logo
06 MAYIS 2026

Kayseri'de sünger fabrikasında yangın

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) bir sünger fabrikasında çıkan yangın, ekiplerin müdahalesiyle diğer hangarlara sıçramadan 1 saatte kontrol altına alındı. Yangın anı dron ile havadan görüntülenirken, soğutma çalışmaları sürüyor

30.04.2026 06:10:00
İHA
Kayseri'de sünger fabrikasında yangın
Kayseri'de sünger fabrikasında yangın
Edinilen bilgiye göre, Melikgazi ilçesi OSB 18. Cadde üzerinde bulunan üç hangarlı bir sünger fabrikasında henüz bilinmeyen bir sebepten yangın çıktı.








Yangın kısa sürede büyürken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri de yangına müdahale etti. 






Yangının çalışma saatleri dışında olması nedeniyle yaralanan yada dumandan etkilenen olmazken, ekiplerin 1 saat süren çalışmaları sonucu yangın diğer iki hangara sıçramadan söndürüldü. 






Ekiplerin soğutma çalışmaları sürüyor. Öte yandan fabrikadaki yangın ve ekiplerin yangına müdahalesi havadan görüntülendi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.














Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu

31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından bulundu

05.05.2026 14:44:00
İhlas Haber Ajansı
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Artvin'in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından çığ altından çıkarıldı.






Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyünde yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yeri tespit edilen Gezer'in cansız bedeni, ekiplerin yoğun çalışması sonucu bulunduğu noktadan çıkarıldı. Zorlu arazi ve hava şartlarına rağmen sürdürülen çalışmalarda, çığ kütlesi altında kalan Gezer'e ulaşılmasının ardından dikkatli şekilde çıkarma işlemi gerçekleştirildi. Ekiplerin koordinasyonuyla bölgeden çıkarılan Bülent Gezer'in cenazesi, otopsi için Artvin Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi.








31 Aralık 2025 günü Zekeriya köyünde meydana gelen çığda, sürülerini yayladan köye indirmeye çalışan 6 çoban ve yaklaşık bin 200 küçükbaş hayvan çığa yakalandı. Çobanlardan 3'ü kendi imkânlarıyla kurtulurken, Suat Temel ile Kerimullah Azizullah'ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Bülent Gezer ise kaybolmuştu. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgede artan çığ riski ve olumsuz hava şartları nedeniyle 3 Ocak 2026 tarihinde durduruldu. AFAD ekiplerinin bölgede sürdürdüğü ölçüm ve risk analizleri sonucunda çığ tehlikesinin azalmasıyla birlikte arama faaliyetlerine geçtiğimiz hafta sonu yeniden başlamıştı.

Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi

İsrail'in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı'na geldi

05.05.2026 06:20:00
İHA
Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi
Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan'da İspanya'nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan'ın Girit Adası'na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul'a getirilmişti. İsrail'in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya'dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali'ne geldi. Bükreş'ten THY'nin tarifeli uçağıyla Türkiye'ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi'nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu'na gitti.








"Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar"

İstanbul Havalimanı'nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım 'Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım' dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. 'Bu gemiler hayra alamet değil' dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım 'Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak' dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail'in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi.









"Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar"

Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. 'Çıkarılacaksınız' dediler. Biz de 'Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız' diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro'nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. 'Onu Yunanlara teslim ettik' dediler. Yunan'lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan'lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.İHA

Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet

Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi

05.05.2026 00:26:00
Abdülkadir Gündoğdu
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi.

"Siber Zorbalık" adı verilen bu yeni nesil şiddet türü, artık okul zili çaldığında bitmiyor; akıllı telefonlar aracılığıyla çocukların en güvenli kalesi olan evlerine, hatta yatak odalarına kadar sızıyor.







Zil çalınca bitmeyen şiddet

Eğitim uzmanları ve psikologlar, zorbalığın mekân değiştirmesinin yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor. Geleneksel zorbalıkta mağdur eve gittiğinde şiddetten uzaklaşabilirken, siber zorbalıkta taciz 7/24 devam ediyor.







