11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi bu yıl Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde 21 ülkeden 50'yi aşkın bilim insanının katılımıyla gerçekleştirildi. Avrupa'nın merkezinde, bilim ve düşünce üretiminin önemli merkezlerinden birinde düzenlenen bu kongre, sadece akademik bir buluşma değil; küresel ekonomik sistemin geleceğine dair arayışların dile getirildiği güçlü bir platform oldu. Avrupa'nın tarih boyunca siyasi ve entelektüel merkezlerinden biri olan Viyana'da böyle bir kongrenin düzenlenmesi sembolik açıdan da anlamlıydı. Çünkü bugün Avrupa, ekonomik ve sosyal açıdan yeni bir yol arayışı içinde. Enerji krizleri, göç hareketleri, üretim maliyetlerindeki artış ve refah devletinin geleceğine dair tartışmalar; Avrupa başkentlerinde yoğun bir sorgulama süreci başlatmış durumda. Bu sorgulamanın akademik düzlemde karşılık bulduğu zeminlerden biri de Viyana'daki bu uluslararası kongre oldu. Kongrede dikkat çeken en önemli hususlardan biri, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli'nin artık yalnızca Türkiye'de değil; uluslararası akademik çevrelerde de güçlü bir şekilde tanınan bir marka hâline gelmiş olmasıydı. Farklı ülkelerden gelen bilim insanlarının modelin teorik temellerini ve uygulama alanlarını çok yönlü şekilde incelemesi, bu yaklaşımın küresel ölçekte ciddiyetle ele alındığını gösteriyor. Yapılan akademik çalışmaların her birinde, modelin insan merkezli yaklaşımı ve tüketim eksenli ortaya koyduğu sonuçların dikkat çekici olduğu ifade edildi.
Kongre boyunca yapılan sunumlarda mevcut küresel ekonomik sistemin temel sorunları açık biçimde ele alındı. Kapitalist modelin sömürü ve çatışma üreten yapısı, gelir dağılımındaki derin bozulma, finansal krizlerin sürekliliği ve sosyal adalet sorunları; artık yalnızca gelişmekte olan ülkelerin değil, Avrupa'nın da doğrudan gündeminde yer alıyor. Ekonomik büyümenin toplumlara refah olarak yansımaması, üretimden kopan finans merkezli yapı ve artan sosyal dengesizlikler, mevcut modelin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuş durumda. Kongrede yapılan değerlendirmelerde Milli Ekonomi Modeli, tartışmaların merkezinde yer alan başlıca yaklaşım oldu. İnsan odaklı büyüme, adil paylaşım, tam istihdam temelli kalkınma anlayışı; küresel ekonomik sistemin yol açtığı dengesizliklere karşı alternatif bir model olarak ele alındı. Farklı ülkelerden gelen akademisyenlerin sunduğu çalışmalar, modelin yalnızca teorik bir çerçeve sunmadığını; aynı zamanda günümüz ekonomik sorunlarına uygulanabilir çözümler üretebilecek nitelikte olduğunu ortaya koydu.
Kongrenin kapanış konuşmasını yapan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın vurguladığı tarihsel tespit ise dikkat çekiciydi. Malthus'un "ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlıdır" şeklindeki yaklaşımının, kapitalist sistemin temel kabullerinden biri hâline geldiği ve bu anlayışın dünya genelinde savaşlara, sömürüye ve adaletsizliğe zemin hazırladığı ifade edildi. Buna karşılık Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu "kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır; sınırsız olan ihtiraslardır" tespiti, insan merkezli ve barış temelli bir ekonomik modelin ruhunu yansıtıyor. Bu yaklaşım, ekonomik meselelerin sadece rakamsal değil; aynı zamanda ahlaki ve insani bir boyutu olduğunu hatırlatıyor. Viyana'daki kongre boyunca dikkat çeken bir diğer unsur da uluslararası akademik çevrelerin ilgisi ve heyecanıydı. Milli Ekonomi Modeli'nin farklı ülkelerde yapılan akademik çalışmalarla incelenmesi ve tartışılması, modelin küresel ölçekte ciddiyetle ele alındığını gösteriyor. Daha önce Rusya Federasyonu Devlet Duması'nda yapılan sunumlar ve uluslararası kongrelerde ortaya konulan akademik çalışmalar, bu modelin dünya genelinde giderek daha fazla ilgi gördüğünü ortaya koyuyor.
Burada üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir soru var:
Avrupa'nın merkezinde, Viyana Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının ilgiyle takip ettiği bu model; aynı ilgi ve sahiplenmeyle Türkiye'de ele alınıyor mu? Türkiye Büyük Millet Meclisi, üniversiteler ve akademik kurumlar bu ölçekte bir fikrî üretime sahip çıkabiliyor mu? Bu sorunun cevabı, yalnızca bir akademik tartışmanın değil; içinde bulunduğumuz ekonomik, siyasi ve kültürel çıkmazların da izahını barındırıyor. Çünkü fikirler, onları üreten toplumlar tarafından sahiplenildiğinde güç kazanır. Aksi hâlde başka coğrafyalarda ilgi görür, başka akademik çevrelerde tartışılır.
Viyana'da gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, mevcut ekonomik düzenin sorgulandığı ve alternatiflerin ciddiyetle ele alındığı önemli bir buluşma olarak hafızalarda yerini aldı. Avrupa'nın merkezinde yükselen bu tartışmalar, artık yalnızca akademik çevrelerin meselesi değil; küresel sistemin geleceğine dair daha geniş bir arayışın parçası hâline gelmiş durumda. Bugün dünya yeni bir ekonomik ve insani denge arıyor. Savaşların, gelir adaletsizliğinin ve sosyal kırılmaların arttığı bir dönemde; insan merkezli, üretim temelli ve adil paylaşımı esas alan bir modele olan ihtiyaç her geçen gün daha açık biçimde hissediliyor. Bu noktada ortaya konulan tezlerin sadece tartışılması değil, sahiplenilmesi ve uygulanması hayati önem taşıyor. Artık mesele teorik tartışmaların ötesine geçmiştir. Ortaya konulan bu yaklaşım, gecikmeden sahip çıkılması ve hayata geçirilmesi gereken bir modeldir. Çünkü insanı merkeze alan, üretimi ve adaleti esas alan bir ekonomik düzen kurulduğunda toplumsal dengeler de yeniden inşa edilecektir. O zaman Oğuz Kağan'ın asırlar öncesinden yankılanan o güçlü ifadesi anlamını bulacaktır: "Fakirlik suç olacaktır."
Tam da böyle bir eşikteyiz.
Sorulması gereken soru artık şudur:
Bu fikre biz ne zaman sahip çıkacağız?
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli - 4 Bir Modelden Daha Fazlası: Bir Medeniyet Perspektifi / 18.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-3 Kapitalizmin Tıkandığı Yerde Yeni Bir Yol / 17.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-2 MEM Kongresi: BTP Ekonomi Programının Uluslararası Tescili / 16.02.2026
- Dünya çözüm arıyor: Milli Ekonomi Modeli Viyana’dan yükselen yeni ekonomi arayışı / 15.02.2026
- Viyana Kongresi: Avrupa çözüm arıyor / 14.02.2026
- Viyana: Avrupa’nın aklı, hafızası ve arayışı / 13.02.2026
- Prag: Bir şehrin hafızasında yürümek / 12.02.2026
- Sömürüye karşı, işsizliğe ve açlığa karşı çözümümüz var / 31.01.2026
- Deli Dumrul düzeni: Davos’ta açığa çıkan güç siyaseti / 30.01.2026


























































