logo
11 AĞUSTOS 2026

Kafe ve restoranlar kapandı, vatandaş sahile koştu

Korona virüs tedbirleri kapsamında kafe ve restoranların kapanması sonrası İzmirli vatandaşlar soluğu sahilde aldı. Hafta sonu uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle birkaç saat vakit geçirip 20.00'de olacaklarını belirten İzmirliler, gruplar haline aralarına mesafe koyarak vakit geçirmeye özen gösterdi

22.11.2020 18:41:00
 
Kafe ve restoranlar kapandı, vatandaş sahile koştu
Kafe ve restoranlar kapandı, vatandaş sahile koştu
İzmirli vatandaşlar, hafta sonunu sahil kenarlarında geçirdi. Korona virüs tedbirleri kapsamında kafe ve restoranların kapanması sonrası çok sayıda kişinin uğrak yeri Alsancak Kordon oldu. İzmirlilerin gruplar haline aralarına mesafe koyarak vakit geçirmeye özen gösterdiği gözlemlenirken, vatandaşlar sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle birkaç saat vakit geçirip 20.00'de olacaklarını söyledi.



"İsabetli bir karar"

Orkun Güreşen isimli vatandaş, "İçeceğimizi ve yiyeceğimizi alıp sahile geldik. Kimseye temas etmeden, olabildiğince dikkat ederek vakit geçirmeye çalışıyoruz. 20.00'dan önce evde olmam gerekiyor. Karşıyaka'da oturuyorum. Uygun bir vakitte kalkıp yola koyulacağız. İnsanlar da genelde maske takıp mesafeye dikkat etmeye çalışıyor" dedi. Muhammed Dağ ise, "Zaten bize kalan fazla bir zaman yok artık. 10.00 ve 20.00 arasında kalan süreyi olabildiğince etkin kullanmaya çalışıyoruz. Pandemi arttığı için böylesi daha sağlıklı. Kişisel olarak zaten önlemimizi alıyoruz. Ancak önlemlerin alınması iyi oldu. Çünkü hala ihmal edildiğini görüyoruz. Devlet büyükleri 'maske, mesafe' dedikçe insanlar maalesef bu konuda duyarsız kalabiliyor. Kafeler, restoranlar kapandı ve bu isabetli bir karar. Kafe ve restoranlarda oturulmaması bence teması azaltıyor. Verilen süre de insanların işini gücünü görmesi için yeterli. Ben alınan kararlardan memnunum. Allah vatana millete selamet versin" diye konuştu.



"Dışarıda oturulmaya da kısıtlama konulsun"

Burak Doğan isimli vatandaş, "Burada sosyal mesafeye fazla uyulduğunu düşünmüyorum. Bence dışarıda oturulmaya da kısıtlama konulsun, kimse gelmesin. Açık olunca herkes geliyor, biz de geliyoruz. Nasıl olsa herkes çıkıyor, ben de çıkayım diye düşündüm" derken, Cumhur Saim ise, "Aylardır evimde kaldım, kendimi kısıtladım. Değişen bir şeyin olmadığını gördüm ve dışarıya çıkmaya karar verdim. Bir günümün birkaç saatini burada değerlendireceğim. Maskeme, mesafeme de dikkat ediyorum" sözlerine yer verdi.



"Sosyal mesafeye uyuluyor"

Eylem Arca isimli vatandaş, "Sahile geldik, birkaç saat oturup eve döneceğiz. Genelde evde oturuyoruz. Burada sosyal mesafeye uyuluyor. İnsanlar gruplar halinde ayrı ayrı oturuyor. Toplu ulaşımda da dikkat ediliyor. 19.00 gibi kalkıp eve gitmeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı. Melis Akdağ da, "Evde sıkılıyoruz, aylardır evdeydik. Dışarıda her yer kapalı olduğu için son çare buraya geldik. Birkaç saat vakit geçirip döneceğiz" dedi.İHA

MASAK raporundan milyonluk para trafiği çıktı

Yasa dışı bahis ve spor suçları soruşturması kapsamında gözaltına alınan Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın lideri Sebahattin (Muzaffer) Şirin emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan detaylı inceleme raporu finansal hareketlerdeki devasa boyutu gözler önüne serdi

11.08.2026 16:56:00 / Güncelleme: 11.08.2026 17:01:08
Haber Merkezi
 
MASAK raporundan milyonluk para trafiği çıktı
MASAK raporundan milyonluk para trafiği çıktı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasadışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, "Sebahattin Şirin" ismiyle tanınan tribün lideri Muzaffer Şirin'in emniyetteki sorgusu tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen Şirin, ifadesi alınmak üzere Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma dosyasına giren ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran MASAK raporunda, Şirin ve 26 yaşındaki oğlu İbrahim Şamil Şirin'in banka hesaplarında toplam 51 milyon TL'ye yakın bir işlem hacmi belirlendi.