Sosyal medya platformları, oyun sohbetleri ve anlık mesajlaşma grupları üzerinden yürütülen bu süreç; dışlama, aşağılama, izinsiz fotoğraf paylaşımı ve sahte hesaplarla karalama gibi yöntemlerle yapılıyor.






"Görünmez yaralar" akademik başarıyı vuruyor

Konuyla ilgili görüş bildiren uzmanlar, dijital şiddetin fiziksel şiddet kadar iz bıraktığını vurguluyor. Yapılan araştırmalara göre, siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda:







Özgüven kaybı ve sosyal izolasyon,

Uyku bozuklukları ve yoğun anksiyete,

Okula gitme isteğinde azalma ve akademik başarıda ani düşüşler gözlemleniyor.

Siber zorbaların en büyük silahı ise "anonimlik". Kimliğini gizleyen saldırganlar, ekranın sağladığı sahte cesaretle çok daha acımasız davranabiliyor.







Klavye başındaki tehlikeye karşı "dijital empati"

Haber merkezimize konuşan eğitimciler, çözümün sadece yasaklarda olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, ailelerin çocuklarıyla "yargılamadan" iletişim kurması gerektiğini savunurken, şu önerilerde bulunuyor:

"Çocuklara dijital ayak izinin kalıcılığını ve ekran başındaki davranışların gerçek dünyadaki sonuçlarını öğretmeliyiz. Dijital okuryazarlık, matematik kadar temel bir ihtiyaç haline geldi."







Mağdurlar ne yapmalı?

Uzmanlar, siber zorbalığa maruz kalan gençlere şu üç temel adımı öneriyor:

Cevap Vermeyin: Zorbanın amacı tepki almaktır, sessiz kalarak bu döngüyü bozun.

Kanıt Toplayın: Yapılan tacizlerin ekran görüntülerini alarak kayıt altında tutun.







Yardım İsteyin: Durumu vakit kaybetmeden güvenilir bir yetişkinle, öğretmenle veya aileyle paylaşın.

Emniyet birimleri de siber zorbalığın bir suç olduğunu ve ciddi hukuki yaptırımlarının bulunduğunu hatırlatarak, aileleri bilişim suçları konusunda duyarlı olmaya davet ediyor.

Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı

Son 3 günde metrekareye 89,9 kilogram yağışın düştüğü Samsun'da akarsuların debileri yükseldi, Karadeniz kahverengiye döndü

04.05.2026 13:22:00
İHA
Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı
Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı
Samsun'da son 72 saat içerisinde metrekareye 89,9 kilo yağış düştü. Yağmur nedeniyle debileri yükselen akarsular çamur rengini aldı. Çamur akan akarsular, Karadeniz'in mavi renginin kahverengiye dönmesine neden oldu.






Ufuk çizgisinde deniz mavi rengini korurken, dron ile havadan görüntülen Karadeniz'de mavi ile kahverenginin kesiştiği noktalar renkli görüntüler oluşturdu.








Yağışların ardından güneşli havanın etkili olduğu kentte sahile gelen vatandaşlar, denizdeki renk değişiminin gözle görülür düzeyde olduğunu ifade etti. Karadeniz kıyısında oluşan bu doğal manzara, hem şaşkınlık hem de ilgiyle karşılandı.








Havalar ısınıyor

Samsun'un 5 günlük hava tahmini ise şöyle:

5 Mayıs Salı günü 15 derece sağanak yağışlı, 6 Mayıs Çarşamba günü 17 derece sağanak yağışlı, 7 Mayıs Çarşamba günü çok bulutlu 17 derece, 8 Mayıs Perşembe günü parçalı bulutlu 17 derece, 9 Mayıs Cuma parçalı bulutlu 22 derece.






Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi

İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi

03.05.2026 15:58:00
İhlas Haber Ajansı
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi






Program, Eşrefzade Camii bahçesinde sela okunması ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan "Bazı kişiler, evliyaların kabrinde 'ne buluyorsunuz diye' bizleri tenkit ediyor. Biz büyüklerin kabirlerinde türbelerinde Allah'a halimizi arz ediyoruz. Onlardan feyz alıyoruz. Büyüklerin kılıcı kabre girdikten sonra daha keskin oluyor. Onun için biz Allah'a olan halimizi arz etmek için onun sevgililerini vesile kılıyoruz. Bugün Çin'de yaşayan Kadiriler Türkiye'ye, Bursa'ya, İznik'e gelip Eşrefzade Abdullah Rumi, Abdülkâdir Geylânî'nin izlerini sürüyor, onların türbelerini arıyor" dedi.






Her dönemde insanları ilahi aşka kavuşturan Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi zâtların mevcut olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Buraya gelen davetliler, 6 asır önce onun beyitleriyle sözleriyle buraya çağrıldılar. Onlar Allah dostları aşkı, yaradanı anlattılar. Onun için burada olanlar özel davete icabet edenlerdir" dedi.






İznik Kaymakamı Arif Karaman konuşmasında etkinliğin önemine dikkat çekerken her yıl geleneksel olarak gerçekleşmesinde emeği geçen İznik Belediyesi'ne teşekkür etti.
İznik Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte gerçekleştirdiği konuşmasında, "2015 yılından bu yana devam eden anma programlarımızda bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Niyet edip buraya gelen herkes, isimlerinin önünde ne unvan olursa olsun buraya gelerek bu güzel ortamın bereketinden nasiplenmek istiyoruz" diye belirtti.
Programda ayrıca İznik Belediyesi tarafından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan köfteli çorba katılanlara ikram edildi.






Programa İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan, belediye başkan yardımcıları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.İHA

3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi

Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı

02.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı






Yaklaşık 3 milyar 812 milyon TL işlem hacmine ulaştığı belirlenen organizasyonun 2 ayrı "bahis ofisi" deşifre edildi.








Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve banka hareketleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizlerde, şüphelilerin farklı kişiler adına açılmış çok sayıda banka hesabını kullanarak para transferlerini parçalara böldüğü, bu yöntemle finansal takibi zorlaştırmaya çalıştığı belirlendi. Ayrıca, yasadışı bahis sitelerinin yönetiminin Bursa'daki sözde "ofisler" üzerinden organize edildiği, bu merkezlerde teknik altyapının kurularak site yönetimi, para trafiği ve müşteri ilişkilerinin buradan yürütüldüğü tespit edildi.








Ekiplerin aylar süren teknik ve fiziki takibi sonucunda, şüphelilerin yurt dışı bağlantılı bahis siteleri üzerinden faaliyet gösterdiği, vatandaşları yüksek kazanç vaadiyle sisteme dahil ederek haksız kazanç sağladığı ortaya çıkarıldı. Operasyon öncesinde iletişim trafiği ve para akışı anbean izlenirken, elde edilen deliller doğrultusunda eş zamanlı baskınlar için düğmeye basıldı.








Operasyon kapsamında adreslere düzenlenen baskınlarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, ayrıca 2 ruhsatsız tabanca ve 18 fişeğe de el konuldu.
Gözaltına alınan 31 şüpheli adliyeye sevk edilirken, mahkemece 22 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi, 9 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Yetkililer, yasadışı bahis ve benzeri suç örgütlerine karşı mücadelenin aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor


 
Çözüm platformu Şikayetvar, Instagram çekilişleri sonrasında oluşan mağduriyetlerle ilgili verileri açıkladı. Platform, son bir haftada şikayetlerin yüzde 88, Nisan ayında da 35 arttığı bildirdi.

02.05.2026 07:50:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor
Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor

Şikayetvar verilerine göre Instagram üzerinden gerçekleştirilen sahte çekiliş dolandırıcılıklarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. 2026 yılı Nisan ayında şikayet sayısı bir önceki aya göre yüzde 35 arttı. Haftalık bazda yüzde 88'lik artış yaşandı.







