logo
23 EYLÜL 2026

Kanser ve sağlık için "Delice tuzu"

Akdeniz ile Osmangazi Üniversitelerinde yapılan araştırmada Delice tuzunun 'kanser' tedavisinde kullanılabileceği yönünde olumlu sonuçlar alındı

08.09.2019 00:00:00
 
Kanser ve sağlık için "Delice tuzu"
Kanser ve sağlık için "Delice tuzu"

ABD araştırdı, Delice tuzunda mikroplastiğe rastlamadı
Kırıkkale'nin Delice ilçesinde dağların eteklerinden akan doğal kaynak suyundan elde edilen tuzda ABD'de bir üniversite yapılan analizlere göre mikroplastiğe rastlanmadı.

Akdeniz ile Osmangazi Üniversitelerinde devam eden araştırmada da Delice tuzunun 'kanser' tedavisinde kullanılabileceği yönünde olumlu sonuçlar alındığının müjdesini veren tuz üretim şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Gözüyukarı, "Şuan 6 aydır Akdeniz Üniversitesinde bir çalışmamız var. Görüşmelerimize göre bu Eylül sonunda bu raporu verecekler. Başarılı gittiklerini söylediler. İnşallah Türk halkımıza da bu müjdeli haberi veririz" dedi.  
 
Kırıkkale'nin Delice ilçesinde 10 milyon liralık yatırımla kurulan ve günlük olarak 10 ton üretimi yapılan tuz işleme tesisinde doğal yollarla elde edilen ve mineral zenginliğiyle öne çıkan tuzun başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere İngiltere, Rusya, Avustralya gibi dünyanın birçok ülkesine ihracatı yapılıyor.

Uzun zamandır Türkiye'den tuz alan ABD, tuz üzerinde özel bir üniversitede yaptırılan araştırmada mikroplastiğe rastlanmadığını raporlarla kanıtladı. Ayrıca Türkiye'de de devam eden araştırmalarda tuzun 'kanser' tedavisinde kullanılabileceği yönünde olumlu sonuçlar alan Akdeniz ile Osmangazi
Üniversitelerindeki profesörlerin Eylül ayı sonunda açıklama yapacağı bildirildi.   
 
Delice ilçesinde kurulan tesiste dağlık bölgeden çıkan doğal kaynak suyundan elde edilen tuz, sera tipi havuzlarda suyun güneş ışınlarıyla buharlaştırılması sonucu ele ediliyor. Hijyenik koşullarda herhangi bir kimyasal işleme maruz kalmadan doğal yollarla üretilen tuzun dünya ülkelerine ihracatı yapılıyor.

Özellikle magnezyum oranının yüksekliği, kimyasal işleme maruz kalmaması ve ödemi önlemesi nedeniyle spor camiasının da dikkatini çeken Delice tuzu en çok maratoncular tarafından kullanılıyor. İçeriğinde magnezyum, kalsiyum ve vanadyum bulunan tuz, ciddi kramp, eklem gibi ağrıları da yok ediyor.  
 
Delice tuzunun dünyanın en kaliteli tuzu olduğunu ifade eden şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Gözüyukarı;

"Delice ilçemize güzel bir yatırım yaptık. Türkiye'de, hatta dünyada en kaliteli tuzu kazandırdık. Dağdan doğal olarak kaynayan tuzlu suyu buradaki havuzlara alıyoruz. Hiçbir mineral kaybettirmeden, hiçbir rafine işlemine gerek kalmadan doğal olarak günlük yaklaşık 10 ton tuz üretiyoruz" dedi.  
 
ABD'nin Delice tuzunu incelemeye aldığını ifade eden Gözüyukarı;


"Şimdi biz Amerika'ya yaklaşık 4 aydır tuz gönderiyoruz. 4 aydır Amerika'da bu tuzu incelemeye aldı. Hatta bize mail ortamında raporu attılar. Amerika'daki  bir üniversitede tuzun analizi yapıldı. Biliyorsunuz ki Türkiye çalkalanmıştı bütün tuzlarda mikroplastik bulunmuştu. Amerika biz bir mikroplastik çalışması yapmak istiyoruz dediler. Bu sabah bize mail olarak sonucu geldi, bizim tuzumuzda mikroplastiğe rastlanmadı. Bunu da halkımıza müjde olarak verebilirim" diye konuştu.   
 
