Fener Rum Patriği Bartholomeos geçtiğimiz günlerde Atina'da; Heybeliada Ruhban Okulu'nun eylül ayında görkemli bir açılışla yeniden faaliyete geçeceğini ve geri sayımın başladığını tüm dünyaya duyurdu.
• Ekümeniklik: Mevcut hukukumuza göre, İstanbul'daki Rum azınlığın dini lideri konumunda olan ve hukuken Fatih Kaymakamlığına bağlı bulunan Patrikhane ve başındaki Patrik, ne yazık ki başka ülkelerde "ekümenik" olarak tanıtılıyor. Yani bütün dünyadaki Ortodoksların lideri olarak lanse ediliyor. Patrik, bu ülkenin egemenliğini ve bütünlüğünü ihlal edecek bir açıklamayı başka bi ülkede yapıyor. Bu basit bir olay değildir. Eski Türkiye olsa yer yerinden oynardı.
• Millet Patrikten duydu: Türk milleti, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılışıyla ilgili devletin çalışmalar yaptığını, okulun restore edildiğini ne yazık ki Patriğin bu açıklamasıyla öğreniyor. Bu durum, bu iktidarın nerede durduğunu göstermesi bakımından ibretliktir. Neden milletten gizli iş çeviriyorsunuz?
• Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyareti: Sayın Cumhurbaşkanı, son ABD ziyaretinde Trump'la yaptığı görüşmede, kameralar önünde "Heybeliada Ruhban Okulu'yla ilgili üzerimize düşeni yapacağız" demişti. Belli ki o günden beri iktidar milletten gizli çalışmaktadır. Patrikhane ile birlikte çalışarak ruhban okulunun açılışı için epey yol almışlar.
• Türk milletinin böyle bir talebi yok: Yeri gelmişken soralım: Sizi bu millet, kendisine hizmet etmek üzere o makamlara getirdi. Ruhban okulunun açılması Türk milletinin bir talebi midir? Bu milletin böyle bir ihtiyacı var mıdır? Milletin onca ihtiyacı varken, hangi sebep sizi Atatürk'ün bir 'fesat ve hıyanet ocağı' dediği Patrikhaneye bağlı olan ve Milli Mücadele döneminde aleyhimize faaliyet yürüten bu ruhban okulunu açmaya itmektedir?
• İstanbul'un göbeğinde din devleti tehlikesi: Dünyanın farklı ülkelerinden öğrenci getirilip din adamı yetiştirmek üzere Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, Patriğin ekümeniklik iddiasının kabulü anlamına gelir. Bu kabul, İstanbul'un göbeğinde Vatikan benzeri bir din devletinin temellerinin atılmasıdır.
• Savaş mı kaybettik de geri adım atıyoruz: Sevr ile bu milletin önüne konulan tehditler Lozan'la yırtılıp parçalanmıştır. Bu millet büyük bedeller ödeyerek milli birliğini sağlamıştır. Bu topraklarda egemenliğini kurmuştur. Şimdi biz savaş mı kaybettik, çözüm süreci diye bir süreci yaşıyoruz? Neden tekrar azınlık meseleleri iktidarın gündeminde, Batı'nın önümüze koyduğu 100 sene öncesinin sorunlarını konuşuyoruz? Neden geriye doğru adım atıyoruz, savaş mı kaybettik? Bilmediğimiz bir şey varsa bilgilendirin.
• Hukuki statü tamamen yok sayılıyor: Patrikhane, Anayasa'nın 24. maddesini ve Tevhidi Tedrisat Kanunu'nu kabul etmediği için kapanmıştı. Devletin otoritesini tanımadığı için faaliyetleri son bulmuştu. Şimdi ne değişti? Mevcut yasalarımıza göre din eğitiminin statüsü bellidir. Ruhban okulunun bu statü içinde faaliyet gösteremeyeceği de bellidir. Devlet kendi topraklarında, bazı yerlerde egemenlik hakkından mı vazgeçiyor? Yoksa bu egemenliği birileriyle mi paylaşıyor? Egemenliğin millete ait olduğunu mu unuttunuz? Hatırlatalım: Siz millet adına bu egemenliği kullanıyorunuz. Millete rağmen değil.
