logo
14 ŞUBAT 2026


Haftanın Sohbeti, Prof Dr. Haydar Baş: "Kıbrıs'tan taviz verilemez"

18.01.2003 00:00:00
editor: okan egesel

Kıbrıs'ın bulunduğu coğrafyada ayrı bir özelliği, ayrı bir yeri vardır. Kıbrıs stratejik bir konuma sahiptir. Kıbrıs, Avrupa'ya bakıyor, Anadolu'ya bakıyor, Asya'ya bakıyor, Afrika'ya bakıyor. Kıbrıs bu bölgelere bakan sabit bir okyanus gemisi, uçak gemisi gibidir. Şu andaki haliyle bile büyük imkanlar sunan Kıbrıs'tan asla taviz verilemez.Türk toplumunun geleneğinde bir tüketen sınıf, bir de üreten sınıf vardır. Bizde, üretenle tüketen bir aile içinde gibi iç içedir. Tüketen sınıfın vergiden muaf olması lazımdır. Bugünkü şartlarda Türkiye'de 50 milyon insanın vergiden muaf olması lazımdır. Ama yarın ellerine öyle imkanlar geçer ki 70 milyonun 70 milyonu da vergi verecek seviyeye çıkar. İşte devlet iradesinin, ekonomistlerin fonksiyonu burada kendini gösterir.Bizim düşündüğümüz iktisadi sistemde tüketen vergi yoktur. Tüketen, zaten tüketmesi itibariyle üretenin gelirini arttırdığı için vazifesini ifa etmektedir. Böylece üreten bire on kazanacak ve vergisini rahatlıkla verecektir. Tüketen ise vergi vermediği için teşekkür edecek, şükredecektir. Biz bu sistemle sadece kendimizi değil başkalarını da kalkındıracağız. Vatandaşın % 80'i de vergi vermediği için de Türkiye vergisiz Türkiye olacak.Türkiye, ne olursa olsun, Kıbrıs'tan kesinlikle taviz veremez. Zerre kadar taviz veremez. Burası bizim sadece 1974 yılında beş bin insanımızı şehit vererek elde ettiğimiz bir yer değildir. Buranın mazisi çok eskidir. Bizim geleneğimizle, maneviyatımızla bütünleşmiş bir yerdir. Burasının kıyamete kadar Türk coğrafyası olarak kalması biraz da mecburidir.

n Hocam, siz, "bu vergi sistemi değişmeli" diyorsunuz. "Adaletli vergi sistemi olmadan kamunun yapacağı harcamaların vergisini almak mümkün değil" diyorsunuz. Siz BTP olarak, Prof. Dr. Haydar Baş olarak nasıl bir vergi sistemi öngörüyorsunuz ki Türkiye'nin bu anlamda önü açılsın?

Prof. Dr. Haydar Baş- Az evvel konu ettiğimiz ucuzluğun da olabilmesi için evvela vergiden başlamak lazım. Devletin kanı da vatandaştan aldığı vergidir. Ancak bunu adil bir şekilde alırsa devlet ayakta durur. Nasıl zalim hükümdar payidar olmazsa böyle zalim bir şekilde vergi alan devlet de payidar olmaz. Sen hiç kazanmayan adamdan vergi alacaksın, az kazanan adamdan vergi alacaksın, sonra ne olacak? Bu durum aynen enflasyon olayında anlattığımız kural gibidir. Vücutta kan yok. Sen olanını da çekiyorsun. Böyle olmaz.

