logo
16 EKİM 2026

Megakent sular altında: İklim krizinin ve betonlaşmanın acı faturası

16.10.2026 00:00:00 / Güncelleme: 16.10.2026 01:02:30
 

İstanbul ve Kocaeli başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan şiddetli sağanak yağışlar, bölgede büyük bir felakete dönüşmüş durumda.

Yaşanan olağanüstü yağışların ardından İstanbul ve Kocaeli'de okullar perşembe ve cuma günleri tatil edilirken, megakentin son 84 yılın en yüksek yağış miktarını kaydettiği açıklandı. 

Sağanak yağışın ilk vurduğu gün olan çarşamba günü meteoroloji ve AKOM'un önceden uyarılarına rağmen neden okullar tatil edilmedi sorusu da cevap bekliyor.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin paylaştığı verilere göre, İstanbul'da metrekareye düşen yağış miktarı yer yer 272 kilograma kadar ulaştı. 

Doğal afetlerin ve iklim krizinin etkilerinin hissedildiği bu süreçte, afetin bilançosu her geçen saat daha da ağırlaşıyor.

İçişleri Bakanlığı, uyarı verilen illerden toplam 9 bin 588 ihbar alındığını ve bu ihbarların 8 bin 815'inin doğrudan İstanbul'dan yapıldığını bildirdi.

Şehrin genelinde binden fazla noktada su baskını meydana gelirken, yollar adeta göle döndü; sürüklendiği görülen araçlar ve mahsur kalan yüzlerce vatandaş, arama kurtarma ekiplerinin yoğun çabalarıyla tahliye edilmeye çalışıldı. 

Ne yazık ki felaket, can kayıplarını da beraberinde getirdi. 

Avrupa Yakası'nı felç eden afet sonucunda dört vatandaşımız hayatını kaybetti, dört kişiyi arama ve kurtarma çalışmaları ise kesintisiz olarak devam ediyor. 

İstanbul Valisi Davut Gül, perşembe günü yaptığı açıklamada toprağın doyuma ulaştığına dikkat çekerek yağışların 2-3 gün daha sürebileceğini ifade etti ve vatandaşlara zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları yönünde hayati uyarılarda bulundu.

Yürek burkan ayrıntılar ve şehrin farklı noktalarındaki dehşet

İstanbul'un dört bir yanından gelen haberler, yaşanan felaketin boyutunu ve bireysel trajedileri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Fatih'in Balat Mahallesi'ndeki Çukurbostan Parkı'nda yürüyen 14 yaşındaki Mahmut Işıldak, su birikintisine bastığı anda elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi. Hafız olduğu öğrenilen küçük Mahmut'un, yeni ayakkabıları ıslanmasın diye onları çıkarıp yalın ayak yürüdüğü bilgisi yürekleri dağladı. 

Babasını altı ay önce kaybeden ve beş kardeşi bulunan Işıldak'ın cenazesinin Düzce'de toprağa verileceği bildirildi.

Felaketin bir diğer acı adresi ise Kağıthane oldu. Sadabad mevkisinde, derenin kenarındaki köprü ayağına takılmış 40'lı yaşlarda bir erkeğe ait cansız beden bulundu.

İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada, şahsın kimlik tespit çalışmalarının sürdüğü belirtilirken, hayatını kaybeden kişinin Ayazağa'da sel sularına kapılarak sürüklendiği değerlendiriliyor.

Özellikle Avrupa Yakası'nda Sarıyer, Kağıthane ve Eyüpsultan ilçelerinde hayat tamamen durma noktasına geldi. 

Bu ilçeleri birbirine bağlayan Cendere yolunda fabrikaların bulunduğu alan sular altında kaldı, su yüksekliğinin 2-3 metreye ulaşması nedeniyle onlarca işçi koğuşlarda ve yüksek noktalarda mahsur kaldı. 

İş makineleri ve traktörler yardımıyla kurtarılan işçiler, derenin taşmasıyla dışarı çıkamaz hale geldiklerini aktardı. 

Kağıthane Deresi'nin taşması sonucu tarihi Sadabad Cami (Aziziye Cami) ve çevresindeki yapılar da sular altında kalarak zabıta ekiplerince giriş çıkışlara kapatıldı.