  "Kemik yapısını güçlendiriyor, şeker hastalığının önüne geçiyor" 

  "Şimdi bu tuzun özelliği dağların eteğinde doğal bir şekilde kaynıyor. Bildiğiniz tuzlu su çözertisine kaya tuzlarını eriterek tuzlu su çözertisi haline geliyor. Dağın ve toprağın içerisindeki mineralleri bünyesine toplayarak geliyor" diyen Gözüyukarı, "Mesela magnezyum bakımından zengin, diğer tuzlarda hiç olmayan gümüş-altın mineralleri var. Yine dünyada hiçbir tuzda olmayan stronsiyum minerali var. Stronsiyum nedir? Yediğiniz yoğurttaki kalsiyumun kemiklere işlemesini sağlıyor. Tuzun içerisindeki kalsiyumun vücuda enjektesini sağlıyor. Yine dünyada hiçbir tuzda olmayan vanadyum var. Kemik yapısını güçlendiriyor, şeker hastalığının önüne geçiyor. Bir tek bu Delice tuzumuzda 1.45 miligram doğal iyot mevcut. O yüzden de tiroit hastaları iyileşiyor" ifadelerini kullandı.   
 
  "Tuzumuzu en çok maratoncular tercih ediyor" 
 
Delice tuzunu özellikle spor camiasının çok tercih ettiğini kaydeden Gözüyukarı, "İngiltere olsun, Avustralya olsun, Türkiye'deki maratoncularımız olsun en büyük sebebi de içindeki magnezyum ve kalsiyumun yüksek oranda olması, vanadyum olması, ciddi kramp, eklem ağrılarını yok etmektedir" şeklinde konuştu.  
 
  "Tuzumuz kanser tedavisinde kullanılacak" 
 
Akdeniz ve Osmangazi Üniversitelerinde devam eden araştırmada Delice tuzunun kanser tedavisinde kullanılabileceği yönünde olumlu sonuçlar alındığı müjdesini de veren Gözüyukarı, "Şu an 6 aydır Akdeniz Üniversitesinde bir çalışmamız var. Görüşmelerimize göre bu Eylül sonunda bu raporu verecekler. Başarılı gittiklerini söylediler. İnşallah Türk halkımıza da müjdeli haberi veririz. Şuan kanserde iyileşmeler mevcut. Profesör arkadaşlarımız Eylül ayı sonunda açıklayacaklar. Osmangazi Üniversitesinde de bir çalışma yapıldı ve olumlu sonuçlar alındı. Şu an Akdeniz Üniversitesinde birkaç hastanın iyiye gitmesi sonucu üniversitede çalışmalar başladı. Deneyler sonuçların iyi gittiğini bize aktardılar" diye konuştu.  
 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

23.09.2026 13:30:00 / Güncelleme: 23.09.2026 13:34:14
Haber Merkezi
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, X hesabından yaptığı açıklamada CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini duyurdu. Kararında parti içinde yapılan bazı açıklamaların etkili olduğunu belirten Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tüm Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini söyledi.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrılarak görevine bağımsız devam etme kararı aldığını açıkladı. X hesabından yaptığı paylaşımda parti içindeki açıklamalara işaret eden Yavaş, "Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur" diyerek hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.
 
Yavaş'ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:
 
"Sevgili Hemşehrilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.

19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
 
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
 
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
 
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
 
Tam tersine; Ankara'da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
 
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
 
Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
 
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
 
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
 
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
 
Biz bunu Ankara'da başardık.
 
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
 
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
 
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
 
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
 
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
 
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
 
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
 
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
 
O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.
 
Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır…
Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.
 
Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir.
 
Makamlar geçicidir.
Siyasi şartlar değişebilir.
Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.
 
Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım.
 
Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir.
Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

‘Kendine dikkat et, daha gençsin’

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı.

Altaylı'nın ifade sırasında soruşturmayı yürüten başsavcı vekiline, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" dediği bildirildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişmeye daha imza attı.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski istihbaratçı ve FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın, ifade işlemi sırasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'ne yönelik sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın açıklamasına göre Altaylı, savcıya yönelik olarak, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.

