logo
13 EYLÜL 2026

Kapitalist sistemde kadın ve hakları -2-

Kadınların çalışması her şeyden önce aile bağlanın koparır; çünkü kadın günde 12–13 saatini fabrikada geçirirken ve erkek de aynı ya da başka bir yerde çalışırken, dışarıdaki çocukların hali ne olur? 

08.08.2026 00:25:00
Haber Merkezi
 
Kapitalist sistemde kadın ve hakları -2-
Kapitalist sistemde kadın ve hakları -2-
(Dünden devam ediyoruz) … Kadınların çalışması her şeyden önce aile bağlanın koparır; çünkü kadın günde 12–13 saatini fabrikada geçirirken ve erkek de aynı ya da başka bir yerde çalışırken, dışarıdaki çocukların hali ne olur?

Annelerin çalışmasıyla genel küçük çocuk ölümlerinin arttığı besbellidir ve olgularla, bütün kuşkuların ötesinde, kanıtlanmıştır.

Kadınlar doğumdan üç–dört gün sonra gene fabrikaya dönmekte ve çocuklarını elbette evde bırakmakta; yemek saatlerinde çocuk emzirmek ve o arada kendileri de bir şeyler atıştırmak için evlere koşmak zorunda kalmaktadırlar – çocukların nasıl emzirilmek gerektiği bellidir. 

1857 yılında ABD'de New York 'ta, 40.000 kadın dokuma işçisi, çalışma koşulları ve düşük ücretten dolayı 8 Mart günü greve başlayarak baş kaldırmıştır. 16 Aralık 1977 tarihinde BM tarafından 8 Mart günü Dünya Kadınlar günü kabul edilmiştir.







Yani kadınların özgürleştirilmeleri adı altında, üretimde adeta birer köle olarak kullanılmalarına karşı kadınların verdikleri mücadeleyi başlattıkları 8 Mart günü, dünyada artık kadınlar günüdür.

Kapitalist dünyada kadın hakları denilince hakları elinden alınarak köle gibi çalıştırılan kadınların verdikleri özgürlük mücadelesi akla gelir.

Kapitalist dünyada iş ortamında ezilen kadın, maalesef aile ortamında da ezilmiştir.

Giriş bölümünde de ifade ettiğimiz gibi kadının ruhunun olup olmadığının tartışıldığı bir toplumda, kadın aynı zamanda inanç olarak günahın sembolü olarak görülmektedir.

Havva'nın ilk günahın işlenmesinde elmayı Hz. Adem'e vererek şeytana yardım ettiğine inanılan bir düşüncede kötülüğe giden yolun başına kadın yerleştirilmiştir. Bu yüzden evlenmeyerek kadından uzak durmak, ulvilik olarak algılanmaktadır.







Böyle bir düşünce sisteminde kadının aile ortamında erkek tarafından ezilmesi son derece normaldir.

Müslüman –Türk'ün inanç ve kültüründe ise, cennete giden yol annenin ayakları altındadır. Elbette ki böyle bir bakış açısında kadın, aile ortamında bırakın esir olmayı, oranın tek yetki ve söz sahibi olacaktır.

Feminizm, işte bu aile ortamındaki köle düzenine karşı bir başkaldırıdır. Olympe de Gouges (1748–1793) feminist hareketin önemli isimlerindendir. "Kadına giyotine gitme hakkı tanınıyorsa, kürsüye çıkma hakkı da tanınmalıdır'' sözü ile tanınan De Gouges, belki de bu sözünden dolayı giyotinle idam edilmiştir.

Fransız devrimiyle birlikte ortaya çıkan özgürlükler hareketinde, kadına özgürlüklerinin verilmesi konusu da gündem edilmiştir. Feminizmin ortaya çıkışı Fransız devrimiyle olmuştur; ancak bu akımın mazisi Antik Çağ'a kadar uzanır.

