Bundan önceki makalemde GDO'lu ürünlerin sağlığımıza ve çevremize verdiği zararlardan bahsetmiştim. Kısaca ifade etmek gerekirse, GDO'lu ürünler ağır alerji, bağışıklık sisteminin çökmesi, kan biyokimyasının bozulması, organlarda hasar, organlarda küçülme, sindirim sisteminde bozulma, kanser, mide çeperinde kalınlaşma, kısırlık, ölü doğum, boy ve tartı eksikliği gibi birçok önemli sağlık sorununa neden olmaktadır.Peki, bizler GDO'lu ürün kullanıyor muyuz, ya da şöyle soralım GDO'lu ürünlerden ne kadar korunabiliyoruz?İthal edilen GDO'lu ürünler mısır, soya ve pamuk olarak ifade ediliyor ama bunlar oldukça geniş bir ürün yelpazesinde kullanılıyor.TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, hazırladığı bir raporda, 1998'den bu yana milyarlarca dolarlık GDO'lu ürünün ithal edildiğini belirtti.Bunları okuduğumda sağlımıza bu kadar zararlı olan ürünlerin bu kadar yaygın kullanılmasına ve hiçbir önlem alınmamasına oldukça şaşırdım.Şimdi GDO'lu ürünleri ifade edelim: Sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünler, fındık-fıstık ezmesi, çikolatalı ürünler, hazır çorbalar, kola ve meyve suları, mısır yağı, unlu mamuller, süt tozu, bebek mamaları, nişasta bazlı şeker?İçinde soya lesitini (E-322) bulunan krem peynir, gofret, ekmek, sakız, margarin gibi birçok ürün?Mühendislerin hazırladığı raporda, GDO'lu ürünlerin 800 çeşitten fazla üründe kullanıldığı belirtiliyor.Bu, Türkiye'de GDO'lu ürünlerden kullanmayan kimse yok anlamına geliyor.Sizce özellikle son zamanlarda kanser vakalarındaki, kısırlıktaki ve diğer rahatsızlıklardaki artışın acaba bu GDO'lu ürünlerle alakası hiç yok mudur?Üstelik GDO'lu ürünlerin ithalatıyla ilgili yönetmelikte, GDO'lu ürünlerin piyasaya girmeden denetlenemeyeceği, ancak girdikten sonra sağlığa zararlı bir unsuru ortaya çıkarsa toplanabileceği ifade ediliyor.Ne gariptir ki, GDO'suz ürünlerin etiketlerinde GDO'suz oldukları da belirtilemiyor.GDO'lu ürünlerin insan sağlığına ve çevreye verdiği zarara ve buna karşılık hiçbir önlem alınmamasına baktığımızda ister istemez bunun arkasında da global ilaç şirketleri mi var diye düşünmeden edemiyoruz.Bir taraftan insanların bitkisel çözümlere ulaşması engelleniyor, diğer taraftan da insan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit eden ürünlere yol açılıyor.Dolayısıyla insanımız hem çözümden uzak tutuluyor hem de her gün tükettiği temel ihtiyaç maddeleriyle hastalıklara bağımlı hale getiriliyor.Bu tür hadiselere bakarken sadece tek yönlü bakmamak lazım? Yani olay sadece ticari değil, siyasi boyutları da var.Bugün başta ABD ve İsrail olmak üzere batılı ülkelerin gen teknolojisini silah amaçlı olarak kullandığını belirtmiştik.Türk milletinin kansere yakalanarak içeriden çürütülmesi, kısırlığa yol açıcı ürünler pompalanarak gelecek nesillerinin kurutulması elbette ki bu amaca hizmet eden girişimlerdir.Milletimiz bu gizli oyunların farkına varmalı, siyasileriz de bu gizli işgal projelerine acilen dur demelidir. Ve de acilen milli ilaç sanayi kurulmalı ve Almanya gibi ülkelerin yaptığı gibi öncelikli ilaçların arasına bitkisel olanlar konulmalıdır.O zaman çok daha sağlıklı ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye karşımıza çıkacaktır.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026


























