• Eşitlik ilkesi kamu düzenini bozar: Türkiye'deki bir azınlığa kendine göre okul açması, dini eğitim vermesi için izin veriliyorsa, diğer azınlık gruplar ve cemaatler de başka okullar açma hakkına sahip olmaz mı? Devlet bunlara izin vermezse, eşitlik ilkesi gereği mahkemelere dava açarak bu hakları elde etmezler mi? O zaman ne yapacaksınız? Mahkemelere baskı kurup "Hukuk böyle ama siz izin vermeyin" mi diyeceksiniz?
• Bu proje bir FETÖ projesidir: Sonra, bu Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması projesi bir FETÖ projesi değil miydi? FETÖ elebaşı doksanlı yıllarda, iki binli yılların başlarında yürüttüğü "Dinlerarası Diyalog" projesi kapsamında Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması için demeçler verip toplantılar organize etmemiş miydi? O dönemde FETÖ'yle iş tutan iktidar, Dinlerarası Diyalog projesini bir devlet politikası haline getirmişti. Cumhuriyet döneminde yeni bir tane bile kilise açılmamışken, 60 tane yeni kilise açmışlardı. Binlerce kilise evi açmış; Akdamar, Sümela gibi tarihi kiliseleri onarıp restore ederek ayine izin vermişlerdi.
• FETÖ ile mücadele fikirleriyle olur: Hani siz FETÖ'yle mücadele ediyordunuz? Hani kandırılmıştınız, şimdi gerçekleri görmüştünüz? FETÖ ile mücadele; yurt dışına kaçamamış, gariban Anadolu çocuğunu hapse atmaktan mı ibarettir? FETÖ ile mücadele edecekseniz, FETÖ'nün zehirli fikirleriyle mücadele edeceksiniz. FETÖ projelerini harfiyen uygulayarak FETÖ'yle mücadele edilmez.
• Avrupa ile kıyaslama yapmak safsatadır: Türkiye'de açılan bu kiliseler, açılmaya çalışılan ruhban okulu meselesi gündeme geldiğinde hemen bir grup çıkıyor, "Bizimkiler de Avrupa'da cami açıyor" diyorlar. "Yunanistan'da, Batı Trakya'da Türkler var, biz burada bu adımları atalım ki orada da Türklerin önü açılsın" diyorlar. Bu fikir safsatadan ibarettir. Avrupa'da, Batı Trakya'da ciddi bir Müslüman nüfus var. Bunların ibadet edecek yere ve ibadet ettirecek insana ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçlarına cevap bulmaya çalışıyorlar.
• ABD baskısına boyun eğiliyor: Soralım; bu ülkede hangi Hristiyan kilise olmadığı için ibadet edememe sorunu yaşıyor? Bir tane bile Hristiyanın yaşamadığı yerlerde kilise açılması, metropolit atanması kimin için, hangi amaç için, hangi ihtiyaç nedeniyle yapılmaktadır? Yine ruhban okulunun açılması, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Hristiyan azınlığın ihtiyacı nedeniyle mi açılıyor, yoksa ABD'nin baskısı nedeniyle mi açılıyor?
- Yabancıya değil, Türk milletine hizmet edeceğiz / 09.05.2026
- Sararan sendikalar / 23.03.2023
- Toplumsal barış projesi üzerine bir analiz – 2 / 10.03.2023
- Toplumsal Barış Projesi üzerine bir analiz - 1 / 09.03.2023
- Doğuştan imtiyazlı muhalefet / 14.01.2023
- AKP gömleğini çıkarmamış muhalefet / 13.01.2023
- Paraya hükmetme çağı / 26.07.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı -5- / 10.01.2022
- Ekonomik kurtuluş savaşı -3- / 08.01.2022





























