Apple ürünleri ana tuzak

Şikayetlere göre dolandırıcılar, kullanıcıları genellikle popüler teknoloji ürünleri  (özellikle iPhone) kazandıkları yönünde Instagram'dan mesajlarla hedef alıyor. Sürecin ilk aşamasında 'kargo', 'sigorta' veya 'vergi' gibi gerekçelerle düşük tutarlı ödemeler talep ediliyor. İlk ödeme sonrasında ise süreç farklı bir boyuta taşınıyor. Kullanıcılardan kademeli olarak daha yüksek meblağlar talep edilirken, bazı vakalarda toplam kaybın on binlerce liraya ulaştığı görülüyor.







Ödeme yapmayı reddeden kullanıcılar ise bu kez icra veya yasal işlem tehdidiyle karşı karşıya kalabiliyor. Şikayetler, dolandırıcılığın tek seferlik değil, çok aşamalı bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyuyor. 'Kazandınız' mesajıyla başlayan süreçte, taklit hesaplarla güven oluşturuluyor; ardından ödeme talepleri artarak devam ediyor. Bununla birlikte kullanıcıların yalnızca maddi kayıp değil, kişisel veri riskiyle de karşı karşıya kaldığı görülüyor. Kimlik, adres ve iletişim bilgileri talep edilerek farklı dolandırıcılık türleri için de zemin hazırlanabiliyor.







Ne yapılabilir?

• Kazandınız mesajlarına şüpheyle yaklaşın.
• Ödül için kargo, vergi veya sigorta adı altında para talep edilmesine itibar etmeyin.
• Şüpheli hesapları (takipçi sayısı, profil geçmişi) kontrol edin.
• IBAN'a para göndermeden önce alıcıyı mutlaka doğrulayın.
• T.C. kimlik numarası, adres ve telefon gibi kişisel bilgileri paylaşmayın.
• İcra veya yasal işlem tehditlerinin gerçeği yansıtmadığını unutmayın.
• Mağduriyet durumunda bankayla iletişime geçip resmi mercilere başvurun.







İşte bazı şikayetler

• Instagram çekilişinde iPhone kazandığım söylendi. KDV vb. gerekçelerle toplam 18.750 TL ödedim, ürün gönderilmedi. Ardından ek 14.651 TL istendi, dolandırıldım.
• Telefon kazandığım belirtilerek önce 583 TL, ardından iki kez 6.674 TL olmak üzere yaklaşık 24 bin TL ödedim. Ürün gelmedi, tehdit mesajları aldım.
• Çekilişten telefon kazandığım söylenip 462 TL kargo ücreti istendi, ödedim. Sonrasında 6.674 TL talep edildi. Reddedince icra tehdidi aldım, bilgilerimi paylaşmıştım.
• Telefon kazandığım belirtilerek 486 TL ödedim. Sonrasında 7 bin TL ve 150 bin TL istendi, tehdit edildim. Dolandırıcılık olduğunu anlayıp süreci sonlandırdım.

Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?

Beykoz’da 26 Nisan’da ormanlık alanda çıkan yangın, uzunca bir çabadan sonra söndürülmüştü. Bu üzücü olay, aslında doğanın bize her bahar sonunda gönderdiği sert bir uyarı mektubu gibi. Nisan ayında bile rüzgarın etkisiyle yeniden alevlenen bir yangın, asıl sıcakların hüküm süreceği Temmuz ve Ağustos ayları için "tetikte olun" mesajı veriyor

30.04.2026 19:32:00
Hasan Gündoğdu
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Türkiye, jeopolitik konumu ve iklim kuşağı gereği orman yangınlarına en hassas bölgelerden biri. Peki, bu kaçınılmaz döngüye karşı gerçekten ne kadar hazırlıklıyız?






Türkiye'nin mevcut hazırlık durumu: Neredeyiz?

