logo
21 TEMMUZ 2026

‘Kaçmak çocuklarınız için utanç, hesap günü için de ateştir’

Hz. Ali, Muaviye ile yaptığı savaşın en şiddetli bir gününde savaş metodu hakkında ashabına şöyle buyurdu

20.07.2026 00:04:00
Haber Merkezi
 
‘Kaçmak çocuklarınız için utanç, hesap günü için de ateştir’
‘Kaçmak çocuklarınız için utanç, hesap günü için de ateştir’
Hz. Ali, Muaviye ile yaptığı savaşın en şiddetli bir gününde savaş metodu hakkında ashabına şöyle buyurdu:

"Ey Müslümanlar Allah'tan korku ve haşyeti şiar edinin, sükûn ve huzuru giyinin, dişlerinizi sıkın; çünkü bu kılıçları başlardan en iyi şekilde defeder, uzaklaştırır.

Zırhınızı kâmil bir şekilde giyinin. Kılıçlarınızı sıyırmak önce kınlarındayken oynatın (ki gerektiğinde rahatça çekebilesiniz.) Gözlerinizin ucuyla şiddetle bakın. Sağa sola mızrak vurup saldırın. Adımlarınızı ileri atarak kılıçlarınızın keskin ucuyla vurun.

Bilin ki siz, Allah'ın nazarı altındasınız ve Resulullah'ın (s.a.a) amcasının oğluyla birliktesiniz. Birbiri ardınca-sürekli saldırın ve kaçmaktan utanın.







Zira kaçmak geridekiler (çocuklarınız) için bir utanç ve hesap günü için de bir ateştir. (Savaşta) Ruhunuzun bedenden ayrılmasından hoşla­nın ve ölüme kolayca, sevinerek-gülerek yürüyün.

Bu büyük siyaha (Muavive'nin büyük ordusuna) saldırın ve şu kurulmuş çadıra doğru ilerleyin, ortasından vurun. Zira şeytan oranın bir köşesinde gizlidir. Sıçrayıp saldırmak için ellerini önde, dönüp kaçmak için de ayaklarını geride tutmuş bir haldedir.

O halde direnin; direnin ki sizler için hak direği açığa çıksın. "Siz üstünsünüz; Allah sizinle birliktedir, O amellerinizi asla eksiltmeyecektir."(Muhammed: 35)

Resulullah'ın vefatı üzerine Ensar yatağında hasta yatan Sa'd b. Ubade'yi, Sakife'ye getirerek kendisine halife olarak biat etmek istedi  Bunu duyan Ömer ve Ebu Bekir hemen Sakife'ye koşarak onunla tartışmaya başladılar.







Ensar, "Hilafete biz daha layığız istemezseniz sizde kendinize bir başkasını halife tayin edin." dedi.

Ömer, 'Bir kına iki kılıç sığmaz. O zaman Araplar size itaat etmez" dedi. Bunun üzerine haset ateşiyle yanan Beşir b. Sa'd-i Hazreci kalkarak Kureyş'i övdü. Ardından Ömer ve Ebu Ubeyde ile birlikte Ebu Bekir'e biat etti.

Bunun üzerine Sa'd b. Ubade'yi evine götürdüler. Hz. Ali oradakilere 'Ensar buna ne dedi?" diye sordu. Kendisine "Ensar bir halife bizden, bir halife de sizden olsun teklifini yaptı, "diye cevap verilince de Hz. Ali şöyle buyurdu:

"Niçin onlara (şöyle bir) delil ve hüccet ikame etmediniz ki; Resulullah (s.a.a) Ensar'dan iyilere iyilikte bulunmayı ve kötülükte bulunanları bağışlamayı vasiyet etti."








Oradakiler "Bu vasiyet onların aleyhine nasıl bir delil ve hüccettir?'' diye sorunca da Hz. Ali devamen şöyle buyurdu:

"Emirlik onların hakkı olsaydı onları (Ensar'ı Muhacirlere) tavsiye etmeye gerek kalmazdı.

Daha sonra Hz. Ali "Kureyş (bu hususta) ne dedi?" diye sordu. Dediler ki: "Onlar da Resulullah'ın şeceresi-soyu olduklarını delil ve hüccet olarak ileri sürdüler."

Bunun üzerine de Hz. Ali şöyle buyurdu: "Onlar şecereyi-soyu delil gösterdiler, ama meyvesini yitirdiler."

Hz. Ali Mısır hükümetini Sıffin Savaşı'ndan önce Muhammed b. Ebi Bekir'e verdi. Muaviye ise Amr b. As'ın biat etmesine karşılık kendisine Mısır hükümetini vereceğini söz vermişti.

Bu yüzden Amr b. As, daha önce de çoğu Osman'ın intikamını almak isteyenlerden oluşan bin kişilik bir güçle Mısır'a doğru harekete geçti. Bunlar Osman 'ı, Muhammed b. Ebi Bekir'in öldürdüğünü sanıyordu.