Tüketen sınıf vergiden muaf olmalı

Esasen bizim örfümüzde olması gereken ekonomik kural da budur. Bizim örfümüzde, geleneğimizde, Türk toplumunun geleneğinde bir tüketen sınıf vardır, bir de üreten sınıf vardır. Kapitalist düzen, dünya gibi değildir. Bizde üretenle tüketen iç içedir. Bir ailenin içerisindedir. Tüketen sınıfın vergiden muaf olması lazımdır. Bunun sınırını koyarsınız. O günün şartlarına hangi rakam geçerli ise o rakamı sınır olarak koyarsınız. İşte o standartların altında olan vatandaştan vergi almazsınız. Bizim hesaplamalarımıza göre bu % 80'e tekabül ediyor. Yani Türkiye'de 50 milyon insanın vergiden muaf olması lazımdır. Bugünkü şartlarda bu böyledir. Ama yarın ellerine öyle imkanlar geçer ki 70 milyonun 70 milyonu da vergi verecek seviyeye çıkar. İşte devlet iradesinin, ekonomistlerin fonksiyonu burada kendini gösterir. Onu alacak bu noktaya getirecek. Bu nereye benzer? Balığı tutmak için oltayı atıyorsun. Oltanın ucunda küçücük bir yem var. Balık hep o yeme doğru koşar ve avlanır. Aynen iktisadi sistemlerde de o balık tutma oltasını devleti idare eden irade devamlı atması lazımdır. Vatandaşı çalışmaya, üretmeye, yükselmeye teşvik etmesi lazımdır. Bugün vergi vermeyen adam o zaman bir yıl evvel vergi vermemiştir ama bir yıl sonra vergi verecek duruma gelecektir. "Ama % 80'den vergi almazsan kamu giderleri ne olacak?" denilebilir. Bu % 80'in şu anda zaten verdiği vergi 9 katrilyondur. Şu anda alınan verginin altıda biridir. Ama bu vatandaşın % 80'dir. İşçisi, memuru, bakkalı bunun içindedir. Diğeri yani 40 katrilyonu veren ise servet, şöhret sahibidir. Vergiyi bunlardan alacaksın. Ama kafasına vura vura değil. Peki nasıl alacağız?

Vergisiz Türkiye modeli

Şimdi tüketici sınıftan vergi almayacağız. Almaz isek % 35 cebinde kalıyor mu, kalıyor. İki, bizim sistemde bunun gelirine mukabil emisyon genişletilecek ve proje mukabili kredi verilecek. Cebindeki para bir iken on oldu mu? Bu adam pazara gidiyor. Kabul edin ki cebinde 1 milyon ile pazara gidiyorsunuz, 20 milyon ile pazara gidiyorsunuz, bir de 5 milyar ile pazara gidiyorsunuz. Kendinizi bu vatandaşın yerine koyun. Cebinde 20 milyon varsa en fazla 20 milyonluk iş yapabilirsin. 5 milyarın varsa 5 milyarlık iş yapabilirsin. 20-50 milyar olursa o kadar iş yapabilirsin. Para sirkülasyonu senin boyutların kadar piyasaya hareket getirir. Bir zamanlar bir dükkandan bir tane gömlek alıyordun. Ayağın oraya alışmış, her zaman oraya girip çıkıyordun. Bu sefer senin gelirin bire on artınca on tane gömlek fazla alıyorsun. On çift ayakkabı alıyorsun. Bir takım elbiseyi beş takıma çıkartıyorsun. Böylece biz üretici tarafı canlandırdık. Başını kaşıyacak vakit bulamıyor. Bir yıl evvel bir milyar vergi veriyordu. Bir yıl sonra 10 milyara çıktı. Alacağın 9, 90'a çıktı. Buradaki mantığa göre biri kazandığı için vergisini rahatlıkla verecek. Diğeri vergi vermediği için teşekkür edecek, şükredecek. Zaten tüketen, tüketmesi ile üretenin gelirini arttırdığı için vazifesini ifa ediyor. İşte bizim düşündüğümüz iktisadi sistem budur. Bu, bizim örfümüzde, geleneklerimizde var. Biz yeni bir şey getirmiyoruz. Biz, bununla sadece bizi değil başkalarını da kalkındıracağız. Başkaları da bize bakarak bunu hayatlarına geçirecek. Vatandaşın % 80'i de vergi vermediği için de Türkiye de vergisiz Türkiye olacak.