Bu sözler üzerine Altaylı hakkında "kamu görevlisine karşı tehdit" suçundan ayrıca soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Önce tutuklama, ardından tehdit soruşturması



Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 22 Eylül'de ifadesi alınmak üzere Silivri Adliyesi'ne getirildi. Soruşturmayı yürüten savcılık, ifadesinin ardından Altaylı'yı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği, Altaylı'nın tutuklanmasına karar verdi. Böylece Altaylı, 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan şüpheliler arasına katıldı.

Ancak Altaylı'nın adliyedeki işlemleri bununla sınırlı kalmadı. Savcılığa yönelik sözleri nedeniyle hakkında ikinci bir adli süreç başlatıldı.

Kozinoğlu dosyası yeniden açılmıştı

Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yeniden açıldı.

Başsavcılık, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturdu. Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumunda görev yapan kişiler ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturmanın önemli adımlarından biri de Kozinoğlu'nun mezarının açılması oldu. "Feth-i kabir" işlemiyle mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi hedefleniyor. Başsavcılık ayrıca ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırıldığını bildirdi.

Tutuklu sayısı artmıştı

Soruşturma kapsamında daha önce dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan dahil bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

21 Eylül'de ise eski gazeteci Osman Arslan tutuklanırken, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Böylece Altaylı'nın tutuklanmasından önce soruşturmadaki tutuklu sayısı 7'ye yükselmişti.

Öte yandan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Soruşturmanın seyri merak konusu

Kozinoğlu dosyasında yeniden soruşturma başlatılması, mezarın açılması, cezaevinde görev yapan isimler hakkında adli işlemler yapılması ve son olarak Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması dosyanın kapsamını genişletmiş durumda.

Altaylı'nın savcıya yönelik sözleri nedeniyle başlatılan yeni soruşturma ise ana dosyadan bağımsız olarak kamu görevlisine karşı tehdit iddiasını gündeme getirdi.

Soruşturmaların sonucunda hem Kozinoğlu'nun ölümünün kesin nedeni hem de olayda üçüncü kişilerin herhangi bir rolünün bulunup bulunmadığı belirlenecek. Şu aşamada dosyadaki suçlamalar soruşturma ve yargılama konusu iddialar niteliğinde bulunuyor.

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

23.09.2026 12:00:00
AA
 
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

Bakanlığın sosyal medya hesabındaki açıklamasında, zanlılardan 61'inin Gürcistan'dan, 4'er suçlunun Yunanistan ve Almanya'dan, ikişer suçlunun Fransa ile ABD'den, diğerlerinin ise İngiltere, Sırbistan ve Azerbaycan'dan iadesinin gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.Ö, M.Ü, M.A.Ç, U.A, V.H, Y.B, D.T, A.K, M.E.D, E.K, H.S, B.Ö, H.Ö, Ö.Ö, M.C, D.T, S.H, E.S.I, F.Ş.Ç, D.A.Ş, F.D, A.Y.Ö, A.D, B.A, E.A, B.S, A.P, S.E. ve B.E. ile ulusal seviyede aranan R.İ, R.Ö, U.T, M.R, G.K, Y.D, A.M, M.T, E.K, C.T, M.K, M.Ş, S.K, M.G, K.A, E.K, M.Ü, M.K, F.E.A, F.U, M.C.A, S.Y, S.Ö, M.Ö, F.C.B, H.D, M.E, K.A.İ, H.Y, D.Z, M.D.Ş, U.S.Ç, Ü.A, A.C, M.O.Ö, M.B, G.S, E.A, U.K, M.Y, C.Ö, A.D, G.K, E.İ, E.İ, M.Ö. ve M.U. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.

EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak işbirliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."

CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu

CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu

23.09.2026 11:52:00
Haber Merkezi
 
 CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu
 CHP'li Medine Pamuk’un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu
CHP'li Medine Pamuk'un istifasıyla boşalan Adalar Belediyesi Başkanvekilliği seçiminde gerginlik yaşandı. YENİ Parti ve CHP'li üyelerin salonu terkettiği seçimlerin üçüncü turunda AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazanan isim oldu.