Kadının erkekle eşit haklara sahip olması gerektiğini vazeden feminist anlayış, kadının ev hayatından kamusal çalışma hayatına geçmesiyle kadınlıktan kurtulup, insanlık mertebesine erişeceğini savunur.







Feminizm, bir anlamda kadının erkeğe karşı verdiği özgürlük mücadelesi olarak değerlendirilmiştir. Feminizmin önde gelen yazarlarından Fransız Simone de Beauvoir, evliliği toplumun kadınlara sunduğu geleneksel bir akıbet olarak görmekte; kadınların hayat boyunca yalnızca toza ve kire karşı savaş verdiklerini, kalıcı hiçbir şey yapmadıklarını iddia etmektedir.

Kapitalist dünyada aile ortamında ezilen kadın, iş ortamında köleleştirilmiştir. Kadının özgürleşme süreci, yani evden çıkıp üretime katılma süreci, yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktan başka bir şey değildir.

Bütün taşların yerine oturması için öncelikle bakış açımızı değiştirmemiz gerekmektedir. İnsana, ekonomiye, aileye bakışımızı değiştirmemiz gerekmektedir. Bu bağlamda "neyin özgürlük" olduğunu yeniden tarif etmemiz gerekmektedir; çalışmak mı özgürlüktür, yoksa bir başka şey mi?

Bütün bunların cevabını Sosyal Devlet/Milli Devlet'in kadına bakışı vermekte, kadını toplumun ayaklar altında ezilen konumundan alıp başa taç yapmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı

İstanbul Beşiktaş'ta seyir halindeki İETT otobüsüyle iş makinesi çarpışması sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı

12.09.2026 12:10:00
İHA
 
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Kaza, saat 09.00 sıralarında Beşiktaş ilçesi Nispetiye Mahallesi Ahmet Adnan Saygun Caddesi üzerinde meydana geldi. Ortaköy istikametine seyreden İETT otobüsüyle iş makinesi çarptı. Kaza sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı.






Olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılara ilk müdahale olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi aldı. 






Müdahalenin ardından yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kazaya karışan otobüs çekici yardımıyla olay yerinden kaldırılırken, kazanın sebebine ilişkin inceleme başlatıldı.

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

İstanbul Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan ortak operasyonda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan ve yurtdışında 2 tonluk uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı

11.09.2026 07:00:00 / Güncelleme: 11.09.2026 11:09:34
İHA
 
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT Başkanlığı ve EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının destekleriyle yürütülen çalışmalarda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan İslam Yakut'un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu yerlerden suç faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi.








2 ton uyuşturucudan sorumlu

İslam Yakut'un kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiği, liderliğini yaptığı suç örgütü aracılığıyla uluslararası uyuşturucu madde sevkiyatını organize ettiği, yurt içinde ve yurt dışında ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucu maddeden sorumlu olduğu tespit edildi.

Sarıyer'de yakalandı

Yapılan çalışmalar sonucunda şahsın İstanbul'da bulunduğu ve Sarıyer ilçesindeki bir adreste saklandığının belirlenmesi üzerine İslam Yakut dün düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın saklandığı adreste yapılan aramalarda; İslam Yakut için düzenlenen D.G. adıyla hazırlanan sahte yurtdışı kimlik belgesi ele geçirildi. Konu ile ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ettiği öğrenildi.









Örgütü 2024 yılında çökertilmişti
 
Öte yandan 2024 yılında suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda, örgütün diğer lideri E.Y. ile birlikte örgüt yönetici ve üyeleri yakalanarak tutuklanmış, suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerine el konulmuştu. Emniyet kaynaklarından operasyona yönelik yapılan açıklamada, "2024 yılında gerçekleştirilen operasyonla suç örgütünün faaliyetlerine son verilerek örgüt yapısı çökertilmiş, firari durumda bulunan İslam Yakut isimli şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. Yürütülen çalışmalar neticesinde İslam Yakut isimli şahsın da yakalanmasıyla suç örgütü tamamen etkisiz hale getirilmiştir." ifadelerine yer verildi.İHA

Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor

Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği olduğunu belirterek, "Hava kirliliği çok geniş alanlara yayıldığı için uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor" dedi

10.09.2026 12:33:00
İHA
 
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak Aladağ ve İmamoğlu ilçelerine yayılan orman yangını nedeniyle kent merkezinde de is kokusu ve hava kirliliği etkili oldu. Yangın çok geniş alanlara yayıldığı için felaketin boyutu uydudan da görülebiliyor. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları sonrasında oluşan hava kirliliği ve dumanın kent merkezlerine ulaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.






"Hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor"

Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları ciddi hava kirleticileri olduğunu söyleyerek, "Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği var. Hava kirliliğinin çok geniş alanlara yayıldığı uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor. Hava kirliliğinin özellikle çocuklar bebekler kronik hastalıkları olanlar ve yaşlılar üzerinde çok ciddi manada olumsuz etkileri var. Şehirler üzerinde hava kirliliği açısından çok ciddi olumsuz etkiler olduğunu söyleyebiliriz. Pencerelerin kapalı tutulması her zaman tavsiye ediliyor. Şu anda bizde pencereleri kapalı tutacak kadar yoğun bir hava kirliliği olduğunu söylemek doğru değil dedi.








"Orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır"

Orman yangınlarının kendi içerisinde pek çok ciddi çevresel problemleri olduğunu dile getiren Başıbüyük, "Orman yangınlarının ekosisteme toprağa havaya su kaynaklarına ve hava üzerinden doğrudan insanlar üzerine verdiği zararlar var. Bunun dışında ormanda yaşayan hayvan ve bitki türleri gibi diğer canlılara olan olumsuz etkileri saymakla bitmez. Ülkemizde son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve meteorolojik şartlar orman yangınlarını daha zor kontrol edilebilir bir hale getirdi. Vatandaşlarımızdan sigara izmaritleri ve cam atıkları gibi konularda dikkatli olmalarını orman alanlarında piknik yapmamalarını ve orman alanlarına yakın tarım alanlarında anız yakmamalarını rica ediyoruz. Bu konularda belli bir hassasiyet oluştuğunu görsek de ülkemizde çıkan orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır" ifadelerini kullandı.








"Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor"

Vatandaşlardan Savaş Sözcü ise yangın uzakta da olsa dumanını burada hissettiklerini ifade ederek, "Ormanların yanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etsin. Sigara izmaritini atarken ormanımıza zarar vermeyelim. Bu sıcakta çalışanlara ormanımıza ve insanlara yazık. Sigara izmaritini atarken söndürerek atalım. Piknik yaparken rastgele yerlerde ateş yakmayalım. Zaten bu sıcak geçmiyor bir de yangınla ve dumanla uğraşıyoruz. Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor. Buna dikkat etmeliyiz. Bunun zararını hepimiz görüyoruz. Yazık günahtır. Bu suçları işleyenlerin en ağır cezayı almalarını isterim" şeklinde konuştu.








"Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum"

Mina Erdem ise Adana'nın Kozan ilçesinde oluşan yangın bütün Adana ilçelerini merkezlerini etkilediğini aktararak, "İnsanlar Adana'da hem Adana sıcağıyla hem de Adana yangınıyla uğraşmak zorunda kaldı. Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum. İnsanlarımız sigara izmaritini çöpleri yerlere attığı için yangınlar daha da çoğalıyor. Parklarımızı bahçelerimizi kirlettiği için yangınlarımız daha da çoğalıyor. İnsanlarımızı daha hijyene daha temiz sokaklara davet ediyorum" dedi.






Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu

Kocaeli'de jandarma ekiplerince Dilovası ve Gebze'de 3 araçta yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin TL olan kaçak ürünler ele geçirildi. Operasyonda 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı

09.09.2026 14:28:00
İHA
 
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli İl Jandarma Komutanlığınca kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar kapsamında, Dilovası ve Gebze ilçelerinde 3 araçta arama gerçekleştirildi. 6-7 Eylül tarihlerinde yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin lira olan çok sayıda kaçak ürün ele geçirildi.






Ekiplerce yapılan aramalarda 500 paket ısıtılmış elektronik sigara tütünü, bin paket kaçak sigara, 238 elektronik sigara ve ünlü markalara ait bin 500 çift gümrük kaçağı terlik bulundu. 






Operasyon kapsamında 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

Antalya'da 15 katlı binada can pazarı

Antalya'da 15 katlı binanın dış cephesini boyayan iki işçi, iskele halatının boşalması sonucu 13'üncü katta asılı kaldı. Emniyet halatları sayesinde ölümden dönen işçiler, kendi imkanlarıyla dairenin balkonuna girdi

09.09.2026 14:17:00
İHA
 
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Olay, dün öğle saatlerinde Muratpaşa ilçesi Meltem Mahallesi Dumlupınar Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, isimleri öğrenilemeyen iki işçi 15 katlı binanın dış cephesinde boyama yaptığı sırada iskele henüz belirlenemeyen bir nedenle düşmeye başladı. Bu sırada iki işçi emniyet kemerlerinden halatlara tutulu vaziyette asılı kaldı. Büyük bir tehlike atlatan işçiler, kendi imkanlarıyla 13'üncü kattaki dairenin balkonuna girdiler. İskele ise apartmanın dördüncü katındaki klima ve balkon demirlerine takılı vaziyette durdu.






İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, işçilerin güvenli bölgede olduğunu görünce, bina etrafında şeritlerle güvenli alan oluşturdu.

Dairede oturanların olmaması nedeniyle bir süre balkonda bekleyen işçiler, ardından ev sahibinin gelmesi sonrası aşağı indi. İşçilerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.








"Çok korktum"

Olayın görgü tanıklarından Gülefer Anlak, "Yemek yemeye geliyordum. Karşı yoldan geçip kaldırımın dibine ulaştığımız sırada apartmandan iskeleler yuvarlandı. Bir baktım, iki beyefendi asılı halde kalmış. O anda çok korktum. Yanımdan geçen, yandaki inşaatta çalıştığını öğrendiğim beyefendiye, 'Lütfen hemen yardım çağırın' dedim. O da bana, 'Abla, bu iskelenin böyle olması ikinci kez oluyor' dedi. Ben de 'Neden aynı iskeleyi tekrar tekrar kullanıyorlar' İnsanların canı bu kadar mı değersiz' diye tepki gösterdim. Çok üzüldüm. Allah'tan canları kurtuldu. İtfaiye çağrıldı, şimdi müdahale ediliyor" dedi.




















Diyabete illetine karşı 7 etkili tedbir


 
Dünya, hızla yayılan "sessiz bir salgınla" karşı karşıya! Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun güncel verilerine göre; dünyada 589 milyon yetişkin diyabetle yaşarken, Türkiye yaklaşık 9.6 milyon yetişkin diyabetliyle Avrupa'da ilk sırada yer alıyor. Peki ne yapmalı?

08.09.2026 15:33:00 / Güncelleme: 08.09.2026 15:41:51
Murat Çorbacı
 
Diyabete illetine karşı 7 etkili tedbir
Diyabete illetine karşı 7 etkili tedbir

Ülkemizde diyabetli sayısının 12 milyona yaklaştığının tahmin edildiğini belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, "Hastalık sinsi ilerlediği için; çok su içme, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme ve geç iyileşen yaralar gibi belirtiler çoğu zaman geç fark ediliyor. Ülkemizdeki her 2 diyabet hastasından 1'inin hastalığından haberdar olmadığını düşünürsek, önümüze çok daha çarpıcı bir tablo çıkmaktadır. Üstelik henüz diyabet olmayan ama şekeri sınırda seyreden milyonlarca prediyabetli ve insülin direnci taşıyan vatandaşımız da kapının eşiğinde bekliyor" dedi.







