logo
24 AĞUSTOS 2026

Paşalık bitti, partizanlık başladı!

Eski Genelkurmay Başkanı, eski Milli Savunma Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, vatan için canını ortaya koyan gazilerin ve şehit ailelerinin anayasal hak taleplerini hedef aldı

24.08.2026 21:50:00
Haber Merkezi
 
Paşalık bitti, partizanlık başladı!
Paşalık bitti, partizanlık başladı!
Eski Genelkurmay Başkanı, eski Milli Savunma Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, vatan için canını ortaya koyan gazilerin ve şehit ailelerinin anayasal hak taleplerini hedef aldı.

Gazilerimizin yıllardır süregelen ekonomik ve sosyal hak mücadelelerini "şahsi ve siyasi kazanç peşinde koşmak" olarak nitelendiren Akar, hak arayan malul sayılmayan gazileri ve ailelerini adeta "siyasi provokatör" ilan etti.

Yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst kademesinde görev yapmış eski bir genelkurmay başkanının, gazilerin ve şehit yakınlarının yaşadığı mağduriyetlere çözüm üretmek yerine, talepleri "istismar ve tahrik" olarak yaftalaması kamuoyunda ve gazi camiasında büyük bir tepki dalgasına yol açtı.

Kendi askerlerinin hak mücadelesini "azınlık" diyerek küçümsedi



Savaşta ya da terörle mücadelede yaralanıp vücudunda kurşun ve şarapnel parçalarıyla yaşayan ancak mevzuattaki yüzde 40 engellilik sınırı nedeniyle "Gazi" unvanı alamayan binlerce malul sayılmayan gazi bulunuyor.

Bu kahramanların protez, maaş ve istihdam gibi en temel insani ve hukuki hakları için yürüttüğü hak mücadelesi, eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından "küçük bir azınlığın siyasi faaliyeti" olarak basitleştirildi.

Geçmişte bu askerlerin komutanlığını yapan bir ismin, emir komutası altındaki kahramanların hak taleplerine bu denli dışlayıcı ve suçlayıcı bir dille yaklaşması "tarihi bir vefasızlık" olarak yorumlandı.

Siyaset Kürsüsünden Kahramanlara İtham



Hulusi Akar'ın açıklamaları, iktidarın gaziler arasında ayrımcılık yaptığı ve hak arama hürriyetini bastırmaya çalıştığı eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Gazilerin hak mücadelesini yürüten dernekler ve muhalefet temsilcileri, eski Genelkurmay Başkanı Akar'ın sözlerine sert tepki göstererek şu vurguları yaptı:

Gazilerin anayasal haklarını talep etmesi bir istismar değil, devletin onlara olan borcudur.

Akar'ın eski bir asker ve genelkurmay başkanı gibi değil, tamamen partizan bir refleksle hak arayan askerlerini hedef aldığı belirtildi.

Kahramanların mağduriyetlerini dile getirmesini "tahrik" olarak nitelendirmek, gazilik makamının ruhuna ayar vermeye çalışmaktır.

Vatan savunmasında göğsünü siper edenlerin haklı taleplerini siyasi bir tehdit veya provokasyon olarak görmek, bu ülkenin değerleriyle bağdaşmamaktadır. Eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bu suçlayıcı ifadeleri, haklarını almak için yıllardır çabalayan gazilerimizin ve şehit ailelerimizin vicdanında derin bir yara açmıştır.

Başkentte yürek sızlatan tablo

Eşit özlük hakları talebiyle Ankara'da haftalardır eylem yapan er gaziler ve şehit aileleri, şafak operasyonuyla parklardan çıkarıldıktan sonra şimdi de bakanlıklar önünde abluka altına alındı. Gazilerin "Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik" haykırışı Başkent'te tansiyonu yükseltti

24.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Başkentte yürek sızlatan tablo
Başkentte yürek sızlatan tablo
Türkiye'nin 81 ilinden rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük ve sosyal haklara sahip olmak amacıyla Ankara'ya gelen erbaş ve er statüsündeki gaziler ile er şehit yakınları, haftalardır Başkent'te seslerini duyurmaya çalışıyor.

