logo
29 HAZİRAN 2026

Hindistan'daki 3,5 asırlık Türk devlet Babürler İngiliz oyunlarıyla yıkıldı

Babür Türk İmparatorluğu’nun yıkılışı; iç yönetim zaafları, mezhep ayrımcılığı, ekonomik çöküş, yerel direnişler ve sömürgeci baskıların birleşimiyle gerçekleşmiştir. Her ne kadar imparatorluk ortadan kalksa da, onun mirası Hindistan’ın mimarisinde, kültüründe ve çok dinli yapısında yaşamaya devam etmektedir. Babürler, bir imparatorluktan fazlasıydı: Doğunun zarafetini, bilimi ve sanatı bünyesinde barındıran tarihî bir mirasın taşıyıcısıydılar.

09.05.2025 18:04:00
Bayram ÇOŞGUN
 
Hindistan'daki 3,5 asırlık Türk devlet Babürler İngiliz oyunlarıyla yıkıldı
Hindistan'daki 3,5 asırlık Türk devlet Babürler İngiliz oyunlarıyla yıkıldı
16. yüzyılda Hindistan alt kıtasında kurulan Babür Türk İmparatorluğu, yalnızca askeri gücüyle değil, aynı zamanda sanatı, mimarisi ve idari yapısıyla da tarih sahnesine damgasını vurmuştur.

Timur'un torunu Babür Şah tarafından temelleri atılan bu imparatorluk, özellikle Ekber Şah, Cihangir ve Şah Cihan gibi hükümdarların döneminde zirveye ulaşmıştır. Ancak tarih, her büyük yükselişin ardından bir düşüş hikâyesi barındırır. Babürler için de bu kural geçerli olmuştur.

İç Dinamiklerde Çözülme

Babür İmparatorluğu'nun yıkılış süreci, aslında görkemli dönemlerinde atılan bazı temellerin kırılganlığından kaynaklanır. Merkeziyetçi bir yönetim anlayışı benimsenmiş olsa da, geniş topraklara hükmeden bu yapı içinde yerel yöneticilerin gücü giderek artmış ve merkez ile çevre arasındaki bağlar zayıflamaya başlamıştır. Halefiyet sorunu, Babür hanedanında sürekli bir istikrarsızlık yaratmış; kardeşler arası taht kavgaları devletin içten içe yıpranmasına yol açmıştır.

Dış Baskılar: Maratalar, Sihler ve Avrupalılar

Babürlerin çöküşü sadece iç sorunlara değil, aynı zamanda dış tehditlere de bağlıydı. 18. yüzyılda Hindistan'da bağımsızlık mücadelesi veren birçok yerel güç ortaya çıktı. Özellikle Maratalar ve Sihler, Babür otoritesine karşı ciddi meydan okumalar gerçekleştirdiler. Bu gruplar, merkezi otoritenin zayıfladığı alanlarda etkinlik kazanarak imparatorluğu parça parça söktüler.

Diğer yandan İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, 17. yüzyıldan itibaren Hindistan'da ticaret adı altında etkinlik gösteriyor, ancak zamanla siyasi bir güç haline geliyordu. 1757'de Bengal'deki Plassey Savaşı ile başlayan İngiliz hâkimiyeti süreci, Babür İmparatorluğu'nun fiilen sona erişinin habercisi oldu. 1800'lü yıllarda Babür padişahları yalnızca sembolik figürler hâline gelmişti; gerçek yönetim ise artık İngilizlerin elindeydi.

Son Darbe: 1857 Sipahi Ayaklanması

Babür İmparatorluğu'na indirilen son darbe, 1857'deki Sipahi Ayaklanması ile geldi. İngilizlere karşı başlatılan bu isyanda, son Babür hükümdarı Bahadır Şah Zafar, sembolik bir lider olarak ayaklanmanın başına geçirildi. Ancak ayaklanma başarısızlıkla sonuçlandı ve İngilizler Bahadır Şah'ı tahttan indirerek sürgüne gönderdi. Böylece 1526'da kurulan Babür İmparatorluğu, resmî olarak 1858 yılında sona erdi.


Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı

Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı

28.06.2026 20:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Hava sıcaklığının 36 dereceye ulaştığı ilçede özellikle çocuklu aileler deniz ve sahil kenarlarını tercih ederek tatilin ilk günlerinin tadını çıkardı.
Sabah saatlerinden itibaren plajları dolduran vatandaşlar ve yerli turistler, sıcak havadan bunalarak serinlemek için denize girerken, çocuklar da kumsalda oyun oynayarak eğlendi. Marmaris'te yaz sezonunun okulların kapanmasıyla birlikte belirgin şekilde hareketlendiği gözlendi. İlçede faaliyet gösteren turizmci İbrahim Ağaoğlu, yaz tatilinin başlamasının hareketliliği artırdığını belirterek, "Okulların kapanması büyük bir etken oldu. Sezonun açıldığını ve plajların dolmaya başladığını görüyoruz. Hava sıcaklığı da gayet uygun. Önümüzdeki dönemde gemi seferlerinin artmasıyla birlikte hareketliliğin daha da yükseleceğine inanıyoruz" dedi.
Turizmci Bayram Güler de hem yerli hem yabancı turist sayısında artış yaşandığını ifade ederek, "Okul tatillerinin başlamasıyla kalabalık belirgin şekilde arttı. Sezon başına göre sahiller daha yoğun. Bu hareketliliğin devam etmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Yaz tatiline giren öğrencilerden Necip Emir Yağmur ise "Okullar kapandı, çok rahatladım. Her gün yüzüyorum, arkadaşlarım çoğaldı. Ödevlerim azaldı ama okul arkadaşlarımı da özlüyorum" sözleriyle tatil sevincini dile getirdi.İHA

NATO Zirvesi için başkentte üst seviye güvenlik

NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'da alınan güvenlik tedbirleri çerçevesinde polis ekipleri tarafından trafik ve asayiş uygulaması gerçekleştirildi

28.06.2026 18:01:00
İhlas Haber Ajansı
 
NATO Zirvesi için başkentte üst seviye güvenlik
NATO Zirvesi için başkentte üst seviye güvenlik
NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'da alınan güvenlik tedbirleri çerçevesinde polis ekipleri tarafından trafik ve asayiş uygulaması gerçekleştirildi.
Başkentte, NATO Liderler Zirvesi nedeniyle güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bu kapsamda polis ekipleri, kentin çeşitli noktalarında trafik ve asayiş uygulamaları gerçekleştirdi.
Denetimlerde kamyon, kamyonet, motosiklet, scooter, şüpheli araçlar ve şüpheli şahıslar üzerinde kontroller yapıldı. Uygulamalara Özel Harekat polisleri de eşlik ederek güvenlik tedbirlerine destek verdi.
Ekipler, sürücülerin evraklarını ve araçlarını kontrol ederken, kurallara aykırı hareket ettiği tespit edilen sürücüler hakkında trafik ekiplerince idari işlem uygulandı.
Ailecek dede ziyaretinden döndüklerini dile getiren bir vatandaş, "Yüksek dereceli insanların gelmesi nedeniyle önlemlerin artırılmasını normal karşılıyorum. Zaten İletişim Başkanlığının da belirlediği yönergeler, yol izlenimleri var. Sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Umarım her şey yolunda gider" dedi.
Kırıkkale'den arkadaşlarını görmek için geldiğini söyleyen ve araç muayenesinin olduğunu belirten Mehmet Sümbül, "7-8 Temmuzda trafik durgun olacaktır diye düşünüyorum. Güzel önlemler alındığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
NATO zirvesinin iyi geçeceğini düşünen ve uygulama noktasında denetime giren Mevlüt Aydemir, "Çok güzel, her zaman olsun böyle. Önlemler biraz daha artırılsın, daha iyi. Ankara'mız da güzelleşti bu ara, dikkat ediyorlar. Trafik tabii biraz sıkıntılı. Böyle önlemlerin artırılması daha iyi" diye konuştu.
Polis ekiplerinin, NATO Liderler Zirvesi süresince kent genelindeki güvenlik ve trafik denetimlerini aralıksız sürdüreceği öğrenildi.İHA

Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü

Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Şanlıurfa'da tören düzenlendi

28.06.2026 16:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü
Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü
Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Şanlıurfa'da tören düzenlendi. Komandolar, 106 yıl önce Fransızların işgali altındaki Şanlıurfa'nın kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşleyen Bayraktepe'ye yapılan çıkarmayı yeniden canlandırdı.
Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Şanlıurfa' da bulunan 20. Zırhlı Tugay Komutanlığında tören düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan tören öncesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kullanılan yerli ve milli hafif silahların sergisi gezildi. Programın açılışında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel'in mesajı okundu. 20. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Üzeyir Durmuş, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaparak katılan herkese teşekkür etti. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü korusu tarafından mini bir konser verildikten sonra komandolar yürüyüş yaptı.
Komandolar çıkarma yaptı
Fransızlar Şanlıurfa'yı işgal ettikten sonra bölgeye hakim olan Bayraktepe'ye asker yerleştirdi. Yüzbaşı Ali Sahip Ursavaş, milis güçlerin de desteğiyle 16 Şubat 1920 yılında Bayraktepe'ye bir çıkarma gerçekleştirdi. Yaşanan çatışmada Türk tarafı 1 şehit verirken Fransızlar ise büyük zayiat yaşadı. Tepenin ele geçirilmesiyle birlikte Şanlıurfa'daki kurtuluş mücadelesinin fitili ateşlendi. Törende komandolar sembolik olarak yeniden tepeye çıkarma yaptı.
Komando marşı ve Kur'an-ı Kerim'in okunmasının ardından program sona erdi. Programa 20. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Üzeyir Durmuş ile birlikte Vali Yardımcısı Mehmet Deniz Arabacı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sait Ağan, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Nihat Denek, askeri personel ve aileleri, şehit yakınları ve vatandaşlar katıldı.İHA

‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı

2026 Dünya Kupası kapsamında A Milli Futbol Takımımızın oynadığı karşılaşmayı tribündeki özel bir locadan takip eden eski futbolcu Hakan Şükür’ün görüntülere yansıması, Türkiye’de geniş yankı uyandırdı

27.06.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı
‘Uluslararası arenada güçlüyüz’ masalı patladı
2026 Dünya Kupası kapsamında A Milli Futbol Takımımızın oynadığı karşılaşmayı tribündeki özel bir locadan takip eden eski futbolcu Hakan Şükür'ün görüntülere yansıması, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı.

Milli Takım formasıyla stadyumda yer alması kamuoyunda büyük bir tartışma başlatırken, şahsın hukuki durumu ve uluslararası alanda aranıp aranmadığı sorusu yeniden gündeme geldi.

Türkiye'deki yargı süreci ve yakalama kararları



Hakan Şükür hakkında Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından verilmiş çok sayıda kesinleşmiş yakalama kararı bulunmaktadır.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmalar kapsamında, Şükür hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla dava açılmıştır.

Bu süreçte tüm mal varlıklarına el konulmuş, başta Galatasaray Kulübü üyeliği olmak üzere Türkiye'deki tüm sportif unvanları ve madalyaları iptal edilmiştir. Ayrıca İçişleri Bakanlığı'nın Terörden Arananlar Listesi'nde gri kategoride yer almaktadır.

Kırmızı Bülten Neden Yok? Interpol'ün Yaklaşımı



Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığı, Hakan Şükür'ün uluslararası alanda yakalanması için defalarca başvuru yapmıştır. Ancak Interpol Genel Sekreterliği, bu talepleri reddetmiştir.