Son yıllarda yaşanan büyük felaketler (özellikle 2021 yangınları), Türkiye'nin yangınla mücadele doktrininde köklü değişikliklere yol açtı.

Hava gücü: En büyük tartışma konusu olan uçak ve helikopter filosu, geçmiş yıllara göre daha sürdürülebilir bir modele geçti. Kiralık araçların yanına Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı envanterindeki araçların entegrasyonu sağlandı.

Teknoloji kullanımı: İHA'lar (İnsansız Hava Araçları) bu konuda en güçlü yanımız. Yangını dumanı yükseldiği an tespit etmek, ekipleri nokta atışı yönlendirmek konusunda dünya standartlarındayız.

Yapay zeka destekli erken uyarı: Meteorolojik verileri (nem, rüzgar, sıcaklık) analiz ederek "risk haritaları" üzerinden önleyici konuşlanmalar yapılıyor.






Eksiklerimiz ve "yumuşak karnımız"

Sadece araç ve personel sayısını artırmak, yangını durdurmaya yetmiyor. Hala iyileştirilmesi gereken kritik noktalar var:

Yerel koordinasyon ve gönüllülük: Yangın çıktığında bölge halkı yardım etmek istiyor ancak profesyonel eğitim almamış kalabalıklar bazen müdahaleyi zorlaştırabiliyor. Mahalle bazlı "eğitimli gönüllü" ağımız hala yeterince yaygın değil.

Orman-yerleşim yeri arayüzü: Beykoz örneğinde olduğu gibi, yerleşim yerlerinin orman içine girdiği bölgelerde "tampon bölge" eksikliği var. Evlerin dibine kadar gelen kuru otlar ve ağaçlar, yangının yerleşim yerlerine sıçramasını hızlandırıyor.

Biyolojik çeşitlilik ve monokültür: Tek tip ağaçlandırma (örneğin sadece çam dikilmesi), yangının bir "ateş fırtınasına" dönüşmesini kolaylaştırıyor.






Geçmiş hatalardan çıkarılan dersler

Geçmişte yapılan en büyük hata, yangını sadece "söndürülmesi gereken bir alev" olarak görmekti. Oysa yangın yönetimi bir bütündür:
İletişim kazaları: Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, sahadaki ekiplerin moralini ve lojistiği etkiliyordu. Valilik ve OGM'nin daha şeffaf ve anlık bilgilendirme yapması bu hatayı gidermeye başladı.

Lojistik planlama: Geçmişte su tankeri ve personel sevkiyatında yaşanan tıkanıklıklar, artık "Yangın Yönetim Merkezleri" üzerinden daha dijital bir şekilde takip ediliyor.

Restorasyon hataları: Yanan alanları hemen dozerle düzlemek yerine, doğanın kendi kendini yenilemesine izin vermek (doğal gençleştirme) artık daha fazla tercih edilen bir yöntem.






İdeal hazırlık nasıl olmalı?

Yangın sezonuna girmeden önce şu stratejik adımlar "hayat kurtarıcı" olacaktır:

"Savunulabilir alan" oluşturma: Orman içindeki veya kenarındaki yerleşim yerlerinde, binaların çevresindeki yanıcı materyaller (kuru dal, ot, çöp) temizlenmeli.

Gece görüşlü müdahale: Beykoz'da gördüğümüz gibi, yangınlar gece de devam eder. Gece uçuş kabiliyeti olan hava araçlarının sayısı ve bu konudaki pilot eğitimi artırılmalı.

Karma orman yapısı: Yanan alanların rehabilitasyonunda, yangına daha dirençli olan geniş yapraklı (meşe, palamut vb.) türler ile iğne yapraklı türlerin karıştırıldığı "yangın bariyeri" ormanlar kurulmalı.

Halkın bilinçlendirilmesi: Yangınların %90'ı insan kaynaklı. Sadece piknik yasağı değil; anız yakma, cam kırıkları ve sigara izmaritleri konusunda çok daha sert denetimler ve eğitici kampanyalar şart.