İlk olarak Kızılay Güvenpark'ta oturma eylemi başlatan ve taleplerine karşılık alamadıkları için açlık grevine giden gazilerin direnişi, kolluk kuvvetlerinin sert müdahaleleri ve yoğun ablukasıyla karşı karşıya kaldı.

Sabaha karşı "şafak baskını" ve Güvenpark'ın kapatılması

Güvenpark'ta 38 gün boyunca gece gündüz demeden bekleyişini sürdüren şehit yakınları ve gazilere, sabaha karşı saat 04.45 sularında çok sayıda emniyet gücünün katılımıyla ani bir müdahale gerçekleştirildi.

Alanda çadır kurup nöbet tutan eylemciler, polis zoruyla bulundukları yerden çıkarılarak otobüslere bindirildi ve Bilkent'teki Gazi Uyum Evi'ne götürüldü. Operasyonun ardından Ankara Güvenpark yaya trafiğine kapatılarak tamamen polis bariyerleriyle çevrildi.

"Terörist muamelesi görüyoruz" isyanı

Uyum Evi'ne götürüldükten sonra serbest kalan gaziler, mücadelelerinden vazgeçmeyerek bu kez İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) önüne yürümek istedi. Ancak gazilerin ve şehit ailelerinin önü her adımda çevik kuvvet barikatları ve kalkanlarla kesildi.

Milli Savunma Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına izin verilmemesi üzerine yol üzerinde oturma eylemi başlatan gaziler, yollara yatarak trafiği durdurdu. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, etraflarını saran yoğun polis ablukasına isyan ederek şu açıklamayı yaptı:

"Şu anda teröristbaşına statü verilmesi tartışılırken, bizlere burada adeta terörist muamelesi yapılıyor. Bakanlığın önüne gitmemize, sesimizi duyurmamıza izin verilmiyor."

Arbede esnasında yürek burkan anlar: "Cudi'ye gönderilirken rütbe sormadınız"

Polis barikatları önünde yaşanan arbede sırasında tansiyon sık sık yükselirken duygusal anlar da yaşandı. Müdahale esnasında bazı er gaziler fenalık geçirerek yere yığıldı ve çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı. Koltuk değnekleri ve protezleriyle hak aramaya çalışan gazilerden birinin feryadı ise kameralara şöyle yansıdı:

"Bizi de 20 yaşında Cudi Dağı'na gönderdiler. Oraya gönderirken rütbe sormadınız, şimdi hak verirken neden ayırıyorsunuz? Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik! Vatan sağ olsun, devlet sağ olsun ama bu yapılanlar yazıklar olsun."

Olay yerindeki gazileri ziyaret eden bazı siyasetçiler ve muhalefet milletvekilleri de polis barikatlarına tepki gösterirken gözyaşlarını tutamadı. Gazilerin karşısına dikilmek zorunda kalan bazı polis memurlarının da duygusal anlar yaşadığı ve ağladığı görüldü.

Gaziler ve şehit aileleri, kendilerine uygulanan tüm engellemelere ve ablukaya rağmen, rütbe ayrımına dayanan yasal adaletsizlikler tamamen ortadan kaldırılana ve talepleri resmi olarak kabul edilene kadar Ankara meydanlarını ve bakanlık önlerini terk etmeyeceklerini ilan etti.

"Suç örgütü" iddiaları çöktü

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran 200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş" davasında 7 ay süren yargılama maratonu tamamlandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın temelini oluşturan "örgüt kurma ve üyelik" suçlamalarından tüm sanıkların beraatine hükmederken; yargılanan belediye başkanları hakkında rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına ilişkin kararını açıkladı

24.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
"Suç örgütü" iddiaları çöktü
"Suç örgütü" iddiaları çöktü
Türkiye gündemini aylardır meşgul eden, aralarında görevden uzaklaştırılmış belediye başkanlarının da bulunduğu 200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü" davasında nihai karar, bugün Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda açıklandı. 60 sayfalık kısa kararını okuyan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın merkezinde yer alan "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" iddiasını tamamen düşürdü.