Şoför kadrosundaki oğulun hesabından milyonlar geçti

MASAK raporunun en dikkat çekici detaylarından biri, Sebahattin Şirin'in oğlu İbrahim Şamil Şirin'in hesaplarındaki hareketlilik oldu. İncelemelere göre, bir medya kuruluşunda aylık ortalama 39 bin 358 TL maaşla şoför olarak çalışan ve bu iş yerinden toplamda 275 bin 509 TL resmi gelir elde eden Şamil Şirin'in banka hesaplarındaki toplam işlem hacmi 38 milyon 440 bin TL olarak kayıtlara geçti.

Oğul Şirin'in hesaplarındaki yıllara göre parasal artış şu şekilde raporlandı:

• 2022 Yılı: 2 milyon TL işlem hacmi

• 2023 Yılı: 9 milyon 325 bin TL işlem hacmi

• 2024 Yılı: 11 milyon 331 bin TL işlem hacmi

• 2025 Yılı: 7 milyon 951 bin TL işlem hacmi

• 2026 Yılı (7 Ağustos'a kadar): 7 milyon 487 bin TL işlem hacmi

Raporda ayrıca İbrahim Şamil Şirin'in, babasının haricinde 1.282 farklı kişiyle toplamda 12,3 milyon TL'yi bulan yüksek tutarlı ve karmaşık para transferleri gerçekleştirdiği, Papara ve PayFix gibi elektronik ödeme platformları üzerinden milyonlarca liralık girdi-çıktı sağladığı saptandı. Şamil Şirin'in üzerine kayıtlı İstanbul Çatalca'da 5 dönümlük bir tarla ile Güngören'de bir daire bulunduğu da tespitler arasında yer aldı.

Baba Sebahattin Şirin'in 12,5 milyonluk hesabı ve gayrimenkulleri

Soruşturmanın odağındaki ultrAslan lideri Sebahattin Şirin'in 2011-2026 yıllarını kapsayan banka hesaplarında ise 12 milyon 558 bin TL'lik işlem hacmi saptandı. Bu tutarın 6 milyon 36 bin TL'sini hesaba gelen, 3 milyon 642 bin TL'sini hesaptan çıkan transferler oluştururken; 2 milyon 580 bin TL'yi aşan kısmın ise nakit olarak çekildiği belirlendi.

Raporda Şirin'in en yoğun finansal ilişkisinin, 2017 yılından bu yana bünyesinde çalıştığı görünen bir gayrimenkul şirketiyle olduğu ve bu şirketten hesabına 6 ayrı işlemle 4 milyon 350 bin TL aktarıldığı yazıldı. Baba ile oğul arasındaki karşılıklı doğrudan para transferinin ise 1 milyon 521 bin TL olduğu hesaplandı. Sebahattin Şirin'in üzerine kayıtlı taşınmazlar arasında İstanbul Güngören ve Balıkesir Ayvalık'ta gayrimenkuller ile 2023 model lüks bir araç bulunuyor.

Evinden adeta servet çıkmıştı

Soruşturma kapsamında polis ekiplerinin Şirin'in ikametinde gerçekleştirdiği ve yaklaşık 8,5 saat süren aramalarda ele geçirilenler de rapordaki mali tabloyu destekler nitelikte. Evde yapılan aramalarda; 841 bin 895 Euro, 51 bin 953 Dolar, 18 bin 865 Sterlin ve 795 bin 825 TL nakit paranın yanı sıra 13,3 milyon TL değerinde altın ve mücevherat ele geçirilmişti. Evdeki gizli bölmelerden çıkan nakit ve ziynet eşyalarının toplam piyasa değerinin 65 milyon TL olduğu aktarılmıştı. Maddi varlıkların yanında evde 1 adet ruhsatsız tabanca, mühimmat ve 4 adet balistik çelik yelek bulunması da dikkat çekmişti.

Ağır suçlamalar karşısında adli süreç başladı

Tribün lideri hakkında yürütülen soruşturmada suçlamalar oldukça geniş kapsamlı tutuluyor. Şirin; 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, karaborsada örgütlü bilet dolandırıcılığı, uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma/kullanma suçlamalarıyla hakim karşısına çıkacak. Şirin'in savcılık sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilmesi bekleniyor.

Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da



 
Bursa'daki Safa Camisi açılıp kapanabilen kubbesiyle dikkati çekiyor.

11.08.2026 11:16:00
AA
 
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 2013 yılında ibadete açılan Safa Camisi, açılıp kapanan kubbesiyle ilgi çekiyor. Beşevler Mahallesi'nde bin 250 metrekarelik alanda, mini bir külliye olarak inşa edilen ve konferans salonu ile sportif alanlara da sahip 900 kişilik cami, Bursa'nın yanı sıra farklı kentlerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.