n Kıbrıs'la ilgili olarak önümüzde çok hızlı gelişmeler bulduk. Sayın Denktaş ABD'de hasta iken önümüze bir plan kondu. "Hemen cevaplayın" dendi. Bir oldu bitti görüntüsü ile sunulan bu plan kamuoyunda BM Genel Sekreteri Annan Planı olarak yerini almış durumda. Siz, BTP olarak bu planın kesinlikle bizim menfaatlerimize aykırı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını söylüyorsunuz. Neye dayanarak böyle bir net duruşu ortaya koyuyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş- Annan planının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin menfaatine, oradaki Türk kardeşlerimizin menfaatine olmadığını ifade ederken biz, hayal kurarak bunu söylemiyoruz. Bu planda ne diyor? "Karpaz Burnunu Rumlara vereceksiniz" diyor. Bu burun şu anda Türklerin elindedir. Burası Adanın Türkiye'ye en yakın yeridir. Burayı boşaltıp Rumlara vereceğiz. İki, Güzelyurt ve Maraş da Rumlara verilecek. Buranın ehemmiyeti nedir? Güzelyurt'ta çok ciddi su kaynakları vardır. Güzelyurt Türklerin elinden çıktığı zaman -zaten şu anda su yeterli değil- büsbütün Rumlara muhtaç hale geleceklerdir.

Annan Planı Türklerin egemenliğine son veriyor

Diğer taraftan Ada'da, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 40 bin silahlı kuvveti var. Bu esasa göre 9999'a indirilecek. Yani 10 bin bile olmayacak. En önemlisi burada Türkiye'nin garantörlüğü tartışılır hale geliyor. Yani Türkiye bu plana göre artık bugüne kadar olduğu gibi garantörlük vazifesini bihakkın eda edemeyecek. Sadece bunun için bile Annan Planının neresine bakarsanız bakın samimiyetsiz bir plan bir proje olduğu ifade ediliyor. Artı, Türklerin egemenliği elinden gidecek.

Şimdi bütün bunları bir araya topladığımız zaman orada mevcut kan kardeşlerimizin geçmişe ait yaşantıları tekrar bütün yanlışlarıyla nüksedecek. O katliamlardı, sokakta öldürülmelerdi, boğulmalardı; bütün bunlar tek tek gündeme gelecek. O zaman da bunun önüne geçmek için bu Annan Planına göre herhangi bir tedbir olmadığı için bu yönüyle de sakıncası ortadadır.

Kıbrıs'tan taviz verilemez

Kaldı ki Kıbrıs'a bakıldığı zaman bütün bunların yanında Kıbrıs'ın ayrı bir özelliği, ayrı bir yeri vardır. Bulunduğu iklimde, bulunduğu coğrafyada ayrı bir yeri vardır. Şöyle ki; orada bulunan ülkeler Akdeniz'in kontrolünü rahatlıkla elde edebilirler. O bölgelerden gelecek olan zararların tamamının önüne geçebilirler. Sadece fayda değil gelecek zararları da engelleyecek stratejik bir yapıya sahiptir Kıbrıs. Kıbrıs, Avrupa'ya bakıyor, Anadolu'ya bakıyor, Asya'ya bakıyor ve Afrika'ya bakıyor. Bütün bunlara bakan sabit bir okyanus gemisi. Okyanus savaş gemisi, uçak gemisi, ne dersen de. Ne kadar mütalaa, müzakere konusu bol olursa olsun, ne kadar didişmeler fazla olursa olsun, şu andaki haliyle bile biz bu imkanlara sahibiz. "Plana uyacağız" dedik mi bütün bunları kaybediyoruz. Elimizde hiç bir şey kalmıyor.

Yani götürüsü çok, getirisi yok.

