logo
28 EYLÜL 2026

Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Afyonkarahisar'da düzenlenen geleneksel Yaz Gençlik Kampı’nın kapanışında Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve gençlik krizine dikkat çekti. “Bağımsız Türkiye’nin adresi BTP’dir” diyen Baş, partinin üye sayısını 6 ayda yüzde 263 artırarak rekor kırdığını açıkladı. Baş, yeni hedefin 120 bin üye olduğunu söyledi

05.07.2026 15:11:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'
Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'
Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) bu yıl Afyon'da yapılan ve 3 gün süren geleneksel Yaz Gençlik Kampı Genel Başkan Hüseyin Baş'ın kapanış konuşmasıyla sona erdi. Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 1.500 teşkilat mensubu ve gencin katıldığı kampta eğitim seminerleri, teşkilat toplantıları, meslek grubu çalışmaları, yarışmalar ve gençlik şöleni gerçekleştirildi.

Kapanış programında önce kamp boyunca yapılan yarışmalarda ve eğitim programlarında dereceye girenlere tek tek ödülleri verildi. BTP İstanbul Gençlik kollarında görev yapan ve geçtiğimiz günlerde Gençler Avrupa Motokros şampiyonu olan Hasan Hüseyin Baş'a özel ödülü BTP lideri Hüseyin Baş verdi. BTP lideri aynı zamanda yeğeni olan şampiyon yarışçıyı öperek kutladı. Daha sonra kampın kapanış konuşmasını yapan Hüseyin Baş gençlik kamplarının 25 yıllık bir BTP geleneği olduğunu ifade ederek, şu ifadeleri kullandı:






"Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir"

Üç gün boyunca aynı sofrayı paylaştık, aynı havayı teneffüs ettik, aynı idealleri konuştuk, aynı heyecanı yaşadık. Burada bir kez daha gördük ki bizi bir araya getiren çok güçlü bir ortak paydamız var. Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir. Bizim ortak paydamız; bu millete hizmet etme aşkıdır. Bizim ortak paydamız; daha güçlü, daha adil, daha müreffeh bir Türkiye hayalidir.

Bizim bir hayalimiz var; hayalimiz Mustafa Kemal'in hayalidir, hayalimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın hayalidir. Bu hayal ekonomiden dış politikaya, spordan eğitime her alanda gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye hayalidir.

"Bu kamplar yarının kadrolarının yetiştiği bir mekteptir"

Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Burada dostluklar kurulur, kardeşlikler güçlenir, fikirler üretilir, Türkiye'nin meseleleri konuşulur ve gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası.






"Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir"

Bugün Türkiye'nin en büyük meselesi gençlik meselesidir. Çünkü bir ülkenin geleceği gençlerine verdiği değer kadar güçlüdür. Peki bugün Türk gençliği ne hissediyor? Kaygılı, endişeli… Geleceğinden emin değil. Üniversiteyi bitiriyor, iş bulamıyor. Çalışıyor, geçinemiyor. Evlenmek istiyor, yuva kuramıyor. Hayal kurmak istiyor, ekonomik gerçekler buna izin vermiyor.

En acısı da şu: Bu ülkenin gençleri artık "Nasıl daha iyi bir Türkiye kurarız?" sorusunu değil, "Bu ülkeden nasıl giderim?" sorusunu konuşuyor. Bir ülke için bundan daha büyük bir alarm olabilir mi?

Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir. İşte bizim bütün mücadelemiz bunun içindir. Gençler bu ülkeyi terk etmesin diye… Hayallerini başka ülkelerde değil, kendi vatanlarında kursunlar diye… Bu topraklara yeniden umut gelsin diye mücadele ediyoruz.

"Böyle bir demokrasi olmaz!"

İnsanlar artık siyaset kurumuna güvenmiyor. Milletvekilleri partiler arasında dolaşıyor. Belediye başkanları seçildikleri partiden baskıyla, tehditle iktidar partisine geçmek zorunda kalıyor. Partiler dışarıdan müdahalelerle bölünüyor, seçilmiş yöneticiler tartışmalı kararlarla yerinden ediliyor, görevi iktidarı iktidarda tutmak olanlar yeniden ve sözde yeni umut olarak koltuk sahibi yapılıyor.

Böyle bir demokrasi olmaz!






"Bizim fikrimiz de, rüyamız da sadece ve sadece bağımsız Türkiye!"

Türkiye'de ne yazık ki iktidar ayrı, muhalefet ayrı görünse de millet artık kimin neyi temsil ettiğini anlayamıyor. Şu açıktır iktidar da muhalefet de aynı yerden kurgulanıyor! Siyaset çözüm üretmeyi bıraktı. Siyaset milletin derdiyle dertlenmeyi bıraktı. Siyaset büyük hedefler ortaya koymayı bıraktı.