"Örgüt" suçlamalarından toplu beraat

Davanın bir numaralı sanığı olan, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı belirtilen iş insanı Aziz İhsan Aktaş ve sanık Baki Nugay, üzerlerine atılı "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" suçlamasından beraat etti. Mahkeme heyeti, bu suçun işlendiğinin sabit olmadığına kanaat getirdi.

Aynı karar doğrultusunda, dava kapsamında aylardır tutuklu bulunan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu tüm sanıklar, "suç örgütüne üye olma" suçlamasından beraat etti. Ayrıca Aziz İhsan Aktaş ve Rıza Akpolat, "resmi ve özel belgede sahtecilik" suçlamalarından da aklandı.

Belediye başkanlarına çıkan cezalar ve beraat kararları

Toplamda 52 farklı eylemle suçlanan ve savcılık mütalaasında 234 yıla kadar hapsi istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, örgüt ve sahtecilik iddiaları dahil 18 suçlamadan beraat ederken, mahkeme tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Yargılandığı davanın 44 ve 45. eylemleri kapsamında "rüşvet almak" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Eşi Yeşim Akpolat'a da aynı dava kapsamında 4 yıl 2 ay hapis ve 781 bin TL para cezası verildi, ayrıca 3 ev ve aracına el konulması kararlaştırıldı.

Davada yargılanan diğer belediye başkanlarına yönelik kararlar ise şu şekilde gerçekleşti:

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer: Yargılandığı maddeler uyarınca mahkeme tarafından 8 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara: Yakın tarihte sağlık gerekçesiyle tahliye edilen Çaykara, bu dava kapsamında üzerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti. Mahkeme, Eylem 58 yönünden Çaykara'yı "rüşvet almak" suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Hapis cezasının yanı sıra, Çaykara hakkında 3 yıl 4 ay süreyle memuriyetten yasaklanma kararı da verildi.

Diğer Sanıklar: Görevden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere hakkındaki rüşvet ve usulsüzlük iddialarına dair hükümler de mahkeme başkanı Oğuzhan Gül tarafından detaylıca zapta geçirildi.

59 duruşmalık maraton Silivri'de noktalandı

13 Ocak 2025'teki ilk operasyon ve 20 Ekim 2025'te hazırlanan 579 sayfalık iddianame ile başlayan hukuki süreç, 27 Ocak 2026'dan itibaren 59 duruşma boyunca devam etmişti. Beşiktaş, Avcılar, Esenyurt belediyeleri ile İSFALT ve İETT'nin "suçtan zarar gören kurumlar" olarak yer aldığı dosyada, başlangıçta 40 olan tutuklu sayısı zamanla 5'e kadar düşmüştü.

Karar duruşmasını İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Dilek İmamoğlu, çok sayıda milletvekili, belediye başkanı ve sanık yakını da salonda izleyici olarak takip etti. Örgüt iddialarının çökmesiyle birlikte hukuki sürecin istinaf aşamasına taşınması bekleniyor.

Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Firari Hilmi Tuna Kuriş'in kaçışında kullanılan çakarlı aracın ardından, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli iki lüks aracın daha tahsis amacı dışında ve şüpheli/suç içerikli faaliyetlerde kullanıldığı tespit edildi. Yeni bulgular doğrultusunda operasyon genişletilirken bir şüpheli gözaltına alındı, bir diğeri için yakalama kararı çıkarıldı

24.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen dini cemaatin lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturması, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş'in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ın İstanbul'dan Muğla'nın Marmaris ilçesine kaçırılmasında kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıkmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Şahin adına tahsis edilen diğer araçları da mercek altına alan emniyet güçleri, çarpıcı verilere ulaştı. Yapılan teknik ve fiziki incelemeler sonucunda, eski bakana tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında, suç içerikli ve şüpheli faaliyetlerde aktif olarak kullanıldığı belirlendi.

