İslam’da hilafet meselesi -1-
Hz. Zeyneb, Kerbela faciasında İmam Hüseyin’in yanındaydı. Hz. Hüseyin Kerbela’nın şehidi, Hz. Zeyneb ise şahididir
18.08.2024 08:17:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Zeyneb, Kerbela faciasında İmam Hüseyin'in yanındaydı. Hz. Hüseyin Kerbela'nın şehidi, Hz. Zeyneb ise şahididir.
Faciadan sonra Ehl-i Beyt'ine sahip çıkmış, onların sığınağı ve dayanağı olmuştur.
Ehl-i Beyt'in hayatta kalan tek erkek ferdi İmam Zeynelâbidin'i defalarca kendini siper ederek ölümden kurtarmıştır.
Bazı kaynaklarda geçtiği üzere, Kerbela olayının ardından Ehl-i Beyt'ten erkek olarak sadece Hz. Hüseyin'in oğlu Zeynelâbidin, Ali, Muhammed Bâkır, Hz. Hasan'ın oğullarından Zeyd, Ömer ile Hasan-ı Müsenna ve bunların yanı sıra, Ukbe adlı bir köle hayatta kalmıştır.
Muhammed Kâzım el-Kazvinî, Hz. Zeyneb'in Kerbela'daki konumu hakkında şunları yazar:
"Kerbela'da Hz. İmam'ın yanında her şeye şahit olan hanımları olmasaydı, Ümeyyeoğulları'nı savunanlar, Emevîler'in İmam Hüseyin'in kanından berî olduklarını rahatlıkla iddia ve ilan edebilirlerdi. Hatta O'nun şehid edildiğini dahi inkar edebilirlerdi.
Hz. Hüseyin'in elim bir hastalıktan dolayı vefat ettiğini ya da Resûlullah'ın halifesine karşı direndiğini ve çaresiz kalan Müslümanların O'nu öldürmek zorunda kaldığı yalanını yayabilirlerdi.
Ümeyyeoğulları bu elem verici olayın üzerini örtebilecek ve hakikatlerin yayılmasını engelleyebilecek bir güce sahipti; olayın gün yüzüne çıkmaması için sahabenin ve Hâşimoğulları'nın üstünde baskı oluşturabilirlerdi. Dolayısıyla da bu mübarek kıyam hedefine ulaşmayabilirdi."
Bu tespit gayet doğrudur. Hz. Zeyneb'in Kerbela sırasında ve sonrasındaki süreçte yer alması, mevcut iktidarın olayı çarpıtmasına imkan bırakmamış ve bu büyük direnişin en doğru şekilde gelecek nesillere aktarılmasını temin etmiştir.
Hz. Hüseyin'in kıyamı asla dünyalık bir makam ve mevki isteğiyle değildir. O, bizzat Allah Resûlü tarafından Ehl-i Beyt evlatlarına bırakılan hilafet görevine sahip çıkmak ve zulmün karşısında boyun eğmenin asla caiz olmadığı konusunda ümmete bir delil olmak için kıyam etmiştir.
İslam'da hilafet meselesi
Resûlullah Efendimiz, Veda Haccı dönüşünde Gadir mevkiinde hac kafilesini durdurmuş ve onlara Gadir Hutbesi olarak bilinen meşhur hutbesini irad etmiştir.
Bu hutbede Allah Resûlü, İmam Ali'yi Kendinden sonraki imam ve halife olarak ilan etmiştir. Hutbenin yedi ayrı yerinde açık ve net olarak Allah'ın Resûlü, İmam Ali'nin Kendinden sonraki halife olduğunu söylemiştir.
Gadir-i Hum denilen mevkie vardığında, Cebrail gelerek, "Ey Muhammed! Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır" âyetini getirdi.
Bunun üzerine Resûlullah, Müslümanlardan önden gidenlerin geriye çağrılmasını, geride kalanların da orada toplanmasını emretti. O dönemde sahabenin toplam sayısı yüz bin kişi civarındaydı.
