Hikaye uzun ama ben sonucunu anlatayım. Gencin birisi babasını aşağıya atmak için uçurumun kenarına getirir. Babası feryat edeceğine gülmeye başlar.
Genç babasına neden güldüğünü sorduğunda, “Evladım, ben de yıllar önce babamı buraya getirip aşağıya atmıştım, babamın kaderini şimdi ben yaşıyorum” der.
Kıssalardan hisse çıkarmak gerekir.
Dün Irak, Afganistan ve Libya’nın bugün ise Suriye’nin başına gelenler aynen hatta daha fazla bir şekilde Türkiye’nin de başına gelecek.
Hem Türkiye de Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölünmesi planlanan ülkeler arasında olduğu için, hem de hikayede anlatıldığı gibi dünya etme bulma dünyası olduğu için...
Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerin bağımsız olarak varlığı, BOP’un Türkiye ayağının gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerdi.
Ve BOP’un uygulayıcıları, bu engelleri bizzat hedefteki ülke Türkiye’nin eliyle kaldırdı.
Önümüzdeki kaleleri bizzat kendi elimizle, Haçlının safında bir bir yıkıyoruz ve tehlike seli bu yıkılan kaleleri de içine alarak hızla bize doğru geliyor.
Türkiye üzerindeki emellerini asla gizlemeyen ABD, dün okyanus ötesindeydi, bugün ise siyasilerimizin de yardımıyla artık Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da…
Belki de çok yakın zamanda Allah muhafaza hemen yanıbaşımızda, Suriye’de olacak.
Siyasilerimiz Haçlı adına BOP’ta daha fazla rol kapma hevesleriyle yanıp tutuşurken, gözlerini bürüyen körlük Türkiye’nin nasıl bir cehenneme doğru çekildiğini örtüyor olmalı.
Siyasilerimiz Kaddafi’nin haline acıyıp içlerinde bulundukları durumu iyi zannediyorlar.
Bana bu yaşananlar Deccal fitnesini anımsatıyor.
Deccal’in yanında olanlar sanki suyun içinde, karşısında olanlar ise ateşin içindeymiş gibi gözükecek, ama gerçekte tam tersi olacak. Bunu bize hadis-i şerifler ifade ediyor.
Bizim batıya ram olmuş siyasilerimiz, aydınlarımız, yazarlarımız, iş adamlarımız, medya patronlarımız günübirlik kazançlar uğruna ülkelerini, bağımsızlıklarını, dostlarını, dinlerini, ahlaklarını satıyorlar.
Halbuki ülkesi, bağımsızlığı, dostu, dini, ahlakı olmayan insandan ne olur. Bu satışın her tarafı kazanç gözükse ne ifade eder?
Asıl kazanç Allah katında olandır. O kazanca ancak sana emanet edilene sımsıkı sahip çıkarak ulaşabilirsin.
Vatan bize emanettir, din, namus, bağımsızlık, ahlak bize emanettir, dostlarımız bize emanettir. Bu emanetlere sahip çıkmayan hatta ihanet edenlere Allah asla sahip çıkmaz.
Kaddafi’nin son nefesine kadar birçok yanlışları olabilir ama son zamanlarda vatanına milletine sahip çıkması, milli değerleri için dimdik durması, canını feda etmesi onun hayatındaki en güzel meziyetiydi.
Kaddafi’nin vatanı uğruna linç edilmesi, onun için değil onu linç edenler ve onlara destek sağlayanlar için bir utanç meselesidir.
Aynı durum Esad için de geçerlidir. Esad’ın bugün yaptığı vatan müdafaasıdır. O ülkesini ve milletini korumak için dış destekli olan dahili düşmanlarla mücadele veriyor.
Aynen Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği gibi…
Atatürk’ü en çok zorlayan Çanakkale’deki Anzaklar değildi, Yunan ordusu da değildi, diğer işgalciler de değildi; ismi Türk, dini İslam gözüktüğü halde batıyla işbirliği yapmış olan hainlerdi.
Günübirlik kazançlar uğruna bütün değerlerini satanlar gerçekte en büyük mağlubiyeti tadanlardır. Ve bu şahsiyetsizlerin yarınları da asla olmaz.