Bir gözaltı, bir firari daha

Araçların izini süren ekipler, suç örgütü ile bağlantılı yeni isimlere ulaştı. Soruşturma kapsamında söz konusu yapıyla organik bağı bulunduğu değerlendirilen Ömer Yücel adlı şüpheli düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Araçların kullanım organizasyonunda yer aldığı iddia edilen bir diğer şüpheli Ömer Sipahioğlu'nun yakalanması için ise geniş çaplı bir çalışma başlatıldı.

Şahin "haberim yok" demişti

Daha önce yakalanan çakarlı firar aracının ardından açıklama yapan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, suç örgütü üyelerini tanımadığını iddia etmişti. Şahin savunmasında, aracı kiraladığı şirketin sahibi Mehmet Özmen'i uzun yıllardır tanıdığını ancak aracın kendisinden izinsiz şekilde firarilere tahsis edildiğini basından öğrendiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Ancak iki aracın daha benzer şüpheli faaliyetlerde kullanıldığının ortaya çıkması, soruşturmanın seyrini Şahin'in tahsisli araç envanteri üzerinde yoğunlaştırdı.

Dev operasyonun geçmişi

Ankara merkezli yürütülen ve 17 ile yayılan Alihan Kuriş soruşturmasında, örgüt yöneticilerine şu ağır suçlamalar yöneltiliyor:

• Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği ve kuruculuğu,

• Nitelikli dolandırıcılık,

• Vergi Usul Kanunu'na muhalefet,

• Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Kara para aklama).

13 Ağustos'ta başlatılan ilk dalga operasyonda, aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 kişiden 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Operasyonlarda yapılan aramalarda lüks villaların gizli bölmelerine saklanmış, piyasa değeri 1,34 milyar TL olan 200 kilo külçe altın ele geçirilmişti.

Savcılık, örgütle mali ve ticari bağı olan; tekstil, inşaat, gıda, kuyumculuk ve eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren 32 dev şirketi (Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası, Verona Ev Tekstili vb.) mercek altına almış durumda. Yurt dışına yapılan milyonlarca avroluk şüpheli para transferlerinin incelenmesine ve genişletilen araç soruşturmasına titizlikle devam ediliyor.

3 kardeşin ölümünde iki ihtimal

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde Muhammed Ali, Gülşah ve Belinay Sakar kardeşlerin cansız bedenlerinin peş peşe deniz kıyısına vurmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor; emniyet güçleri olayın arkasındaki gizemi çözmek için intihar ve toplu kurtarma faciası ihtimalleri üzerinde duruyor

24.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 20 Ağustos 2026 tarihinde Cami Mahallesi Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde gerçekleşen trajik olayda, Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli üç kardeşin cansız bedenleri yaklaşık birer saat arayla suda bulunmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı incelemelerde, kardeşlerin cep telefonları ile dijital materyalleri mercek altına alınırken, evde sağ bulunan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar'ın (21) emniyetteki ifadesinin olayın gidişatını netleştirmesi bekleniyor.

Sır ölüme dair üzerinde durulan iki kritik ihtimal

Soruşturmayı çok yönlü sürdüren cinayet büro ve asayiş ekipleri, ailenin iç dünyasını ve gençlerin son günlerini inceleyerek trajik ölümün arkasındaki nedenleri aydınlatmak için şu iki ana senaryoyu değerlendiriyor:

Kurtarma faciası: Kardeşlerin sahil kenarındaki konuşmaları veya kazara kayıp düşme durumu göz önüne alınarak, birinin denize düşmüş olabileceği, diğer iki kardeşin ise onu kurtarmak amacıyla peşinden suya atlayarak boğulmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Birlikte intihar sözleşmesi: Anne ve babası boşanan kardeşlerin çevrelerine evden ayrılmak istediklerini söyledikleri iddiaları ve dış dünyaya kapalı, sürekli birlikte vakit geçiren yapıları nedeniyle anlaşıp eş zamanlı olarak yaşamlarına son vermiş olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Dehşete düşüren olay nasıl olmuştu?

