Bugün sahip olduğumuz imkânlar babalarımızın, atalarımızın sahip olduğu imkanlarla ölçülemeyecek kadar fazla. Buna rağmen en fakirimizden en zenginine en sıradan kişiden en yüksek makam sahibine kadar hepimiz bir kaygı, korku, huzursuzluk içerisindeyiz.
Dehşet verici olaylar yaşıyoruz. İşte son okul saldırısı! İşte asrın dolandırıcılık olayı. İşte siyasetçiler! Aile içi şiddet. Eşini, evlatlarını katledip, intihar eden babalar, anneler.
İşte alacak-verecek, miras paylaşımında yaşanan vahşetler. Tacizler, tecavüzler, yan baktın cinayetleri…
'İnsanın iç dünyasında yaşadıklarını, düşündüklerini, planladıklarını fiiliyata geçirdiği ortamdır toplum' derdi Prof. Dr. Haydar Baş Hocam.
Demek ki toplumların eksileri veya artıları bireyin, bireylerin iç dünyası ile alakalı. Bu yüzden Baş Hocamız, 'insan gönüldür, gönül' derdi.
Bugün gönlümüzü unuttuk, gönülleri unuttuk.
Başta da dediğim gibi geçmiş ile kıyaslanamayacak imkanlara sahibiz. Kimimizin malı büyüyor, kimimizin kariyeri büyüyor, kimimizin hesapları büyüyor, kimimizin makamı-mevkii büyüyor.
Ama bir türlü kalplerimiz büyümüyor, kalplerimize huzur gelmiyor.
Neden?
Çünkü kalbimizin aradığı, istediği çok mal, kabarık banka hesapları, makam, mevki, istediğini yapabilmek, her şeye hükmedebilmek vs. değildir.
Kalbimizin aradığı Allah'tır. Biz bu gerçeği görmezden geldiğimiz için kalplerimiz huzursuz, yalnız, kimsesiz ve de tatminsiz.
Oysa Rabbimiz açık reçete vermişti: 'Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur'. (Ra'd, 28)
Bu ayete binaen Baş Hocamız 'Allah'ı zikir göğüslere cila ve akıllara nurdur. Zikirden gafil olan bir kalp tatminsiz, huzursuz ve manen viranedir. Kalbin pasını silmenin ve manevi körlükten kurtulmanın yegane yolu Allah'ı anmaktır.
Zikrullahtan gafil olanlar çok büyük bir pişmanlık duyacaklardır. Nitekim Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki; "Bir cemaat bir mecliste oturur da Yüce Allah'ı (c.c) zikretmeden, peygambere salâvat getirmeden dağılırlarsa, kıyamet günü bu meclisleri onlara, hasret ve nedametten başka bir şey olmayacaktır." (İslam'da Zikir sh:179)
İmam Ali (a.s) buyuruyor ki; "Bir zaman gelir ki insanlara, İslamiyetten ancak bir isim kalır. Mesela yalnız adı Müslüman'dır. Başka hiçbir ibadet ve taat bilmez. Kuran'ın resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. Mescitlerini tamir ederler, fakat içlerinde Zikrullah yapılmadığından manen haraptırlar. İşte o zaman ehlinin şerlileri zahir ulemasıdır. Fitne bunlardan çıkar ve yine bunlara döner." (Prof. Dr. Haydar Baş, İslam'da Zikir eseri sh:179)
Yine İmam Ali Efendimiz: 'Şüphesiz Allah Teâlâ zikri kalplerin cilası kılmıştır. Ne mutlu, Allah'ın zikri dışında susan kimseye'.
İmam Ali (a.s) bir arkadaşına şöyle dedi: 'Sana, Allah Resulü'nün (s.a.a.v) bana öğrettiği bir duayı öğretmeyeyim mi?' Ben de "Evet" dedim.
O şöyle buyurdu: "De ki: 'Ey Allah'ım, kalbimin kulaklarını Senin zikrine aç ve bana Sana ve Resulüne itaat etme ve Kitabına göre hareket etme gücü ver'.
İmam Cafer (a.s): 'Hiçbir şey yoktur ki ulaşacağı bir sınırı bulunmasın. Ancak zikrin ulaşacağı bir sınır yoktur. Çünkü Allah, zikrin azına razı olmamış ve onun sona ereceği bir sınır koymamıştır.'
İmam Cafer babası Muhammed Bakır için: 'Onunla yürürdüm, Allah'ı zikrederdi. Onunla yemek yerdim, Allah'ı zikrederdi' der.