Adalar Belediyesi'nde CHP'li Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın tutuklanmasının ardından başkanvekili seçilen Medine Pamuk'un sağlık gerekçesiyle istifa etmesi üzerine yeni başkanvekilini belirlemek amacıyla oylama süreci başladı.

Belediye Başkanı Ercan Ali Akpolat ile birlikte tutuklanan Belediye Meclis Üyesi Yavuz Çiftçioğlu hakkındaki kısıtlamanın kaldırıldığı ve Çiftçioğlu'nun seçime katıldığı bildirildi. Gelişmeye Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tepki gösterdi.

Tansiyonun yükselmesi üzerine CHP ve YENİ Partililer seçim salonundan dışarı çıkıyor.

Divan Başkanı salona polisi davet etti.

Seçimin güvenli bir şekilde yürütülemeyeceğini ifade eden divan başkanı, basın ve belediye meclis üyelerinin çıkarılmasını talep etti.

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik "Bu tiyatronun parçası olmayacağız. 2 AK partili seçildi. şu anda 3 arkadaş tutuklu vaziyette. İkisi dışarda. İçerdekilerin birini istifa ettirdik. İki üyeyi ikna ettiler. Usul açısından çok büyük eksiklikler var. Divan başkanının yanındaki divan başkan yardımcısı aday..." ifadelerini kullandı.

İLK TURU AKP ÖNDE BİTİRDİ
Saat 10.00'da toplanan Belediye Meclisi'nde gerçekleştirilen ilk tur oylamasında AKP adayı Kemal Türkyılmaz 5 oy alırken, CHP'nin adayı Aytül Ekşiyan 4 oy aldı. Yasal çoğunluk sağlanamadığı için seçim ikinci tura kaldı.

İKİNCİ TUR BERABERE BİTTİ
Mevzuat gereği ilk iki turda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun aranması sebebiyle seçimin birinci turunda kazanan taraf çıkmadı. Sandıktan çıkan 5-4'lük sonucun ardından oylamada ikinci tura geçildi. İkinci tur oylamada ise iki aday da dörder oy aldı. Bir oy geçersiz sayıldı.

21 Eylül Pazartesi günü çoğunluk sağlanamadığı için ertelenen seçim, bugüne ertelenmişti.

ÜÇÜNCÜ TURDA ADAY BELİRLENDİ
CHP ve YENİ Partili belediye Meclis üyelerinin salonu terk etmesi sonrasında 3. turda salt çoğunluğu alan AKP'li Kemal Türkyılmaz başkanvekili oldu.

CHP, AKP'nin adayına oy veren 3 belediye meclis üyesini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.

Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti

2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü

23.09.2026 10:20:00
Haber Merkezi
 
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü.

FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı, "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklandı. Altaylı'nın kızı Dilara Yılmaz ise daha soruşturma aşamasında babasının Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirilmesine tepki göstererek süreci "güdümlü bir senaryo" olarak nitelendirmişti.

15 YIL SONRA DOSYA YENİDEN AÇILDI



Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde rahatsızlanmasının ardından hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından soruşturma yürütülmüş, ancak dosya yıllar sonra yeniden kapsamlı biçimde ele alındı.

Son soruşturmayla birlikte dönemin cezaevi yöneticileri, savcıları ve Kozinoğlu'nun çevresindeki bazı isimler yeniden mercek altına alındı. Son olarak eski gazeteci Osman Arslan da tutuklanırken, soruşturmada tutuklu sayısının 7'ye yükseldiği bildirildi.

ALTAYLI İÇİN ÖNCE SEVK, SONRA TUTUKLAMA

Soruşturmanın yeni halkası Enver Altaylı oldu.

82 yaşındaki Altaylı'nın Sincan Cezaevi'nden İstanbul'a getirilerek ifade vermesi planlandı. Ancak doktorun "sevke uygun değildir" raporu üzerine ilk sevk gerçekleştirilemedi.

Altaylı daha sonra Silivri Adliyesi'nde soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Savcılık işlemlerinin ardından "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi ve tutuklandı.

