logo
28 EYLÜL 2026

İsrail ile ilişkilerde yeni dönem!

İsrail ile Türkiye ilişkileri varılan mutabakatla yeni bir döneme girdi. 16 Temmuz 2014'te katıldığı bir iftar programında Mavi Marmara gemisinin Gazze'ye gitmesine kendilerinin izin verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba akşamı Beştepe'deki iftarda "Benden izin aldılar mı?" diye sordu

30.06.2016 00:00:00
 
HABER MERKEZİ
AKP Hükümeti ile İsrail uzun süre gizli yürütülen görüşmelerin ardından anlaşmaya vardı. İki ülkenin dışişleri bakanlığı müsteşarları tarafından imzalanan mutabakat metni, tarafların yetkili mercileri ve meclislerinde onaylanacak. İlk onay İsrail Güvenlik Kabinesi'nden geldi. İsrail Güvenlik Kabinesi, Başbakan Netanyahu başkanlığında toplanarak Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi amacıyla taraflarca imzalanan mutabakatı 3 ret ve 7 lehte oyla onayladı. Anlaşma 14 gün içinde İsrail parlamentosu Knesset'te oylamaya sunulacak. Türkiye'de ise Bakanlar Kurulu imzasına açılan mutabakat TBMM onayı ile birlikte yürürlüğe girecek. 
Eski sözleri bırak, yeniye bak
İsrail'e kritik tavizler verilerek yapılan anlaşmaya toplumun farklı kesimlerinden tepki var. Mavi Marmara kurbanları ve Mavi Marmara'yı Gazze'ye doğru yola çıkara İHH'nın bazı yetkilileri de anlaşmaya tepkili. Atatürk Havalimanı saldırısının gölgesinde kalarak gündemden düşen AKP-İsrail anlaşmasına gelen tepkiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert karşılık buldu. Beştepe'de Cumhurbaşkanlığı personeliyle iftar yemeğinde bir araya gelen Erdoğan, Mavi Marmara'nın Gazze'ye kendilerinden izin alınmadan gönderildiğini öne sürdü. Erdoğan, "Siz kalkıp da Türkiye'den böyle bir insani yardım götürmek için günün Başbakanı'na mı sordunuz?" dedi. Oysa Erdoğan 16 Temmuz 2014'te şimdiki beyanatının tam tersi yönde bir açıklama yaparak Mavi Marmara gemisinin Gazze'ye gitmesine kendilerinin izin verdiğini söylemişti. O tarihte İstanbul'da Dostluk Derneği'nin iftarına katılan Erdoğan şunları söylemişti: "İsrail'in Mavi Marmara'dan dolayı bu yardım teşkilatına kini var. Pensilvanya'nın da aynı sebeple bu kuruluşa kini var. Ne diyordu, 'Otoriteden izin almalılardı'. Otorite kim, güneydeki sevdikleri mi, yoksa biz mi? Eğer otorite Türkiye'de bizsek, biz zaten izni verdik."
'Bunlar akşam başka, sabah başka konuşur'

Beştepe'deki iftarda İsrail ile yaptıkları anlaşmayı eleştirenlere sert eleştiriler yönelten Erdoğan, "İsrail tarafıyla görüşmeler oldu. Niye anlatıyorum bunları? Hedef saptıranlar var. Duymayıp uyduranlar var. Vatandaşlarımız bunları bilsin istiyorum. Olayı yaşayan benim. Sen neyi gördün, neyi bildin? Söylemediğim şeyleri söylemişim gibi gösterenler var. Akşam başka, sabah başka konuşur çünkü bunlar" dedi. Erdoğan 18 Temmuz 2014 tarihindeki bir açıklamasında ise şunları söylemişti: "Şahsen ben bu görevde bulunduğum sürece, hiçbir zaman İsrail ile olumlu bir şey düşünemem. Başkaları düşünebilir o beni enterese etmiyor. Ben ve sorumluluğum altındaki yönetim, biz görevde olduğumuz sürece asla bu işe olumlu bakmayız." Erdoğan 1 Ocak 2016 tarihinde yaptığı açıklamada da "İsrail, bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail'e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım" demişti.

İşte AKP-İsrail mutabakatı

İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun "ekonomimiz üzerinde muazzam etkileri olacak" dediği anlaşmanın maddeleri şöyleydi:
1. İsrail'in Doğu Akdeniz'den çıkardığı doğalgaz Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılacak.
2. Türkiye, Gazze'ye ancak İsrail'in Aşdod Limanı üzerinden yardım gönderecek. İsrail Gazze'ye giren her türlü yardımı kontrol edecek. Böylece İsrail'den bağımsız olarak Gazze'ye doğrudan yardım imkânı ortadan kalktı.
3. İsrail'in Gazze'ye yönelik deniz ablukası sürecek.
4. Türkiye-Hamas ilişkisi İsrail'in bilgisi dahilinde yürütülecek.
5. Türkiye ile İsrail arasındaki askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler yeniden canlandırılacak.
6. İsrail, Mavi Marmara'da hayatını kaybeden ya da yaralananların yakınlarına 20 milyon dolar tazminat ödeyecek. Tazminat için Türkiye'nin Mavi Marmara katliamından dolayı İsrailli askerler hakkında yurt içinde ve dışında açtığı davaları geri çekmesi gerekecek.

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.