Koalisyon ortakları arasında dışa yansımamasına özen gösterilen köklü bir kabine revizyonu sözkonusu. Ancak şimdilik hiçbir lider bu konuyu yüksek sesle düşünemiyor. Ortaklardan her biri, kendilerine yöneltilen sorulara inşaallah, maşaallah, ya nasip türünden kaçamak cevaplar vermekle yetiniyor. Böyle bir konjonktürde koalisyonun durumu ne olur, sorusuna herkes cevap bulmaya çalışıyor. Toplum, bunlar ne zaman gidecek, diye bekliyor. Bütün bu değerlendirmeleri yaparken iki tane temel gerçeği hatırda tutmakta fayda var; biri Derviş'in kabinedeki tek inisiyatif olduğu, diğeri de ucu alabildiğine uzayan ve sürpriz noktalara uzanan hortum ve yolsuzluk dosyaları... Kolisyonun en güçlü zamkları bunlar. Gelelim ortakların kafalarındaki kuyrukları birbirine değmeyen tilkilere.
Mesut Yılmaz, partisinin seçmen nezdinde tamamen sıfırlandığının farkında. İzmir'de bunu açıkça itiraf etti. Hatta artık partisinin terkedilmeye başlandığını da açıklamak zorunda kaldı. Yılmaz, bıyık altından acı acı güldü ama çok önemli bir noktayı daha vurguladı; kendisi dahil hiçkimse, bulunmaz Hint kumaşı değil. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, Devlet Bakanı Yüksel Yalova ile değiştirileceği yolundaki içten haberler konusunda Yılmaz, "Onu ben de burada basından öğrendim ve çok memnun oldum" deyiverdi. Muhtemel revizyonda diğer partilerin görevden alacağı bakanlara karşılık ANAP, Tantan'ı hesaptan düşmüş bile. Derviş ise kabine toplantılarının çoğunda kartlarını AB konusunda kendisiyle kader birliği içindeki Yılmaz'dan yana kullanıyor, yine de kullanacak. Muhtemel revizyonda Yılmaz'ın artısı bu.
Koalisyonun büyük ortağı MHP ise hem tabana verdiği vaadların tam aksine davranarak seçmen düzeyinde eridi hem de Derviş'in talimatlı kanunları karşısında bazı bakanlarının güya engel gibi durmasından kabinedeki kredisini kaybetti. Hüsnü Yusuf Gökalp, Faruk Bal ve Enis Öksüz... gibi bakanların, koalisyonun bölünmez bütünlüğü karşısında yeterince hassas davranmadıkları sicillerine işleniverdi. Zira ziraatçının, esnafın, memurun yani milletin razı olması şimdilik pek önemli değilse de asıl tehlikeli gelişme, Derviş'in bunlardan memnun olmamasıdır.
MHP cenahından son günlerde trasfer dumanları yükseliyor. Zamanı geldiğinde Başbakanlığa talip olacağınız doğru mu, türünden soruları Sayın Devlet Bahçeli, "O bir kısmet meselesidir" diye yanıtlıyor. Bir yandan da sağı kuşatılması planı ısıtılıyor. Kulislerde, MHP'nin muhtemel revizyonda daha az zayiat vermek için bu tip manevralar yapmasının kaçınılmaz olduğu konuşuluyor. Bu süreçte partinin değiştireceği her bakan, sancıyı daha da arttıracaktır. Dahası MHP'de, sadece kabine içi rahatsızlık sözkonusu değil, parti içinde de Ali Güngör gibi 35-40 milletvekilinin fokurtuları dışa aksediyor.
Ortaklar içinde en rahat duran ise Bülent Ecevit'tir. Sema Pişkinsüt'ün ufaktan tartaklanması ile parti içi muhalefeti ve Rahşan Hanım'a aykırı sesleri bastıran Ecevit, sağlığı-sıhhatı kendisini zorladığı hissedilse de siyaset hayatının en rahat başbakanlığını icra etmektedir. Kabinesinde bir ara Bor madenleri konusunda Şükrü Sina Gürel'in çekincesi sözkonusu olmuştu. Diğer ortaklar, işin üzerine fazla gidemediler; çünkü aşırı duygusal olan Ecevit'in bir sabah ansızın istifası halinde yolsuzluk dosyalarının, kendi üzerlerine yıkılmasından çekindiler. Ortaklardaki bu dosya fobisinin hangi düzeyde olduğu, jandarma operasyonuyla kendini gösterdi. Dolayısıyla dosya fobisi, adeta Ecevit'in hem ömrünü hem de başbakanlığını uzatan bir iksir oluverdi.
Yılmaz, her ne kadar İzmir'de, kabine değişikliği konusunda geçen haftabaşında Bakanlar Kurulu olarak yaptıkları toplantıda, birtakım iyileştirmelerin yapılması için görüş bildirdiklerini ancak bütün bunların Başbakan Bülent Ecevit tarafından hükümetin 2 yılı doldurması dolayısıyla düzenlenecek basın toplantısında kamuoyuna açıklanacağını söyledi ise de Ecevit, dünkü toplantısında önündeki metni okumak dışında bir bilgi vermedi. "Hükümetimiz, bugüne kadar her alanda sürdürdüğü uyumlu ve kararlı çalışmaları bundan böyle de aynı uyum ve kararlılıkla sürdürecektir" dedi. Soruları bile cevaplamadı.
