logo
10 EKİM 2026

İnsanlara Allah’ı unutturdular

10.10.2026 00:00:00
 
Gerçi başlığı attık ama inanan kimse kalmış mı ki okusun veya okusun da dikkate alsın. Artık Allah c.c., Hz. Muhammed s.a.a. ve din, birçok insanın önceliği olmaktan çıktı. Bu değerler göz ardı edildiği gibi, samimi Müslümanlara dahi bazı çevreler tarafından basiret yoksunu gözüyle bakılıp alay ediliyor. Neden böyle oldu bu insanlar hiç düşündünüz mü? İnsan kendini unuttu. Dünyaya neden gönderildiğini ve kimin yaratıp gönderdiğini unuttu. Unuttu diyorum aslında unutturuldu ve yeniden hatırlamasına da fırsat verilmeyerek engelleniyor.

Allah c.c. "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat 56) buyuruyor. İnsanın dünyada oluş gayesi Allah'a olan kulluğunu ispat etmektir. Bu uğurda yaratılarak bir vesile ile dünyaya gönderilen insanı Allah c.c. bu dünya sahnesindeki nefsi ile olan mücadelede yalnız bırakmamış; insanlara Peygamberler, veliler ve kitaplar göndermiştir. Ancak insanlar nefislerine uyarak hakikatten uzaklaştılar. Tarih boyunca bu yanılgıya düşen, kendisine verilen nimetlere rağmen isyanı ve itaatsizliği alışkanlık haline getiren topluluklar olmuştur. İlahi uyarılara rağmen her defasında sözlerinden dönmüşlerdir. Sonrasında ise Hristiyan dünyası benzer bir yanılgının içine düşmüş, inanç esaslarını tahrif etmiştir.

Hristiyanlar ve Yahudiler tevhid inancından uzaklaşmışlardır. "Yahudiler dediler ki: Uzeyr Allah'ın oğludur. Hristiyanlar da dediler ki: Mesih Allah'ın oğludur. Bu, onların ağızlarında dolaşan sözlerdir ki, daha önce küfretmiş olanların sözüne benzetiyorlar. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar." (Tevbe 30)

"Onlar, Allah'ı bırakıp, hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i Rabb'ler edindiler. Oysa bunlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir." (Tevbe 31)

Bu iki zümre kendi inançlarındaki sapmalar nedeniyle, ihlaslı ve ahlaklı iman ehli insanlara karşı cephe almış, kitleleri kendi çizgilerine çekmek için her türlü yöntemi ve algı oyununu devreye sokmuştur. Dünyayı siyasi ve dini inançlar üzerinden mezheplere, tarikatlara, cemaatlere ve siyasi kamplara bölen bu anlayıştır.

Kendi fikirlerine hizmet eden figürleri insanların önüne rehber, hoca, akademisyen, ilim adamı, gazeteci, düşünür ve siyasi lider olarak çıkartarak kitlelerin bunlara itaat etmesini sağlamışlardır. Bugün dünyadaki birçok yönetim mekanizması bu küresel odakların etkisi altındadır. Siyonist odaklar, bu figürler vasıtasıyla insanlar ile Rablerinin arasını açtılar. Nasıl mı? Din adına konuşan bazı yapılar, akademisyenler ve siyasi oluşumlar, milli ve manevi duyguları istismar ederek insanları maksatlı olarak doğru istikametten kopardılar.

Aynı millet birbiriyle husumetli hale geldi, kimse kimseyle anlaşamıyor. Dini bir, imanı bir ama birbirine düşman. Siyasi sahnede kimisi dini, kimisi sosyalizmi, kimisi milliyetçiliği birer araç olarak kullandı. İnsanlara haktan, hukuktan bahsederek kendilerine bağlarlar. Ancak gücü eline alanlar, savundukları değerlerin tam tersi uygulamalara imza atarlar; inanç diyen inanca en büyük zararı verir, milliyetçilik diyen emanete hıyanet eder, sosyalist diyen kapitalistleri geride bırakır. 70 yıla yakındır süregelen bu toplumsal yozlaşma, milleti adım adım bu noktaya getirdi. Siyasete dini alet edenler, inancın içini boşalttılar. Kitleler artık adeta değerlerinin yerine siyasi liderlerin kararlarını koymaya başladı. İlahi ölçülere tamamen ters hareket edilse bile, 'Yahu onun bir bildiği var', 'Eğer bir usulsüzlük varsa bile bunu mukaddesat için yapıyordur, beka meselesidir' diyerek yanlışları savunmaya kalkıyorlar.

