Hz. Mevlana der ki; Sevginin diğer bir adı da sabırdır:
Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
Sevgiye sabredersin adı "Aşk" olur…
Hz. Mevlana'yı Mevlana'yı yapan Hz. Şems ise şöyle der:
Aşktan mutluluk, güvenlik beklerler. Halbuki aşk son zerresine kadar kendini vermektir.
Ruhundaki son zerreye kadar, sevdiğin olmak istemektir.
Onun için eriyecek kadar sevmek, kendinden kopmak demektir.
İşte ben aşk derken böyle bir aşktan bahsediyorum.
Var mı onun aşkıyla ölmeye cesareti olan?
Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı yoksa yanan ateşe dokunmak mı?
Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin.
Grisi yoktur aşkın. Ya siyahı Ya beyazı seçeceksin."
Farz olan sevgi…
Allah-u Teala'nın sevilmesini emrettiği kulları vardır. Bunların başında habibi, halili, resulü Hz. Muhammed (s.a.a.v) gelir. Kendisini sevmenin şartını Ona itaate, teslimiyete bağlamıştır;
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin."(Al-i İmran, 31)
Yani Hazreti Peygamberi (sav) sevmek, Allah'ı (c.c) sevmektir.
Yani Hazreti Peygamber'e (sav) itaat etmek, Allah'a (c.c) itaat etmektir.
Haliyle de Hazreti Peygamber'e (sav) isyan etmek, itiraz etmek Allah'a (c.c) isyan, itiraz demektir.
Yine Yüce Allah, Peygamberini sevmenin şartını, kilidini de Ehl-i Beyt'e bağlamıştır.
'Hz. Muhammed'i seviyorum' iddiasında olan kullarına, Peygamberimizin lisanınla hitap ederek emrediyor;
"De ki; Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık, yakınlarıma sevgiden başka sizden hiçbir ücret (karşılık) istemiyorum." (Şura 23)
Anlaşılacağı üzere bir sevgi denklemi var; Yüce Allah, Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt'i.
Hâkim, Mecmaü'l-Beyan'ında şöyle nakleder: Peygamber şöyle buyurdu: "Allah peygamberleri muhtelif şecerelerden yaratmıştır ama Beni ve Ali'yi bir şecere ve ağaçtan yaratmıştır.
Ben, o ağacın kökleri mesabesindeyim. Ali ise o ağacın gövdesi. Fatıma ise o ağacın meyve vermesine bir vesiledir. Hasan ve Hüseyin bu ağacın meyveleridir.
Bize tabi olanlar da bu ağacın yapraklarıdır. Birisi tam 3 bin yıl Allah'a ibadet dahi etse dahi bizim ailemizi sevmediği sürece Allah, onu yüzü üstü ateşe atacaktır."
Hz. Peygamber ondan sonra Meveddet ayetini tilavet buyurdu. Sünni hadisçi İmam Müslim'in Sahih adlı eserinde: "Mübahale ayeti nazil olunca Peygamber; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i çağırdı ve Allah'ım! Bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir" diye buyurdu.
Hz. Fatıma (a.s) diyor ki: "Babam Resulullah (s.a.v.)'in ölümüne yol açan hastalığında -evi ashabı ile dolu iken- şöyle buyurduğunu duydum:
'Ey insanlar! Çok geçmeksizin sizin aranızdan ayrılacağım, size özür bırakmayacak bir söz söylüyorum: Bilin ki Ben, sizin aranızda Yüce Rabbimin Kitabını ve itretim olan Ehl-i Beyt'imi emanet bırakıyorum.'
Hz. Resulullah (s.a.a): "Hiç kuşkusuz Fatıma benden bir parçadır; o benim gözümün nuru ve kalbimin meyvesidir; onu üzen beni üzer, onu sevindiren beni sevindirmiş olur. Bana Ehli Beytim'den ilk kavuşacak olan odur."
Hz. Resulullah (s.a.a): "Hiç kuşkusuz Allah Fatıma'nın gazabıyla gazaplanır ve onun rızasıyla razı olur!"
Resulüllah, Hz. Ali'ye şöyle buyurmaktadır: "Senin savaşın Benim savaşımdır, Senin barışın, Benim barışımdır, Seni seven Cennettedir ve Senin düşmanın hiç şüphesiz ateştedir."
"Ben, kimin velisi isem Ali'de onun velisidir ve ben, kimin imamı isem Ali'de onun imamıdır."
Selman-ı Farisi'den nakledildiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Hasan ile Hüseyin, Benim oğullarımdır. Kim, onları severse Beni sever. Kim, Beni severse Allah, onu sever. Allah, kimi severse onu cennete koyar.
Kim, o ikisinden nefret ederse Benden nefret etmiş olur. Kim, Benden nefret ederse Allah, ondan nefret eder. Allah, kimden nefret ederse onu cehennemine koyar."
Hz. Enes'ten nakledildiğine göre, Peygamberimize, "Ehl-i Beyt'inden en çok kimleri seviyorsun?" diye soruldu. Peygamberimiz bu soruya, "Hasan ile Hüseyin'i" diye cevap verdi. Peygamberimiz Hz. Fatıma'ya, "Oğullarını yanıma çağır" der ve onlar yanına geldiklerinde onları koklar ve bağrına basardı."
Hz. Peygamberin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında birçok müjdeleri ve ümmet-i Muhammed'e ikazları vardır:
"Hasan'ı ve Hüseyin'i seven beni sevmiştir. Onlara düşmanlık eden bana düşmanlık etmiştir."
"Kıyam etseler de, otursalar da şu iki yavrum imamdır."
Günümüzde din adına çok farklı yörüngeler ortaya çıktı ve insanımızı kendi eksenlerine çekmek için çalışıyorlar.
'Efendim, biz Ehl-i Beyt'i seviyoruz. Ali'nin üstünlüklerini biliyoruz. Halifelik tarihteki sıralama gibidir. Ama bizim velayet kapımız filan kişilerden kaçın. Yoksa sizi yörüngelerine alır, ateşe götürüler.
Ali kapısına çıkmayan yol batıldır. Çünkü Ali tevhit kapısıdır.
Rabbim, bizlere o kapıyı vurmayı ve açılıncaya kadar durmayı nasip etsin.
- ‘Türkiye yüz yılı’ dediler, yüz yılın kumpasına ortak oldular / 21.05.2025
- Sevr’i bitirdiğimiz 19 Mayıs ruhu ile BOP’u da bitirebiliriz / 19.05.2025
- Ahtapot / 18.05.2025
- Anadolu’da hayvan yetişmiyor mu? / 17.05.2025
- Birileri unutsa bile tarih unutmaz / 16.05.2025
- Hüseyin Baş’a 8 yıl istemişler / 15.05.2025
- Barışa değil bölünmeye gidiyoruz / 13.05.2025
- Suikasttan itibar çıkarmak / 12.05.2025
- Her şartta alkışlayanlar ve her şartta karşı olanlar / 11.05.2025