HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 31 TEMMUZ 2021, CUMARTESİ

Gül Muhammed'in gülüdür

03.06.2001 00:00:00
Bu gece Mevlid Kandili... Alemlerin Rabbi'nin kutlu elçisi Hz. Muhammed'in doğduğu, yeri ve göğü şereflendirdiği gecenin sene-i devriyesi. Bu gece, nurlar yağdı semadan yeryüzüne sağanak sağanak. İlk insan ilk peygamber Hz Adem'den beri en temiz nesillerden süzüle süzüle gelen peygamberlik nuru son peygamber ve Alemlere rahmet olan Hz. Muhammed'e erişti. Emanet adeta sahibini buldu.

O'nun gelişine sadece annesi Hz. Amine şahit olmadı. Amine validemizi kaplayan Muhammedî nur, ta Basra'nın, Şam'ın, Buhara'nın, Semerkant'ın, İstanbul'un, Kurtuba'nın ve daha bilemem nerelerin karanlık sokaklarını aydınlattı, kasvetli gönüllerine aksetti. İran kisrasının zorbalıkla ve inkârla dikilmiş şatafatlı sarayının bütün kuleleri, bütün şerefeleri çöküverdi Muhammed'in şerefi karşısında. Birçok mahzendeki putlar yıkılıverdi secdeye kapanırcasına. Binlerce yıllık ateşleri söndü Mecusilerin.

Dicle Nehri şahid oldu O'nun nuruna; dayanamadı kavurucu sevdasına, cuş-u huruşa geldi, kenarında Hristiyan kralların yükselttiği azametli binaları çer-çöpe çevirip katarak önüne aldı gitti. Çölün kupkuru dalları, deve dikenleri yeşeriverdi, memeleri şenlendi davarların. Reyhan kokuları sardı dünyayı. Kıtlık kalktı; evlere, gönüllere bereket geldi. Peygamberlerin bile kendisini görmek için can attıkları... Mirac gecesi Mescid-i Aksa'da kendisini selamlamak için, Hoş geldin Ya Muhammed diyebilmek için sıraya girdikleri... Kutlu Elçi'nin sevdalılarıyız fert olarak, millet olarak. Bundan daha büyük bir nimet, daha büyük bir izzet olabilir mi?

Yedi mevsim üç kıtaya O'nun rahmetini taşıdık asırlarca. Binlerce yıldan beri O'nun aşkıyla can verdi, bugün yine O'nun aşkıyla teslim-i can ediyor şehitler er meydanında. Adını Mehmetçik verdik; Muhammedimizin yaranları bunlar, dedik. O'nun nurundan aldı kokusunu mezhep ve meşrep imamlarımız, Abdülkadir Geylani'miz, Ahmet Yesevi'miz, Mevlana'mız, Yunus'umuz, Hacı Bayram'ımız, Hacı Bektaş'ımız ve daha binlerce Velimiz... O'nun ölçüsünü sunar, O'nun nurunu aksettirir, O'nun kokusunu hissettirir bugün yine aynı halleriyle gerçek erenlerimiz, sadık-dosdoğru bilginlerimiz.

Henüz yüz-yüzelli yıl öncesine kadar sımsıkı tutunduğumuz asırların bu muhteşem irfan abidesini, İngiliz Lawrenslerinin, Humpherlerin Hicaz bölgemize göz diken öğretilerine kurban etmişiz. Ne hazin tecellidir ki, mukaddes bölgeleri bize kaybettiren bu öğretiyi, Hz. Muhammedi dışlayan, O'nun değil sünnetine kırıntısına dahi tahmmül edemeyen bu anlayışı, 1960'lı yıllarda günümüzün yaşı geçmiş ilahiyatçı akademisyenlerinin toyluk zamanlarında Arap dünyasından ithal etmişiz de etmişiz. Neticede ne ilahiyatlarımızda, ne imam hatiplerimizde, ne ekranlarda, ne gönüllerde Hz Muhammed'imize ait sevda bırakmışız.