Kubbe kısmının 120 metrekarelik bölümü uzaktan kumanda sistemiyle açılıp kapanan camide avize bulunmuyor, cami içi led ampullerle aydınlatılıyor.

Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun


Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika’da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62’ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor.

11.08.2026 11:12:00
Murat Çorbacı
 
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun

Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62'ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor. Uluslararası saygın tıp dergileri ve Türk Kardiyoloji Derneği'nin güncel verileri, tablonun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor:

2.7 milyon hasta: Türkiye'de şu an yaklaşık 2.7 milyon kişi kalp yetersizliğiyle yaşıyor ve bu sayı nüfusa oranla çok büyük bir halk sağlığı yükü oluşturuyor.
Yaşla gelen risk: Genel toplumda görülme sıklığı yüzde 2-3 seviyesindeyken, 70 yaş sonrasında bu oran yüzde 10'a çıkıyor. Nüfusumuz yaşlandıkça, bu oranın daha da katlanacağı öngörülüyor.

Ciddi takip şart: Teşhis sonrası dönemde hastaların düzenli takibi ve yaşam tarzı değişiklikleri hayati önem taşıyor; çünkü bu durum, pek çok kronik süreçten daha hassas bir klinik seyir sergileyebiliyor. Kalp yetersizliği; yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununun uzun vadede oluşturduğu hasarın ardından gelişiyor.

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, "Kalp yetersizliği çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir tablo değildir. Yıllar boyunca kalbi etkileyen risk faktörleri ve kronik hastalıkların birikimi sonucunda gelişebilir. Bu nedenle kalp yetersizliğini yalnızca bir hastalık olarak değil, birçok kalp-damar probleminin ortak sonucu olarak değerlendirmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Kalbimizi erken yoran 3 büyük tehdit

1. Belirtilerin ertelenmesi: Toplumda en sık karşılaşılan hatalardan biri, kalbin verdiği sinyalleri yorgunluk ya da yaşlılık diyerek geçiştirmektir. Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda oluşan şişlikler (ödem), kalbin kanı pompalarken zorlandığının net habercileridir. Bu gizli belirtiler fark edildiği an bir kardiyoloji uzmanına başvurulması, sürecin ilerlemesini durdurmanın ilk adımıdır.

2. Değişen yaşam kültürü: Son yıllarda 35 yaş altı popülasyonda görülen kalp kası hassasiyetleri ve erken evre yetersizlik süreçleri, dijital sağlık platformlarında en çok araştırılan konular arasında. Z ve Millenyum kuşaklarında artan yoğun plaza stresi, düzensiz uyku kalıpları, aşırı enerji içeceği tüketimi, elektronik sigara kullanımı ve paketli/aşırı tuzlu gıdalardan oluşan beslenme alışkanlıkları, kalbin biyolojik yaşını kronolojik yaşının önüne geçiriyor.

3. Pandemi ve viral etkiler: Geçmiş dönemlerde geçirilen ağır viral enfeksiyonların kalp kasında yarattığı tablolara dair toplumdaki soru işaretleri hala güncelliğini koruyor. Enfeksiyonların kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini yönetmenin yolu, spekülasyonlardan uzak durarak düzenli hekim kontrolleriyle kalbin fonksiyonel durumunu takip etmekten geçiyor.

Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı


 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır" dedi.

11.08.2026 10:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:57:13
Haber Merkezi/AA
 
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Dosya raftan indirildi

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Gürlek, şunları kaydetti: "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir. Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

Gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı.

İşte madde madde yeni takvim

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen ve "Terörsüz Türkiye" hedefiyle hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda yapılan 12 saatlik tarihi mesainin ardından 467 kabul oyuyla yasalaştı. Geniş bir siyasi mutabakatla kabul edilen bu dönüm noktası niteliğindeki kanunun ardından, uygulamanın hayata geçirilmesi için bürokratik ve hukuki takvim işlemeye başlıyor

11.08.2026 10:50:00
Haber Merkezi
 
İşte madde madde yeni takvim
İşte madde madde yeni takvim
Meclis Genel Kurulundaki oylama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin terör unsurlarından tamamen arındırılmasını hedefleyen yasanın yürürlük ve uygulama aşamaları netleşti. Yasama sürecinin tamamlanmasının ardından hem Ankara bürokrasisinde hem de yargı mekanizmasında kritik adımlar atılacak. İşte Resmi Gazete yayımından başvuru sürelerine kadar adım adım işleyecek o takvim:

1. Cumhurbaşkanı onayı ve Resmi Gazete yayımı

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 12 maddelik kanun metni, ilk olarak Meclis Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulacak. Cumhurbaşkanı'nın anayasal inceleme ve onay sürecinin ardından kanun, yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlanacak.

