelerde diğer ülkelerin yaklaşımı nasıldı' Bu konuda ne düşünüyorlar ve Batı'dan hangi noktada ayrışıyorlar'' sorusuna, "Bu zikrettiğiniz ülkeler bu konuda gerçekten kararlı. Onlar Filistin'e destekten taviz vermiyor. Biz bundan sonraki süreçte de gerek İspanya gerek İrlanda gerekse Norveç ve Slovenya gibi ülkelerle bu dayanışmamızı sürdürme kararlılığındayız. Birlikte adım atarsak güç kazanabiliriz. Batı maalesef kendini İsrail'e karşı borçlu hissediyor. Mesela Almanya Nazi döneminde yaşananlar nedeniyle kendilerini İsrail'e karşı sorumlu görüyor. Bazı Batılı ülkelerin de tutumu aynı şekilde. O dönemde Avrupa Yahudilerine karşı Nazi yönetiminin yaptıklarına sessiz kaldıkları için bir borç ödeme yöntemi olarak İsrail'in soykırımına sessiz ve tepkisiz kalıyorlar. Yani Batı, bir anlamda borcu borçla kapatmaya çalışıyor. Fakat şimdi de Filistinlilere karşı borçlanıyorlar, bu dönemin Nazileri haline gelen İsrail'e kol kanat gererek torunlarına utanç verici bir geçmiş bırakıyorlar. BRICS üyelerinin de Filistin'in haklı davasına ve İsrail'in hedefindeki Lübnan'a daha fazla destek vermelerini, İsrail saldırganlığına yüksek sesle 'dur' demelerini bekliyoruz" cevabını verdi.

Erdoğan 'Birleşmiş Milletler nezdinde İsrail'e silah satışını durdurmasına yönelik bir girişim başlatmıştınız. Ardından İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'yle de bu durumu görüştüğünüzü biliyoruz. İspanya, İrlanda ve Fransa'dan da buna yönelik bir açıklama gelmişti. Yine BRICS üyelerine de bu girişimi desteklemeleri çağrısında bulundunuz. Bu konuda bir ittifak politikası uygulamak ve benzer ülkeleri bir araya getirerek, ülkeleri İstanbul'da toplamak noktasında bir gelişme olur mu'' sorusuna şu cevabı verdi: "İsrail'i durdurmak, onların bebekleri, çocukları, anne ve babaları öldürmesinin önüne geçmek için silaha erişimin önünü kesmemiz şart. Şu an itibariyle Amerika ve Almanya başta olmak üzere birçok ülke maalesef verdikleri silahlarla İsrail'in katliamını sürdürmesine destek oluyor. Biz de Birleşmiş Milletler çatısı altında bu soruna bir çözüm olması, İsrail'e kapsamlı bir silah ambargosu konulması için girişim başlattık. Bu çağrımıza destek verenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Umarız 'İnsanlık İttifakı' olarak bu girişimimizi başarıya ulaştırır ve kalıcı barış için bir kapı aralarız. Ateşe benzin dökenlere inat bu yangını söndürmek için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. İsrail'e karşı silah ambargosu çağrımızın İtalya, İspanya, İrlanda ve Fransa gibi ülkeler tarafından da yapılmış olması, konunun giderek daha fazla gündeme geldiğini gösteriyor. Demek ki sadece biz değil, pek çok ülke İsrail'in pervasızca, orantısız güç kullanımından rahatsız. Ama gelinen aşamada Türkiye'nin başını çekeceği ülkelerin, insan hakları ve uluslararası hukuk konularında daha güçlü bir ses çıkartması gerekiyor. Diplomatik zeminin güçlendirilmesi, alternatif bakış açıları geliştirilmesi ve uluslararası baskının artırılması için ne gerekiyorsa yapılmalı ve insanlığa kasteden bu terör devleti durdurulmalıdır".

'Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la görüşme, temas bir süredir konuşulan bir başlık. Acaba Putin'le bu görüşmeniz sonrasında yeni bir gelişme, yeni bir durum beklenebilir mi'' sorusuna Erdoğan, "Biz, sürecin en başından bu yana hep Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasından ve komşumuzda kalıcı, adil, kapsayıcı bir barış ve huzurun tesisinden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Terör örgütleriyle ayrımsız mücadele anlayışımızda sınırlarımızı korumanın yanında bu tutumumuzun da payı vardır. Bölgemiz bir ateş çemberine dönmüş durumda ve her geçen gün maalesef bu çember daralıyor. Suriye yönetiminin Türkiye ile samimi ve gerçekçi bir normalleşmenin kendilerine sağlayacağı faydaları anlayarak adımlarını ona göre atması temel beklentimizdir. Umarım önümüzdeki dönemde bu konuda yapıcı bir adım görür ve Türkiye-Suriye normalleşmesini inşa ederiz. Çünkü o bölgedeki istikrarsızlık bir bataklığın sinekleri topladığı gibi terör örgütlerini, kirli emelleri olanları oraya biriktirdi. Onları dağıtmanın yegane yolu o bataklığı kurutup orayı gül bahçesine çevirmekten geçer. Rusya'nın Suriye yönetimi üzerindeki etkisi herkesin malumu. Putin ile tüm bu konuları, bizim durduğumuz noktayı, beklentimizi konuştuk. Putin'e, Beşar Esad'ın bizim çağrımıza vereceği cevabın temini noktasında bir adım atması çağrımız oldu. Sayın Putin, Esad'a bu adımı atması için herhangi bir çağrıda bulunur mu' Onu da zamana bırakıyoruz" cevabını verdi.

'Almanya Şansölyesi Olaf Scholz misafirinizdi. Türkiye'ye yönelik silah ambargosunun kaldırılmasına ilişkin beklentiler vardı. Basın toplantısında onların kaldırılmasına dönük çok net konuşmadı. Sadece Deniz Kuvvetlerine yönelik bir satış mevzusu konuşuldu ama o hep vardı. Onun dışına taşacak mı' Eurofighter'a izin verilecek mi' Bunları çok açık söylemedi. Siz kendisinden daha açık garantiler aldınız mı, izleniminiz nedir'' sorusu üzerine Erdoğan, "Kendisiyle yaptığımız ikili görüşmede Eurofighter konusunda olumlu adımlar atılabileceğini, gerek İngiltere gerekse Almanya'nın bu işe sıcak baktığını gördük. Şu an itibariyle de ilgili bakan arkadaşlarımız karşılıklı olarak görüşmelerini sürdürecek. Olay sadece Eurofighter ile sınırlı değil. Bunun dışında Deniz Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleriyle ilgili birçok alanda parça, makine alımları da buna dahil. İkili görüşmede olumlu yaklaşımları kendisinden aldık. Biz savunma sanayii konusunda ihtiyaçlarımızı attığımız adımlar sayesinde büyük oranda kendimiz karşılıyoruz. Ancak bazı kalemlerde zamana ihtiyacımız bulunuyor. Bu kalemleri de öncelikle müttefiklerimizden karşılama yoluna gidiyoruz. Bu süreç ne zaman tamamlanır uçakların temini aşamasına ne zaman geliriz onu zaman gösterecek. Umarız çok uzun sürmez" dedi.

Erdoğan, 'Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya heyetiyle yaptığınız görüşmeye dair biraz daha detaylı bilgi vermeniz mümkün mü' Ukrayna Savaşı'nda ateşkes arayışları ve Türkiye'nin arabuluculuk misyonuna dair yeni bir konu gündeme geldi mi' Bir de Putin de bu savaşı bitirmeye dönük yeni bir irade gözlemlediniz mi'' sorusuna "Amerika'da Türkevi'nde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile yaptığım görüşmede olduğu gibi, Sayın Putin'in de daimi ateşkesin sağlanması noktasında bir arayışının olduğunu gördük. Bunu zaten Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov İstanbul'da yaptıkları görüşmelerle teyit ettiler. Karadeniz Tahıl Koridoru'nun canlandırılması, mayınların temizlenmesi konularının yanı sıra, dün akşam Sayın Putin ve heyetiyle yaptığımız görüşmede de esir takaslarıyla alakalı beklentilerin olduğunu gördük. Şu anda bu esir takaslarına yönelik adımları da yakın takibe almış bulunuyoruz. Biz sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi konusunda elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Arzumuz bir an önce iki ülke arasında barış için müzakereleri başlatmak, hayırlı neticeye ulaşacak yolu açmaktır. Buna muvaffak olmak için yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Savaşın kazananı, barışın ise kaybedeni olmayacağını vurgulamaya devam ediyoruz. Bu savaş elbet bitecektir, bizim gayretimiz daha fazla kan ve gözyaşı akmadan tamamlanması içindir" cevabını verdi.

