İlk Kıblemiz basılırken saraylarınızda nasıl uyuyorsunuz?
Mescid-i Aksa'da yaşanan bu son ihlal, sadece Filistinlilerin egemenlik haklarına değil, aynı zamanda tüm İslam dünyasının onuruna ve mukaddesatına indirilmiş açık bir darbedir
Haber Merkezi





İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğindeki binlerce yerleşimcinin, işgal güçlerinin koruması altında harem-i şerife girmesi, bölgedeki statükoyu tamamen ortadan kaldırma girişiminin en pervasız adımlarından biridir.
Kudüs'te Devlet Eliyle Yürütülen Provokasyon

Olayın gelişimi sahadaki tehlikeli tırmanışı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Itamar Ben-Gvir, resmi sıfatıyla Mescid-i Aksa'ya girerek ihlalleri kurumsal düzeyde meşrulaştırmaya çalışmıştır.
Tişa BeAv bahanesiyle 2 bin 300'ü aşkın radikal yerleşimci, kutsal mekana adeta gövde gösterisi yaparak giriş yapmıştır. Bu süreçte İsrail güçleri Müslümanların ibadet özgürlüğünü açıkça gasp etmiş, içeriye girişleri engellerken sivillere fiziki şiddet uygulamış ve öğrencileri geri çevirmiştir.
Kudüs Valiliği'nin de belirttiği üzere, bu adım kutsal mekanların tarihi statüsünü değiştirmeyi amaçlayan çok ciddi bir provokasyondur.
İslam Dünyasının Derin Sessizliği ve Acziyeti
Bu açık provokasyon karşısında küresel Müslüman kamuoyunun ve İslam ülkelerinin sergilediği tutum, ne yazık ki köklü bir acziyet ve eylemsizlik barındırmaktadır. İslam iş birliği mekanizmaları ve bölge devletleri, her krizde olduğu gibi yine kağıt üzerinde kalan ve İsrail üzerinde hiçbir caydırıcılığı olmayan diplomatik kınama mesajlarının ötesine geçememiştir.
Bazı İslam ülkelerinin İsrail ile yürüttüğü ekonomik, askeri ve siyasi ilişkiler, Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın "kırmızı çizgi" olma niteliğini fiilen ortadan kaldırmış, ticari çıkarlar mukaddesatın önüne geçmiştir.
Stratejik Parçalanmışlık ve Yaptırım Eksikliği
Yaklaşık 2 milyarlık nüfusa ve devasa ekonomik kaynaklara sahip olan İslam dünyası, kendi iç çatışmaları ve vizyonsuzluğu nedeniyle ortak bir Kudüs politikası üretememektedir. İsrail'in bu sınır tanımaz adımlarına rağmen elçilerin çekilmesi, ekonomik yaptırımlar uygulanması veya enerji kartının masaya konulması gibi somut hamleler hiçbir zaman gündeme dahi getirilmemektedir.
Kınama Terminolojisinin Sonu ve Somut Adım Zorunluluğu
Mescid-i Aksa, yalnızca Filistin halkının değil, tüm Müslümanların ortak mirası ve ilk kıblesidir. İslam dünyası bu derin sessizliğini, samimiyetsizliğini ve parçalanmışlığını sürdürdüğü müddetçe, İsrail'in işgal politikasını genişletme ve kutsal mekanları tamamen ele geçirme cüreti artarak devam edecektir. Artık içi boş kınama terminolojisinin hükmü kalmamış, somut ve caydırıcı adımların atılması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.









































