KIZI GÜNLER ÖNCE İSYAN ETMİŞTİ

Altaylı'nın avukatlığını yapan kızı Dilara Yılmaz, tutuklama kararından önce babasının soruşturma kapsamına alınmasına sert tepki göstermişti.

Yılmaz, babasının "mantıksal ve hukuki temeli bulunmayan güdümlü bir senaryonun merkezine yerleştirilerek" Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirildiğini savunmuştu.

Yılmaz ayrıca 82 yaşındaki babasının ciddi sağlık sorunları bulunduğunu belirterek, ifadenin cezaevinden SEGBİS aracılığıyla alınabileceğini söylemişti.

Bir başka açıklamasında ise haberlerde kendilerine söz hakkı verilmediğini savunan Yılmaz, "Enver Altaylı hapiste olabilir ama cevap hakkı hapiste değil" ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeler Yılmaz'ın kendi açıklamalarıdır.

DOSYADA DİKKAT ÇEKEN MEKTUP

Soruşturmayı daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntılardan biri ise Altaylı'nın geçmişte Fethullah Gülen'e gönderdiği mektuplar.

T24'ün aktardığı mektup içeriğinde Altaylı, Kozinoğlu'nu Orta Asya'daki FETÖ yapılanması ve okulların kapatılması tartışmaları bağlamında suçlamıştı. Altaylı, Kozinoğlu'nun okulların kapatılması sürecinde "en büyük ihanet payına" sahip olduğunu ileri sürmüştü.

Bugün aynı Altaylı'nın, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın şüphelisi olarak tutuklanması dosyadaki en dikkat çekici bağlantılardan biri haline geldi.

ESKİ DOSYASI DA AĞIR

Enver Altaylı daha önce "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "siyasi ve askeri casusluk" suçlarından 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu karar 2024 yılında onanmıştı.

Şimdi ise Altaylı, bu dosyadan bağımsız olarak Kozinoğlu'nun ölümüyle bağlantılı yeni bir ceza soruşturmasının şüphelisi olarak tutuklu.

ŞİMDİ ASIL SORUŞTURMA BAŞLIYOR

Kozinoğlu dosyasında tablo giderek genişliyor:

2011'de cezaevinde ölüm…

15 yıl sonra yeniden soruşturma…

Dönemin cezaevi yöneticileri ve savcıları hakkında tutuklamalar…

Kozinoğlu'nun çevresindeki isimler…

Ve şimdi Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması…

Dosyanın bundan sonraki seyri, Altaylı hakkındaki suçlamaların hangi delillere dayandığı ve soruşturmanın Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin hangi yeni bulguları ortaya çıkaracağıyla şekillenecek.

Kozinoğlu'nun 2011'de cezaevinde ölümüyle başlayan soru işaretleri, 15 yıl sonra yeniden Türkiye'nin gündeminde. Bu kez dosyanın adı daha da ağır: "Kasten öldürmeye azmettirme."

Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!


 
Uzmanlara göre, yaş ilerledikçe unutkanlık şikâyetleri daha sık karşımıza çıkıyor ancak her unutkanlık Alzheimer hastalığı anlamına gelmiyor. Demans; hafıza, düşünme, konuşma, yön bulma ve günlük yaşamda zaman içinde ortaya çıkan bozulmaların genel adı olarak tanımlanırken, bu sorunun en sık nedeninin ise Alzheimer olduğu görülüyor. 

22.09.2026 23:23:00
Murat Çorbacı
 
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!

Beyindeki sinir hücrelerinin ve aralarındaki bağlantıların zaman içinde zarar görmesiyle ilerleyen bir sorun olan Alzheimer hastalığında, ilk dönemlerinde özellikle yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamakta güçlük çekme ön plana çıkıyor. Süreç ilerledikçe konuşma, yön bulma, karar verme ve günlük işleri yerine getirme gibi becerilerde de sorunlar görülebiliyor.

