logo
21 ŞUBAT 2026


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, oy çokluğuyla kabul edildi

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, Komisyonda oy çokluğuyla kabul edildi

18.02.2026 15:02:00 / Güncelleme: 18.02.2026 15:10:39
AA
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, oy çokluğuyla kabul edildi
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, oy çokluğuyla kabul edildi

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21. toplantısını, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yaptı. Toplantıya, komisyon üyesi 50 milletvekili de katıldı.

Toplantıda, gruplar ve partiler adına yapılan konuşmaların ardından Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı taslak rapor oylamaya sunuldu.



Rapor oy çokluğuyla kabul edildi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, rapor için 47 milletvekilinin "kabul", 2 milletvekilinin "ret", bir milletvekilinin de "çekimser" oy kullandığını bildirdi.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporundan

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunda sürece yönelik yasal düzenleme ile demokratikleşmeye ilişkin önerilere de yer verildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun 21'inci toplantısında, Komisyon tarafından hazırlanan rapor görüşüldü.

Rapor 7 bölümden oluşurken birinci bölümde, Komisyonun çalışmalarıyla ilgili süreç anlatıldı. İkinci bölümünde Komisyonun temel hedefleri üzerinden toplantılardaki tartışmalara yer verilirken, Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku raporun üçüncü bölümünde aktarıldı. Dördüncü bölümde Komisyonda dinlenenlerin söylemlerinden yapılan analizlerden ortaya çıkan mutabakat alanları, beşinci bölümde terör örgütü PKK'nın kendini feshetmesi ve silah bırakması süreci anlatıldı.

Sürece ilişkin yasal düzenleme ile demokratikleşmeye ilişkin önerilere ise Komisyon raporunun altıncı ve yedinci bölümlerinde yer verildi. Söz konusu bölümler TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt tarafından Komisyon salonunda okundu.

Buna göre, "Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri"nin yer aldığı raporun altıncı bölümünün "Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması" alt başlığında şu ifadeler kullanıldı:

"Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir. Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eş güdümle objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."

Aynı bölümün bir diğer alt başlığı olan "Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler" bölümünde ise "Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olmasının tavsiye edildiği söz konusu bölümde, şunlar kaydedildi:

"Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır."

Aynı bölümün "Örgüt Mensuplarının Durumu" alt başlığında ise mutlaka bir adli işlem yapılmasının gerektiği belirtilerek, "Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır" vurgusuna yer verildi. "Toplumsal Bütünleşme" ile ilgili ise raporda, "Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç, kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine yönelik tedbirleri içeren, kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır." ifadeleri yer aldı.

Süreci izleyecek ve raporlayacak mekanizma

Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine ve her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dahil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kıldığı belirtilen raporda, "Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır. Bu kapsamda, şimdiye kadar bölgeye yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların geliştirilerek, genişletilerek ve zenginleştirilerek uygulanmaya devam edilmesi beklenmektedir." tespiti yapıldı.

"İzleme ve Raporlama Mekanizması" alt başlığında ise kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği kaydedilerek, "Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında, kamu kurum ve kuruluşları arasında eş güdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir." denildi.

Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması alt başlığında ise "Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir." ifadesi kullanıldı.

"AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli"

Komisyonun hazırladığı raporun yedinci bölümünde yer alan "Demokratikleşme ile İlgili Öneriler" başlığında, Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmanın, Komisyonun başlıca görevlerinden olduğu bildirildi.

Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortamın, demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşulu olduğu belirtilirken, demokrasinin özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirdiği aktarıldı.

Raporda, silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemlerin siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırdığı vurgulandı.

Karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde, zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulmasının temel bir gereklilik olduğuna dikkati çekilen raporda, "Bu yaklaşım, toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak, bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir." denildi.

Söz konusu bölümün "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları" alt başlığında, AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı vurgulandı.

Türkiye'nin AİHM kararlarını icra etme oranının yaklaşık yüzde 90 olduğu, hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının öneminin belirtildiği raporda, "AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir." ifadelerine yer verildi.

Raporun "Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler" alt başlığında, "İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir" denilerek, şunlar kaydedildi:

"Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir."

"Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler" alt başlığında ise doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuatın gözden geçirilmesi istendi.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilen raporda, diğer öneriler şu şekilde sıralandı:

"Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla, basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.

Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları, suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Anayasa'nın 79'uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir. Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir."

Raporun "Yerel Yönetimler" alt başlığındaki önerilerinde, demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin "daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek" bir şekilde organize edilmesinin mümkün olduğu anlatıldı. Söz konusu başlıkta, "Anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir." denildi.

"Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir"

Raporun, "Sonuç ve Değerlendirme" bölümünde ise Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkanlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koyduğu belirtildi.

Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaatin, şiddet ve terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiği yönünde olduğuna dikkati çekilerek, "Tam demokrasiye dayanan yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılacağı değerlendirilmektedir. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır." ifadeleri kullanıldı.

Siyasetin görevinin, toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmak olduğu kaydedilerek, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir." denildi.

Raporda, oluşan müşterek kanaatin sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönünde olduğu anlatıldı. 

 

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli adliyeye geldi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırılan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, İstanbul Adliyesi'ne geldi

20.02.2026 14:29:00
İHA
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli adliyeye geldi
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli adliyeye geldi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunun haklarında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan soruşturma başlattığı kamuoyunca tanınan kişilere yönelik operasyonlar sürüyor.

Ünlülere yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli 16 Şubat'ta ifadeye çağırılmıştı. Denizli ifade vermek üzere İstanbul Adalet Sarayı'na geldi.

Denizli Ailesi daha önce de darp iddiasıyla açılan dava kapsamında gündeme gelmişti. Lal Denizli'nin babası teknik direktör Mustafa Denizli, para tartışması nedeniyle kayınbiraderi tarafından darp edildiğini belirterek dava açmış, dava uzun süre gündemi meşgul ederken, kayınbirader Heja Elçi beraat etmişti.

Heja Elçi, Denizli'nin itirazı üzerine kararın bozulmasının ardından yeniden yargılandığı duruşmada 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

Uyuşturucu soruşturmasında Murat Dalkılıç, İsmail Hacıoğlu ve Kaan Tangöze'nin ifadeleri ortaya çıktı

İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında şarkıcı Murat Dalkılıç, oyuncu İsmail Hacıoğlu ve Duman grubunun solisti Kaan Tangöze'nin ifadesi ortaya çıktı. Murat Dalkılıç, hayatının hiçbir döneminde asla uyuşturucu madde kullanmadığını iddia ederken, İsmail Hacıoğlu ise uyuşturucu kullandığı için pişman olduğunu söyledi. Kaan Tangöze ise ifadesinde, "Ben evli ve 3 çocuk sahibi, işleri yoğun bir kişiyim. Uyuşturucu kullanma sıklığım ise bu nedenle azdır" dedi

20.02.2026 14:21:00
İHA
Uyuşturucu soruşturmasında Murat Dalkılıç, İsmail Hacıoğlu ve Kaan Tangöze'nin ifadeleri ortaya çıktı
Uyuşturucu soruşturmasında Murat Dalkılıç, İsmail Hacıoğlu ve Kaan Tangöze'nin ifadeleri ortaya çıktı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında Savcılığa ifade veren ve işlemlerinin ardından serbest bırakılan şarkıcı Murat Dalkılıç, oyuncu İsmail Hacıoğlu ve Duman grubunun solisti Kaan Tangöze'nin ifadeleri ortaya çıktı.

"Uyuşturucu madde kullanmam söz konusu değildir''