Darıca Sahili'nde 20 Ağustos günü saat 16.00 sıralarında denizde hareketsiz bedenler gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, kıyıya vuran üç gencin cansız bedenini sudan çıkardı. Yapılan parmak izi ve kimlik tespit çalışmalarında ölenlerin aynı aileye mensup kardeşler olduğu belirlendi.

Gebze Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk otopsi incelemelerinde, kardeşlerin vücudunda herhangi bir darp, cebir, boğuşma izine ya da kesici/ateşli silah yaralanmasına rastlanmadı. İlk bulgular ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiğini gösterirken, kardeşlerden birinin kulak ve burnunda basınca bağlı kanamalar tespit edildi.

Ölüme giden gece yarısı yürüyüşü kamerada

Yürütülen çalışmalarda kardeşlerin ölüme yürüdüğü son anlara ait güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. 20 Ağustos sabaha karşı saat 03.49'da Eski Hükümet Caddesi'nde kaydedilen görüntülerde; üç kardeşin de siyah kıyafetler giydiği, kız kardeşler Gülşah ve Belinay'ın kol kola girdiği, Muhammed Ali'nin ise yanlarında sakin bir şekilde sahile doğru yürüdüğü anlar yer aldı.

Aileyi yıkan kahredici detaylar ve geçmişteki büyük acı

Soruşturma sürerken aile geçmişine dair ortaya çıkan ayrıntılar ise adeta yürekleri dağladı. Anne Güler Saltan ile babanın boşanmış olduğu, çocukların Darıca'da anneleriyle yaşadığı öğrenildi. Olayın ardından denizde aranan 21 yaşındaki zihinsel engelli dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, sabah evde uyandığında kardeşlerini bulamamış ve daha sonra polis ekiplerince evde sağ olarak bulunmuştu.

Ailenin daha büyük bir acıyı geçmişte de yaşadığı, çocukların ismi öğrenilemeyen bir diğer ablasının da tam 10 yıl önce (2016 yılında) İzmir'in Çeşme ilçesinde denizde boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Hayatını kaybeden gençlerden Gülşah Sakar'ın bu yıl Hukuk Fakültesini yeni kazandığı, en küçük kardeş Belinay Sakar'ın ise toprağa verildiği gün tam 15. yaş gününün olduğu öğrenildi. Üç kardeş, Darıca Eyüpoğlu Camii'nde yan yana konulan üç tabutla kılınan cenaze namazının ardından Gebze Balçık Mezarlığı'nda gözyaşlarıyla defnedildi.

Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın ailesi, saldırganın tutuklu anne ve babası hakkında 5 milyon liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı

24.08.2026 13:50:00
Anadolu Ajansı
 
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kara ailesinin avukatı Özcan Kara'nın Kahramanmaraş 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu ihtiyati haciz dilekçesinde, olay nedeniyle müvekkilin davalılardan maddi manevi tazminat alacağı doğduğu belirtilerek, "Failin anne ve babasının olay öncesinde gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesince sorumluluğunun bulunduğu" ifade edildi.

Dilekçede, "Davalıların mal varlıklarını kaçırma, devretme veya gizleme ihtimali bulunduğu, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati haciz kararı verilmesi" talep edildi.

Talebi değerlendiren mahkeme, failin anne ve babasının mal varlığıyla ilgili ihtiyati haciz kararı verdi.

