GES’ler tarım arazilerine kurulmamalı
Türkiye’de güneş enerjisinde kurulu gücün dikkat çekici şekilde arttığını söyleyen ENSİA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Doğan, “Ancak büyük ölçekli santrallerin tarımsal vasfını tamamen yitirmiş alanlara kurulması gerekiyor. Enerji üretimi ve gıda güvenliği birbirinin alternatifi olamaz” dedi
YENAL ARMAN





Psikolojik eşik aşıldı
Türkiye'de çatı tipi GES kurulumlarının halen potansiyelin çok altında olduğuna dikkat çeken Doğan, "Ülkemiz güneş enerjisinde psikolojik eşik olarak kabul edilen 10 bin MW sınırını Haziran ayı ile birlikte geçmiş bulunuyor. Bu önemli başarıyı alkışlarken, daha alacak çok yolumuzun olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ülkemizde sadece çatı tipi GES'lerden üretebileceğimiz potansiyel elektrik enerjisi 55 bin MW seviyesinde. Yani bugüne kadar inşa ettiğimiz tüm GES'lerin beş katından fazla olan potansiyel çatılarımızda kullanılmayı bekliyor. Önceliğimiz mutlaka çatı tipi GES'lerde olmalı. Gücü ve imkanı olan her vatandaşın bir enerji üreticisi olmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalı. Lisanslı santraller ise yerleşim birimlerin uzakta, tarımsal özelliğini tamamıyla kaybetmiş arazilerde inşa edilmeli. Ülkemizde pek çok santralin ormanlık alanlarda ve tarım yapılan arazilerde inşa edilmesi içimizi acıtıyor. Ayrıca tarımsal üretimdeki su israfını önleyecek şekilde özel projelendirilmiş seralarda mutlaka güneş enerjisinden yararlanılması gerekiyor." dedi.
12 yılda 5 kattan fazla büyüyecek
Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları içinde en yüksek seviyede potansiyele sahip kaynağının güneş olduğunun altını çizen Mehmet Doğan, Ulusal Eylem Planı'na göre 2035 yılında 189 bin 700 MW'a ulaşması beklenen toplam kurulu güç içerisinde güneşin payının 52 bin 900 MW olmasının hedeflendiğine dikkat çekti. Buna göre, gelecek 12 yılda güneş enerjisine yapılacak yatırımın, bugüne kadar yapılanın beş katından fazla olacağını anımsatan ENSİA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Doğan, şu değerlendirmeyi yaptı: "2030 yılında küresel elektrik talebinin yüzde 50'sini yenilenebilir enerji kaynakları karşılayacak. Yenilenebilir kaynaklar arasında ise en büyük gelişmeyi güneş enerjisi sağlayacak. Güneş enerjisi kapasitesi, 2030 yılına kadar yıllık yaklaşık 280 GW artacak ve yılda ortalama yüzde 12 büyüyecek. Ülkemiz, rüzgâr enerjisinde son yıllarda sayıları giderek artan yatırımlarla bu büyük devinime hazırlanıyor. Üyelerimiz arasında da bu alanda yatırımlar yapan çok güçlü şirketlerimiz var. Bizim güneş enerjisinde en verimsiz olarak gördüğümüz bölge, Almanya'nın en verimli bölgesinden çok daha yüksek potansiyele sahip. Buna karşılık biz güneşte 10 bin MW'ı yeni yeni aşarken, Almanya verimsiz güneşi ile 70 bin MW, yani bizden yedi kat daha fazla enerji üretiyor. Güneş enerjisinde ise potansiyel kurulu gücümüz 200 bin MW'ın üzerinde. Sadece güneşte potansiyelimizi devreye alsak, iki Türkiye'nin enerjisini üretmemiz mümkün hâle gelecek. Güneşteki yatırım ivmesinde önceliğimiz her zaman çatı tipi GES'lerde olmalı. Enerji sektörüne ne kadar çok vatandaşımızı üretici olarak çekersek, enerjide dışa bağımlılığımızı o derecede azaltacak ve kalkınmamızı bir o kadar fazla gerçekleştireceğiz."












































































