Cevdet Yılmaz ihracat rekorunu açıkladı ithalat rekorunu sakladı
07.11.2026 00:00:00 / Güncelleme: 07.11.2026 00:08:32
Sayın Erdoğan başta olmak üzere kurmayları her yıl ekonomi alanın da 'rekor kırdık, dünya küçülürken biz büyüdük' gibi nice cümleler kuruyorlar.
Yıllardır ' büyümek, rekorlar kırmak çok güzel. Bir kez de Allah rızası için şu ithalattan bahsedin' dedik. Kimse oralı bile olmadı.
Sayın Erdoğan Uzak Doğu'ya gittiğinden olsa gerek bu kez ekonomik açıklamasını Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptı.
Sayın Yılmaz, 'Türkiye'nin ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı' dedi. Ardından Ekim ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Ve 'yıllıklandırılmış ihracat 285,6 milyar dolarla tarihi zirveye çıktı' dedi.
Peki, arka sahifede neler var?
Arka sahifeye geçmeden bir sorum olacak: Madem böylesi bir rakama ulaştık neden emekçiler, üreticiler açlık sınırı altında çalışıyorlar?
3 Kasım 2026 Ticaret Bakanlığı verileri
İhracat: 25,9 milyar dolar
İthalat: 32,6 milyar dolar
Dış ticaret açığı: 6,7 milyar dolar
Yıllıklandırılmış ihracat 285,6 milyar dolarla rekor kırarken, yıllıklandırılmış ithalat 380,8 milyar dolara yükseldi. Aradaki fark ise 95,1 milyar dolar.
Yani fon vurgununun 4 katı cari açık vermişiz.
Cari açık büyürse ne olur?
Döviz ihtiyacı artar (Arttı)
Dış borçlanma artar (Arttı)
Türk lirası değer kaybeder (Kaybetti)
Enflasyon yükselir (Yükseldi)
Üretim maliyetleri artar (Arttı)
Ekonomik kırılganlık artar (Arttı)
Dışa bağımlılık artar (Arttı)
Vatandaşın alım gücü düşer (Vatandaş sürünüyor)
Bunlar yaşadığımız gerçekler. Siz söyleyin; Ortada övünülecek bir tablo var mı? E! Neden övünüyorlar o zaman?
Ekonomide başarı ve bağımsızlık mı istiyorsunuz?
AKP iktidara gelmeden 10 ay önce Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın 4 Ocak 2002 tarihli yazısında ekonomik bağımsızlık İçin 10 temel adımı sayıyordu:
1. Bor, altın, demir, bakır, krom ve diğer madenlerimiz uzun vadeli bir ulusal kaynak stratejisiyle değerlendirilmeli. Kamu yararı esas alınmalı; ham maddeyi ucuza satıp işlenmiş ürünü pahalıya ithal eden düzen değiştirilmelidir.
2. Kömür, hidroelektrik, güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji, çevre ve maliyet etkileri birlikte değerlendirilerek geliştirilmelidir. Enerji ithalatını azaltmak, döviz ihtiyacını ve cari açığı düşürmenin temel yollarından biridir.
3. Bor başta olmak üzere stratejik madenlerimizden yüksek katma değerli ürünler üretilmeli. Rafineriler, işleme tesisleri ve ileri teknoloji sanayisi geliştirilerek istihdam ve ihracat geliri artırılmalıdır.
4. Çiftçinin mazot, gübre, tohum ve sulama maliyetleri düşürülmeli; üreticiye öngörülebilir destek sağlanmalıdır. Türkiye temel gıda ürünlerinde ithalata bağımlılığını azaltmalı, tarımsal üretimi millî güvenlik meselesi olarak görmelidir.
5. Ekonomi, kısa vadeli sermaye girişlerine ve sürekli borç çevirmeye bağımlı olmaktan çıkarılmalıdır. İhracat yapan, teknoloji geliştiren ve istihdam oluşturan sektörlere kaynak aktarılmalı; borçla tüketim yerine üretimle büyüme hedeflenmelidir.
6. Kamu ihaleleri, garanti ödemeleri, vergi istisnaları ve teşvikler şeffaf biçimde denetlenmelidir. Kamu kaynakları gösterişli harcamalar yerine eğitim, sağlık, altyapı, bilim ve üretken yatırımlara yönlendirilmelidir.