2. Üst kurulun oluşturulması ve takip süreci

Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasının hemen ardından, yasa kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasını takip edecek koordinasyon kurulu kurulacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında toplanacak bu kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak. Eş zamanlı olarak Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu hayata geçirilecek.

3. Silah teslimi ve MGK teyit kararı

Yasadaki yargısal kolaylıklar ve erteleme mekanizmalarının devreye girebilmesi için en kritik aşamayı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı oluşturuyor. PKK/KCK terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin ardından MGK'nın teyit kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak ve takvimin hukuki uygulama aşaması resmen tetiklenecek.

4. 6 aylık başvuru süresi başlayacak

MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, kanundan yararlanmak isteyen örgüt üyeleri için 6 aylık başvuru süresi işlemeye başlayacak. Şartları taşıyan kişiler, bu süre zarfında bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurulan özel mercilere yazılı başvuru yapmak zorunda olacak.

5. Silah ve envanter kayıt dönemi

Süreç içinde teslim olan ya da getirilen örgüt mensuplarının beraberinde bulundurdukları veya beyan ettikleri tüm silah, mühimmat, patlayıcı madde ve araç-gereçler güvenlik birimlerince kayıt altına alınacak.

6. Yargısal erteleme ve tedbirlerin değerlendirilmesi

MGK kararının ilanından sonraki dönemde, kanun kapsamına giren suçlarla ilgili yargı takvimi şu şekilde ilerleyecek:

• Kapsama giren suçlara yönelik soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecek.

• Devam eden tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ilgili mahkemeler, bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay tarafından hızla değerlendirilerek koşulları uyanların tedbirleri kaldırılacak.

• Üst mahkemelerde incelemede olan dosyalar hakkında erteleme hükümleri gereğince bozma kararları verilecek.

7. 5 ve 10 yıllık denetim ve erteleme süreci

Haklarında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan ve kapsam dahilinde yer alan kişilerin cezalarının infazı, infaz hakimliği kararıyla ertelenecek. Bu noktada ceza miktarına göre ikili bir takvim uygulanacak:

• 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı 5 yıl süreyle ertelenecek.

• 15 yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenecek.

• (Kasten öldürme suçları ve 1 Haziran 2005 öncesi işlenen ağır müebbetlik suçlar bu takvimin tamamen dışındadır).

8. Dosyaların kapatılması veya iptal süreci

Erteleme süresi boyunca ceza zamanaşımı işlemeyecek ve süreç Cumhuriyet başsavcılıklarınca yakından takip edilecek. 5 veya 10 yıllık erteleme süreleri yeni bir terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde, dosyalar hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı" ya da "düşme" kararı verilerek cezalar infaz edilmiş sayılacak. Ancak erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenirse erteleme kararı kaldırılarak yargılamalara ve cezaların infazına kalındığı yerden devam edilecek.

Vize şebekesine baskın


 
Adalet Bakanı Gürlek, vize operasyonuyla 6 ilde 49 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını bildirdi. Gürlek, "İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş 49 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir" dedi.

11.08.2026 09:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:00:11
Haber Merkezi/AA
 
Vize şebekesine baskın
Vize şebekesine baskın

Adalet Bakanı Akın Gürlek, vize danışmanlığı adı altında faaliyet göstererek çevrim içi randevu sistemlerine yazılımlarla eriştikleri ve vatandaşlardan yüksek tutarlarda ücret tahsil ettikleri belirlenen yapılara yönelik 6 ilde düzenlenen operasyonda 49 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildiğini bildirdi.
Gürlek, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, suç ve suçlularla mücadeleyi sürdürdüklerini, Cumhuriyet başsavcılıkları, kolluk kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının omuz omuza çalıştıklarını belirtti.

Randevuları toplu şekilde alıyorlar

Vatandaşların mağduriyetine yol açan, haksız kazanç sağlamayı amaçlayan ve kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kullandığı değerlendirilen yapılara karşı tavizsiz mücadele ettiklerini vurgulayan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca koordine edilen soruşturmada, İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklarla yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerine "bot" olarak tabir edilen yazılımlar aracılığıyla erişerek randevuları toplu şekilde aldıkları ve vatandaşların doğrudan randevu almasını fiilen imkansız hale getirdiklerinin araştırıldığını aktardı.