İşte bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi'nin önemi daha da artıyor. Biz makam için kurulmuş bir hareket değiliz. Biz günü kurtarmak için kurulmuş bir parti değiliz. Biz bir dava hareketiyiz. Biz kuvayi milliye ruhuyla yola çıkmış Türkiye sevdalılarıyız.  Bizim zikrimiz de, fikrimiz de, rüyamız da Türkiye, sadece ve sadece bağımsız Türkiye! Biz bu milletin yeniden ayağa kalkmasının adresiyiz.

"Türkiye planlı bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur"

Bu ülke tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizin içinde. Ancak buna bir kriz demek doğru değildir. Türkiye bilerek, isteyerek, planlı, ustaca organize edilmiş bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur. Eğer cumhuriyetimizim kazanımı olan fabrikalarımız yok pahasına satılmasaydı, eğer madenlerimiz yabancıya yandaşa peşkeş çekilmeseydi, eğer hazine garantili projelerle kaynaklar belli çevrelere akıtılmasaydı, ülke faiz batağına saplanmasaydı elbette bugün yaşadığımız sıkıntıları yaşamayacaktık. Tüm bunlar bilinçli bir şekilde yapıldı, Avrupa Birliği istedi diye yapıldı, ABD istedi diye yapıldı. Neden ? Çünkü Türk milleti geçim derdiyle esir alınmak istendi ve başardılar.

Çünkü Türk milleti günlük sıkıntılardan başımız kaldırıp etrafına bakamasın 'neler oluyor.2 diye sorgulamaya fırsat bulamasın istendi ve bunu başardılar.






"Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır"

Gelinen noktada Türkiye'nin köklü bir değişime ihtiyacı vardır. Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır. Çünkü Milli Ekonomi Modeli yalnızca bir ekonomi tezi değildir. Milli Ekonomi Modeli, insanı merkeze alan bir kalkınma modelidir. Milli Ekonomi Modeli, paylaşımın, üretimin ve sosyal devletin adıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünyaya kabul ettirdiği Milli Ekonomi Modeli bağımsızlığın adıdır. Haydar Baş " Milli Ekonomi Modeli ve Milli paralarla ticaret" dedi ve dünya değişti.

ABD'nin ikinci dünya savaşından sonra kurduğu dolar imparatorluğu işte bizim modelimizin "Milli paralarla ticaret" formülüyle yerle bir oldu.

"Türkiye kendi senaryosunu yazmak zorundadır"

Dünya yeni bir döneme girmiştir. Yeni bir düzen kurulmaktadır. Ve bu yeni düzende güçlü olmayan ülkelerin yaşama şansı giderek azalmaktadır. Böyle bir dönemde Türkiye'nin başkalarının senaryolarında figüran olma lüksü yoktur. Türkiye kendi senaryosunu yazmak zorundadır.

Kendi ekonomisini kurmak zorundadır. Kendi dış politikasını üretmek zorundadır.

Kendi savunmasını güçlendirmek zorundadır. Kendi kaynaklarına sahip çıkmak zorundadır.






"BTP, üye sayısını en çok artıran parti oldu"

Kapanış konuşmasının sonunda partinin üye çalışmalarına da değinen Hüseyin Baş, Yargıtay verilerine göre BTP'nin son altı ayda üye sayısını en fazla artıran siyasi parti olduğunu açıkladı.

Baş, "Bağımsız Türkiye Partisi üye sayısını yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. Üye sayımız 14 bin 450'den 52 bin 525'e yükseldi. Tüm teşkilatlarımız büyük bir performans ortaya koydu ancak bu bize yetmez.  Yeni hedefimiz 120 bin üye. Daha çok çalışacağız, daha çok insana ulaşacağız ve Bağımsız Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"İstikbal Biziz… Biz Geleceğiz!"

Konuşmasını "İstikbal Biziz… Biz Geleceğiz!" sözleriyle tamamlayan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kampın hazırlanmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu

Eskişehir'de bir okulun yanındaki çöp konteynırda meydana gelen patlamalar ile ilgili polis çalışma yaptı. Patlamanın özel okul tarafından çöpe atılan kimyasal maddelerden kaynaklı olduğu tespit edildi

23.09.2026 12:27:00
İHA
 
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi Tayfun Sokak üzerinde bulunan bir çöp konteynerinde peş peşe patlamalar meydana geldi. Konteynerden yükselen sesleri ve dumanı, hemen sokak yanında yer alan Adalet İlkokulu yetkilileri fark etti. Durumun vakit kaybedilmeden emniyet güçlerine ihbar edilmesi üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi.






Olay yerinde ve çevrede güvenlik önlemi alan ekiplerin yaptığı incelemelerde, patlamaya yakındaki bir özel okulun fen laboratuvarındaki deneylerde kullanılan kimyasal maddelerin çöpe bilinçsizce atılmasının neden olduğu tespit edildi. Kimyasalların tepkimeye girmesiyle yaşanan olayda şans eseri yaralanan olmazken, çevrede kısa süreli panik yaşandı.








Sorumsuzluk nedeniyle tehlikeye yol açan özel okul yönetimi hakkında polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.