Sözde rehberlik iddiasındaki bazı şahıslar; cübbe, sarık ve sakalı birer ticari metaya dönüştürüp insanlara manevi kurtuluş garantisi vaat eden materyaller satıyor. İnsanlar da bu yapılara dahil olunca sorgusuz sualsiz cennete gideceği yanılgısına düşüyor. Kurumlarda, kurslarda çocuklara yönelik istismar vakaları yaşandığında yetkililer bunu münferit ilan edip geçiştiriyor. Din ve iman söylemleriyle yetki sahibi olanlar, çevreleriyle birlikte muazzam bir zenginliğe ulaşırken topluma sadece sabır telkin ediyor. Bunlara bakan toplumda ne inanç kalır ne itimat. İnsanların güvendiği tek şey güç, makam ve para haline geldi. Birçokları için öncelik Allah rızası değil, kişisel menfaattir. Tüm bu çelişkileri gören kitleler, "Eğer din buysa" diyerek deizme ve ateizme yöneliyorlar. Bu tablonun vebali, insanların imanıyla oynayan samimiyetsizlerde ve bu hakikati gördüğü halde susup toplumu uyarmayan herkestedir.

İslam dünyası olarak anılan coğrafyanın büyük kısmının yaşantı olarak İslam ile bir bağı kalmamıştır. Birkaçı hariç hepsi küresel şer odaklarının güdümüne girmiştir. Zulme karşı direnen Müslümanların değil, zalimlerin safında yer alıyorlar. İslam ülkesi addedilen topraklardaki üslerden kalkan uçaklar, diğer Müslümanları katlediyor. Bu vahşete her ne sebeple olursa olsun bahane üretenlerin sorumluluğu büyüktür. İnsanlar zannediyorlar ki sadece "Müslümanım" demekle bu sıfat kazanılıyor. İslam'ın ahlaki gereklerini yerine getirmeyen, gayriislami bir hayat süren ve zalimlere piyon olanlar bu hakikate eremezler.

Diğer yandan, bazı çevreler "Din Arapların dinidir" şeklinde asılsız söylemler yaymaya çalışıyor. Din; Allah'ın ve O'na ihlasla iman edenlerindir. İslam dini bir ırka veya kavme değil, tüm insanlığa gönderilmiştir. Bu sığ yaklaşımlarla insanları Allah'ın dininden soğutmaya çalışmayın. Allah'ın kullarına helal kıldığını ya da emrettiğini kısıtlamaya kalkmak, haddi aşmaktır ve inanç ilkelerine aykırıdır. Kendine Müslüman diyen bir kimse, bu olumsuz örneklere bakarak Allah'ın emirlerine sırt çevirmez. Şüphesiz bu mücadelede mutlak galip Allah'tır. "Allah: "Ben ve Resul'lerim kesinlikle galip geleceğiz." diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır." (Mücadele 21)

Siz Allah'tansa, kendi nefsinize daldınız ve bu sebeple ilahi rahmetten mahrum kaldınız. Hesap gününden sakının. "Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayınız! Onlar yoldan çıkanlardır." (Haşr 19)

Allah'ın dini bir oyun veya istismar aracı değildir. İlahi ölçülerle oynayanlar, er ya da geç ilahi adaletin tecellisiyle karşılaşırlar. Dünyada kendilerine bir zarar gelmediğini sananlar, aslında büyük bir yanılgı içindedirler. İlahi adalet, mühlet verir ama ihmal etmez. Tarih bu tür ibretlerle doludur.

- "Andolsun ki senden önce (gelmiş olan) resûller de alaya alındı. Kâfirlere mühlet verdim, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış (bakalım) benim cezalandırmam?" (Enam 10)

- "O, size Kitap'ta şunu indirmiştir: Allah'ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye dek, sakın onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz." (Nisa 140)

- "Çünkü siz Allah'ın âyetlerini alaya almış, dünya hayatı da sizi aldatmıştı. Bugün artık ne oradan çıkarılırlar, ne de mazeretleri kabul edilir." (Casiye 35)
 
Gökhan Demir / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.