Vatandaşı soyuyorlar

Bakan Gürlek, şunları kaydetti: "Soruşturma kapsamında belirli sürelerde vize veya randevu temin etme garantisi verilerek vatandaşlardan 'yazılım', 'danışmanlık' ve 'hizmet bedeli' adı altında yüksek tutarlarda para tahsil edildiği, taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmediği hallerde ücret iadelerinin yapılmadığı ve başvuru sahiplerine ait kişisel verilerin özel dijital sistemlere aktarıldığı yönünde önemli bulgular elde edilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığımız Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca yapılan incelemelerde Ocak 2024-Temmuz 2026 döneminde soruşturmaya konu şirket yapılanmalarına ait hesaplarda 2 milyar 841 milyon lirayı aşan para hareketi bulunduğu ve 41 bini aşkın kişiden yaklaşık 918 milyon lira tahsil edildiği tespit edilmiştir. Tahsilatların önemli bir bölümünün şirket ortakları ve çalışanlarının hesaplarına yönlendirildiği yoğun nakit, kripto varlık ve kıymetli maden hareketleri bulunduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda bugün İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş 49 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir.

Aramalarda ele geçirilen dijital materyaller ve belgeler üzerindeki incelemeler devam etmektedir.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımıza operasyonlarda ve soruşturmada görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, jandarma mensuplarımıza, Hazine ve Maliye Bakanlığımızın ilgili birimlerine ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın yetkili kurumların sunduğu hizmetlere erişimini engelleyip bunu haksız kazanç kapısına dönüştürmeye çalışan yapılara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. İnsanlarımızın emeğini, parasını ve kişisel verilerini istismar eden hiçbir girişimin adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz."

Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!


Gün içinde yüzünüzü sık sık yıkıyor, gözünüze büyük gelen sivilcelerinizi sıkıyor, telefon ekranınızı silmeyi hiç düşünmüyor ve yastık kılıfınızı günlerce değiştirmiyorsunuz. İşte bunları yapıyorsanız, akneden kurtulma ihtimaliniz düşük mü düşük!

11.08.2026 00:43:00
Murat Çorbacı
 
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!

Günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünen bu alışkanlıkların farkında olmadan akneyi tetikleyebildiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Toplumda sıklıkla aknenin hormonal ya da genetik nedenlerle ortaya çıktığı düşünülür. Cilt bakımında yapılan yanlışlar, beslenme alışkanlıkları ya da normal görünen günlük davranışlar akne oluşumunda etkili olabilir" dedi.

Akne neden ortaya çıkar?

Uzmanlar akneyi,  kıl folikülleri ve yağ bezlerini etkileyen kronik bir deri hastalığı olarak açıklıyor. Oluşumunda ise yağ (sebum) üretiminin artması, gözeneklerin tıkanması, cutibacterium acnes adlı bakterinin çoğalması ve iltihap gelişmesi rol oynuyor. Pek çoğumuzun sandığı gibi akneler yalnızca yüz bölgesinde oluşmuyor; sırt, göğüs, omuz ve boyunda da görülebiliyor. Çoğu zaman fiziksel bir sorun gibi algılansa da, aknenin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, hastalığın kronik olması nedeniyle tekrarlamaması için günlük bazı önlemler almanın etkili olduğunu vurguluyor.

Günlük alışkanlıklara dikkat!

Akne denildiğinde çoğu kişinin aklına ergenlik dönemi geliyor. Ancak akne sorunu günümüzde erişkin bireylerde de sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri. Toplumda yaygın olarak bilinenin aksine aknenin baş sorumlusunun hormonal değişiklikler ile genetik yatkınlık olmadığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Hormonlar ve genetik yatkınlığın yanı sıra stres, kullanılan bazı ilaçlar, yanlış kozmetik ürün kullanımı ve yaşam tarzına bağlı alışkanlıklar da aknenin ortaya çıkmasında veya şiddetlenmesinde önemli rol oynar. Bunun yanında gün içinde farkında olmadan yaptığımız bazı hatalar gözeneklerin tıkanmasına, yağ üretiminin artmasına ve iltihaplanmanın kolaylaşmasına neden olabilir" dedi.

Terleme ve güneşe maruz kalmak da akneyi artırıyor

Yaz aylarında artan sıcaklık, terleme ve güneş maruziyeti akneye eğilimli kişilerde şikâyetleri artırabiliyor. Akneyi önlemede en önemli noktanın cildi aşırı temizlemek ya da kurutmaya çalışmak olmadığını belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bunun yerine cilt tipine uygun, nazik ve düzenli bir bakım rutini oluşturmak, komedojenik olmayan ürünler tercih etmek ve akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklardan kaçınmaktır" diyerek akneye karşı alabileceğiniz 10 öneriyi sıraladı.

Yüzünüzü sık yıkamayın

Cildi gün içinde defalarca yıkamak veya alkol içeren sert temizleyiciler kullanmak cilt bariyerini zayıflatıyor. Bunun sonucunda cilt kurudukça kendini korumak amacıyla daha fazla sebum üretmeye başlayabiliyor. Artan yağ üretimi ise gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak akneyi şiddetlendirebiliyor.

Ne yapmalı?