Prof. Dr. Haydar Baş- Evet. Peki niçin biz bu Annan Planını kabul edelim veyahut da müzakere masasında tartışılmasına evet diyelim? O bakımdan Denktaş burada tarihi bir rol oynuyor. Türkiye'nin de, siyasilerin de yapacağı iş Denktaş'ın yanında yer almasıdır. "Canım biz bunu halledelim. Türkiye'nin başında şu kadar senedir problem." Sen bunu böyle hallettiğin zaman oradaki haklarından mahrum oluyorsun. Şu andaki problem haliyle bile bu dediğim faydaları var. Türkler, orada egemen vaziyette. İstediğini yapar durumda. Her türlü imkanlara sahip durumda. Türkiye coğrafyası emin ellerde. Oradaki insanlar emin ellerde. Sen bütün bunları uyum adı altında terk ediyorsun; böyle şey olmaz. Hem de dediğimiz şartlara malik olan bu adanın üzerinde Türkiye, ne olursa olsun kesinlikle taviz veremez. Zerre kadar taviz veremez.

Burası bizim sadece 1974 yılında beş bin insanımızı şehit vererek elde ettiğimiz bir yer değildir. Buranın mazisi çok eskidir. Bizim geleneğimizle, maneviyatımızla bütünleşmiş bir yerdir. Burasının kıyamete kadar Türk coğrafyası olarak kalması biraz da mecburidir.

Kıbrıs'la açılacak AB kapısı hayır kapısı olmaz

n Hocam, Kıbrıs'ın AB yolunda engel olduğu söyleniyor. Siz BTP olarak bu konuda ne diyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş- Elimizden Kıbrıs'ı alarak açılacak AB kapısı hiç bir zaman hayır kapısı olmaz.

n Peki bu kapı bu suretle açılır mı?

Prof. Dr. Haydar Baş- Kesinlikle açılmaz. Açılmaz ama açıldığını kabul etsek bile o kapı bizim için hayır kapısı olmaz.

Yani Kıbrıs o zaman oltanın ucundaki yem şeklinde görülüyor öyle mi?

Prof. Dr. Haydar Baş- Evet.

n Hocam, Annan Planına göre, yerleşim bölgeleri değiştirilecek. Türk kesimine 60 bin Rum gelecek. Böylece Türklerin asimilasyonu gibi bir durum da ortaya çıkacak.

Prof. Dr. Haydar Baş- Sadece asimilasyon değil mesele. 1974 öncesini hatırlayın. Baskınlar yapan, katletmeler yapan, yol kesenler Rumlardı. Bu insanları tekrar bir araya getirmek suretiyle aynı durumu tekrar davet etmiş oluyorsun. "Şimdi güzel yaşayın. Ben size hakem olacağım" demek istiyorsun. Türkiye buna müsaade edemez. Millet buna müsaade etmez.

Devam edecek...

Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Viyana’da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nin kapanışında çarpıcı bir konuşma yaptı

14.02.2026 16:56:00
Ahmet Turan Yiğit
Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür
Avrupa’nın Kalbinden Dünyaya Haykırış: Milli Ekonomi Modeli Dünyayı Değiştiren Sözdür
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 7-8 Şubat 2026 tarhinde Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nin kapanışında çarpıcı bir konuşma yaptı. Konuşmasında, modern dünyanın tıkandığı noktaları ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın tüm dünyada karşılık bulan çözüm reçetelerini anlatan BTP lideri Baş, kapitalizmin "kıtlık" yalanından yapay zekanın insanlığı köleleştirme riskine kadar pek çok kritik başlıkta dikkat çeken açıklamalar yaptı.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın konuşmasını izlemek için tıklayın:

Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde aşırı yağış sonrası Çukurincir Mahallesi'nde Eşen Çayı'nın taşması sonucu su baskınları yaşandı. Tedbir amaçlı yaklaşık 25 ev boşaltılırken, belediye ekipleri tahliye çalışmalarını sürdürüyor

14.02.2026 13:03:00 / Güncelleme: 14.02.2026 13:05:56
İHA
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer ilçesine bağlı Çukurincir Mahallesi'nde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Eşen Çayı'nın taşması sonucu mahallede su baskınları meydana geldi.



Taşkının ardından tedbir amaçlı mahallede bulunan yaklaşık 25 evdeki vatandaşlar tahliye edildi.



