Muhalefet ver medya her gün yeni iddialar ve yeni sorular ile geliyor. İktidar partisi bir taraftan 'kimsenin yanına yaptığı kar kalmayacak, herkes bunun sonuçlarına katlanacak' gibi cümlelerle bir taraftan adalet vurgusu yapıyor diğer taraftan muhalefeti suçlamayı ihmal etmeyip, 'biz Türkiye'de temiz toplum ve temiz siyasetin öncüsü, adresi ve merkeziyiz' sözleriyle de öne çıkmayı ihmal etmiyor.
Sahaya bakıyorsun! Yargı, muhalefet belediyelerine karşı takındığı tavrı ismi geçen AKP'nin ağır toplarına karşı takınamıyor.
TBMM'de komisyon kurulması engelleniyor. Listelerden bahsediliyor. Muhalif olanların masumiyetini akla getirmeyenler şimdi 'masumiyet karinesi' başlığına sığınarak listeleri açıklamıyorlar.
Şimdiler de 'kimlerin ne kadar vurgun yaptığı' sorusu değil bu vurguncuların (siyasetçi-bürokratların) vurgun için o paraları nereden buldukları sorusu var. İntihar edenler var.
Dahası bu konularda haber yapanları hemen içeri alıyorlar.
Mahkeme-i Kübra
Bu süreçte Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'dan da dikkat çeken vurgular geldi.
3 vurgusu aslında geldiğimiz noktanın ve iktidarın özeti mahiyeti ve de büyük tablonun anahtarı idi.
1- 'Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur.'
2- 'Yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşırız. Devletin ve milletin malına el uzatanlarla işimiz olmaz.'
3- 'Milletin hakkına girenler, haksız kazanç sağlayanlar bunun hesabını hem bu dünyada Türk mahkemelerine hem de Mahkeme-i Kübra'da Yaratana verecektir'.
Faiz vurgunu
Selçuk Geçen Yeniçağ'daki köşesinde şöyle yazdı:
'Şaka değil; 2026'nın ilk dokuz ayında, 2025'in tamamından daha fazla faiz ödedik.
Ocak–Eylül dönemi faiz ödemesi 2 trilyon 188 milyar lirayı buldu.
Çok daha dramatik olan ise yıllara göre artış.
Bakın; Hazine'nin 2022 yılı toplam faiz ödemesi 287 milyar liraydı.
2023'te 565 milyara çıktı.
2024'te 1,18 trilyona fırladı.
2025'te 2 trilyona dayandı.
2026 ilk dokuz ayda ise tam 2,19 trilyon lirayı gördü."
Bizler yıllardır bu talanı, vurgunu, sömürüyü ortaya koyup, 'bu yoldan dönün, Milli Ekonomi Modeli ile hem kendinizi, hem de ülkemizi kurtarın' diye çağrıda bulunuyoruz.
Dinlemediler. 24 yılda 61 trilyon faiz baronlarına para verdiler.
Nasıl verdiler?
Milletin fabrikalarını satarak verdiler.
Milletin limanlarını, işletmelerini, devasa kurumlarını satarak verdiler.
Milletin madenlerini satarak verdiler.
Milletin ormanlarını, topraklarını satarak verdiler.
Milletin alın terine koydukları vergileri tahsil ederek verdiler.
Faiz haksız kazanç değil midir?
Faize teslim olanlar ve faizcileri besleyenler Mahkeme-i Kübra'da Yaratana hesap vermeyecek midir?
Bu tablo kimin eseri
Diyanet İşleri Başkanlığını İslam adına görev yapan kadrosu 150 bini aşkın. Emeklilerle beraber bu sayı 400 binlere çıkıyor.
Ülkemizde 100'den fazla İlahiyat ve İslami İlimler Fakültesi var. Binlerce öğretim görevlisi ve 200 binden fazla öğrenci var. İmam Hatiplerde yarım milyon evladımız okuyor.
Sosyal medya ve ekranlar hacı-hoca kaynıyor.
İktidarda ise kendilerine İslam'ı referans ettiklerini iddia eden AKP var.
Ama ülkede ateizm, deizm patlamış. Sapıklık, fuhuş, faiz patlamış.
Yolsuzluk, torpil, rüşvet, adam kayırma, cinayet, gasp patlamış.
Mezhepçiler ve etnik kimlikçiler el üstünde tutulur hale gelmiş…
Herkesin Mahkeme-i Kübra'yı düşünerek, kendi muhasebesini yapması gerekmez mi?
Sahaya bakıyorsun! Yargı, muhalefet belediyelerine karşı takındığı tavrı ismi geçen AKP'nin ağır toplarına karşı takınamıyor.