Yüzünüzü sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez nazik bir temizleyiciyle yıkayın.
Alkol oranı yüksek ve cildi kurutan ürünlerden kaçının. Cildi tahriş edecek kese ve sert fırçalar kullanmayın.

Sivilcelerinizi sıkmayın

Sivilceleri sıkmanın iltihabın cildin daha derin tabakalarına yayılmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu durum hem iyileşme süresini uzatır hem de kalıcı akne izi ve leke gelişme riskini artırır. Ayrıca ellerde bulunan bakteriler enfeksiyon riskini de yükseltebilir" dedi.

Ne yapmalı?

Sivilceleri sıkmaktan kaçının.
Gerekirse noktasal akne tedavi ürünleri kullanın.
Büyük ve ağrılı sivilceler için dermatoloji uzmanına başvurun.

Makyajı cildinizde uzun süre tutmayın

Yoğun yapılı fondötenler, bazı güneş koruyucular ve yağ bazlı kozmetik ürünlerin gözeneklerin tıkanmasına neden olabileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle makyajın uzun süre ciltte kalması bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırabilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

"Non-komedojenik" veya "akneye eğilimli ciltler için uygun" ibaresi bulunan ürünleri tercih edin.
Gün sonunda makyajınızı mutlaka temizleyin ve makyaj fırçalarını düzenli olarak yıkayın.

Güneş koruyucusuz güneşe çıkmayın

Güneş ışınları başlangıçta akneleri kurutuyor gibi görünse de uzun vadede ciltte kalınlaşmaya, gözeneklerin tıkanmasına ve lekelerin koyulaşmasına neden olabiliyor. Ağır ve yağlı yapıda güneş koruyucular ise akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

SPF 30-50 arasında, tercihen jel veya akışkan formdaki güneş koruyucuları tercih edin.
Güneş koruyucunuzu iki-üç saatte bir yenileyin.

Telefon ekranınızı temizleyin

Pek çok kişi telefon ile sivilce oluşumunu birbiriyle ilişkilendirmese de telefon ekranlarında gün boyunca yağ, makyaj kalıntısı, bakteri ve çevresel kirleticiler birikiyor. Telefonun uzun süre yanakla temas etmesi ise özellikle çene ve yanak bölgesinde akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Telefon ekranınızı düzenli olarak temizleyin.
Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanın.
Telefonu terli ciltle uzun süre temas ettirmeyin.

Terledikten sonra cildinizi mutlaka temizleyin

Terlemenin tek başına akne oluşturmadığını ancak ter, yağ ve çevresel kirlerle birleştiğinde gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırabileceğini söyleyen Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Genellikle spor sonrasında ciltte uzun süre kalan ter özellikle sırt, omuz ve göğüs bölgesindeki akneleri artırabilir" diyor.

Ne yapmalı?

Egzersiz sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alın.
Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın.
Spor yaparken nefes alabilen kumaşlar tercih edin.

Yastık kılıfı ve havlularınızı sık değiştirin

Yastık kılıflarında zamanla yağ, ölü deri hücreleri, saç ürünleri ve mikroorganizmalar birikiyor. Uzun süre aynı kılıfın kullanılması özellikle yüzün temas ettiği bölgelerde akne gelişimini kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Yastık kılıflarını haftada en az bir-iki kez değiştirin.
Yüz havlusunu sık aralıklarla yıkayın ve havluları başkalarıyla ortak kullanmayın.

Saç ürünlerinizi yüzünüzle temas ettirmeyin

Saç yağları, şekillendiriciler ve saç bakım ürünlerinin alın ve şakak bölgesindeki gözenekleri tıkayabileceğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle yaz aylarında terleme ile bu ürünlerin cilde geçişi kolaylaşır ve yüzde yeni akne oluşumları görülebilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

Yağlı saç ürünlerini yüz bölgesinden uzak tutun.
Saç bakım ürünlerini uyguladıktan sonra yüzünüzü temizleyin.

Yüksek glisemik içerikli beslenmeyin

Akne ile beslenme arasında çok yakın ilişki olduğunu belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Şekerli içecekler, beyaz unlu gıdalar ve sık tüketilen ultra işlenmiş besinler insülin ve IGF-1 düzeylerini artırarak yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Bilimsel çalışmalar özellikle yüksek glisemik yükün akneyi kötüleştirebildiğini göstermektedir" diyor.

Ne yapmalı?

Tam tahıllar, sebze ve liften zengin beslenmeye özen gösterin.
Şekerli içecekleri ve işlenmiş gıdaları sınırlandırın.

Stres ve uykusuzluktan uzak durun

Yoğun stres ve yetersiz uyku sırasında kortizol başta olmak üzere bazı hormonların düzeyinin değişebileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu hormonal değişiklikler yağ üretimini artırabilir ve mevcut aknelerin alevlenmesine yol açabilir. Aynı zamanda cildin onarım mekanizmaları da yavaşlar" ifadelerini kullanıyor.