Süper El Nino mu, yerel şartlar mı? Yağışın meteorolojik boyutu

Afetin ardından akıllara gelen en önemli sorulardan biri, küresel iklim olaylarının bu denli ekstrem bir yağıştaki payı oldu. 

Meteoroloji Mühendisi Dr. Güven Özdemir, kamuoyunda sıkça tartışılan "Süper El Nino" etkisine ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. 

Özdemir, Ekvatoral Pasifik'teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının artmasıyla gelişen El Niño'nun Türkiye ve Avrupa üzerinde doğrudan bir etkisinin olamayacağını vurguladı.

El Nino, Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kısımlarındaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden daha fazla ısınmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim olayı. Dünya genelinde sıcaklık ortalamalarını yükseliyor ve daha sık, daha şiddetli sıcak hava dalgalarını tetikliyor; bazı bölgelerde yıkıcı sellere sebep oluyor.

Dr. Güven Özdemir'e göre; Türkiye'deki iklim ve hava olayları üzerindeki etkiler dolaylıdır ve atmosferik dolaşımın diğer bileşenleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Nemli havanın hızla yükselmesi ve aynı bölge üzerinde art arda oluşan yağış hücrelerinin bulunması, çok kısa zaman dilimlerinde olağanüstü miktarlarda yağışın belirli bölgelere düşmesine neden olmaktadır. 

Öte yandan Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve AKOM, cuma ve cumartesi günleri için yeni uyarılarda bulunarak, kent genelinde sıcaklıkların 15 derece civarına düşeceğini, Balkanlar üzerinden gelecek yeni soğuk ve yağışlı sistemle birlikte cumartesi günü metrekareye 60 kilograma kadar yeni yağış düşebileceğini duyurdu.

Felaketin asıl sorumlusu; kontrolsüz betonlaşma ve altyapı eksikliği

Aşırı yağışların bir doğa olayı olmasının ötesinde can ve mal kaybına yol açan yıkıcı bir afete dönüşmesinin arkasındaki asıl neden, şehirlerin mekânsal planlamasındaki ve altyapısındaki kronik sorunlardır. 

Geçmişte Kastamonu Bozkurt, Giresun ve İstanbul Basın Ekspres yolu ile Başakşehir'de yaşanan felaketlerde olduğu gibi; İstanbul, Sakarya, Düzce ve Kocaeli hattını vuran son yağışlar da bilimden uzak kentleşme politikalarının ağır sonuçlarını bir kez daha ortaya koymuştur.

Dr. Güven Özdemir, İstanbul'daki su baskınlarının şiddetini artıran en temel yerel faktörün betonlaşma olduğunu açıkça belirtmektedir. Özetle aktaralım:

• Geçmişte yağmur suyunun toprağa sızabildiği birçok alan bugün yollar, otoparklar, binalar ve beton yüzeylerle kaplanmıştır. Bu durum suyun toprakla buluşmasını engelleyerek yüzey akışını aşırı derecede hızlandırmaktadır.

• Toprağa sızamayan su, kısa sürede mevcut drenaj ve kanalizasyon sistemlerine yönelmekte; altyapı kapasitesinin aşılmasıyla birlikte su baskınları kaçınılmaz hale gelmektedir. 

• Özellikle dere yataklarının daraltılması, yapılaşma baskısı altında kalması, alt geçitlerin ve düşük kotlu alanlar ile bodrum katların kontrolsüz kullanımı risk seviyesini katlamaktadır.

• Gelinen noktada asıl mesele, altyapı sistemlerinin yerel risk haritalarıyla, etkili iletişim ağlarıyla ve önceden planlanmış müdahale süreçleriyle ne kadar bütünleştirilebildiğidir. Erken uyarı sistemlerinin başarısı yalnızca uyarının kaç kişiye ulaştığıyla değil, afete dönüşebilecek süreçler öncesinde kaç kişinin güvenliğinin sağlandığıyla ölçülür.

İstanbul ve çevresinin ve de diğer şehirlerimizin radikal kentleşme politikalarını gözden geçirmesi, doğaya uyumlu altyapı çözümlerini hayata geçirmesi ve toprağı betonun esaretinden kurtarması hayati bir zorunluluktur.

Bu da kâr hırsını ön plana çıkartan ranta dayalı bir kapitalist ekonomi anlayışıyla değil, insan merkezli millete hizmet odaklı olan sosyal devleti hayata geçiren Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile mümkündür.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.