Şüpheli Murat Dalkılıç ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde asla uyuşturucu madde kullanmadığını söyleyerek, ''Uyuşturucu madde ile ilişkim de olmaz. Yurt dışında da uyuşturucu madde kullanmadım'' dedi. Dalkılıç'a gizli tanık 'G..02'nin ifadesi okundu. Gizli tanığın ifadesinde, 'Murat Dalkılıç, Burak Altındağ, Özge E., Sezer Ç., İhsan A. ve Sergen Yalçın ile yakın arkadaş olup birlikte uyuşturucu madde kullanırlar. Bu şahıslar kendi aralarında borsa alış satışları yaparlar. Murat Dalkılıç da yakın arkadaş olup uyuşturucu madde kullanır' ifadeleriyle ilgili Dalkılıç'a diyecekleri soruldu. Dalkılıç ise, ''Bu şahısları tanırım, benim bu şahıslarla uyuşturucu madde kullanmam söz konusu değildir. Sergen ve Sezer uyuşturucu madde kullanacak insanlar değildir. Borsada bir kez hisse aldığım doğrudur ancak bu kişilerin tavsiyesiyle işlem yapmadım'' diye söyledi.

Katılmadığını söylediği parti listesinde adının yer aldığı tespit edildi

İfadesine devam eden Dalkılıç, Kasım Garipoğlu'nu çevreden bildiğini ancak kendisinin partilerine katılmadığını söyledi. Bunun üzerine Savcılık, Garipoğlu'nun şoförü İsmail Ahmet Akçay'ın telefonunda yapılan inceleme sonucu parti listelerinin tespit edildiğini ve katılanlar listesinde kendisinin adının da yer aldığını belirtti. Dalkılıç ise, ''Sorduğunuz isimlerle bir kez partiye katıldım. Partiye beni Burak A. davet etmişti. Burada yaklaşık 1 saat kaldım. Gittiğim yer müstakil bir villaydı. Burada uyuşturucu madde kullanmadım'' ifadelerini kullandı.

''Madde kullandığım için pişmanım"

Şüpheli İsmail Hacıoğlu ise ifadesinde, aylık gelirinin 1 milyon olduğunu söyleyerek "Yaklaşık 27 yıldır aktörlük yaparım. Bana sormuş olduğunuz Melisa Ş. isimli kişiyi tanımıyorum. Daha önce Hollanda'da bulunduğum bir zamanda merakımdan uyuşturucu bir madde kullandım. Bu şekilde ilk kez bu maddeyi deneyimledim. Zaman zaman bu maddeyi kullandığım dönemler oldu. Maddeyi telegram isimli internet sitesinde bulunan uyuşturucu satış gruplarından temin ettiğim numaralardan sipariş ediyordum. Bu kişileri yüz yüze hiçbir zaman görmedim. Genellikle ikamet adresimde bulunan posta kutusuna maddeyi bırakırlar ve benim daha önceden buraya bıraktığım nakit paraları alırlar. Kamuoyunca tanınan bir kişi olduğum için bu hususa dikkat edip hiç kimseden yüz yüze madde alışverişi yapmadım. Madde kullandığım için pişmanım. Aktörlük mesleği gereği stresli dönemler geçirmem sebebiyle rahatlamak amacıyla bu maddeye yönelmiştim'' dedi.

İfadesine devam eden Hacıoğlu, ''Uyuşturucu maddenin kullanıldığı herhangi bir ortamda bulunmadım. Hiç kimseye uyuşturucu madde temin etmedim. Üzerime atılı suçlamayı bu şekilde kabul ediyorum. Gözaltına alınmadan evvel bir dizi projesi sebebiyle Ayvalık ilçesinde bulunmaktaydım. Bu sebeple ikametimde bir miktar uyuşturucu madde bulunmaktaydı. Cep telefonumu şifresiyle birlikte polis memurlarına teslim ettim. Melisa Ş.'nin hakkımda söylemiş olduğu aleyhe olan beyanları kabul etmiyorum." şeklinde konuştu.

''Türkiye'de uyuşturucu içilen herhangi bir toplantıya veya partiye katılmadım''