Unutkanlık farklı bir şey

Unutkanlık şikâyetlerinin değerlendirilmesinde öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, bazı durumlarda bilişsel sorunların tedavi edilebilir nedenlere bağlı olabileceğini hatırlatıyor. B12 vitamini eksikliği, tiroit hastalıkları, bazı ilaçların yan etkileri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı metabolik hastalıklar hafıza ve düşünme becerilerinde bozulmaya neden olabiliyor. Bu nedenle unutkanlık yaşayan kişilerin kendi kendilerine Alzheimer tanısı koymak yerine tıbbi değerlendirmeden geçmeleri en doğru yaklaşım.

Alzheimer tanısında tek bir test yeterli değil

Alzheimer hastalığının tanısında tek bir test yeterli olmuyor. Kişinin şikâyetleri, sağlık geçmişi ve günlük yaşamdaki değişikliklerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Tanı sürecinde doktor muayenesinin yanı sıra; hafıza ve diğer zihinsel becerileri değerlendiren testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemelerinden yararlanılabiliyor. Gerekli görülen hastalarda PET görüntüleme ile beyin omurilik sıvısı veya kan üzerinden yapılan özel testler de değerlendirmeye alınabiliyor. Son yıllarda Alzheimer hastalığında beyinde biriken beta-amiloid ve tau proteinlerini göstermeye yönelik biyolojik testlerin de tanı sürecindeki önemi giderek artıyor.

Tedavide yeni gelişmeler var

Alzheimer hastalığını bugün için tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmuyor. Bununla birlikte hastalığın belirtilerini kontrol etmeye yönelik ilaçların yanı sıra, hastalığın altında yatan biyolojik süreci hedefleyen yeni tedaviler de kullanımda. Bu tedavilerden biri olan lecanemab etken maddeli bir ilaç, beyinde biriken beta-amiloid proteinlerini hedefliyor. İlaç, Alzheimer hastalığının erken dönemindeki, hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans aşamasındaki uygun hastalarda hastalığın klinik ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik kullanılıyor. İlacın, cilt altına uygulanan formunun 2025 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanması, Alzheimer tedavisindeki yeni gelişmeler arasında. 2026 yılında ise bu formun tedaviye evden başlamasına olanak sağlayan yeni uygulama rejimine ilişkin FDA onayı geldi.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, yeni tedavinin her Alzheimer hastasında kullanılamayacağının özellikle altını çiziyor. Tedavi öncesinde hastada Alzheimer ile ilişkili beta-amiloid birikiminin bulunduğunun doğrulanması ve hastalığın uygun erken evrede olması gerekiyor. Tedavinin önemli riskleri arasında ARIA adı verilen, beyinde şişme veya küçük kanama alanları şeklinde ortaya çıkabilen değişiklikler bulunuyor. Bu nedenle tedavi uygulanacak hastaların belirli aralıklarla beyin MR'ı ile takip edilmesi önemli.

Beyin sağlığı için bunları yapın

Alzheimer hastalığından korunmaya yönelik tek bir yöntem bulunmasa da beyin ve damar sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıklarının önemli olduğu belirtiliyor. Düzenli fiziksel aktivite, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam, tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması, dengeli beslenme ve düzenli uyku beyin sağlığının korunmasında öne çıkan başlıklar arasında. Özellikle unutkanlığın giderek artması, kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması veya yakınları tarafından belirgin bir değişiklik fark edilmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, önemli bir uyarıda bulunuyor: "Her unutkanlık Alzheimer değildir. Ancak erken dönemde yapılacak doğru bir değerlendirme, unutkanlığın altında yatan nedenin belirlenmesi ve kişiye uygun tedavi ile takip planının oluşturulması açısından büyük önem taşıyor."

8 ayda en az 259 kadın katledildi

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, alınan önlemlere ve yürütülen mücadelelere rağmen 2026 yılında da hız kesmeden can almaya devam ediyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından açıklanan en güncel veriler, koruma mekanizmalarındaki yetersizliği ve dijital hafıza merkezi olan Anıt Sayaç üzerindeki acı bilançonun her geçen gün büyüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi

22.09.2026 19:20:00
Eyüp Kabil
 
8 ayda en az 259 kadın katledildi
8 ayda en az 259 kadın katledildi
Açıklanan son raporlara göre, Ağustos 2026 ayı içerisinde Türkiye genelinde 22 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Cinayetlerin arkasındaki acı gerçekler ise değişmedi: Katledilen kadınların büyük bir çoğunluğu boşanma isteği, barışmayı reddetme veya kendi hayatlarına dair bağımsız kararlar almak istemeleri gerekçesiyle en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındı.