ABD'nin İade Sürecindeki Tutumu

Uzun süredir Amerika Birleşik Devletleri'nde lüks bir yaşam süren Hakan Şükür hakkında Türkiye, ABD makamlarına resmi iade dosyası sunmuştur. İki ülke arasında yürürlükte olan "Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Antlaşması" bulunmasına rağmen, Washington yönetimi bu talebi cevapsız bırakmıştır.

ABD yargı ve yürütme organları, iade taleplerini somut ceza hukuku delilleri yerine "siyasi sığınma" ve "ifade özgürlüğü" çerçevesinde değerlendirmekte, sunulan terör örgütü üyeliği dosyalarını kendi hukuk sistemlerine göre yeterli görmemektedir. Hukuki ve diplomatik olarak korunan Şükür, ABD sınırları içerisinde tam bir hareket serbestisine sahip olarak yaşamına devam etmektedir.

Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor


 
Kanser tedavisi son yıllarda tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri. Uzun yıllar boyunca kanser tedavisinin temelini oluşturan kemoterapi, günümüzde yerini giderek daha hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavilere bırakıyor.

27.06.2026 12:46:00
MURAT ÇORBACI
 
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor

Kemoterapinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Ahmet Ünsal, "Kemoterapi hala birçok kanser türünde önemli bir tedavi seçeneği ama tek silahımız değil. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde birçok hastada daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor ve bazı durumlarda kemoterapiye olan ihtiyaç azalabiliyor. İmmünoterapi, akıllı ilaçlar ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler sayesinde kanserle mücadelede çok daha güçlü bir döneme girilmiş durumdayız. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. İmmünoterapinin özellikle akciğer kanseri, cilt kanseri ve böbrek kanseri gibi bazı tümörlerde sağ kalımı belirgin şekilde uzattığı gösterildi. Bu sayede bazı hastalarda yıllarca süren kalıcı yanıtların elde edilmesi artık mümkün hale geldi" diye konuştu.

Akıllı ilaçlar devreye girdi

"Akıllı ilaçlar" olarak bilinen hedefe yönelik tedavilerin de kanser tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Dr. Ünsal, bu ilaçların kanser hücresindeki belirli genetik bozuklukları hedef aldığını belirterek, "Kanser hücresindeki belirli genetik bozukluklar hedef alınarak normal hücrelere daha az zarar veriliyor. Böylece hem etkinlik artıyor hem de yan etkiler azalabiliyor. Günümüzde birçok akciğer, meme ve kolon kanseri hastasında tedavi kararı artık tümörün genetik özelliklerine göre veriliyor" dedi.

Kanser tedavisinde geleceğe yönelik çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Dr. Ünsal, yapay zeka destekli tanı sistemleri, sıvı biyopsi adı verilen kan testleri, kişiye özel kanser aşıları ve yeni nesil hücresel tedaviler üzerinde yoğun araştırmalar yürütüldüğünü söyledi. Bu gelişmeler sayesinde her hastanın tümörünün biyolojik özelliklerine göre tamamen kişiselleştirilmiş tedavi planlarının rutin hale geleceğinin öngörüldüğünü belirten Dr. Ünsal, kanser tedavisinin giderek daha hedefe yönelik ve hasta odaklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.

Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!


 
Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine bu yıl en fazla başvurunun kumar bağımlılığı nedeniyle yapıldığını belirterek, kumar bağımlılığının toplum açısından giderek büyüyen bir tehdit haline geldiğini söyledi.

27.06.2026 11:54:00
AA
 
Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!
Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!

Edirne'de basına konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılık denildiğinde geçmişte daha çok alkol, uyuşturucu ve tütünün akla geldiğini ifade etti.

