HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

Erteleme hastalığı

19.09.2021 00:00:00
'Erteleme hastalığı' seslendirme dosyası:

"Biraz sonra, yarın yaparım, bakarız, acelesi yok, daha vakit var" gibi cümleler...

En sonunda işler yarım kalıyor veya savsaklanarak yapılıyor.

Birçok insan bazı işlerini veya görevlerini zaman zaman erteler ancak bazı insanlarda bu durum iş ve ilişkilerini olumsuz etkileyecek boyuta varır. Devamlı bahaneler bularak yapması gerekenleri erteleyen insanlarla beraber olmak gerçekten zor. Devamlı erteleyen bireyler daha az sağlıklılar. Faturaları ödemeyi, bir yere gitmeyi, birisini telefonla aramayı erteliyorlar. Bu davranışa 'erteleme hastalığı' denmektedir. Ertelemeye beynimizin limbik sisteminin frontal loba karşı üstün gelmesinden kaynaklanır. Yani limbik sistem bize der ki, "hazza odaklı yaşa, boş ver gelişimi, keyfine bak". Ama frontal beyin bunun aksine "kendini geliştir ve hedeflerin için yaşa" der. Sanılanın aksine ertelemenin nedeni tembellik değildir. Çoğu zaman insan olumsuz duygularla yüzleşmek istemediği için erteler. Ertelemenin esas nedeni insanın duygularını nasıl yöneteceğini bilmemesidir. Bir işi ertelemek, aslında o işi yaparken insanın yaşayacağı olumsuz duyguları ertelemesi demektir.

Sürekli erteleyen insanlar duygularına göre hareket eder, sıkıntılı işler yerine zevk verecek işlere yönelir. İyi düşünmeden hareket ederler. Daha çok o andaki duygularına göre, hemen iyi hissetmek için davranışlarını belirlerler, çabuk sıkılırlar, öz kontrollerinde de sorun var. Öz kontrolü daha iyi olan bireyler, yakın zamandaki küçük sıkıntıları uzun zaman sonra olacak büyük sıkıntılara tercih ederler. Sürekli erteleyen ve öz kontrolü daha zayıf olan bireyler ise nasıl olsa büyük sıkıntı uzun zaman sonra diye düşünerek yakın zamandaki küçük sıkıntılardan kaçarlar. Eğer bazı şeyleri bitirmekten kaçarsanız gerçeklerle de daha geç yüzleşirsiniz.

Sürekli erteleyen insanlar, bir davranışı önemli olduğunu düşündükleri için değil zorunda oldukları için yaparlar.

Günümüz modern toplumunda oldukça yaygın olarak görülen erteleme hastalığı her yaş ve cinsiyetten kişide görülür. Erteleme eğiliminde olan kişiler, çevreleri tarafından rahat ve üşengeç olarak tanımlanırlar. Çoğunlukla motivasyon eksikliğinden kaynaklanan bu durumda kişi, yapılması gereken işi önemsiz bulur. İlgi alanı dışında yer aldığını ya da işleri ertelemesinin, beceri eksikliğinden kaynaklandığını düşünür. Yapılması gereken işi nasıl yapacağını bilememek ve kendini yetersiz hissetmek de erteleme hastalığı bulunan kişilerde yaygın olarak görülür. Motivasyon eksikliğine ek olarak mükemmeliyetçi olmak, başarısız olmaktan korkmak, kişinin kendisine yönelik olarak yüksek standartlar belirlemesi ve kendisine ilişkin olağan dışı beklentilerde bulunması da erteleme hastalığı bulunan kişilerin ortak özellikleri arasında yer alır. Tüm bunlara ek olarak zaman yönetimi kötü olan, plansız davranan kişilerde de yapılması gereken işi sürekli erteleme eğilimi görülür. Erteleme hastalığı ibadetler için de geçerli. Namazı erteler, haccı erteler, zekâtı sadakayı Ramazan ayına erteler, borcunu erteler. Ha bugün ha yarın derken ömür geçip gittiği halde hala aynı noktada olan bir sürü insan var ve giderek kalp karardığı, gönül soğuduğu için ibadete başlama işi iyice zayıflamakta hatta kaybolmaktadır. Peygamber Efendimiz bazı helak olacak insanlar hakkında şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki, onlar amellerini geriye erteleyen / yarıncı kimselerdir." (Müsned, 1/129). Hz. Mevlana ise şöyle öğüt verir: "Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: 'Faydalı işlerde acele ediniz.' Gafil insanlar, hayırlı bir iş için, 'yarın başlarım' der ve böylece kendini aldatır durur. Bilmez ki, bugün dünün yarınıdır." Hz Ali, böylelerinin tutarsızlığı için "Yarın yaparım diyorsun, kaç tane yarın geçti hayatında. Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına bırakma" der.  Muhyiddin İbnü'l-Arabi ise "Farz ibadetlerin ifası, sen onları erteleyip durmayasın diye belli vakitlerle sınırlandırılmış, senin irade payın olsun diye de genişçe bir zamana yayılmıştır" buyurur. Kulluğu bir borç olarak algılarsan son ana kadar ertelersin ancak kulluk borç değil yaşam tarzıdır. Her şeyi zaman varken yapmak gerek. Geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itiraflar, gerçekleştirilmeyen buluşmalar; bir gün hepsi size pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken gününden faydalan, yarına güvenme.

Ertelemek yaşamı kaçırmaktır. Erteleyerek kaçırdığımız fırsatlar, söyleyemediğimiz sözler, gidemediğimiz yerler çöküyor omuzlarımıza. İşte o anda silkinip bir işin ucundan tutmak gerek. Ucundan tutabilme gücünü bulan tamamını da yapıyor zaten… "Başlamak bitirmenin yarısıdır" sözünü unutmayalım ve şuan ne yapıyor olduğumuzu kendimize sık sık soralım. Bugünün işini yarına bırakmayalım.

 
Dr. Ali Konukseven / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

19.09.2020, 19.09.2019, 19.09.2018, 19.09.2017, 19.09.2016, 19.09.2015, 19.09.2014, 19.09.2013, 19.09.2012, 19.09.2011, 19.09.2010, 19.09.2009, 19.09.2008, 19.09.2007, 19.09.2006, 19.09.2005, 19.09.2004, 19.09.2003, 19.09.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.