Muhammed b. Ebi Bekir olaydan haberdar olunca hemen durumu Hz. Ali'ye bir mektupla bildirdi ve para-asker yardımda bulunmasını istedi,

Hz. Ali para-asker yardımında bulunacağını bildirdiği halde Muhammed b. Ebi Bekr acele ederek hemen halkı Amr b. As'ın ordusuyla savaşa davet etti, Muhammed iki bin kişiyi Künane b. Bişr komutasında düşmanla savaşa gönderdi.

Ama ne yazık ki Künane ve komutasındaki askerler Amr b. As ile yaptıkları çetin savaşta şehit edildi. Bunu duyan Muhammed b. Ebi Bekr'in komutasındaki askerler de kaçarak onu yalnız bıraktı.

Bunun üzerine yalnız kalan Muhammed de bir harabeye gizlendi. Amr, Muaviye b, Hadic-i Kindi adındaki bir komutanını Muhammed'i bulmakla görevlendirdi.

Sonunda Muaviye b. Hadic-i Kindi gizlendiği harabede susuzluktan ölmek üzere olan Muhammedi buldu. Acımasızca başını bedeninden ayırdı ve bedenini ölmüş bir merkebin içine yerleştirerek yaktı, Hz Ali bu olayı duyunca çok üzüldü ve şöyle buyurdu:

"Mısır hükümetini Haşim b. Utabe'ye vermek istiyorum. Eğer (önceden de) Mısır hükümetini Haşim'e bıraksaydım asla savaş meydanını boş bırakmaz ve onlara fırsat vermezdi. Ben, Haşim'i övmekle Muhammed'i kınamak istemiyorum. O benim dostum ve üvey oğlum idi." Nehc'ul Belaga 66-68 Hutbe

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı

Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı

17.07.2026 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Muş'taki Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı.






Muş merkeze bağlı Özdilek köyünde 10 Temmuz'da Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedeni, arama çalışmalarının 8. gününde düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulundu. Karakaya'nın cansız bedeni, düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta kıyı taraması yapan amcası tarafından bulundu. Amcası tarafından kıyıya çıkarılan Karakaya için daha sonra arama kurtarma ekipleri ve aileye haber verildi.








Muş AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde 8 gündür yürütülen arama çalışmalarına İl Jandarma Komutanlığı, Van Jandarma Sualtı Arama Kurtarma timleri, Van Emniyet Müdürlüğü dalgıç polisleri, Siirt, Bitlis ve Erzurum AFAD ekipleri ile Diyarbakır jandarma dalgıç ekipleri, aile bireyleri ve köylüler de destek verdi. Yaklaşık 170 personelin görev aldığı arama çalışmalarında Murat Nehri boyunca hem su üstünde hem de su altında kapsamlı tarama faaliyetleri yürütülmüş, çalışmaların daha etkin sürdürülebilmesi amacıyla Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarındaki su akışı da belirli süreyle durdurulmuştu.








Berat Karakaya'nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi işlemleri için Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu

Marmara Denizi üzerinde etkili olan süper hücre fırtınası, Balıkesir'in Erdek ilçesi başta olmak üzere Kapıdağ Yarımadası, Bandırma ve Manyas Gölü çevresinde etkisini gösterdi. Şiddetli yağış, dolu ve fırtına nedeniyle Erdek'te su baskınları yaşanırken, devrilen ağaçlar araçlarda hasara neden oldu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırım ise örtü yangınına yol açtı

14.07.2026 08:00:00
İHA
 
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Balıkesir'in Erdek ilçesinde saat 22.00 sıralarında sağanak yağış, fırtına ve dolu etkili oldu. Edinilen bilgiye göre, hava muhalefeti nedeniyle Erdek ilçe merkezi ile Narlı ve İlhanlar Mahallelerinde çeşitli maddi hasarlar meydana geldi. Fırtınanın etkisiyle şiddetini artıran rüzgar bazı bölgelerde ağaçların devrilmesine ve çatıların uçmasına neden oldu.








Kapıdağ Yarımadası'nın Küçükova Mahallesi'nde de kuvvetli rüzgâr nedeniyle devrilen bir ağacın altında kalan park halindeki araçta hasar oluştu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırımın ardından çıkan örtü yangınına itfaiye ekipleri müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı.








Vatandaşların ihbarları üzerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı Erdek İtfaiye Grup Amirliği ekipleri hızla sahaya yönlendirildi. İtfaiye personeli, peş peşe gelen ihbarları değerlendirerek devrilen ağaçların yoldan kaldırılması ve uçan çatıların oluşturduğu tehlikelerin giderilmesi için çalışma başlattı.

Ekiplerin ilçe genelindeki vakalara müdahalelerinin aralıksız devam ettiği öğrenildi.














logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.