Türkiye teknik donanım olarak eskiye oranla çok daha güçlü, ancak orman yangınlarıyla mücadele sadece itfaiyenin değil, topyekun bir toplumun görevidir. Beykoz'daki yangın, doğanın bize "Hazırlanın, sıcaklar geliyor" uyarısıdır. Bu uyarıyı ciddiye almak, sadece ağaçları değil, geleceğimizi kurtarmaktır.

Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Protokolle, eğitim ve staj programlarından akademik çalışmalara, araştırma projelerinden ortak bilimsel etkinliklere uzanan geniş bir çerçevede iş birlikleri hayata geçirilecek

30.04.2026 19:07:00
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu (BİK), kamu-akademi iş birliği vizyonu doğrultusunda üniversitelerle yürüttüğü ortaklıklara bir yenisini daha ekleyerek Anadolu Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

Protokol ile eğitim, uygulama ve sektör deneyimini bir araya getiren çalışmaların hayata geçirilmesinin yanı sıra öğrencilerin mesleki yetkinliklerinin artırılması ve medya alanındaki nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Protokol, öğrencilere önemli fırsatlar sunacak

İmza töreninde konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, protokolün özellikle iletişim ve basın-yayın alanında öğrencilere önemli fırsatlar sunacağını belirtti.
Rektör Adıgüzel, "İletişim bilimleri alanındaki güçlü birikimimizle, sektörle daha yakın temas kurmayı önemsiyoruz. Genel Müdürümüzle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda medya ve iletişim alanında yapılabilecek ortak çalışmaları değerlendirdik ve bu iş birliği protokolünü hayata geçirdik. Bu adımla birlikte başta basın-yayın alanı olmak üzere öğrencilerimizin sektöre hazırlanması ve istihdam olanaklarının artırılması hedeflenmektedir" ifadelerini kullandı.

İş birliği, sektöre geçişte köprü işlevi görecek

Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi'nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ise "İki köklü kurum arasında kurulan bu iş birliğinin; Eskişehir'deki yerel medya için olduğu kadar Üniversitede eğitim gören öğrencilerin sektöre daha hızlı uyum sağlamaları açısından da önemli bir köprü işlevi göreceğine inanıyoruz. Amacımız genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunmak ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırmaktır" şeklinde konuştu.






Akademik ve mesleki iş birlikleri geliştirilecek

Genel Müdür Çay ve Rektör Adıgüzel'in imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri ve benzeri somut akademik ve mesleki iş birliği faaliyetleri gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

Anadolu Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Senato Odası'nda gerçekleştirilen imza törenine Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, BİK Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik ile Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren de katıldı.













Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı

Bursa'nın Gürsu ilçesinde genç avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği silahlı saldırının faili yakalandı. 5 milyonluk alacak davası nedeniyle çıktığı öne sürülen olayda dehşet anları kameraya yansırken, şüpheli Hakkı Ç., Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

30.04.2026 12:29:00
İHA
Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı
Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı
Olay, 29 Nisan saat 17.00 sıralarında Ağaköy Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Elif Ç.'nin 5 milyon liralık plastik meyve kasası alacağı nedeniyle açılan davayı geri çekmemesi üzerine taraflar arasında gerilim yaşandı. Avukat Hatice Kocaefe'nin yürüttüğü davada geri adım atılmaması sonrası şüphelinin tehditlerde bulunduğu ileri sürüldü.






Olay günü araçla bölgeye gelen şüpheli, depodan çıkıp yola doğru yürüyen baba ve iki kız kardeşin önünü keserek otomobilin içinden ateş açtı. Saldırıda Elif Ç. dizinden yaralanırken, Hatice Kocaefe göğsüne isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç avukat tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.








Saldırı anı güvenlik kameralarına yansırken, görüntülerde aracın yaklaşarak ateş açtığı ve iki kardeşin yere yığıldığı anlar net şekilde görüldü.








Olay sonrası kaçan şüpheli Hakkı Ç., Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin titiz çalışması sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sürüyor.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.