7. Enerji, maden, su ve kritik altyapı gibi alanlarda kamu yararını güvence altına alan bir model kurulmalıdır. Özel sektör ve yabancı sermaye tümüyle dışlanmadan, rekabet, teknoloji transferi, vergi yükümlülüğü ve ülkeye sağlanan fayda açık kurallara bağlanmalıdır.
8. Makine, elektronik, ilaç, savunma sanayisi, tarım teknolojileri ve enerji ekipmanlarında yerli üretim kapasitesi artırılmalıdır. Teşvikler siyasi yakınlığa göre değil; verimlilik, yenilik, ihracat ve istihdam ölçütlerine göre verilmelidir.
9. Vergi yükünün ücretlilerin ve tüketicilerin üzerinde yoğunlaşması önlenmeli; kayıt dışılıkla ve vergi kaçaklarıyla etkin mücadele edilmelidir. Üretim ve yatırım üzerindeki gereksiz yükler azaltılırken yüksek gelirler, rantlar ve ayrıcalıklı vergi uygulamaları adalet ilkesiyle yeniden ele alınmalıdır.
10. Uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar, enerji sözleşmeleri ve özelleştirmeler ülkenin uzun vadeli çıkarları bakımından değerlendirilmelidir. Ekonomi yönetimi bağımsız kurumlara, şeffaf verilere ve hesap verebilirliğe dayanmalı; hiçbir dış aktörün talebi demokratik denetimin ve kamu yararının önüne geçmemelidir."
AKP iktidar oldu ve bu maddelerin tamamının aksi yönde adımlar attı. Şimdi övünüyorlar. Sahi niçin övünüyorlar?
Yıllardır ' büyümek, rekorlar kırmak çok güzel. Bir kez de Allah rızası için şu ithalattan bahsedin' dedik. Kimse oralı bile olmadı.
Sayın Erdoğan Uzak Doğu'ya gittiğinden olsa gerek bu kez ekonomik açıklamasını Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptı.
Sayın Yılmaz, 'Türkiye'nin ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı' dedi. Ardından Ekim ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Ve 'yıllıklandırılmış ihracat 285,6 milyar dolarla tarihi zirveye çıktı' dedi.
Peki, arka sahifede neler var?
Arka sahifeye geçmeden bir sorum olacak: Madem böylesi bir rakama ulaştık neden emekçiler, üreticiler açlık sınırı altında çalışıyorlar?
3 Kasım 2026 Ticaret Bakanlığı verileri
İhracat: 25,9 milyar dolar
İthalat: 32,6 milyar dolar
Dış ticaret açığı: 6,7 milyar dolar
Yıllıklandırılmış ihracat 285,6 milyar dolarla rekor kırarken, yıllıklandırılmış ithalat 380,8 milyar dolara yükseldi. Aradaki fark ise 95,1 milyar dolar.
Yani fon vurgununun 4 katı cari açık vermişiz.
Cari açık büyürse ne olur?
Döviz ihtiyacı artar (Arttı)
Dış borçlanma artar (Arttı)
Türk lirası değer kaybeder (Kaybetti)
Enflasyon yükselir (Yükseldi)
Üretim maliyetleri artar (Arttı)
Ekonomik kırılganlık artar (Arttı)
Dışa bağımlılık artar (Arttı)
Vatandaşın alım gücü düşer (Vatandaş sürünüyor)
Bunlar yaşadığımız gerçekler. Siz söyleyin; Ortada övünülecek bir tablo var mı? E! Neden övünüyorlar o zaman?
Ekonomide başarı ve bağımsızlık mı istiyorsunuz?
AKP iktidara gelmeden 10 ay önce Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın 4 Ocak 2002 tarihli yazısında ekonomik bağımsızlık İçin 10 temel adımı sayıyordu:
1. Bor, altın, demir, bakır, krom ve diğer madenlerimiz uzun vadeli bir ulusal kaynak stratejisiyle değerlendirilmeli. Kamu yararı esas alınmalı; ham maddeyi ucuza satıp işlenmiş ürünü pahalıya ithal eden düzen değiştirilmelidir.