Kilo vermek şart!

Diyabetin yaygınlaşmasında genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, hareketsizlik, rafine şeker ağırlıklı beslenme, stres ve uykusuzluğun önemli rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Batman "İyi haber şu ki; Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Vücut ağırlığınızın yüzde 5-10'unu vermeniz, riskli gruptaysanız diyabet gelişme olasılığını yüzde 58'e varan oranda azaltabilir. Diyabet kader değildir. Genlerimizi seçemeyiz ama sofraya ne koyduğumuzu, ne kadar yürüdüğümüzü, kaçta yattığımızı ve yılda bir kez kan verip vermediğimizi biz seçeriz. Bazı basit kurallara dikkat etmek,  sadece diyabetten değil; kalp krizinden, tansiyondan ve daha nice hastalıktan koruyan bir sağlık sigortasıdır" diye konuştu.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, diyabete karşı 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.


Fazla kilolarınızla vedalaşın

Özellikle karın çevrenizde biriken yağlar metabolik hastalıklar açısından büüyük önem taşımaktadır. Erkeklerde bel çevresinin 102, kadınlarda ise 88 santimetreyi aşması, insülin direnci ve diyabet açısından bir uyarı işaretidir. Yalnızca tartıdaki kilo değil, bel ölçüsündeki değişim de düzenli olarak takip edilmelidir. Vücut ağırlığınızın yüzde 5-10'unu vermeniz, riskli gruptaysanız diyabet gelişme olasılığını yüzde 58'e varan oranda azaltabilir. Örneğin 90 kiloysanız 5-9 kilo vermeniz bile sağlığınız açısından önemli bir değişim sağlayabilir. Küçük ama kalıcı kilo kayıpları, büyük ancak geçici kayıplardan her zaman daha değerlidir. Kısa sürede fazla kilo vermeyi hedefleyen ağır diyetler yerine, sürdürülebilir bir beslenme ve hareket düzeni oluşturulmalıdır.







Şekerli içecekleri sofranızdan kaldırın


Kola, gazoz, hazır meyve suları ile şekerli çay ve kahve karışımları, kan şekerini roket hızıyla yükseltir ve pankreasın her gün fazla çalışmasına neden olur. Günde tek bir kutu şekerli içeceğin bile düzenli tüketilmesi Tip 2 diyabet riskini belirgin şekilde artırır.  Beyaz ekmek, pirinç ve şekerli unlu mamuller gibi rafine karbonhidratları azaltıp yerine tam tahılları koymak, kan şekerinin daha yavaş ve dengeli yükselmesini sağlar. Tatlı ihtiyacı meyveden karşılanmalı; içecek olarak su, sade maden suyu, ayran ve şekersiz çay tercih edilmelidir.






Günde en az 30 dakika ter çıkartan tempoda yürüyün

Kaslarımız, şekeri yakan en büyük fabrikamızdır; hareketsiz kaldıkça bu fabrika kapanır. Haftada en az 150 dakika, yani günde yarım saat tempolu yürüyüş, insülin duyarlılığını artırarak diyabet riskini ciddi biçimde azaltır. Spor salonuna gitmek şart değil: Asansör yerine merdiven kullanmak, servisten bir durak önce inmek, akşam yemeği sonrası mahalle turu bile işe yarar. Bir kural daha ekleyin: Masa başında her 30-45 dakikada bir kalkıp birkaç dakika hareket edin; uzun süre kesintisiz oturmak, spor yapanlarda bile başlı başına bir risk faktörüdür.