2026 yılının ilk 8 ayı (Ocak - Ağustos) toplandığında ise erkek şiddeti kurbanı olan kadın sayısı en az 259'a ulaştı. Raporlar, kadınların güvenli liman olarak görmesi gereken evlerin, hâlâ en tehlikeli alanlar olmaya devam ettiğini ve cinayetlerin %55'inden fazlasının yaşam alanlarında, çoğunlukla ateşli silahlarla işlendiğini ortaya koyuyor.

"Şüpheli ölüm" sayılarındaki kritik artış

Son dönem verilerinde en dikkat çekici ve endişe uyandıran detayların başında şüpheli kadın ölümleri geliyor. 2026'nın ilk 8 ayında sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarına geçen şüpheli kadın ölümü sayısı 215 olarak belirlendi.


Dönem (2026)

Erkekler Tarafından Öldürülen Kadın

Şüpheli Kadın Ölümü

Ocak – Haziran150

150

151

Temmuz

25

31

Ağustos

22

33

Toplam
(İlk 8 Ay)

197 (KCDP) / 259 (TKDF)

215

Not: Kurumların "aile içi cinayet", "şüpheli ölüm" veya "kadın cinayeti" tanımlamalarındaki metodolojik farklar nedeniyle sivil toplum verilerinde dönemsel sayısal değişiklikler görülebilmektedir.

Uzmanlar, özellikle yüksekten düşme, nehir yataklarında bulunma veya intihar süsü verilmiş vakaların oranındaki artışa dikkat çekiyor. Şüpheli ölümlerin %61'inde ölüm nedeninin tam olarak belirlenememesi, faillerin cezalandırılmasının önüne geçen en büyük hukuki engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

"5 günde 10 kadın": Koruma kararları etkin uygulanıyor mu?

Eylül 2026 itibarıyla Meclis gündemine de taşınan iddialar, sistemdeki boşlukları yeniden tartışmaya açtı. Siyasi partilerin kadın kolları temsilcileri ve milletvekilleri, sadece 17-21 Eylül 2026 tarihleri arasındaki 5 günlük kısa sürede 10 kadının cinayet veya şüpheli ölüm dalgasıyla yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hukukçular ve kadın hakları savunucuları, tehlike altındaki kadınların kolluk kuvvetlerine başvurmasına rağmen koruma kararlarının sahada etkin şekilde uygulanmadığını savunuyor. Katillerin karakollarda dahi tehditlerine devam edebilmesi ve adli kontrol şartlarının esnekliği, caydırıcılığı ortadan kaldıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Çözüm arayışı ve çağrılar

Kadın örgütleri, şiddeti önlemenin yolunun kağıt üzerindeki kanunlardan ziyade bütüncül politikaların hayata geçirilmesinden geçtiğini vurguluyor. Sivil toplumun ortak talepleri şu noktalarda yoğunlaşıyor:

* 6284 Sayılı Kanun'un hiçbir esneme payı bırakılmadan, harfiyen uygulanması,

* Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlali durumunda faillere derhal zorlama hapsi verilmesi,

* Uluslararası bir güvence olan İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi.

Türkiye'de kadınlar her gün sokaklarda, iş yerlerinde ve evlerinde yaşam mücadelesi verirken; dijital anıt sayaçlar her geçen dakika bir kadının daha ismini hafızaya kazımaya devam ediyor.

Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü

Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü

22.09.2026 13:11:00
Haber Merkezi
 
 Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü
 Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü
Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli "Seçmen Gündemi" araştırmasında, seçilmiş milletvekili veya belediye başkanlarının görev süreleri devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine yönelik seçmen tutumu araştırıldı. Katılımcılara, "Seçilen bir milletvekili veya belediye başkanının, başka bir siyasi partiye geçmesini doğru buluyor musunuz?" sorusu yöneltildi.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 76,5'i bu soruya "Hayır, doğru bulmuyorum" yanıtını verdi. Parti değiştirmeyi doğru bulanların oranı yüzde 16,9'da kalırken, kararsızların oranı yüzde 2,5, fikri olmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 4,1 oldu. Böylece parti değişikliğine karşı çıkanların oranı, destekleyenlerin yaklaşık 4,5 katına ulaştı.