Kumar bağımlılığı patladı

Pandeminin ardından kumar bağımlılığının yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada önemli bir sorun haline geldiğine işaret eden Dinç, "Özellikle pandeminin ardından dünya çapında sadece Türkiye'de değil, kumar bağımlılığıyla ilgili çok büyük bir tehdit ve tehlike ortaya çıkmaya başladı. Bunun neticelerini görüyoruz. İşten atılan, yuvası yıkılan, borç batağına kapılmış çok sayıda insanımız var. Bizi en çok üzen, vicdanımızı en çok parçalayan ise intihara kadar giden insanlarımız var" diye konuştu. Yeşilay olarak kumar bağımlılığıyla mücadeleyi öncelikli çalışma alanları arasına aldıklarını belirten Dinç, önleyici faaliyetlerin yanı sıra bağımlılara ücretsiz psikoterapi desteği sunduklarını anlattı.

Psikoterapi ücretsiz

Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine daha önce en fazla başvurunun tütün ve madde bağımlılığı nedeniyle yapıldığını aktaran Dinç, şöyle konuştu: "Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde ücretsiz psikoterapi hizmeti veriyoruz. Yakın zamana kadar en çok başvuru tütün ya da madde bağımlılığıyla alakalı oluyordu. Bu yıl kumar bağımlılığı başvuruları bütün bağımlılık alanlarını geçti. Şu anda Türkiye'nin 81 ilinde 105 danışmanlık merkezimizde en çok başvuruyu kumar bağımlılığıyla ilgili alıyoruz. Demek ki bu konuyla ilgili Türkiye'nin her yerinde büyük bir yangın var. Endüstri bu yangını büyütmek için kumar demiyor, bahis diyor, şans diyor, talih diyor. Ama adı ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, ne kadar masum gösterilmeye çalışılırsa çalışılsın, bunun adı kumardır."


Yasal, yasal olmayan farketmez

Dinç, kumar ve bahisle mücadelede yasal ya da yasa dışı ayrımı yapılmaması gerektiğini vurguladı. Yasal ya da yasa dışı tüm kumar türlerinin aileleri dağıttığını ve insanların hayatını olumsuz etkilediğini belirten Dinç, "Dolayısıyla hepsiyle birlikte mücadele etmemiz, hepsini önlemeye yönelik çalışmalar yapmamız ve rehabilitasyon hizmetlerini yaygınlaştırmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dinç, kumarın yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinden birinin erişilebilirliğinin artması olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: "Bir alışveriş sitesine giriyorsunuz, kumarla alakalı bir şey var. Bir banka sitesine giriyorsunuz kumarla alakalı bir şey var. Çocuk masum bir oyun oynamaya çalışıyor, karşısına kumarla ilgili içerikler çıkıyor. Bunlar kumar bağımlılığını fevkalade artırıyor ve özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi savunmasız hale getiriyor. Dolayısıyla kumarın ulaşılabilirliği konusunda ciddi düzenlemelere acil ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Alışveriş sitelerinde kumar öğelerinin, oyun sitelerinde ya da çocukların ve gençlerin yoğun kullandığı platformlarda kumar içeriklerinin yeri olmamalıdır."

Yolun sonu demeyin, tedavisi var

Kumarla mücadele kapsamında önemli bir eylem planının hayata geçirildiğini ve reklamların kısıtlanmasına yönelik adımların olumlu sonuçlar vermeye başladığını belirten Dinç, bağımlıların umutlarını kaybetmemesi gerektiğini söyledi. Dinç, "Ümidi kesmeyelim, yolun sonu demeyin, tedavisi var. Bu böyle devam edecek, benim kaderim diye düşünmeyelim. Bunun çözümü, çaresi, tedavisi ve rehabilitasyonu var" dedi. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde bağımlıların yanı sıra ailelerine de destek verdiklerini kaydeden Dinç, hizmetlerin ücretsiz ve gizlilik esasına göre yürütüldüğünü aktardı. Dinç, vatandaşların herhangi bir kaygı duymadan danışmanlık merkezlerinden destek alabileceklerini dile getirerek, "Bazen insanlar tedaviye korkuyla yaklaşabiliyor. 'Karşıma çıkacak mı, memurluktan atılacak mıyım, memurluğa girebilecek miyim?' gibi sorular sorabiliyorlar. Biz bu gizliliği muhafaza ediyoruz. Kimseyle paylaşmıyoruz. Gönül rahatlığıyla Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizden hizmet alabilirler" şeklinde konuştu.

