Hacım, desteklediği iktidar partisi konusunda çok hassas, yakın çevresinde uzak çevresinde herhangi bir eleştiri duyunca hemen kulak kabartıyor ve anın da tepki veriyor, cevap yetiştirmeye çalışıyor.
Hacımın çok ince de bir taktiği var; kulak kabarttığı eleştiri eğer haklı ise ve mantıklı bir cevabı da yoksa tam o sırada hacım sağır oluyor, sağır rolü oynuyor.
“Tıka kulağını kimse duymasın” hesabı yani.
Durum vaziyet böyle olunca hacım son zamanlarda sağır rolü yapmaktan oldukça sıkılmış olmalı çünkü partisinin, işitip de cevabını verebileceği hiçbir icraatı yok ortalarda.
Memurlar bu günlerde ateş püskürüyor.
Libyalı isyancılara çuval işi var, Suriyeli isyancılara heybe işi var ama bu ülkenin vatandaşı, bu ülkenin memuru olan bizlere sıra gelince; “Yunanistan gibi oluruz ha…” sopası gösteriliyor.
Hacım işte tam bu sırada sağır rolü kesiyor, duysa ne diyecek, tartışmaya katılsa ne cevap verecek?
Adamın biri kesmiş gazeteden saklamış cebine, alın diyor Yeni mesaj gazetesinin 19 Mayıs 2012 tarihli nüshasında Av. Gülseren Aytaş’ın köşesinde şunlar yazıyor:
“Yabancılara karşılıksız taşınmaz edinme hakkı tanıyan 03.05.2012 tarih ve 6302 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2644 sayılı Kanunun 35/1 maddesi değiştirilmiş olup bu fıkranın son cümlesinde; “Bakanlar Kurulu kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı [otuz hektarı] iki katına kadar arttırmaya yetkilidir” denilmektedir. Böylece yabancı gerçek kişilere de mütekabiliyet şartı aranmaksızın “60 hektara kadar” alım yapma hakkı tanınmış olmaktadır.”
Bunu bana izah edecek biri var mı arkadaşlar?
Bu ne demek oluyor?
Avrupalı, Amerikalı beş kişilik zengin bir aile kişi başına 30 hektardan 150 hektar araziye konabilecek demek değil mi?
Bu miktarın Bakanlar Kurulu kararı ile iki katına çıkarılabileceği açık kapısı da var ortada.
Peki ne oluyoruz, bu hal neyin nesi, şehit mezarlarını gavur parasına satan bir iktidarla karşı karşıyayız, üstelik bunlar İslamcılık yaparak üç dönem seçimleri kazandılar. İçinizde iktidar partisinin her hangi bir kademesinde çalışan var mı, sormak istiyorum; İslam’ın hangi ilkesinde, Kur’an’ın hangi ayetinde vatan topraklarını ecnebilere dönüm dönüm satmaya ruhsat var?
Hacım, konuşulanlara kulak kabartıyor ama neredeyse oturduğu koltukta kaybolmak üzere.
Olsun pişmanlık da bir meziyettir, utanmak da bir fazilettir.
Kim bilir bakarsın uyanır ve doğruları savunmaya başlar.
Hacımın çok ince de bir taktiği var; kulak kabarttığı eleştiri eğer haklı ise ve mantıklı bir cevabı da yoksa tam o sırada hacım sağır oluyor, sağır rolü oynuyor.
“Tıka kulağını kimse duymasın” hesabı yani.
Durum vaziyet böyle olunca hacım son zamanlarda sağır rolü yapmaktan oldukça sıkılmış olmalı çünkü partisinin, işitip de cevabını verebileceği hiçbir icraatı yok ortalarda.
Memurlar bu günlerde ateş püskürüyor.
Libyalı isyancılara çuval işi var, Suriyeli isyancılara heybe işi var ama bu ülkenin vatandaşı, bu ülkenin memuru olan bizlere sıra gelince; “Yunanistan gibi oluruz ha…” sopası gösteriliyor.
Hacım işte tam bu sırada sağır rolü kesiyor, duysa ne diyecek, tartışmaya katılsa ne cevap verecek?
Adamın biri kesmiş gazeteden saklamış cebine, alın diyor Yeni mesaj gazetesinin 19 Mayıs 2012 tarihli nüshasında Av. Gülseren Aytaş’ın köşesinde şunlar yazıyor:
“Yabancılara karşılıksız taşınmaz edinme hakkı tanıyan 03.05.2012 tarih ve 6302 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2644 sayılı Kanunun 35/1 maddesi değiştirilmiş olup bu fıkranın son cümlesinde; “Bakanlar Kurulu kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı [otuz hektarı] iki katına kadar arttırmaya yetkilidir” denilmektedir. Böylece yabancı gerçek kişilere de mütekabiliyet şartı aranmaksızın “60 hektara kadar” alım yapma hakkı tanınmış olmaktadır.”
Bunu bana izah edecek biri var mı arkadaşlar?
Bu ne demek oluyor?
Avrupalı, Amerikalı beş kişilik zengin bir aile kişi başına 30 hektardan 150 hektar araziye konabilecek demek değil mi?
Bu miktarın Bakanlar Kurulu kararı ile iki katına çıkarılabileceği açık kapısı da var ortada.
Peki ne oluyoruz, bu hal neyin nesi, şehit mezarlarını gavur parasına satan bir iktidarla karşı karşıyayız, üstelik bunlar İslamcılık yaparak üç dönem seçimleri kazandılar. İçinizde iktidar partisinin her hangi bir kademesinde çalışan var mı, sormak istiyorum; İslam’ın hangi ilkesinde, Kur’an’ın hangi ayetinde vatan topraklarını ecnebilere dönüm dönüm satmaya ruhsat var?
Hacım, konuşulanlara kulak kabartıyor ama neredeyse oturduğu koltukta kaybolmak üzere.
Olsun pişmanlık da bir meziyettir, utanmak da bir fazilettir.
Kim bilir bakarsın uyanır ve doğruları savunmaya başlar.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026

























