Son nefes
'Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. O'nu sabah akşam tesbih edin' (Ahzap 41-42)
Hz. Muhammed (s.a.a.v): 'Rabbini zikreden kimse ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.'
Abdülkadir Geylani Hazretleri: 'Her şey Allah'ı anmakla başlar. Bu duygu kalpte yerleşince işler bitmiş olur. Evvelâ anmak, son nefeste yine O... Herkes, Hakk'ı andığı kadar erebilir.
Bu sebeptendir ki, büyükler daima Allah'ı anarlar. Bu anış onların benliklerini yıkar. İç âlemlerini kaplayan her cins kötülüğü eritir. Hak'tan gayrı ne ki var, benliklerinden silinir; kaybolur. Cümle varlık, Hak varlığı ile dolar.
O büyük insanlar, Hak Teâlâ'nın şu emrini işitmişlerdir: 'Beni anın; sizi anarım. Şükür yolumu tutun; küfür yolunu tutmayın.' (Bakara, 152)
O büyükler, Allah'ı anmak için ellerinden geldiği kadar doğru yola koşarlar. Bunu severek yaparlar. Onlar, şu yüce kelâmı dinlerler: 'Ben, beni zikredenin yanındayım.'
O sevgili kullar, uygunsuz yerlerden kaçarlar, iyi şeylerle uğraşırlar. Her hâllerinde Allah'ı anar ve O'nunla ülfet ederler."
Yunusumuz ne derdi? 'Son nefeste söylemezse bu diller, bütün cihan senin olsa ne fayda'.
Çıkmaz sokaktan çık
Baş Hocamızdan: "Günümüzde de nübüvvet ve risaletin ışığı sayesinde temel mesele olan insan meselesine eğilmedikçe hiçbir meselenin çözümü kalıcı olmayacaktır.
Zira beşerî telakkilerin kaynağı, ölçüsü, izahları ve vardıkları sonuçlar yanlıştır. Bunun sebebi ise nübüvvet ve risalet ışığından mahrum oluşlarıdır.
Bu yüzden Sevgili peygamberimizin (sav) getirdiği tebliğe ve ilâhî hakikatlere insanlığın kurtuluş sebepleridir diyoruz.
Aynı zamanda bugün fertlerin şahsî bunalımlarından kurtulma çabaları ve sosyo-politik planda olan rejim değişiklikleri, kendinden kaçan insanın bilmeden, farkında olmadan kendini arama seferberliğidir.
Hülasa edersek bu caddeler çıkmaz sokaktır, mülkün sahibinin yoluna dönülmedikten, caddedeki kılavuzlara gönül verilmedikten sonra bu arayış bitmeyecektir.
Çünkü ruh, sahibini arıyor. Onu, bir kuş misali kafesten uçurup hürriyetine kavuşturmak gerek. Bu mânâda mü'min, iki kanatlı bir kuş gibidir. Bir kolu dünyada, diğeri ise ahirettedir.
Arayışta isabet edip Hakk'ın caddesinde yürüyenler için zulmet perdeleri aralanır; görüş keskin olur: "Bugün senin için perdeler aralandı. Biz açtık; gözlerin de keskin görür" ilâhî hitabına mazhar olunur. Keskin görenler için problemlerin çözümü kolaylaşır.'
İmam Zeynelabidin'in duası ile
"Ey zikri, zikredenler için şeref olan; şükrü, şükredenler için kurtuluş olan; itaati, itaat edenler için kurtuluş olan Allah! "Kalplerimizi Senin zikrinle, Senin dışındaki her türlü meşguliyetten uzaklaştır. Dillerimizi Senin şükrünle, başka her türlü şükürden uzaklaştır.
Bize yalnızlıkta ve insanlar arasında, gece ve gündüz, açıkta ve gizlide, bollukta ve sıkıntıda Seni zikretmeyi ilham et. Kalpler Senin zikrinden başka hiçbir şeyle huzur bulmaz".
Dehşet verici olaylar yaşıyoruz. İşte son okul saldırısı! İşte asrın dolandırıcılık olayı. İşte siyasetçiler! Aile içi şiddet. Eşini, evlatlarını katledip, intihar eden babalar, anneler.
İşte alacak-verecek, miras paylaşımında yaşanan vahşetler. Tacizler, tecavüzler, yan baktın cinayetleri…
'İnsanın iç dünyasında yaşadıklarını, düşündüklerini, planladıklarını fiiliyata geçirdiği ortamdır toplum' derdi Prof. Dr. Haydar Baş Hocam.