Erdoğan 'Son dönemde Türkiye'de özellikle savunma sanayii destekleme fonunun artırılması noktasında birtakım tartışmalar yaşandı. Hava savunma sistemleri konusu bu kapsamda tartışıldı. Dün Putin ile görüşmenizde S-400'ün yeni fazı ve özellikle Türkiye'nin kurmaya başladığı Çelik Kubbe Hava Savunma Sistemleri ile ilgili ortak hareket edilmesi gibi bir durum söz konusu oldu mu'' sorusunu şöyle cevapladı: "Demir Kubbe ile bizim Çelik Kubbe projemizi birbirine karıştırmamız gerekiyor. S-400 konusuna gelince o zaten farklı bir adım. S-400'ün diğer fazıyla alakalı 'acaba birileri ne der'' diye bizim bir düşüncemiz yok. Onun kararını Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak biz veririz. Bu konuda hükümetimiz oturur, değerlendirmelerini yapar, kararını verir. Ama dediğimiz gibi Çelik Kubbe adını biz koyduk. Çelik Kubbe adını biz koyduğumuza göre bunun takvimini de biz belirleyeceğiz. Adımını da vakti saati geldiğinde savunma sanayii ile atarız. Bu konuda Türkiye'nin muhalefet partisi veya muhalifleri acaba ne diyor' Bütçe meselesinde muhalefet çılgına döndü. 'Niye şuradan para alıyorsunuz' Niye buradan para alıyorsunuz'' dediler. Biz kaynaklarımızı kendimiz temin ederiz ve bu kaynakları temin ettiğimiz zamanda da adımlarımızı atarız. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti kaynak temini noktasında herhangi bir sıkıntının içinde değildir. Vakti saati geldiğinde adımını atar, kaynaklarını üretir ve Çelik Kubbe'sini de yapar. Burada önceliğimiz kendi ihtiyaçlarımızın eksiksiz karşılanmasıdır. Savunma sanayiinde geldiğimiz noktaya nasıl aşama aşama ulaştıysak, daha ileri hedeflerimize de sağlam adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz".

Erdoğan 'Bir taraftan Çin'den gelen milyar dolarlık yatırımların haberlerini yapıyoruz, bir taraftan 'Çin Dünya Ticaret Örgütü'ne Türkiye'yi şikayet etti' şeklinde haberler geliyor. Ankara-Pekin ilişkileriyle ilgili vizyon nedir' Ben Nisan'da gittiğimde Çinli yetkililer 'biz Sayın Cumhurbaşkanını ülkemize bekliyoruz' demişlerdi. Nereye doğru evrilecek Çin'le ilişkimiz'' sorusunu şu cevabı verdi: "Çin ile geçmişten bugüne uzanan bağlarımız bulunuyor. Birbirlerini etkileyerek gelişmiş iki büyük uygarlığın mirasçılarıyız. İlişkilerimizi bu bağlar üzerine inşa ediyor, köklü yeni bağlar oluşturmak için çalışıyoruz. Çin dünya siyasetinde de ticaretinde de son derece etkin bir ülke. Stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirmek için yeni adımlar atabiliriz. Çinli dostlarımızla ikili ticaret hacminin artırılmasından, yatırım potansiyellerine kadar birçok başlığı zaman zaman ele alıyoruz. Biz Çin'den yakın zamanda bir ziyaret bekliyoruz. Ondan sonra da biz iade-i ziyareti yaparız. Sanıyorum bu çok uzun bir zaman almayacak. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bize bir ziyaret gerçekleştirecek, ardından da biz kendilerine bir ziyaret yapacağız".

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.