Mahkemenin kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun eylemi nedeniyle anne ve babanın cezai sorumluluğu bulunmasa dahi hukuki sorumluluklarının doğabileceği belirtildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesindeki "ev başkanının sorumluluğu" kapsamında anne ve babanın, çocuklarının üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulabileceği kaydedildi.

Kararda, çocuğun 15 yaşından küçük olmasının veya ayırt etme gücüne sahip olup olmamasının, anne ve babanın bu kapsamdaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edildi.

Anne ve babanın sorumluluktan kurtulabilmesi için çocuğu durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim altında bulundurduklarını veya gerekli özeni göstermiş olsalar dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceklerini ispatlamaları gerektiği kaydedilen kararda, 15 yaşından küçük bir çocuğun ateşli silaha erişebilmesinin aile içi denetim, eğitim ve gözetim bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme, saldırganın babası Uğur ve annesi Peyman Pınar Mersinli'nin mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ayrı ayrı 5 milyon lira olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına hükmetti.

Ailenin avukatı Özcan Kara, ihtiyati haciz kararının ardından Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 5 milyon liralık tazminat davası açtıklarını belirtti.

Kara, zararın bilirkişi incelemesiyle kesinleşeceğini ve tazminat talebinin ilerleyen süreçte artırılabileceğini kaydetti.

Ceza davasının ilk duruşması 4 Eylül'de

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Uğur ve Peyman Pınar Mersinli, 4 Eylül'de Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Uğur Mersinli hakkında 10 kez müebbet ve 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli hakkında ise 22,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, YENİ Parti’yi değişim yolculuğunda “Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı” olarak nitelendirdi

24.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda, "Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi Türkiye'de değişimin önünü açacaktır. Büyük bir değişimin öncüsü olacak YENİ Parti'nin, bu büyük yolculuğunda Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı olduğuna inanıyorum. İçinden geldiğimiz gelenek ve mücadele bilinciyle, değişime ve yeniliğe dair kararlılığımızla büyük bir mücadelenin ve milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağına bütün milletimizin de yürekten inanmasını istiyorum" dedi.

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet gazetesi için "Türkiye hangi şafağa bakacak?" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Silivri'de süren İBB Davası'nın gece yarılarına kadar sürdüğünü belirten İmamoğlu, "Duruşmanın son sanığı savunması boyunca adımı defalarca kullandı, hakkımda iddialar sıraladı. Benim dikkatimi ise sorulmayan bazı basit sorular çekti. Mahkemenin sanığa sormasını bekledim: 'Ekrem İmamoğlu'nu tanıyor musun? Hiç görüştünüz mü? Aranızda herhangi bir irtibat oldu mu? Bu söylediklerini hangi somut bilgiye veya belgeye dayandırıyorsun?' Bekledim. Sorulmadı. Ne iddia makamı sordu ne de mahkeme heyeti. Bunun adı, saatlerce benim hakkımda konuşan bir insana benimle hayatında bir kez olsun görüşüp görüşmediğinin dahi sorulmadığı bir yargı rezaleti" ifadelerini kullandı.

Avukatların sorularına ise yanıt alınamadığını, "itirafçıların" ezbere ifadeleri okuduğunu söyleyen İmamoğlu, "Mahkemenin görevi hakkı gözetmek ve korumaktır. Savcılık aşamasında şantaj ve tehdit yoluyla ifade vermeye ikna edilenleri, duruşmalarda ifadeleri tel tel dökülenleri görmek ve gerekeni yapmaktır. Sorulması gereken en basit sorular bile sorulmuyorsa gerçek ayan beyan ortadadır: Burada hakikat ve adalet aranmıyor, Türkiye'nin geleceğine kast edecek şekilde kurgulanmış çirkin bir senaryo sergileniyor. Hakkımdaki bütün iddialar ortaya konsun. Deliller açıklansın. Tanıklar dinlensin. İddia makamı elinde ne varsa mahkemeye getirsin. Ben de orada olayım. Dinleyeyim, sorayım, cevap vereyim, itiraz edeyim. Doğal bir yargılama süreci bunu gerektirir" dedi.