TBMM'de komisyon kurulması engelleniyor. Listelerden bahsediliyor. Muhalif olanların masumiyetini akla getirmeyenler şimdi 'masumiyet karinesi' başlığına sığınarak listeleri açıklamıyorlar.
Şimdiler de 'kimlerin ne kadar vurgun yaptığı' sorusu değil bu vurguncuların (siyasetçi-bürokratların) vurgun için o paraları nereden buldukları sorusu var. İntihar edenler var.
Dahası bu konularda haber yapanları hemen içeri alıyorlar.
Mahkeme-i Kübra
Bu süreçte Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'dan da dikkat çeken vurgular geldi.
3 vurgusu aslında geldiğimiz noktanın ve iktidarın özeti mahiyeti ve de büyük tablonun anahtarı idi.
1- 'Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur.'
2- 'Yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşırız. Devletin ve milletin malına el uzatanlarla işimiz olmaz.'
3- 'Milletin hakkına girenler, haksız kazanç sağlayanlar bunun hesabını hem bu dünyada Türk mahkemelerine hem de Mahkeme-i Kübra'da Yaratana verecektir'.
Faiz vurgunu
Selçuk Geçen Yeniçağ'daki köşesinde şöyle yazdı:
'Şaka değil; 2026'nın ilk dokuz ayında, 2025'in tamamından daha fazla faiz ödedik.
Ocak–Eylül dönemi faiz ödemesi 2 trilyon 188 milyar lirayı buldu.
Çok daha dramatik olan ise yıllara göre artış.
Bakın; Hazine'nin 2022 yılı toplam faiz ödemesi 287 milyar liraydı.
2023'te 565 milyara çıktı.
2024'te 1,18 trilyona fırladı.
2025'te 2 trilyona dayandı.
2026 ilk dokuz ayda ise tam 2,19 trilyon lirayı gördü."
Bizler yıllardır bu talanı, vurgunu, sömürüyü ortaya koyup, 'bu yoldan dönün, Milli Ekonomi Modeli ile hem kendinizi, hem de ülkemizi kurtarın' diye çağrıda bulunuyoruz.
Dinlemediler. 24 yılda 61 trilyon faiz baronlarına para verdiler.
Nasıl verdiler?
Milletin fabrikalarını satarak verdiler.
Milletin limanlarını, işletmelerini, devasa kurumlarını satarak verdiler.
Milletin madenlerini satarak verdiler.
Milletin ormanlarını, topraklarını satarak verdiler.
Milletin alın terine koydukları vergileri tahsil ederek verdiler.
Faiz haksız kazanç değil midir?
Faize teslim olanlar ve faizcileri besleyenler Mahkeme-i Kübra'da Yaratana hesap vermeyecek midir?
Bu tablo kimin eseri
Diyanet İşleri Başkanlığını İslam adına görev yapan kadrosu 150 bini aşkın. Emeklilerle beraber bu sayı 400 binlere çıkıyor.
Ülkemizde 100'den fazla İlahiyat ve İslami İlimler Fakültesi var. Binlerce öğretim görevlisi ve 200 binden fazla öğrenci var. İmam Hatiplerde yarım milyon evladımız okuyor.
Sosyal medya ve ekranlar hacı-hoca kaynıyor.
İktidarda ise kendilerine İslam'ı referans ettiklerini iddia eden AKP var.
Ama ülkede ateizm, deizm patlamış. Sapıklık, fuhuş, faiz patlamış.
Yolsuzluk, torpil, rüşvet, adam kayırma, cinayet, gasp patlamış.
Mezhepçiler ve etnik kimlikçiler el üstünde tutulur hale gelmiş…
Herkesin Mahkeme-i Kübra'yı düşünerek, kendi muhasebesini yapması gerekmez mi?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Foncular, faizciler ve Mahkeme-i Kübra / 16.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026
- Fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir / 10.10.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- Husiler ne kadar da güçlüymüş! / 15.10.2026
- AKP’nin, Yemen politikası / 13.10.2026
- İktidarın mı dediği olacak yoksa Kandil’in mi? / 12.10.2026
- Erdoğan’a darbe iddiaları ve Gazi Meclisimiz / 11.10.2026
- Fakirlik övülecek bir sosyal düzen değildir / 10.10.2026
- Mal ile imtihan... Ümmet ve millet çobansız / 09.10.2026
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026






















