Şüpheli Kaan Tangöze ise ifadesinde, "Kamuoyu tarafından tanınan bir sanatçıyım. Evimde uyuşturucu madde bulunduğuna dair kolluk ekipleri tarafından yapılan arama neticesinde yaklaşık 2 sene önce sokak üzerinde tanımadığım bir torbacıdan uyuşturucu maddeyi almıştım ancak ne kadar para verdiğimi hatırlamıyorum, bu şahsı da tanımıyorum. Ben evli ve 3 çocuk sahibi, işleri yoğun bir kişiyim. Uyuşturucu kullanma sıklığım ise bu nedenle azdır. Evimde bulunan uyuşturucu belki bayatlamış bile olabilir. Yine emniyet benden kan, idrar örnekleri aldı. Uyuşturucu etken maddesinin çıkacağını düşünüyorum çünkü yaklaşık 1 ay önce Almanya turnesine konser vermek için gitmiştik. Bu sırada Almanya'da zaten yasal olarak satıldığını bildiğim için şuanda hatırlamadığım bir shoptan aldım ve içtim. Uyuşturucu maddeyi genelde gün içinde tek başıma aldığım ve gece vakti evde balkonda içmekteyim. Yurt içinde veya yurt dışında hiçbir zaman yapmış olduğum bir konserde uyuşturucu madde almadım, hakkımda neden işlem yapıldığını ben de merak ediyorum. Türkiye'de uyuşturucu içilen herhangi bir toplantıya veya partiye katılmadım. Bu yerlerde bulunmadım. Medyadan gördüğüm kadarıyla soruşturma dosyasında tanıdığım ismini duyduğum herhangi bir kişi veya bağlantılı olduğum herhangi bir eylemim yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" diye konuştu.

Son 20 yılın en yüksek miktarda yağışı görüldü

Yozgat'ın Sorgun ilçesinde yoğun yağışların ardından tarım arazileri sular altında kaldı

20.02.2026 12:19:00 / Güncelleme: 20.02.2026 12:21:36
İHA
Son 20 yılın en yüksek miktarda yağışı görüldü
Son 20 yılın en yüksek miktarda yağışı görüldü
Sorgun ilçesine bağlı Cihanşarlı köyünde etkisini gösteren sağanak yağışlar tarım arazilerinde su baskınlarına yol açtı. Yağış toprak tarafından emilmediği için yüzeyde akıntı meydana gelirken suyun uzun süre tarlada kalması halinde kök çürümesi riski doğdu.



Cihanşarlı Köyü Muhtar Vekili Ramazan Aktaş yağışların devam ettiğini söyleyerek, "Burası Eğridere. Esenli Barajı'nı besleyen dere taştı gördüğünüz gibi. Epey sel var. Bu şekilde su aktığı zaman tarlaya zarar veriyor. Eğer ki su tarlayı yarmazsa, bitkiye zarar vermezse çok güzel mahsul alınabilir. Şu an tarlada buğday ekili. Zararı da olabilir. Altında çürüme de yapar. Toprağı kazan su tohumu da götürür. 20 senedir böyle bir yağış olmamıştı. Çiftçi olarak bu sene memnunuz. Yağışlar güzel. Rabbime şükürler olsun" dedi.



Yağışların önümüzdeki günlerde de etkili olması bekleniyor.

Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu

İstanbul merkezli 10 ilde düzenlenen futbolda bahis operasyonunda yakalanan 32 şüphelinin kimlikleri ortaya çıktı

20.02.2026 12:11:00
İHA
Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu
Futbolda bahis operasyonunda gözaltına alınan isimler belli oldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Futbolda Bahis-Şike" soruşturması kapsamında profesyonel futbol liglerinde mücadele veren futbol kulüplerinin yöneticileri hakkında yapılan araştırma sonucu bahis hesabı bulunduğu belirlenen ve yöneticisi olduğu takım ile başka bir takım arasındaki futbol müsabakası sırasında rakip takıma bahis oynadığı tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli 10 farklı ilde 33 farklı adreste eşzamanlı olarak düzenlenen operasyonda 32 şüpheli yakalanırken, 1 şüpheli hakkında arama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