2. Kömür, hidroelektrik, güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji, çevre ve maliyet etkileri birlikte değerlendirilerek geliştirilmelidir. Enerji ithalatını azaltmak, döviz ihtiyacını ve cari açığı düşürmenin temel yollarından biridir.
3. Bor başta olmak üzere stratejik madenlerimizden yüksek katma değerli ürünler üretilmeli. Rafineriler, işleme tesisleri ve ileri teknoloji sanayisi geliştirilerek istihdam ve ihracat geliri artırılmalıdır.
4. Çiftçinin mazot, gübre, tohum ve sulama maliyetleri düşürülmeli; üreticiye öngörülebilir destek sağlanmalıdır. Türkiye temel gıda ürünlerinde ithalata bağımlılığını azaltmalı, tarımsal üretimi millî güvenlik meselesi olarak görmelidir.
5. Ekonomi, kısa vadeli sermaye girişlerine ve sürekli borç çevirmeye bağımlı olmaktan çıkarılmalıdır. İhracat yapan, teknoloji geliştiren ve istihdam oluşturan sektörlere kaynak aktarılmalı; borçla tüketim yerine üretimle büyüme hedeflenmelidir.
6. Kamu ihaleleri, garanti ödemeleri, vergi istisnaları ve teşvikler şeffaf biçimde denetlenmelidir. Kamu kaynakları gösterişli harcamalar yerine eğitim, sağlık, altyapı, bilim ve üretken yatırımlara yönlendirilmelidir.
7. Enerji, maden, su ve kritik altyapı gibi alanlarda kamu yararını güvence altına alan bir model kurulmalıdır. Özel sektör ve yabancı sermaye tümüyle dışlanmadan, rekabet, teknoloji transferi, vergi yükümlülüğü ve ülkeye sağlanan fayda açık kurallara bağlanmalıdır.
8. Makine, elektronik, ilaç, savunma sanayisi, tarım teknolojileri ve enerji ekipmanlarında yerli üretim kapasitesi artırılmalıdır. Teşvikler siyasi yakınlığa göre değil; verimlilik, yenilik, ihracat ve istihdam ölçütlerine göre verilmelidir.
9. Vergi yükünün ücretlilerin ve tüketicilerin üzerinde yoğunlaşması önlenmeli; kayıt dışılıkla ve vergi kaçaklarıyla etkin mücadele edilmelidir. Üretim ve yatırım üzerindeki gereksiz yükler azaltılırken yüksek gelirler, rantlar ve ayrıcalıklı vergi uygulamaları adalet ilkesiyle yeniden ele alınmalıdır.
10. Uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar, enerji sözleşmeleri ve özelleştirmeler ülkenin uzun vadeli çıkarları bakımından değerlendirilmelidir. Ekonomi yönetimi bağımsız kurumlara, şeffaf verilere ve hesap verebilirliğe dayanmalı; hiçbir dış aktörün talebi demokratik denetimin ve kamu yararının önüne geçmemelidir."
AKP iktidar oldu ve bu maddelerin tamamının aksi yönde adımlar attı. Şimdi övünüyorlar. Sahi niçin övünüyorlar?
Akın Aydin / diğer yazıları
- Cevdet Yılmaz ihracat rekorunu açıkladı ithalat rekorunu sakladı / 07.11.2026
- AKP ile millet, devlet olmuş! Öyle diyorlar / 06.11.2026
- Fon vurgununu siyasi ayağı kim? / 05.11.2026
- Milletin vekili mi, örgütün sözcüsü mü? / 03.11.2026
- Herkes sussa ya da AKP’li olsa Türkiye kurtulacak mı? / 02.11.2026
- ABD’de, Amerika’nın çöküşü konuşuluyor / 01.11.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- AKP ile millet, devlet olmuş! Öyle diyorlar / 06.11.2026
- Fon vurgununu siyasi ayağı kim? / 05.11.2026
- Milletin vekili mi, örgütün sözcüsü mü? / 03.11.2026
- Herkes sussa ya da AKP’li olsa Türkiye kurtulacak mı? / 02.11.2026
- ABD’de, Amerika’nın çöküşü konuşuluyor / 01.11.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
























