Ne yapmalı?

Düzenli uyku alışkanlığı edinin.
Stres yönetimi için yürüyüş, egzersiz veya nefes egzersizlerinden yararlanın.

Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM gündemindeki "Çerçeve Yasa" teklifine karşı tarihi Birinci Meclis önünde sert açıklamalarda bulundu. Özdağ, "Uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümünde önümüze yeni bir Sevr tasarımı konuluyor. Türkiye; Yugoslavya, Irak ve Lübnan yapılmak isteniyor" dedi

10.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne karşı Ankara'da tarihi bir protestoya imza attı. Siyasi liderlere ve vatandaşlara yaptığı çağrının ardından bugün saat 14.00'te Birinci TBMM Binası önünde toplanan kalabalığa seslenen Özdağ, iktidarı ve tasarıya destek veren muhalefeti hedef alan, son dönemin en sert ve kapsamlı konuşmasını gerçekleştirdi.

"Sevr'in yıl dönümünde Türkiye'yi bölme tasarısı Melis'te"

Konuşmasına bugünün tarihi anlamına vurgu yaparak başlayan Zafer Partisi lideri Özdağ, "Bugün 10 Ağustos 2026. Büyük Türk milletinin adeta esir alınmak istendiği, Türk vatanının bin parçaya bölünerek emperyalizmin işgaline açıldığı uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümüdür. Nasıl bir tesadüftür ki, tam da bugünün yıl dönümünde; PKK'lı teröristlere af getirecek, bebek katillerine siyasi statü verecek ve Türkiye'nin federalleşerek bölünmesine zemin hazırlayacak bir sürecin ilk adımı TBMM'ye getiriliyor. Karşımızdaki yasa tasarısı, sıradan bir kanun teklifi değildir; bu, Türk devleti ve Türk milletine karşı açıkça işlenmek istenen anayasal bir suçtur, yeni bir Sevr tasarımıdır!" ifadelerini kullandı.

"Kahraman ordu sınırda ezdi, iktidar Ankara'da can suyu veriyor"

Terörle mücadeledeki çelişkilere dikkat çeken Özdağ, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Kandil'e götürülüp getirilen iliştirilmiş gazeteciler, günlerdir ekranlarda 'Türkiye PKK'yı askeri olarak yenemedi, o yüzden mecburen masaya oturuluyor' propagandası yapıyor. Bu, Türk ordusuna atılmış en büyük iftiradır! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesinde yürüttüğü Kilit-Pençe Operasyonları ile PKK terör örgütünü askeri olarak tam anlamıyla ezmiş, bitme noktasına getirmiştir. Türk devleti PKK'ya yenilmemiştir! Ancak tam terörün beli kırılmışken, Ankara'da kapalı kapılar ardında yürütülen bu karanlık müzakereler terör örgütüne can suyu olmaktadır. Örgütün kendini feshedeceği yalanını ortaya atıyorlar. Soruyorum size: PKK'nın Suriye uzantısı olan, sınırımızda ağır silahlarla donatılmış YPG'nin silahlarını da toplayacak mısınız? Tabii ki hayır! Bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etme projesidir."

"Cezaevindeki adli mahkûmların suçu ne? Yeterince adam öldürmemeleri mi?"

Yasa teklifinin hukuki adalet zeminini tamamen yok ettiğini savunan Ümit Özdağ, cezaevlerindeki duruma dikkat çekerek sert bir karşılaştırma yaptı:

"Bu getirilen yasa, PKK'ya özel olarak dizayn edilmiş örtülü bir af yasasıdır. Buradan sormak istiyorum: Şu anda Türk cezaevlerinde bulunan yüz binlerce adli mahkûmun günahı ne? Onların suçu ne? Yeterince adam öldürmemiş olmaları mı? Arkalarına yabancı istihbarat servislerini alıp devlete silah çekmemiş olmaları mı? Teröristi, bebek katilini 'bütünleşme' adı altında sokağa salarken, kader kurbanı adli mahkûmları içeride tutamazsınız. Bu yasa geçtiği an, Türkiye'de hukuk devleti de adalet duygusu da tamamen ortadan kalkar."

"Tarihi Lozan mirasını inkâr edip Sevr masasına oturmuştur"

Konuşmasında muhalefet partilerini, özellikle de Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i çok sert bir dille eleştiren Özdağ, şu çağrıyı yaptı:

"Bu yasayı meclise getiren DAM ittifakını, yani DEM-AK Parti-MHP blokunu anlıyoruz, onların amacı belli. Ancak bu ülkenin kurucu partisi olduğunu iddia eden CHP'nin de bu yasa tasarısının altına imza atmış olması, arkasında durması içimizi acıtmaktadır. Bir Türk milliyetçisi olarak söylüyorum: CHP, kendi tarihi Lozan mirasını inkâr ederek Sevr masasına oturmuştur. Sayın Özgür Özel'e de sesleniyorum; 'Kürt'ün anasıyla Türk'ün anasını ayırmıyorum' diyerek bu hıyaneti meşrulaştıramazsınız. Derhal Atatürk'ün çizgisine dönün! Bu yasaya 'evet' diyerek, Türk devletinin temeline dinamit koyan bu suçun ortağı olmayın!"