Demek ki toplumların eksileri veya artıları bireyin, bireylerin iç dünyası ile alakalı. Bu yüzden Baş Hocamız, 'insan gönüldür, gönül' derdi.
Bugün gönlümüzü unuttuk, gönülleri unuttuk.
Başta da dediğim gibi geçmiş ile kıyaslanamayacak imkanlara sahibiz. Kimimizin malı büyüyor, kimimizin kariyeri büyüyor, kimimizin hesapları büyüyor, kimimizin makamı-mevkii büyüyor.
Ama bir türlü kalplerimiz büyümüyor, kalplerimize huzur gelmiyor.
Neden?
Çünkü kalbimizin aradığı, istediği çok mal, kabarık banka hesapları, makam, mevki, istediğini yapabilmek, her şeye hükmedebilmek vs. değildir.
Kalbimizin aradığı Allah'tır. Biz bu gerçeği görmezden geldiğimiz için kalplerimiz huzursuz, yalnız, kimsesiz ve de tatminsiz.
Oysa Rabbimiz açık reçete vermişti: 'Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur'. (Ra'd, 28)
Bu ayete binaen Baş Hocamız 'Allah'ı zikir göğüslere cila ve akıllara nurdur. Zikirden gafil olan bir kalp tatminsiz, huzursuz ve manen viranedir. Kalbin pasını silmenin ve manevi körlükten kurtulmanın yegane yolu Allah'ı anmaktır.
Zikrullahtan gafil olanlar çok büyük bir pişmanlık duyacaklardır. Nitekim Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki; "Bir cemaat bir mecliste oturur da Yüce Allah'ı (c.c) zikretmeden, peygambere salâvat getirmeden dağılırlarsa, kıyamet günü bu meclisleri onlara, hasret ve nedametten başka bir şey olmayacaktır." (İslam'da Zikir sh:179)
İmam Ali (a.s) buyuruyor ki; "Bir zaman gelir ki insanlara, İslamiyetten ancak bir isim kalır. Mesela yalnız adı Müslüman'dır. Başka hiçbir ibadet ve taat bilmez. Kuran'ın resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. Mescitlerini tamir ederler, fakat içlerinde Zikrullah yapılmadığından manen haraptırlar. İşte o zaman ehlinin şerlileri zahir ulemasıdır. Fitne bunlardan çıkar ve yine bunlara döner." (Prof. Dr. Haydar Baş, İslam'da Zikir eseri sh:179)
Yine İmam Ali Efendimiz: 'Şüphesiz Allah Teâlâ zikri kalplerin cilası kılmıştır. Ne mutlu, Allah'ın zikri dışında susan kimseye'.
İmam Ali (a.s) bir arkadaşına şöyle dedi: 'Sana, Allah Resulü'nün (s.a.a.v) bana öğrettiği bir duayı öğretmeyeyim mi?' Ben de "Evet" dedim.
O şöyle buyurdu: "De ki: 'Ey Allah'ım, kalbimin kulaklarını Senin zikrine aç ve bana Sana ve Resulüne itaat etme ve Kitabına göre hareket etme gücü ver'.
İmam Cafer (a.s): 'Hiçbir şey yoktur ki ulaşacağı bir sınırı bulunmasın. Ancak zikrin ulaşacağı bir sınır yoktur. Çünkü Allah, zikrin azına razı olmamış ve onun sona ereceği bir sınır koymamıştır.'
İmam Cafer babası Muhammed Bakır için: 'Onunla yürürdüm, Allah'ı zikrederdi. Onunla yemek yerdim, Allah'ı zikrederdi' der.
Son nefes
'Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. O'nu sabah akşam tesbih edin' (Ahzap 41-42)
Hz. Muhammed (s.a.a.v): 'Rabbini zikreden kimse ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.'
Abdülkadir Geylani Hazretleri: 'Her şey Allah'ı anmakla başlar. Bu duygu kalpte yerleşince işler bitmiş olur. Evvelâ anmak, son nefeste yine O... Herkes, Hakk'ı andığı kadar erebilir.
Bu sebeptendir ki, büyükler daima Allah'ı anarlar. Bu anış onların benliklerini yıkar. İç âlemlerini kaplayan her cins kötülüğü eritir. Hak'tan gayrı ne ki var, benliklerinden silinir; kaybolur. Cümle varlık, Hak varlığı ile dolar.