Öte yandan soruşturma kapsamında şüphelilerin kimlikleri ortaya çıktı. Şüphelilerin Adana Demirspor'dan Abdullah Sancak, Ankaragücü'nden Adem Başbilen, Yeni Malatyaspor'dan Ahmet Topdağ, Antalyaspor'dan Aytaç Altay ve Bahadır Haktanır, Adana Demirspor'dan Burhan Serkan Kalmaz, Bodrumspor'dan Caner Tuna, Antalyaspor'dan Cem Koç ve Cesur Burak Akar, Göztepe'den Enes Memiş, Giresunspor'dan Erdinç Hıdımoğlu, Ersin Sarıkaya, Ferhat Karademir ve Gürkan Temür, Konyaspor'dan Hakan Faydaşıçok, Alanyaspor'dan Hüsamettin Akyüz, Alanyaspor'dan Hüseyin Gümrükçüler, Denizlispor'dan Hüseyin Sorudak, Giresunspor'dan İbrahim İnaç, Adana Demirspor'dan İhsan Çetinkaya, Konyaspor'dan Kamil Yücel ve Muhammet Ali Atasever, Giresunspor'dan Mustafa Tütüncü, Kocaelispor'dan Orhan Dönmez, Konyaspor'dan Osman Öztürk ve Osman Serper, Giresunspor'dan Osman Topal, Gençlerbirliği'nden Süleyman Yurtseven, Giresunspor'dan Tahsin Çoban, Antalyaspor'dan Tuncay Gülel, Sivasspor'dan Yasin Ocak Denizlispor'dan Yavuz Cinkaya ve Konyaspor'dan Yunus Emre Demirkol olduğu öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konu hakkında yaptığı açıklamada "Türk futbolunda şike iddiaları ve toplumun kanayan yarası olan yasadışı bahis suçlarına karşı kararlı mücadele doğrultusundaki titiz çalışma aralıksız bir şekilde sürdürmektedir" ifadelerine yer verdi.

Hatay'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Hatay'da saat 06.10'da 4,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin 9,27 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi

 

20.02.2026 08:58:00
Anadolu Ajansı
Hatay'da 4,2 büyüklüğünde deprem
Hatay'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde saat 06.10'da 4,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Kırıkhan ilçesi olan 4,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 9,27 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Fırınlarda pide mesaisi başladı

Ramazan ayına girilmesiyle fırınlarda "ramazan pidesi" mesaisi de başladı

 

19.02.2026 15:08:00
Anadolu Ajansı
Fırınlarda pide mesaisi başladı
Fırınlarda pide mesaisi başladı

Ramazan sofralarının vazgeçilmezi pideleri iftar saatine yetiştirmek için fırın ustaları yoğun tempoda çalışıyor. Sabahın erken saatlerinde unu kazanlara dolduran ustalar, yaklaşık bir saat süren yoğurma işleminin ardından hamuru dinlenmeye bırakıyor.

Dinlenen ve belirlenen gramajlara göre bezelenen hamura pide formu veriliyor.

Vatandaşların talebine göre susamlı ve yumurtalı olarak hazırlanan pideler, odun ateşiyle ısıtılan fırınlarda yaklaşık 15 dakikada pişiriliyor. Ustalar, gün boyu üretimlerini aralıksız sürdürüyor.

Pide ustası Tuncay Kızılarslan, her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan pidesi mesaisine başladıklarını söyledi.

Pide yapımının zahmetli bir süreç olduğunu belirten Kızılarslan, mesailerinin Ramazan Bayramı'na kadar devam edeceğini ifade etti.

İftar saatine yakın fırın önlerinde yoğunluk oluştuğunu dile getiren Kızılarslan, vatandaşlara en lezzetli pideleri sunabilmek için titizlikle çalıştıklarını kaydetti.

Kızılarslan, ramazan ayının maneviyatının yüksek olduğuna işaret ederek, "Ramazan bize bolluğu, bereketi hatırlatıyor. Birine sıcak pide ulaştırdığımızda onur duyuyoruz." dedi.

Pide almak için fırına gelen Nedime Özbay da ramazanın ilk gününde pide almak için geldiğini belirterek, ramazan pidesinin kendine has bir lezzeti olduğunu söyledi.