"Millet 'eşit yurttaşlık' yalanıyla bölünmeye götürülüyor"

Yeni Parti programlarında yer alan kavramları eleştiren Özdağ, "Anayasa'nın 10. maddesine göre zaten bu ülkede tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Ancak bunlar, PKK'nın bir dili ve bölücü bir kavram olan 'eşit yurttaşlık' maskesinin arkasına sığınıyorlar. Amaçları Türk ve Kürt diye iki ayrı siyasi ve hukuki kimlik oluşturmaktır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhleri kaldırarak federalizmin, yani bölünmenin kapısını açmak istiyorlar. Türkiye'yi Yugoslavya gibi parçalamak, Irak ve Lübnan gibi etnik-mezhepsel savaşların içine atmak istiyorlar. Zafer Partisi buradayken buna asla izin vermeyeceğiz! Geçmişte Öcalan ile İmralı'da yapılan 67 sayfalık gizli görüşme notlarının sadece 4 sayfasını açıklayıp kalanını sansürleyenler, milletten ne gizlediklerini açıklamak zorundadır!" şeklinde konuştu.

"Gazilerimizi kirli pazarlıklarına alet ediyorlar"

Özdağ, basın açıklamasının ardından gazetecilerin, "Çerçeve yasayla birlikte Meclis'te bir de gazilere yönelik yasa teklifi var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna ise şu tarihi yanıtı verdi:

"Gazilerimizin sorunları ne yazık ki yıllardır çözülmedi. Ancak terör örgütüne af çıkaran bir yasayla, bu vatan için göğsünü siper etmiş kahraman gazilerimizin yasasını aynı anda, tek paket halinde TBMM'ye getirmek en hafif tabirle ahlaksızlıktır, etik değildir ve kabul edilemez! Gazilerimiz bir mali ya da ekonomik mücadele vermiyor; onlar bu ülkenin var olma mücadelesinin yaşayan abideleridir. Teröristleri affetmek için gazilerimizin arkasına saklanmasınlar. Biz sonuna kadar gazilerimizin yanındayız, teröristlerin ise tam karşısındayız!"

"Büyük Türk milleti, öfkeni ve iradeni sandığa taşı!"

Konuşmasının sonunda meydanı dolduran binlerce vatandaşa seslenen Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, karamsarlık dalgasına karşı direniş çağrısı yaptı:

"Büyük Türk milleti; iradeniz gasp edilmek, geleceğiniz kapalı kapılar ardında satılmak isteniyor. Ama asla umutsuzluğa kapılmayın! Biz buradayız, Kuvay-ı Milliye ruhuyla Birinci Meclis'in önündeyiz. Bu hıyanet sarmalına karşı en büyük silahınız demokratik iradenizdir. Bu ülkenin sessiz çoğunluğuna sesleniyorum: İçinizdeki haklı öfkeyi, vatan sevginizi kaybetmeyin ve bu tepkiyi ilk seçimde sandığa taşıyın! Er ya da geç Zafer, Türk milletinin olacak!"

Özdağ'ın konuşması meydanda toplanan kalabalığın attığı "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz", "Vatan Sana Canım Feda" ve "Teröre Af Yok, Sevr'e Geçit Yok!" sloganlarıyla sık sık kesildi. Basın açıklamasının ardından Ümit Özdağ ve Zafer Partisi Başkanlık Divanı heyeti, Birinci Meclis binası önünde vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirerek alandan ayrıldı.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azaldığı tespit edildi

10.08.2026 14:00:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026'nın temmuz aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da temmuz ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 26 istasyonda metreküp başına 29,77 mikrogram, geçen yılın aynı ayında ise 32,04 mikrogram olarak belirlendi.

Partiküler madde kaynaklı hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 7 azaldı.

Temmuz ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 56,66 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 55,31 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 51,41 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 14,14 mikrogramla "Kandilli 1" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Üsküdar 1" istasyonunda 15,75 mikrogram, "Ümraniye 1" istasyonunda ise 16,15 mikrogram ölçüldü.

Bu kapsamda, kentteki partikül madde hava kirliliği oranının 17 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 76,37 ile "Sarıyer", yüzde 64,51 ile "Kumköy" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyon yüzde 46,76 ile "Ümraniye 1" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 40,95'le "Üsküdar 1", yüzde 40,21 ile "Yenibosna" istasyonları takip etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.