Bazı vatandaşların kendi imkanlarıyla hayvanlarını güvenli alanlara götürdü.



Seydikemer Belediyesi zabıta ekipleri evlerin boşaltılması için anonslarını sürdürürken, belediye araçlarının vatandaşların tahliyesi için çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı


Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

14.02.2026 00:52:00
AA
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı

Yaklaşık yüz yıl önce yayın hayatına başlayan radyo, ilk çıktığı yıllarda haberleşme alanında oldukça önemli bir kitle iletişim aracı oldu. Radyo, ilerleyen yıllarda yayıncılık alanını genişletti ve farklı program içeriklerini de bünyesine dahil etti. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Cihaz sahiplik oranlarına bakıldığında, evinde bir radyosu olanların oranı yüzde 14.5 olarak kaydedildi. Cinsiyete göre dağılım incelendiğinde de radyoya sahip olan erkek oranının kadınlardan fazla olduğu ortaya kondu. Evinde veya iş yerinde radyo cihazı olanların yaşa göre dağılımına bakıldığında, en az bir radyosu olanların oranının 15-24 yaş grubunda yüzde 9.8, 25-34 yaş grubunda yüzde 12.9, 35-44 yaş grubunda yüzde 15.7, 45-54 yaş grubunda yüzde 15.6, 55-64 yaş grubunda yüzde 17.2 ve 65 yaş ve üzeri yaş grubunda ise yüzde 18 olduğu ifade edildi.

Bu veri, yaş arttıkça radyoya sahip olan kişi sayısının da arttığını gösterdi. Radyo yayınları ve dijital ortamlardan müzik dinlemelerinin yüzde 67.9 ile en fazla araç radyosundan yapıldığı, bunu sırasıyla yüzde 27 ile klasik radyo, yüzde 18 ile televizyon, yüzde 17.2 ile cep telefonu, yüzde 4.2 ile bilgisayar ve tabletin takip ettiği görüldü.

Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) iş yerlerinin kurşunlanması ve haraç olaylarının faili olarak uluslar arası düzeyde aranan Casperlar Organize Suç Örgütü yöneticilerinden "Emmi" kod adlı Mehmet Kurtoğlu'nun diplomatik plakalı araçla yurt dışına kaçırıldığı iddiası, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 şüpheli tutuklandı

13.02.2026 13:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:10:39
İHA
Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar
Casperlar liderine "Diplomatik Kaçış" operasyonu: Soruşturmada çarpıcı detaylar
KKTC'de çok sayıda silahlı saldırı ve tehdit olayının faili olarak aranan Kurtoğlu'nun, yurt dışına kaçtıktan sonra Romanya'da yakalandığı öğrenildi. Romanya makamlarınca Bulgaristan'a teslim edilen Kurtoğlu, Bulgar polisi tarafından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye deport edildi. 10 Ocak'ta gözaltına alınan Kurtoğlu, emniyette verdiği ifadede kaçış sürecini tüm ayrıntılarıyla anlattı.



İstanbul'dan Edirne'ye gizli sevk

Kurtoğlu ifadesinde, İstanbul'dan korsan taksiyle Edirne'ye getirildiğini, şehir merkezindeki bir apart otelde bir gece konakladığını söyledi. Ertesi gün Edirne Yeni Sanayi Sitesi 29 blokta bulunan bir oto yıkama işletmesine götürüldüğünü belirten Kurtoğlu, burada bir süre bekletildiğini aktardı.

İddialara göre, daha sonra üç kişiyle birlikte Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu'na ait diplomatik plakalı bir aracın bagaj bölümüne bindirilerek sınırdan çıkarıldı. Aracın Kapıkule üzerinden Bulgaristan'a geçtiği, ardından Romanya'ya ulaşıldığı öne sürüldü.