O büyük insanlar, Hak Teâlâ'nın şu emrini işitmişlerdir: 'Beni anın; sizi anarım. Şükür yolumu tutun; küfür yolunu tutmayın.' (Bakara, 152)
O büyükler, Allah'ı anmak için ellerinden geldiği kadar doğru yola koşarlar. Bunu severek yaparlar. Onlar, şu yüce kelâmı dinlerler: 'Ben, beni zikredenin yanındayım.'
O sevgili kullar, uygunsuz yerlerden kaçarlar, iyi şeylerle uğraşırlar. Her hâllerinde Allah'ı anar ve O'nunla ülfet ederler."
Yunusumuz ne derdi? 'Son nefeste söylemezse bu diller, bütün cihan senin olsa ne fayda'.
Çıkmaz sokaktan çık
Baş Hocamızdan: "Günümüzde de nübüvvet ve risaletin ışığı sayesinde temel mesele olan insan meselesine eğilmedikçe hiçbir meselenin çözümü kalıcı olmayacaktır.
Zira beşerî telakkilerin kaynağı, ölçüsü, izahları ve vardıkları sonuçlar yanlıştır. Bunun sebebi ise nübüvvet ve risalet ışığından mahrum oluşlarıdır.
Bu yüzden Sevgili peygamberimizin (sav) getirdiği tebliğe ve ilâhî hakikatlere insanlığın kurtuluş sebepleridir diyoruz.
Aynı zamanda bugün fertlerin şahsî bunalımlarından kurtulma çabaları ve sosyo-politik planda olan rejim değişiklikleri, kendinden kaçan insanın bilmeden, farkında olmadan kendini arama seferberliğidir.
Hülasa edersek bu caddeler çıkmaz sokaktır, mülkün sahibinin yoluna dönülmedikten, caddedeki kılavuzlara gönül verilmedikten sonra bu arayış bitmeyecektir.
Çünkü ruh, sahibini arıyor. Onu, bir kuş misali kafesten uçurup hürriyetine kavuşturmak gerek. Bu mânâda mü'min, iki kanatlı bir kuş gibidir. Bir kolu dünyada, diğeri ise ahirettedir.
Arayışta isabet edip Hakk'ın caddesinde yürüyenler için zulmet perdeleri aralanır; görüş keskin olur: "Bugün senin için perdeler aralandı. Biz açtık; gözlerin de keskin görür" ilâhî hitabına mazhar olunur. Keskin görenler için problemlerin çözümü kolaylaşır.'
İmam Zeynelabidin'in duası ile
"Ey zikri, zikredenler için şeref olan; şükrü, şükredenler için kurtuluş olan; itaati, itaat edenler için kurtuluş olan Allah! "Kalplerimizi Senin zikrinle, Senin dışındaki her türlü meşguliyetten uzaklaştır. Dillerimizi Senin şükrünle, başka her türlü şükürden uzaklaştır.
Bize yalnızlıkta ve insanlar arasında, gece ve gündüz, açıkta ve gizlide, bollukta ve sıkıntıda Seni zikretmeyi ilham et. Kalpler Senin zikrinden başka hiçbir şeyle huzur bulmaz".
Akın Aydın / diğer yazıları
- Kalplerimiz neden huzursuz? / 02.10.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026
- Sayın Erdoğan’ın ’30 yıl’ itirafı / 28.09.2026
- Şara özür diledi, Pezeşkiyan liderlik dersi verdi / 27.09.2026
- ‘Asrın yolsuzluğu’ diyorlar! / 26.09.2026
- Hz. Ali’nin hutbesindeki 40 vurgu / 25.09.2026
- BM’de, Gazze için en iyi cümleleri kim kurdu? / 24.09.2026
- Trump mutlu ise Müslümanlar mutlu olamaz / 22.09.2026
- Sırrı Sakık’a cevabı Putin verdi / 21.09.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026
- Sayın Erdoğan’ın ’30 yıl’ itirafı / 28.09.2026
- Şara özür diledi, Pezeşkiyan liderlik dersi verdi / 27.09.2026
- ‘Asrın yolsuzluğu’ diyorlar! / 26.09.2026
- Hz. Ali’nin hutbesindeki 40 vurgu / 25.09.2026
- BM’de, Gazze için en iyi cümleleri kim kurdu? / 24.09.2026
- Trump mutlu ise Müslümanlar mutlu olamaz / 22.09.2026
- Sırrı Sakık’a cevabı Putin verdi / 21.09.2026


























