Özbay, tüm vatandaşların ramazan ayını tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan oğlu Bilal'i AKP Genel Başkanı yapıp kendi Cumhurbaşkanı olarak devam edecek! Selçuk Özdağ iddialı konuştu

2028’e doğru Türkiye siyasetinde kritik gelişmeler yaşanıyor

19.02.2026 15:07:00
Ahmet Turan Yiğit
Cumhurbaşkanı Erdoğan oğlu Bilal'i AKP Genel Başkanı yapıp kendi Cumhurbaşkanı olarak devam edecek! Selçuk Özdağ iddialı konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan oğlu Bilal'i AKP Genel Başkanı yapıp kendi Cumhurbaşkanı olarak devam edecek! Selçuk Özdağ iddialı konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devam etme planları ve Bilal Erdoğan'ın sahaya sürülmesi sürecini Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ analiz etti.

Özdağ, "Şimdi Bilal Erdoğan ismini ilk defa dile getiren benim efendim. 3 yıl önce dile getirdim ve dedim ki Süleyman Soylu'ya seslendim. Soylu heves etme. Ahmet Davutoğlu tasfiye edildi. Kendisine rakip gördü.
Sizi de tasfiye edecekler. Parti içerisinde damatlar falan da olmayacak. Kim olacak? Sadece evlat olacak. Bu
evlat da Bilal Bey. Bilal Bey gelecek buraya. Şimdi Sayın Erdoğan bu seçimi kazansın. Kazanırsa 2028'i 2027 Kasım ve 2018 martında oğlunu genel başkan genel başkan yapacak. Kendisi cumhurbaşkanlığına devam edecek. Sonra da 2028'den sonra 5 yıl sonra da kendisi bırakacak bu işi" dedi.

Selçuk Özdağ'ın konuşmasını izleyin:

Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış

Hangi partiler ittifak yapacak? Sosyolog Semih Turan açıkladı. "Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa çok büyük bir hayalkırıklığına uğrarlar" ifadelerini kullanan Semih Turan, olası ittifak seçeneklerini masaya yatırdı.
 

19.02.2026 14:49:00
Ahmet Turan Yiğit
Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış
Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış
Hangi partiler ittifak yapacak? Sosyolog Semih Turan açıkladı. "Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa çok büyük bir hayalkırıklığına uğrarlar" ifadelerini kullanan Semih Turan, olası ittifak seçeneklerini masaya yatırdı.
Turan, "Benim tahminim Sayın Mansur Yavaş'ı Sayın İmamoğlu'na yaptıkları gibi minderden alamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü kör gözüne parmak misali bunu da yaparlarsa, Sayın Mansur Yavaş, Sayın İmamoğlu gibi minder dışına alınırsa oraya kimi aday yaparsanız yapın, belki de %60'la kazanacağına %70'le kazanacak" dedi.

Sosyolog Semih Turan'ın konuşmasını izleyin:

Uludağ'da kar kalınlığı 160 santime ulaştı

Uludağ'da dün akşam saatlerinde etkisini artıran kar yağışı sonrası kar kalınlığı 160 santimetreye kadar ulaştı. Yoğun yağışla birlikte yollar beyaza bürünürken, jandarma ekipleri kış lastiği veya zincir olmayan araçların zirveye çıkmasına izin vermedi

19.02.2026 11:45:00 / Güncelleme: 19.02.2026 12:12:45
İHA
Uludağ'da kar kalınlığı 160 santime ulaştı
Uludağ'da kar kalınlığı 160 santime ulaştı
Uludağ'da kar yağışının etkili olmasıyla, zirveye çıkmak isteyen sürücüler kontrol noktalarında tek tek durduruldu. Kış lastiği ya da zinciri bulunmayan araçların geçişine izin verilmedi.



Kurallara uymayan bazı sürücüler geri çevrilirken, ekipler sürücüleri can ve mal güvenliği konusunda uyardı.



Öte yandan kar küreme araçları gece boyunca aralıksız çalışarak yolların açık kalması için yoğun mesai harcadı.



Yetkililer, Uludağ'a çıkacak vatandaşların mutlaka kış lastiği ve zincir bulundurmaları gerektiğini hatırlattı.

Aziz İhsan Aktaş davasının 14'üncü duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 14'üncü duruşması başladı

 

19.02.2026 11:13:00
Anadolu Ajansı
Aziz İhsan Aktaş davasının 14'üncü duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş davasının 14'üncü duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı.

Duruşmada, tutuksuz sanıklardan Gökçe Aktaş'ın savunması alınıyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.