Orada bulunan taşları üst üste koydurdu. İnsanların daha iyi görebilmesi için onların üstüne çıktı. Ve Gadir-i Hum Hutbesi olarak bilinen meşhur hutbesini irad etti.
Bu hutbede Allah Resûlü, Hz. Ali'nin elini tutarak havaya kaldırmış ve hutbenin yedi ayrı yerinde açık ve net olarak İmam Ali'yi Kendinden sonraki halife ve imam olarak tayin ve ilan etmiştir. Bu ifadeler şunlardır:
"Ali b. Ebu Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir."
"Ey insanlar biliniz ki, Allah Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha Ali'ye itaat etmeyi farz kılmış, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır."
"Benden sonra da Ali, Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı O'ndan sonra da Allah ve Resûlü ile görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."
"Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır."
"İyi bilin ki, Mü'minlerin Emiri ancak Benim şu kardeşimdir. Mü'minlerin Emiri olmak Benden sonra O'ndan başka hiç kimse için helal değildir."
"Ey insanlar, bu Ali'dir. O Benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir."
"Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet verâseti olarak neslime emanet ediyorum."
Veda Haccı ve Gadir-i Hum Hutbesi inkar edilmesi mümkün olmayan tarihî bir vakıadır.
Bu sebepledir ki, üç yüzden fazla âlim, iki yüz yirmiden fazla Sünnî âlim, yüzden fazla sahabiden rivâyetle Gadir hadisini eserlerine almışlardır. Bu âlimlere ve eserlerinin tamamına "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" isimli eserimizde yer verdik. Burada da önemine binaen birkaçını sıralayacağız:
İmam Fahreddin-i Razî, Metâfih'ul-Gayb Tefsiri; İmam Ahmed Salebî, Keşfu'l-Beyan Tefsiri; Celaleddin Suyutî, Durrü'l-Mensur; en-Nişaburî, Esbab'un-Nuzül; Muhammed b. Cerir Taberî, Tefsir-i Kebir; Buharî, Tarih; Nişaburî, Sahih; Muhammed b. İsa Tirmizî, Sünen; Ahmed b. Hanbel, Müsned; İmam Gazalî, Sırru'l-Âlemîn… (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Faciadan sonra Ehl-i Beyt'ine sahip çıkmış, onların sığınağı ve dayanağı olmuştur.
Ehl-i Beyt'in hayatta kalan tek erkek ferdi İmam Zeynelâbidin'i defalarca kendini siper ederek ölümden kurtarmıştır.
Bazı kaynaklarda geçtiği üzere, Kerbela olayının ardından Ehl-i Beyt'ten erkek olarak sadece Hz. Hüseyin'in oğlu Zeynelâbidin, Ali, Muhammed Bâkır, Hz. Hasan'ın oğullarından Zeyd, Ömer ile Hasan-ı Müsenna ve bunların yanı sıra, Ukbe adlı bir köle hayatta kalmıştır.
Muhammed Kâzım el-Kazvinî, Hz. Zeyneb'in Kerbela'daki konumu hakkında şunları yazar:
"Kerbela'da Hz. İmam'ın yanında her şeye şahit olan hanımları olmasaydı, Ümeyyeoğulları'nı savunanlar, Emevîler'in İmam Hüseyin'in kanından berî olduklarını rahatlıkla iddia ve ilan edebilirlerdi. Hatta O'nun şehid edildiğini dahi inkar edebilirlerdi.
Hz. Hüseyin'in elim bir hastalıktan dolayı vefat ettiğini ya da Resûlullah'ın halifesine karşı direndiğini ve çaresiz kalan Müslümanların O'nu öldürmek zorunda kaldığı yalanını yayabilirlerdi.
Ümeyyeoğulları bu elem verici olayın üzerini örtebilecek ve hakikatlerin yayılmasını engelleyebilecek bir güce sahipti; olayın gün yüzüne çıkmaması için sahabenin ve Hâşimoğulları'nın üstünde baskı oluşturabilirlerdi. Dolayısıyla da bu mübarek kıyam hedefine ulaşmayabilirdi."
