İmamoğlu’na savunmasındaki sözünden dolayı soruşturma
Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasında savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu hakkında, yargı mensuplarına yönelik ifadeleri nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatıldı
Haber Merkezi





Ancak soruşturma, Türkiye'de siyasiler ile yargı arasındaki gerilimin yanı sıra, kamu görevlilerine yönelik ifadelerde eşitlik ve tutarlılık tartışmasını da beraberinde getirdi.
İmamoğlu'nun sözleri soruşturma konusu olurken, kendisi hakkında iktidar cephesinden geçmişte dile getirilen ağır siyasi suçlamalar karşısında da aynı hukuki hassasiyetin gösterilip gösterilmediği sorusu gündeme geliyor.
"147 KEZ DENETLENDİK, HİÇ ŞİKÂYET ETMEDİK"
Davanın ikinci duruşmasının 35. gününde savunma yapan İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi dönemindeki denetimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İmamoğlu, önceki beş yılda beş kez Sayıştay denetiminden geçen iştiraklerin kendi dönemlerinde 82 kez denetlendiğini, savcılık soruşturmalarının da 26 kez gerçekleştiğini söyledi. Toplamda kurumların 147 kez denetlendiğini belirten İmamoğlu, bu süreçlerden şikâyetçi olmadıklarını savundu.
İmamoğlu, söz konusu denetimlerde kamu zararının tespit edilmediğini ileri sürerek hakkındaki suçlamalara itiraz etti.
"KİMİN CEBİNE PARA GİRDİ, KİM ZENGİNLEŞTİ?"
İddianamede yer alan 155 eylemin 69'unun rüşvet ve irtikap suçlamalarından oluştuğunu söyleyen İmamoğlu, suçlamaların somutlaştırılması gerektiğini savundu.
"Rüşvet dediler, peki kimin cebine para girdi, kim zenginleşti? Yok. Hangi para, hangi hesaba gitti? Yok" diyen İmamoğlu; kreş, okul, cami, yurt, spor tesisi, otopark, cemevi ve restore edilen tarihî yapıların İstanbul halkına kaldığını ifade etti.
Cebeci Maden Sahası'na yapılan kaçak hafriyat dökümleriyle ilgili suçlamaları da reddeden İmamoğlu, maden ruhsatı ve döküm izninin İBB tarafından verilmediğini belirtti.
Bu açıklamalar İmamoğlu'nun savunmasındaki iddialarını yansıtıyor. Suçlamaların ve savunmanın doğruluğu ise yargılama sonucunda değerlendirilecek.
SİYASETTE AĞIR SÖZLER, HUKUKTA FARKLI ÖLÇÜLER Mİ?
İmamoğlu'nun savunmasının ardından soruşturma başlatılması, siyasi söylem ile yargısal süreçler arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açtı.
İktidar mensuplarının ve kamu görevlilerinin siyasi rakipleri hakkında kullandıkları ifadeler de kamuoyunda zaman zaman sert tartışmalara neden oluyor. Bu nedenle yalnızca muhalefet temsilcilerinin değil, iktidar temsilcilerinin açıklamalarının da hangi hukuki ölçütlerle değerlendirildiği önem taşıyor.
Buradaki temel mesele, bir siyasetçinin yargı mensuplarını eleştirme hakkının sınırsız olup olmadığı kadar, benzer nitelikteki ifadeler karşısında hukuk mekanizmasının herkese aynı ölçütlerle yaklaşıp yaklaşmadığıdır.
Elbette her açıklamanın bağlamı, muhatabı ve hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir. Bir siyasetçinin sert açıklama yapmış olması tek başına suç işlendiğini göstermediği gibi, hakkında soruşturma açılması da suçun kesinleştiği anlamına gelmez.
YARGI BAĞIMSIZLIĞI KADAR EŞİTLİK DE ÖNEMLİ
Hukuk devletinde yargı mensuplarının görevlerini baskı ve tehdit altında kalmadan yürütmesi temel ilkelerden biridir. Aynı şekilde siyasetçilerin eleştiri ve savunma haklarının korunması da demokratik düzenin gereğidir.
Bu iki ilke birbirinin karşıtı değildir. Yargı mensuplarına yönelik hakaret iddiaları incelenirken, siyasi eleştirinin suç sayılmaması; farklı siyasi tarafların açıklamalarının da aynı hukuki ölçütlerle değerlendirilmesi gerekir.
Kamuoyunun yanıt beklediği soru şu: İmamoğlu'nun savunmasındaki hangi ifadeler suç şüphesi doğurdu ve iktidar cephesinden gelen benzer nitelikteki açıklamalar hangi ölçütlerle değerlendirildi?








































