'DEMOKRASİ SİLİVRİ'DEN GÜÇLENEREK ÇIKACAK'
Duruşmalarda kendisinin konuşturulmadığını anlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Fakat aylardır tuhaf bir durumla karşı karşıyayız: Adımı bir 'suç örgütü' iddiasının merkezine yerleştirmek isteyenler, o iddiaların tartışıldığı mahkeme salonunda benim mümkün olduğunca az konuşmamı istiyor. Bazen salondan çıkarılmam, bazen mahkemeye getirilmemem, bazen savunmamın sınırlandırılması gündeme geliyor. O halde sormak zorundayım: Ekrem İmamoğlu'nu yargılamak istediğiniz mahkemede neden Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından bu kadar rahatsız oluyorsunuz?

Bütün bunları Silivri'de, Türkiye'nin ve Avrupa'nın 'en büyük duruşma salonu' olmasıyla övünülen devasa bir yapının içinde yaşıyoruz. Övünüyorlar bununla! Erdoğan'ın adaletsizliğinin sembolü olmuş bir yapıyla övünüyorlar! Demokrasiyi, demokratik seçimleri, demokratik, laik ve sosyal devlet halinde bir Cumhuriyet idealini Silivri'de yok etmeye çalışıyorlar. Anlamıyor, anlamak istemiyorlar. Yassıada'da, Diyarbakır'da, Mamak'ta, Ulucanlar'da, Pınarhisar'da yok olmayan ve bütün zorlu mücadeleleriyle yola devam eden demokrasi, Silivri'den de güçlenerek çıkacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başkenti Ankara'da, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde güçlenen iradesiyle er ya da geç demokrasi yolculuğuna devam edecektir. Bu millet elbet şafak vakti operasyonlarına ve yargılamalarına değil, yepyeni bir yolculuğa, geleceğe umutla sarılan bir şafağa yüzünü dönecektir. Bu halktan uzak hükümet, 86 milyonu büyük bir korku, kaos ve kriz ortamında yaşatarak yolsuzluğu, yoksulluğu ve yasakları derinleştirmektedir. Pazara çıkamayan annenin, torununa harçlık veremeyen emeklinin, üretemeyen çiftçinin, gazilerimizin hak arayışının, madencilerimizin emek mücadelesinin bize gösterdiği yol bellidir."

'YENİ PARTİ EN GÜÇLÜ ÇATI'
Yazısında YENİ Parti'ye de değinen İmamoğlu, YENİ Parti'nin güçlü bir çatı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi Türkiye'de değişimin önünü açacaktır. Büyük bir değişimin öncüsü olacak YENİ Parti'nin, bu büyük yolculuğunda Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı olduğuna inanıyorum. İçinden geldiğimiz gelenek ve mücadele bilinciyle, değişime ve yeniliğe dair kararlılığımızla büyük bir mücadelenin ve milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağına bütün milletimizin de yürekten inanmasını istiyorum. Pusulamızı doğru görürsek karmaşayı değil uzlaşıyı, çatışmayı değil barışı ve huzuru, yoksulluğu değil zenginliği, adil paylaşımı ve refah içinde bir geleceği yakalarız.

Cumhuriyeti, adaleti ve demokrasiyi ancak güçlü bir çatının altında vereceğimiz mücadeleyle kazanabilir ve millet olarak hep birlikte yeni bir şafağa uyanırız. Yeni ve huzurlu bir şafakta milletimizle buluşmak dileğiyle..."

'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor

İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor

24.08.2026 11:11:00
Haber Merkezi
 
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapılacak toplantıda, sürecin işleyişine ve takip mekanizmalarına ilişkin kritik başlıklar masaya yatırılacak.

Kurulda Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulunacak.