Bu tespit gayet doğrudur. Hz. Zeyneb'in Kerbela sırasında ve sonrasındaki süreçte yer alması, mevcut iktidarın olayı çarpıtmasına imkan bırakmamış ve bu büyük direnişin en doğru şekilde gelecek nesillere aktarılmasını temin etmiştir.
Hz. Hüseyin'in kıyamı asla dünyalık bir makam ve mevki isteğiyle değildir. O, bizzat Allah Resûlü tarafından Ehl-i Beyt evlatlarına bırakılan hilafet görevine sahip çıkmak ve zulmün karşısında boyun eğmenin asla caiz olmadığı konusunda ümmete bir delil olmak için kıyam etmiştir.
İslam'da hilafet meselesi
Resûlullah Efendimiz, Veda Haccı dönüşünde Gadir mevkiinde hac kafilesini durdurmuş ve onlara Gadir Hutbesi olarak bilinen meşhur hutbesini irad etmiştir.
Bu hutbede Allah Resûlü, İmam Ali'yi Kendinden sonraki imam ve halife olarak ilan etmiştir. Hutbenin yedi ayrı yerinde açık ve net olarak Allah'ın Resûlü, İmam Ali'nin Kendinden sonraki halife olduğunu söylemiştir.
Gadir-i Hum denilen mevkie vardığında, Cebrail gelerek, "Ey Muhammed! Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır" âyetini getirdi.
Bunun üzerine Resûlullah, Müslümanlardan önden gidenlerin geriye çağrılmasını, geride kalanların da orada toplanmasını emretti. O dönemde sahabenin toplam sayısı yüz bin kişi civarındaydı.
Orada bulunan taşları üst üste koydurdu. İnsanların daha iyi görebilmesi için onların üstüne çıktı. Ve Gadir-i Hum Hutbesi olarak bilinen meşhur hutbesini irad etti.
Bu hutbede Allah Resûlü, Hz. Ali'nin elini tutarak havaya kaldırmış ve hutbenin yedi ayrı yerinde açık ve net olarak İmam Ali'yi Kendinden sonraki halife ve imam olarak tayin ve ilan etmiştir. Bu ifadeler şunlardır:
"Ali b. Ebu Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir."
"Ey insanlar biliniz ki, Allah Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha Ali'ye itaat etmeyi farz kılmış, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır."
"Benden sonra da Ali, Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı O'ndan sonra da Allah ve Resûlü ile görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."
"Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır."
"İyi bilin ki, Mü'minlerin Emiri ancak Benim şu kardeşimdir. Mü'minlerin Emiri olmak Benden sonra O'ndan başka hiç kimse için helal değildir."
"Ey insanlar, bu Ali'dir. O Benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir."
"Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet verâseti olarak neslime emanet ediyorum."
Veda Haccı ve Gadir-i Hum Hutbesi inkar edilmesi mümkün olmayan tarihî bir vakıadır.
Bu sebepledir ki, üç yüzden fazla âlim, iki yüz yirmiden fazla Sünnî âlim, yüzden fazla sahabiden rivâyetle Gadir hadisini eserlerine almışlardır. Bu âlimlere ve eserlerinin tamamına "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" isimli eserimizde yer verdik. Burada da önemine binaen birkaçını sıralayacağız:
İmam Fahreddin-i Razî, Metâfih'ul-Gayb Tefsiri; İmam Ahmed Salebî, Keşfu'l-Beyan Tefsiri; Celaleddin Suyutî, Durrü'l-Mensur; en-Nişaburî, Esbab'un-Nuzül; Muhammed b. Cerir Taberî, Tefsir-i Kebir; Buharî, Tarih; Nişaburî, Sahih; Muhammed b. İsa Tirmizî, Sünen; Ahmed b. Hanbel, Müsned; İmam Gazalî, Sırru'l-Âlemîn… (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