Dahası O'nun ve dostlarının izlerini kazırken her taraftan; topraklarımıza gözdiken misyoner temsilcilerini, kara cübbeli papazlarını örnek gösterdik gençlerimize toplantılarda, sempozyumlarda, ekranlarda. Ekümenik sevdalı Bartholomeus'un, Moon'un bedava avukatlığını üstlendi kimi din adamlarımız, ilahiyatçılarımız. Hatta cami imamlarımıza kadar sirayet etti bu mikrop. Şimdi güya Diyanet İşleri Başkanımız hayıflanıyor; 'Bugün bazı çevreler ortaya çıkıp İslamı sünnet olmadan yaşama yoluna gitmekte ve bunu da topluma benimsetmektedir' diyor önceki gün Kocatepe'de. Geçmişe ait konuşmalarınıza bakarsanız bu yanlışı, pekçok kere siz de işlediniz sayın Başkan.

Hatta Boğaziçi Deklerasyonu'nda Ekümenik Patrik'im diyen Bartholomeus'un Ekümenlik niyetini tapulaştıran imzalarının yanına adınızı ve sanınızı koyarak resmi imza atan sizsiniz sayın Başkanım. Onlarla iftar sofralarında buluşup, bu görüntümüz hiçbir bilgisi olmayan masum gençlerimizin misyonerlerce avlanmasına zemin hazırlar, diye düşünmeyen sizlersiniz efendim.

Dahası, önceki günkü konuşmanızda "saf bir niyetle Peygamberimize benzemek isteyen ve şeklen de olsa O'nu taklide çalışan samimi üç-beş müslümanı" karikatürize ettiğiniz kadar, sünnet düşmanı Moon yaranlarını şimdiye kadar karikatürize etmediniz, eleştirmediniz efendim. Dinlerarası diyalogun Papalığa ait çağdaş bir misyonerlik yöntemi olduğunu çok iyi bildiğiniz halde, hala dinlerarası diyaloğu masum kılıflara büründürerek sürdürmekte ısrar ediyorsunuz... Bildiğiniz diyorum, çünkü bu konuda en ince detaylarına kadar iki yıl önce zat-i alilerinize bizzat bilgi sunduğumu hatırlıyorum. Bugün, Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed konusunda toplumumuzda ciddi yanlış anlamalar sözkonusu ise bunun vebali herkesten önce sizlere aittir. Bulunduğunuz makamın mesuliyeti bunu gerektirmektedir. O makam, şikayet ve sızlanma makamı değildir. Topyekün milleti bilgilendirme, kültürünü, örfünü, geleneklerini, değerlerini koruma, kollama ve belki yeniden kazandırma mevkiidir. Milletimizin yıllardan beri hasret kaldığı Muhammedi rayihayı aşkla, şevkle hissettirme, tattırma merciidir. Maalesef sıkça biraraya geldiğiniz papazların tütsüleri belki sizi rahatsız etmiyor ama bugün etrafta Muhammedi rayihadan yok denecek kadar az bir eser bırakmıştır. Milletin arasına inerseniz bu hissiyatı rahatça edinirsiniz.

Bütün bu kültürel kokuşmaya rağmen milletimizin mayası bozulmamıştır. Hala o rahmetle, o sevdayla açların karnı doymakta, öksüzlerin sırtı sıvazlanmakta, yetimlere sahip çıkılmakta, kimsesizler kimselerine kavuşmaktadırlar. Son ekonomik krizlere rağmen hala millet, açlığını hissettirmiyorsa; bu kanaat, Hz. Muhammed'den, Kerbela'da günlerce bir damla suya hasret bırakılan O'nun Ehl-i beytinden ve adeta toplumun gönül atışlarını düzenleyen O'nun dostlarındandır. İnsanlar ve özellikle Muhammedi ninnilerle büyümüş insanımız robot değildir; ruhu vardır, gönlü, duyguları, sevdası vardır. En az midesi kadar bu yönü de düşünülmeye değerdir. Bu sebeple gün, bugündür. Gün Muhammed'in günüdün; gül, Muhammed'in gülüdür.

Son olarak Prof. Dr. Haydar Baş hocamın iki ciltlik 'Rahmeten Li'l Alemin Hz. Muhammed' adlı muhteşem eserini bir kez daha okumanızı tavsiye ediyor, hepinizin bu güzel gününü kutluyorum.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.