Güvenlik kameraları incelendi

Kurtoğlu'nun beyanı üzerine Edirne Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Apart otel ve oto yıkama istasyonuna ait güvenlik kamerası görüntüleri mercek altına alındı. Yapılan teknik incelemede, söz konusu aracın Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu'na ait diplomatik plakalı araç olduğu tespit edildi. Ayrıca aracın 23 Ocak ile 1 Şubat tarihleri arasında Kapıkule üzerinden Bulgaristan'a, Pazarkule Gümrük Kapısı'ndan ise Yunanistan'a birden fazla giriş-çıkış yaptığı belirlendi.



"VİP Kaçakçılık" şüphesi

Soruşturmada Kurtoğlu'nun İstanbul'dan Edirne'ye getirilmesinde rol aldığı iddia edilen korsan taksici ile Edirne'de saklanmasına ve sınır dışına çıkarılmasına yardım ettiği değerlendirilen A.Ç., B.B.Ç., F.O., M.G., C.Ö. ve A.Y.F. isimli şüpheliler yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin, diplomatik dokunulmazlıktan yararlanılarak gerçekleştirildiği öne sürülen bu organizasyonda aktif rol aldıkları iddia ediliyor. Emniyetteki işlemlerinin ardından zanlılar geniş güvenlik önlemleri altında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilen 6 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Diplomatik boyut araştırılıyor

Olayın diplomatik araç kullanılması iddiası sebebiyle uluslar arası boyut kazandığı belirtilirken, ilgili konsolosluk aracı ve görevli personel hakkında da idari ve adli inceleme başlatıldığı öğrenildi.

Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!

Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi

13.02.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:



"Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan'a gideceği anlaşılan TIR'da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir.

Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan'dan Türkiye'ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır.



Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir."

Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur.



Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.

İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı

İzmir'in Foça ilçesine bağlı Yeni Foça bölgesinde gece başlayan şiddetli sağanak yağış su baskınlarına neden oldu

13.02.2026 07:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 07:10:40
İHA
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
Fevzi Çakmak Mahallesi'nde bulunan Şavklı Dere ve Sıcak Dere'nin taşması sonucu sahil şeridi, pazaryeri ve iç mahalle sokakları sular altında kaldı.



Gece saatlerinden itibaren etkisini artıran yağışla birlikte dere yataklarından taşan çamurlu sular yerleşim yerlerine yayıldı.



İç kesimlerdeki cadde ve sokaklar derelerden gelen çamurlu sularla kaplanırken, sahil şeridinde ve mahalle aralarında park halindeki bazı araçlar su içinde kaldı. Sahil bandındaki dükkanları ve evlerin zemin katlarını su bastı.



Yağışın halen devam ettiği bölgede sahil yolu ve mahalle aralarındaki sokaklarda su seviyesi yükseliyor. Park halindeki çok sayıda araç su içinde kalırken, Yağışın halen devam ettiği Bölgedeki taşkın ve su baskınları etkisini sürdürüyor.

Sigara omurgayı da mahvediyor


 
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti.  Kaya, “Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar” dedi.

13.02.2026 00:37:00
AHMET SAFA TERZİ
Sigara omurgayı da mahvediyor
Sigara omurgayı da mahvediyor

Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzun süre oturmak, hareketsizlik, yanlış yüklenme ve kilo artışı omurganın zamanla daha fazla zorlanmasına neden oluyor. Vücutta en hızlı yıpranan yapılardan birinin omurga olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti. 

Kaya, "Bu disklerin kendilerine ait bir kan dolaşımları olmadığı için besin ve oksijeni çevredeki kemik dokudan dolaylı olarak alırlar. Bu durum diskleri dış etkenlere karşı daha hassas hale getirir. Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar" dedi.