Anlayacağınız, şu anda koalisyondaki en küçük yer değişikliği bile hükümeti sarsacak nitelikte, dolayısıyla Derviş'in kanunlarını ve sümenaltındaki dosyaları altüst edecek şiddette olacağı için kimse parmak oynatamıyor. İçte içe sıkışan bu potansiyel revizyon enerjisi, herhalde tam bir gümbürtü ile açığa çıkacak. O da belki koalisyon partilerinin son harakirileri olacak.
Ne zaman mı? Ben bilemem; Derviş'e sormak lazım.
Mesut Yılmaz, partisinin seçmen nezdinde tamamen sıfırlandığının farkında. İzmir'de bunu açıkça itiraf etti. Hatta artık partisinin terkedilmeye başlandığını da açıklamak zorunda kaldı. Yılmaz, bıyık altından acı acı güldü ama çok önemli bir noktayı daha vurguladı; kendisi dahil hiçkimse, bulunmaz Hint kumaşı değil. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, Devlet Bakanı Yüksel Yalova ile değiştirileceği yolundaki içten haberler konusunda Yılmaz, "Onu ben de burada basından öğrendim ve çok memnun oldum" deyiverdi. Muhtemel revizyonda diğer partilerin görevden alacağı bakanlara karşılık ANAP, Tantan'ı hesaptan düşmüş bile. Derviş ise kabine toplantılarının çoğunda kartlarını AB konusunda kendisiyle kader birliği içindeki Yılmaz'dan yana kullanıyor, yine de kullanacak. Muhtemel revizyonda Yılmaz'ın artısı bu.
Koalisyonun büyük ortağı MHP ise hem tabana verdiği vaadların tam aksine davranarak seçmen düzeyinde eridi hem de Derviş'in talimatlı kanunları karşısında bazı bakanlarının güya engel gibi durmasından kabinedeki kredisini kaybetti. Hüsnü Yusuf Gökalp, Faruk Bal ve Enis Öksüz... gibi bakanların, koalisyonun bölünmez bütünlüğü karşısında yeterince hassas davranmadıkları sicillerine işleniverdi. Zira ziraatçının, esnafın, memurun yani milletin razı olması şimdilik pek önemli değilse de asıl tehlikeli gelişme, Derviş'in bunlardan memnun olmamasıdır.
MHP cenahından son günlerde trasfer dumanları yükseliyor. Zamanı geldiğinde Başbakanlığa talip olacağınız doğru mu, türünden soruları Sayın Devlet Bahçeli, "O bir kısmet meselesidir" diye yanıtlıyor. Bir yandan da sağı kuşatılması planı ısıtılıyor. Kulislerde, MHP'nin muhtemel revizyonda daha az zayiat vermek için bu tip manevralar yapmasının kaçınılmaz olduğu konuşuluyor. Bu süreçte partinin değiştireceği her bakan, sancıyı daha da arttıracaktır. Dahası MHP'de, sadece kabine içi rahatsızlık sözkonusu değil, parti içinde de Ali Güngör gibi 35-40 milletvekilinin fokurtuları dışa aksediyor.
Ortaklar içinde en rahat duran ise Bülent Ecevit'tir. Sema Pişkinsüt'ün ufaktan tartaklanması ile parti içi muhalefeti ve Rahşan Hanım'a aykırı sesleri bastıran Ecevit, sağlığı-sıhhatı kendisini zorladığı hissedilse de siyaset hayatının en rahat başbakanlığını icra etmektedir. Kabinesinde bir ara Bor madenleri konusunda Şükrü Sina Gürel'in çekincesi sözkonusu olmuştu. Diğer ortaklar, işin üzerine fazla gidemediler; çünkü aşırı duygusal olan Ecevit'in bir sabah ansızın istifası halinde yolsuzluk dosyalarının, kendi üzerlerine yıkılmasından çekindiler. Ortaklardaki bu dosya fobisinin hangi düzeyde olduğu, jandarma operasyonuyla kendini gösterdi. Dolayısıyla dosya fobisi, adeta Ecevit'in hem ömrünü hem de başbakanlığını uzatan bir iksir oluverdi.
Yılmaz, her ne kadar İzmir'de, kabine değişikliği konusunda geçen haftabaşında Bakanlar Kurulu olarak yaptıkları toplantıda, birtakım iyileştirmelerin yapılması için görüş bildirdiklerini ancak bütün bunların Başbakan Bülent Ecevit tarafından hükümetin 2 yılı doldurması dolayısıyla düzenlenecek basın toplantısında kamuoyuna açıklanacağını söyledi ise de Ecevit, dünkü toplantısında önündeki metni okumak dışında bir bilgi vermedi. "Hükümetimiz, bugüne kadar her alanda sürdürdüğü uyumlu ve kararlı çalışmaları bundan böyle de aynı uyum ve kararlılıkla sürdürecektir" dedi. Soruları bile cevaplamadı.
Anlayacağınız, şu anda koalisyondaki en küçük yer değişikliği bile hükümeti sarsacak nitelikte, dolayısıyla Derviş'in kanunlarını ve sümenaltındaki dosyaları altüst edecek şiddette olacağı için kimse parmak oynatamıyor. İçte içe sıkışan bu potansiyel revizyon enerjisi, herhalde tam bir gümbürtü ile açığa çıkacak. O da belki koalisyon partilerinin son harakirileri olacak.
Ne zaman mı? Ben bilemem; Derviş'e sormak lazım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
























































