Tabağınızı Akdeniz usulü kurun


Tabağınızın yarısının sebze ve salatadan, dörtte birinin tavuk, balık veya baklagiller gibi protein kaynaklarından, kalan dörtte birinin ise tam tahıllardan oluşturulması makrobesin dengesi adına önemlidir. Haftada en az iki gün balık tüketilmesi; zeytinyağına, lifli besinlere ve her gün bir avuç çiğ kuruyemişe beslenmenizde yer verilmesi gereklidir. Salam ve sosis gibi işlenmiş etlerin, paketli atıştırmalıkların ve hazır gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması sağlık açısından önemlidir. Lifli beslenme yalnızca kan şekerinizin değil, tansiyonunuzun ve kolesterolünüzün dengelenmesine de katkı sağlar.






Sigarayı bırakın

Sigaranın yalnızca akciğerlerinize zarar verdiğini düşünmeyin. Sigara kullananlarda Tip 2 diyabet riski, kullanmayanlara göre yüzde 30-40 daha yüksektir. Sigara insülin direncini artırır, pankreasın insülin salgılayan hücrelerine zarar verir ve yağın en tehlikeli bölge olan karın çevresinde birikmesine yol açar. Diyabeti olan bir kişi sigara içmeye devam ederse kalp krizi, böbrek hasarı ve damar tıkanıklığı riski katlanarak büyür. Bırakıldığında risk yıllar içinde geriler. Sigara bırakma polikliniklerinden ve uygulanan tedavilerden destek alınması gerekir. Bırakmak için en doğru gün bugündür.

Uykunuzu ve stresinizi ciddiye alın!

Düzenli olarak 6 saatten az uyuyanlarda insülin direnci ve diyabet riski belirgin şekilde artar; çünkü uykusuz beden, stres hormonu kortizolü yüksek tutar ve iştah hormonlarını alt üst ederek bizi gece atıştırmalarına iter. Günde 7-8 saatlik kaliteli uyku bir lüks değil, tedavi gibi görülmelidir. Bunun yanında yatış saatinizin gece 11'den geç olması biyolojik yaşlanmayı hızlandırmaktadır. Stresle başa çıkmak için de herkesin kendine uygun yöntemi bulması gerekir; yürüyüş, nefes egzersizi, hobi, dua, dostlarla sohbet... Ekran karşısında gece yarılarına kadar oturmak ise hem uykuyu hem şekeri bozan çifte kavrulmuş bir zarardır.

Rakamlarınızı bilin, yılda bir kez kontrolden geçin

Diyabet yıllarca hiçbir belirti vermeden damarları yıpratabilir. Bu nedenle en etkili silahın erken tanı olduğunu belirten Doç. Dr. Adnan Batman şöyle konuştu: "35-40 yaşından itibaren herkes yılda bir kez kontrolden geçmelidir. Ailesinde diyabeti olanların, fazla kilolu bireylerin ve gebelik şekeri öyküsü olan kadınların ise daha erken yaşta, yılda bir kez açlık kan şekeri ve gerekirse üç aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c değerinin ölçülmesi gerekir. Açlık şekerinin 100-125 mg/dl arasında olması 'prediyabet' demektir. Prediyabet bir hastalık ilanı değil, yaşam tarzınızı değiştirmek için altın değerinde bir son çağrıdır. Ülkemizde milyonlarca kişi diyabetli olduğunu bilmiyor. Siz de onlardan biri olmayın; rakamlarınızı öğrenin ve düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin.

Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor

Mersin'in Bozyazı ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

08.09.2026 13:46:00
İHA
 
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Edinilen bilgiye göre, Tekeli Mahallesi Akdam mevkisinde, seraların bulunduğu alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.






Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede çevredeki ormanlık alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.








Yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, ekiplerin alevleri kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.













Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi

Okula uyum süreci, çocukların aile ortamından çıkıp kurumsal bir sosyal yapıya geçiş yaptığı ilk kritik eşiktir

07.09.2026 13:11:00
Hasan Gündoğdu
 
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için düzenlenen bu süreç, akademik bir başlangıçtan ziyade psikolojik ve duygusal bir güven alanı inşa etme amacı taşır.