Parti seçmenleri bazında da parti değişikliğine karşı çıkanların oranının yüksek olduğu görüldü. Bu oran Anahtar Parti seçmeninde yüzde 65,9, Zafer Partisi'nde yüzde 79,3, CHP'de yüzde 81,4, Yeniden Refah Partisi'nde yüzde 83,3, DEM Parti'de yüzde 90, İyi Parti'de yüzde 90,8, Yeni Parti'de yüzde 91,7 ve TİP'te yüzde 95,3 olarak ölçüldü. Diğer seçmen grubunda yüzde 70,3, protesto oy kullananlarda ise yüzde 75,9 olan oran, AKP seçmeninde yüzde 58,6, MHP seçmeninde yüzde 60,7 olarak kaydedildi.

Parti değiştirmeyi doğru bulanların oranı ise AKP seçmeninde yüzde 31,7, MHP seçmeninde yüzde 31,4, CHP seçmeninde yüzde 18,6, Yeni Parti seçmeninde yüzde 5,4, DEM Parti seçmeninde yüzde 5,3, İyi Parti seçmeninde yüzde 4,4 oldu.

Manisa'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yayın yasağı getirildi

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınlarında yaşanan silahlı saldırı olayına ilişkin yayın yasağı getirildi

22.09.2026 12:59:00
İHA
 
Manisa'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yayın yasağı getirildi
Manisa'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yayın yasağı getirildi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin olarak yürütülen adli soruşturma kapsamında, Turgutlu Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/4943 D. İş sayılı kararıyla yayın yasağı getirildiği bildirildi. RTÜK'ün paylaşımında şu ifadelere yer verildi:

"Söz konusu karar doğrultusunda, soruşturma dosyası kapsamında soruşturma tamamlanıncaya kadar yazılı ve görsel medya ile sosyal medya ve internet ortamında faaliyet gösteren medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayınların yapılması yasaklanmıştır. Soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve olayın hassasiyeti dikkate alınarak yayın yasağına titizlikle riayet edilmesi; soruşturma kapsamında yetkili makamlarca yapılacak açıklamaların esas alınması ve kamuoyunun yanlış veya teyitsiz bilgilerle yönlendirilmemesi önem arz etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı

Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı. Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara’ya çağrılarak savunma verdi

22.09.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın ailesine "Bir imam olarak yanındayım" diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı. Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara'ya çağrılarak savunma verdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, stand-up gösterisi nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'a dayanışma mesajı ileten imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı.

Kılıç, "Ölü Deniz" adlı gösterisinin ardından "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla tutuklanan Göktaş'a "Bir imam olarak yanındayım" diyerek dayanışma gösterdi.

Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara'ya çağrılarak savunma verdi. Kılıç, daha önce de 2023 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İzmir mitingine cemaati götürmeyi kabul etmediği için disiplin cezaları almış ve İzmir dışına sürgün edilmişti.

Öte yandan 28 Ağustos'ta hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden çıkamadan farklı bir suçlamayla tekrar tutuklanan Deniz Göktaş, 28 Eylül'de ilk kez hakim karşısına çıkacak.

NE OLMUŞTU?
Deniz Göktaş, 24 Haziran 2026'da YouTube'da yayımladığı "Ölü Deniz" gösterisinin ardından "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçlamalarıyla tutuklanmış; 28 Ağustos'ta hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden çıkamadan farklı bir suçlamayla yeniden tutuklanmıştı.

Göktaş'ın emniyetteki ters kelepçeli görüntüsünün basına servis edilmesinin ardından ailesine destek mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç ise daha önce de benzer yaptırımlarla karşılaşmıştı.

Kılıç, 2023 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İzmir mitingine cami cemaatini götürme teklifini reddettiği için iki ayrı disiplin soruşturması geçirmiş, kınama ve kademe ilerlemesini durdurma cezaları alarak İzmir dışına sürgün edilmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.