ALT KURULLAR OLUŞTURULUYOR
İlk toplantının en önemli gündem maddelerinden birini, sürecin farklı aşamalarını koordine edecek alt kurulların oluşturulması oluşturuyor. Bu kapsamda silahların teslimi ve sahadaki teyit mekanizmaları, adli süreçler, sosyal uyum ve rehabilitasyon başlıklarına yönelik ayrı çalışma gruplarının kurulması öngörülüyor.

Bu kurullar aracılığıyla silahların teslim süreçlerinin yanı sıra teslim olan örgüt mensuplarının hukuki durumlarının da yakından takip edileceği belirtiliyor.

Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde yeni alt komisyonlar kurma yetkisine sahip olan kurula, bakanlıklar, kamu kurumları ve kuruluşlarının temsilcileri ile gerekli görülen uzman isimlerin de davet edilebileceği ifade edildi. Toplantının ardından sürecin işleyişine ilişkin yazılı bir açıklama yapılması bekleniyor.

Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor

Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor

24.08.2026 10:55:00
AA
 
Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor
Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor
Kestel'e bağlı Derekızık ve Aktaştepe mahalleleri ile Yıldırım ilçesine bağlı Karapınar Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgelere Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin alevlere 2 helikopter, 8 arazöz, 3 su tankeri, 6 ilk müdahale ve hizmet aracı, 4 dozerle müdahalesi sürüyor.

Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı

24.08.2026 10:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde kaçak göçmenler olduğu bilgisi üzerine harekete geçti.

Sahil Güvenlik Gemisi 'TCSG-61' ve Sahil Güvenlik Botu 'KB-103' tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada mahkemenin bugün kararını açıklaması bekleniyor

24.08.2026 09:23:00 / Güncelleme: 24.08.2026 11:30:12
İHA
 
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada 200 sanığın ve avukatlarının savunmaları tamamlandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde bugün görülecek duruşmada, sanıkların son sözleri alınacak.

İlk duruşma 27 Ocak'ta yapıldı

Davanın ilk duruşması, 27 Ocak günü yapılmıştı. Yapılan tutukluluk incelemeleri sonucunda, aralarında Utku Caner Çaykara, Zeydan Karalar ve Kadir Aydar'ın da aralarında bulunduğu 28 sanık tahliye edilmişti.

Esasa ilişkin mütalaa 14 Mayıs'ta açıklandı

Öte yandan, 14 Mayıs günü görülen duruşmada, Cumhuriyet Savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı. Mütalaada, etkin pişmanlıktan faydalanan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 29 kez 'ihaleye fesat karıştırma' 19 kez 'özel belgede sahtecilik', 4 kez 'resmi belgede sahtecilik', 3 kez 'rüşvet' ve 3 kez 'edimin ifasına fesat karıştırmak' suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep edilmişti. Tutuksuz sanık Baki Nugay'ın ise 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 30 kez 'ihaleye fesat karıştırma', 19 kez 'özel belgede sahtecilik', 4 kez 'resmi belgede sahtecilik', 7 kez 'rüşvet', 3 kez 'edimin ifasına fesat karıştırmak' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi talep edilmişti.

Rıza Akpolat'ın 234 yıla kadar hapsi istendi

Görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez 'ihaleye fesat karıştırma', 17 kez 'özel belgede sahtecilik', 2 kez 'resmi belgede sahtecilik', 1 kez 'nitelikli dolandırıcılık', 2 kez 'rüşvet', 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' ve 'haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme' suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenmişti.

Tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve ardından tahliye edilen sanık Utku Caner Çaykara'nın 'ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması' suçundan beraati, 'rüşvet' suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in rüşvet' suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in ise 2 kez 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Davada karar günü

Sanıkların, esasa ilişkin mütalaaya karşı savunmaları tamamlandı. Mahkeme heyeti, bugün Silivri'de görülecek olan duruşmada, sanıkların son sözlerini alacak. Ardından ise heyetin, kararını açıklaması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.