Ayrışma Kaygısını Güvenli Bağlanmaya Dönüştürme
 
Aileden İlk Kopuş: Özellikle anaokulu çağındaki çocuklar için okul, ebeveyn korumasından ilk kez uzun süreli uzaklaşma anlamına gelir. Uyum haftası, çocuğun "Ebeveynim beni buraya bırakıyor ama mutlaka geri alacak" algısını geliştirmesini sağlar.

Aşamalı Süreç: İlk günlerde ders saatlerinin kısa tutulması ve ebeveynlerin okul bahçesinde/bekleme alanlarında bulunması, çocuğun kaygı düzeyini kademeli olarak düşürür.







Güvenli Alan ve Fiziksel Mekânı Tanıma
 
Bilinmezliği Giderme: Çocukların tanımadıkları mekânlara karşı doğal bir çekincesi vardır. Uyum sürecinde sınıfın, tuvaletlerin, yemekhanenin ve oyun alanlarının gezilip tanıtılması, ortamı öngörülebilir kılar.
 
Öğretmenle İlk Temas: Birebir iletişim sayesinde öğretmen, otorite figüründen ziyade ihtiyaç anında sığınılacak güvenli bir rehber olarak algılanmaya başlar.







Sosyal Kurallar ve Akran İletişiminin Temelleri
 
Akran Etkileşimi: İlk kez kendi yaş grubuyla yoğun bir paylaşım alanına giren çocuklar; sırasını bekleme, paylaşma, dinleme ve ortak hareket etme gibi temel sosyal becerileri bu süreçte deneyimler.
 
Baskısız Rutin: Akademik yükün ve katı kural listelerinin bulunmadığı ilk günlerde oyun temelli etkinlikler kullanılarak okul rutinine yumuşak bir geçiş yapılır.







Uzun Vadeli Okul Algısı ve Akademik Başarıya Etkisi
 
Uyum süreci başarılı geçtiğinde ya da uyum süreci ihmal edildiğinde neler olur, karşılaştırmalı olarak değerlendirelim:
 
Okul Algısı: Okul, keşfedilecek ve eğlenilecek bir yer olarak görülür. Okul, ebeveynden ceza olarak ayırma mekânı gibi algılanabilir.
 
Duygusal Durum: Özgüven artar, okula gitme isteği (motivasyon) yüksek olur. Okul fobisi, somatik ağrılar (karın/baş ağrısı) ve ağlama krizleri görülebilir.
 
Öğrenme Becerisi: Zihinsel enerji kaygıya değil, derse ve etkinliklere odaklanır. Kaygı seviyesi yüksek olduğu için odaklanma ve öğrenme güçleşir.
 
Ebeveynlerin bu dönemde sergileyeceği kararlı, sakin ve tutarlı tutum ile okulun esnek ve şefkatli yaklaşımı birleştiğinde; uyum haftası çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkileyecek sağlam bir temel oluşturur.

2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi

Mersin'de polis ekiplerince kapı kilidi kesilerek girilen adreste 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik hap ele geçirildi. Olaya ilişkin 4 şüpheli yakalandı

07.09.2026 11:56:00
İHA
 
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi ekiplerince yüklü miktarda uyuşturucu madde bulunduğu değerlendirilen merkez Yenişehir ilçesi Batıkent Mahallesi'nde paravan olarak kullanılan dükkan tespit edildi.








Operasyon için harekete geçen polis ekipleri kapı kilidi kesilerek girilen iş yerinde 97 adet koli içerisinde 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik ecza hapı ele geçirdi. Operasyonda aralarında hırsızlık, yaralama gibi çeşitli suç kayıtları olan şüphelilerin de bulunduğu K.S., İ.A., H.S. ve K.K. yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyete götürülen 4 şüphelinin uyuşturucu ticaretinden ifadelerinin alınıp adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.