Düzenli yürüyüş omurga ağrılarını azaltıyor

Omurga yaşlanmasını geciktirmek için iki temel noktaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, "İlki, romatizmal bazı hastalıklarda erken tanı ile süreci yavaşlatmak. İkincisi ise günlük yükü doğru yönetmek. Hareketi rutine yaymak, ani ve kontrolsüz yüklenmelerden kaçınmak, kasları yavaş yavaş güçlendirmek ve sigara gibi disk beslenmesini bozan faktörlerden uzak durmak çok kıymetli. Omurga sağlığını koruyanların ortak noktası ideal kiloda kalmaları ve hareketli bir yaşam sürmeleri. Günlük 7 bin adımın üzerine çıkan kişilerde ağrı ve şikâyetlerin çok daha az görüldüğü bilinmeli. Dejeneratif hastalıklarda ayırıcı tanı önemli çünkü altta görülen dejenerasyona rağmen romatizmal hastalıklar gibi bazı durumlar klinik süreci etkileyebilir ve bunların da ayırt edilmesi gerekir" dedi.

Tatlıses için saray konforunda lüks araç


 
 
Türk müziğinin efsane ismi, sahnelerin “İmparator”u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan ultra lüks VIP araç tamamlandı. Normal şartlarda 4 ay sürebilecek üretim süreci, 40 kişilik uzman ekibin çift vardiya halinde yürüttüğü yoğun ve titiz çalışma sayesinde yalnızca 1 ay gibi rekor bir sürede bitti.
 

12.02.2026 15:37:00
ÖNDER YILMAZ
Tatlıses için saray konforunda lüks araç
Tatlıses için saray konforunda lüks araç

Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden, sahnelerin "İmparator"u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan yeni nesil VIP araç, hem tasarım süreci hem de sunduğu üst düzey konfor detaylarıyla dikkatleri üzerine çekti. Kişiye özel mühendislik, ileri teknoloji ve lüks donanım unsurlarının bir araya getirildiği araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmanın ötesinde; sanatçının yoğun sahne temposuna uyum sağlayan mobil bir yaşam alanı olarak tasarlandı. VIP araç tasarımı alanında dünyaca bilinen Ertex Otomotiv ve Türkiye'nin köklü oto iç dizayn firmalarından Arteksan'ın katkılarıyla hazırlanan araç, tamamen İbrahim Tatlıses'in ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildi.



Hareket kısıtlılığı yaşıyor

14 Mart 2011'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hareket kısıtlılığı yaşayan 74 yaşındaki İbrahim Tatlıses'in konforunu üst seviyeye taşımak ve günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla tasarlanan araçta, kullanım kolaylığı ve maksimum konfor ön planda tutuldu. İbrahim Tatlıses'in özellikle küçük araçlara binmekte zorlanması nedeniyle aracın genişliği, yüksekliği ve erişim kolaylığı özel olarak planlandı. Bu doğrultuda araca entegre edilen özel asansörlü koltuk sistemi sayesinde koltuk zemine kadar inerek sanatçının araca rahatça binmesini sağlıyor. Aynı koltuk aynı zamanda yatak formuna dönüşerek uzun yolculuklarda ve konser sonrası dinlenme süreçlerinde maksimum konfor sunuyor. Araç içerisinde bordo tonlarında özel deri kaplamalar tercih edilirken, yıldız tavan LED aydınlatma sistemi, döner VIP koltuk mekanizması, şoför kabini ile yaşam alanını ayıran makam bölmesi, televizyon, internet, bilgisayar sistemi ve özel soğutma donanımlarıyla üst segment bir konfor alanı oluşturuldu. İç mekân tasarımında kullanılan renklerin ve malzemelerin tamamı İbrahim Tatlıses'in kişisel talepleri doğrultusunda belirlendi.

Şarkıları çalındı

Aracın üretim sürecinde duygusal bir detay da dikkat çekti. Tasarım ve üretim aşamasında tesis içinde sürekli İbrahim Tatlıses'in şarkıları çalındı.
Aracın test ve teslim sürecine bizzat katılan İbrahim Tatlıses, özellikle yatak olabilen koltuk sistemi, yıldız tavan tasarımı ve ambiyans aydınlatma detaylarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Aracı ilk kez gördüğünde beğenisini açıkça dile getiren Tatlıses'in, tasarım ve donanım detaylarının beklentilerinin de üzerinde olduğunu belirttiği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.