Yetkili servis şikayetleri katlandı


 
Şikayetvar, elektronik ürün yetkili servislerine yönelik şikayetlerin son bir yılda yüzde 109, beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayetlerin ise yüzde 59 arttığını açıkladı. En çok şikayet edilen konular ise; uzun onarım süreleri, garanti anlaşmazlıkları ve yedek parça sorunları olarak kaydedildi.

27.06.2026 10:41:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Yetkili servis şikayetleri katlandı
 Yetkili servis şikayetleri katlandı

Şikayetvar verilerine göre elektronik ürün yetkili servislerine ilişkin şikayet sayısı geçen yılın aynı dönemindeki 694 seviyesinden bin 452'ye yükselerek yüzde 109 arttı. Beyaz eşya yetkili servislerinde ise şikayet sayısı 2 bin 812'den 4 bin 467'ye çıkarak yüzde 59 artış gösterdi. Beyaz eşya ve yedek parça sitelerine yönelik şikayetler de yüzde 96 yükselerek 304'e ulaştı.

Onarım süreleri uzun sürüyor

Platform tarafından yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi: "Elektronik ürünlerde yaşanan arızaların ardından servis desteğine başvuran tüketiciler, en çok uzun onarım süreleri, yedek parça bekleme süreçleri ve aynı arızanın tekrar etmesinden şikayet ediyor. Özellikle akıllı telefon, televizyon ve bilgisayar gibi yüksek maliyetli ürünlerde kullanıcılar, yeni ürün satın almak yerine mevcut cihazlarını kullanmaya devam etmeye çalışırken servis süreçlerinde yaşanan aksaklıklar mağduriyet yaratıyor. Servis süreçlerinin uzaması, garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar ve onarım sonrasında aynı arızanın tekrar etmesi öne çıkan sorunlar arasında yer alıyor.

Beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayet sayısı 4 bin 467'ye ulaştı. Özellikle klima, buzdolabı ve derin dondurucu gibi günlük yaşamın vazgeçilmez ürünlerinde servis randevularının gecikmesi, arızaların giderilememesi ve garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar öne çıkıyor. Tüketiciler, servis sürecinin haftalarca uzaması nedeniyle günlük yaşamlarının aksadığını belirtirken, bazı şikayetlerde aynı arıza nedeniyle birden fazla servis kaydı açıldığı görülüyor. Yaz aylarında artan klima kullanımıyla birlikte servis yoğunluğunun da şikayetlere yansıdığı dikkat çekiyor.

Yedek parça sitelerine yönelik şikayetlerdeki yüzde 96'lık artış da dikkat çekiyor. Veriler, tüketicilerin yalnızca tamir hizmetlerine değil, ürünlerini daha uzun süre kullanabilmek için yedek parçaya da daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Tüketiciler; sipariş edilen parçaların gönderilmemesi, yanlış ürün teslim edilmesi, stokta görünen ürünlerin temin edilememesi ve iade süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çözüm arıyor. Artan ürün fiyatları nedeniyle cihazlarını yenilemek yerine onarmayı tercih eden kullanıcılar için yedek parçaya erişim daha kritik hale geliyor."

Başlıca şikayet başlıkları

Şikayetvar verilerine göre yetkili servis ve yedek parça kategorilerinde öne çıkan şikayet konuları şöyle:
• Garanti kapsamı ve garanti süresine ilişkin anlaşmazlıklar
• Uzayan onarım süreçleri
• Servis randevularına uyulmaması
• Yedek parça temininde yaşanan gecikmeler
• Aynı arızanın tekrar etmesi
• Ürün değişim ve iade taleplerinin karşılanmaması
• Kurulum ve montaj sırasında yaşanan sorunlar
• Müşteri hizmetlerine ulaşamama
• Yüksek servis ve yedek parça ücretleri...

Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik "Önce gelip Bakanlığa şikayet etselerdi" açıklamasına eylemcilerden yanıt geldi. Resmi kanalları defalarca denediklerini belirten öğretmenler, "Dilekçelerimiz işleme alınmadı, randevu taleplerimiz reddedildi" dedi

26.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, hak gasplarına karşı açlık grevi başlatan öğretmenlerle ilgili yaptığı son açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Bakan Tekin'in, "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak?" şeklindeki sözlerine, eylemi sürdüren öğretmenlerden jet hızıyla yanıt geldi. Öğretmenler, idari yolları tüketmedikleri yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

"Yasal tüm yolları tükettik"

Açlık grevindeki öğretmenler adına yapılan ortak açıklamada, Bakan Tekin'in "Hukuk devletinde önce idari işlem için itiraz edilir" sözlerine tepki gösterildi. Aylardır seslerini duyurmak için her yolu denediklerini belirten öğretmenler, süreci şu sözlerle özetledi:

"Çalıştığımız kurumlardaki hukuksuzluklara dair hazırladığımız raporları ve şikayet dilekçelerini defalarca Bakanlık evrak kaydına sunduk. Sorunları bizzat aktarmak için Bakanlık bürokratlarından ve Sayın Yusuf Tekin'den aylarca randevu talep ettik ancak hiçbirine olumlu dönülmedi. Okullarımıza gelen müfettişlere uğradığımız mobbingi ve haksızlıkları tek tek anlattık, hiçbir idari soruşturma açılmadı."

"Açlık grevi keyfi bir seçim değildir"

Öğretmenler, açlık grevi eyleminin idari yolların tamamen tıkanması ve kendilerine başka bir çare bırakılmaması sebebiyle başladığını vurguladı. "Hukuk devleti vurgusu yapanlar, önce vatandaşına kulak tıkamayı bırakmalıdır" diyen eylemciler, şu ifadeleri kullandı:

"Kimse durup dururken, keyfi bir şekilde bedenini açlığa yatırmaz. Bizler bu ülkenin öğretmenleriyiz. Keşke Sayın Bakan, 'Şikayet yok' demek yerine, haftalardır Bakanlık binasının birkaç yüz metre ötesinde devam eden çığlığımızı duymayı seçseydi. Kapılar yüzümüze kapanmasaydı, bugün burada açlık grevinde değil, sınıflarımızda öğrencilerimizin başında olurduk."

"Evrak numaralarımızı paylaşmaya hazırız"

Bakanlığın "Bize ulaşmış bir şikayet yok" iddiasına karşı öğretmenler, ellerindeki hukuki belgeleri işaret etti. Bakanlığa sunulan dilekçelerin tarih ve evrak numaralarını kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduklarını belirten eğitimciler, somut bir adım atılana ve hakları iade edilene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını yineledi.

Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamalarla öğretmenlere destek vererek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı inkarcı tutumu bırakıp acilen diyalog kanallarını açmaya davet etti.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama

Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Meydana gelen patlamanın ardından yangın çıkarken, 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ağır yaralı

26.06.2026 17:56:00 / Güncelleme: 26.06.2026 18:06:02
İhlas Haber Ajansı
 
Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama
Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama
Niğde'nin Bor ilçesine bir havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Patlamada 1 kişinin hayatını kaybettiği öğrenilirken, çıkan yangını söndürmek için çalışma başlatıldı.  

İlçede bulunan bir havai fişek fabrikasında henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı patlama meydana geldi. Patlamanın ardından fabrikada yangın çıkarken, ihbar üzerine bölgeye itfaiye, polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Jandarma ve polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri de patlamanın ardından çıkan yangına müdahale etti.

Gelen bilgilere göre 1 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi de yaralandı, çıkan yangının ise kontrol altına alındığı bildirildi
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.