Genç babasına neden güldüğünü sorduğunda, “Evladım, ben de yıllar önce babamı buraya getirip aşağıya atmıştım, babamın kaderini şimdi ben yaşıyorum” der.
Kıssalardan hisse çıkarmak gerekir.
Dün Irak, Afganistan ve Libya’nın bugün ise Suriye’nin başına gelenler aynen hatta daha fazla bir şekilde Türkiye’nin de başına gelecek.
Hem Türkiye de Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölünmesi planlanan ülkeler arasında olduğu için, hem de hikayede anlatıldığı gibi dünya etme bulma dünyası olduğu için...
Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerin bağımsız olarak varlığı, BOP’un Türkiye ayağının gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerdi.
Ve BOP’un uygulayıcıları, bu engelleri bizzat hedefteki ülke Türkiye’nin eliyle kaldırdı.
Önümüzdeki kaleleri bizzat kendi elimizle, Haçlının safında bir bir yıkıyoruz ve tehlike seli bu yıkılan kaleleri de içine alarak hızla bize doğru geliyor.
Türkiye üzerindeki emellerini asla gizlemeyen ABD, dün okyanus ötesindeydi, bugün ise siyasilerimizin de yardımıyla artık Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da…
Belki de çok yakın zamanda Allah muhafaza hemen yanıbaşımızda, Suriye’de olacak.
Siyasilerimiz Haçlı adına BOP’ta daha fazla rol kapma hevesleriyle yanıp tutuşurken, gözlerini bürüyen körlük Türkiye’nin nasıl bir cehenneme doğru çekildiğini örtüyor olmalı.
Siyasilerimiz Kaddafi’nin haline acıyıp içlerinde bulundukları durumu iyi zannediyorlar.
Bana bu yaşananlar Deccal fitnesini anımsatıyor.
Deccal’in yanında olanlar sanki suyun içinde, karşısında olanlar ise ateşin içindeymiş gibi gözükecek, ama gerçekte tam tersi olacak. Bunu bize hadis-i şerifler ifade ediyor.
Bizim batıya ram olmuş siyasilerimiz, aydınlarımız, yazarlarımız, iş adamlarımız, medya patronlarımız günübirlik kazançlar uğruna ülkelerini, bağımsızlıklarını, dostlarını, dinlerini, ahlaklarını satıyorlar.
Halbuki ülkesi, bağımsızlığı, dostu, dini, ahlakı olmayan insandan ne olur. Bu satışın her tarafı kazanç gözükse ne ifade eder?
Asıl kazanç Allah katında olandır. O kazanca ancak sana emanet edilene sımsıkı sahip çıkarak ulaşabilirsin.
Vatan bize emanettir, din, namus, bağımsızlık, ahlak bize emanettir, dostlarımız bize emanettir. Bu emanetlere sahip çıkmayan hatta ihanet edenlere Allah asla sahip çıkmaz.
Kaddafi’nin son nefesine kadar birçok yanlışları olabilir ama son zamanlarda vatanına milletine sahip çıkması, milli değerleri için dimdik durması, canını feda etmesi onun hayatındaki en güzel meziyetiydi.
Kaddafi’nin vatanı uğruna linç edilmesi, onun için değil onu linç edenler ve onlara destek sağlayanlar için bir utanç meselesidir.
Aynı durum Esad için de geçerlidir. Esad’ın bugün yaptığı vatan müdafaasıdır. O ülkesini ve milletini korumak için dış destekli olan dahili düşmanlarla mücadele veriyor.
Aynen Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği gibi…
Atatürk’ü en çok zorlayan Çanakkale’deki Anzaklar değildi, Yunan ordusu da değildi, diğer işgalciler de değildi; ismi Türk, dini İslam gözüktüğü halde batıyla işbirliği yapmış olan hainlerdi.
Günübirlik kazançlar uğruna bütün değerlerini satanlar gerçekte en büyük mağlubiyeti tadanlardır. Ve bu şahsiyetsizlerin yarınları da asla olmaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026























































































