HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 06 AĞUSTOS 2021, CUMA

Kıbrıs'ta neler oluyor?

28.05.2001 00:00:00
Türk basınında ilk kez Yenimesaj okurları, geçen hafta Kıbrıs'ta "Ulusal Halk Hareketi" adlı bir oluşumun hayata geçirildiğini öğrendi.

Yenimesaj'dan üç gün sonra M.A.Birand televizyonda Denktaş'a "Bu gizli örgütü siz mi kurdunuz" diye soruyordu. Aynı programda yine Birand, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Taner Etkin'e de "Avrupa Gazetesine bombayı siz mi koydunuz?" diye bir soru yöneltti.

Sincan'daki tren kazasında devrilen vagonların arasına sıkıştığı için inleyen kazazedeye "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" diye mikrofon uzatan Reha Muhtar türü gazetecilik bulaşıcı idi anlaşılan.

Kıbrıs'taki ekonomik, kültürel, sosyal ve iç ile dış siyasetteki vehametin artık katlanılamaz hâle gelen boyutlarını bir önceki yazımızda ortaya sermiştik.

Sonra bir yerlerden ansızın UHH ortaya çıkıverdi.

Neydi UHH'nin amacı?

"Milli bilinci perçinlemek", "toplumsal ruhu canlı tutmak" ve "Rumların AB ve Yunanistan ile işbirliği yaparak çevirdiği dolapları etkisizleştirmek".

"Milli dava aleyhindeki yıkıcı faaliyetlere karşı topyekün mücadele stratejisi uygulamak" olarak temel ilkesini öne çıkaran Ulusal Halk Hareketi'nin 'Kuruluş Bildirgesi'nde teşkilatın kuruluş gerekçeleri şu başlık altında veriliyor:

* Türklüğün vatan bildiği Kıbrıs'ta, 1878'den bu yana Türklük kavgası, ulusal kurtuluş ve özgürlük mücadelesi verilmektedir.

* Çok zor koşullarda ve çok ağır bedeller ödenerek yürütülen bu kutsal ve onurlu mücadele, değişik aşamalardan geçerek devam etmektedir.

* Türklüğün milli kurtuluş ve özgürlük mücadelesinin her aşamasında, bu mücadelenin bedeli alın teri, kan ve can olarak ödenirken, yine her aşamada Kıbrıs'ı Türklüğe mezar yapmak isteyen Rum-Yunan ikilisinin emperyalist dış odakların ve içimizdeki işbirlikçileri ile mandacıların karanlık amaçlarını gerçekleştirmek doğrultusunda ölüm kokan her türlü karanlık oyunları, entrikaları ve saldırıları sürdürdükleri de inkar edilemez bir gerçektir.

* Katliam çukurlarından, gettolardan, ateş ve kan çemberinden geçerek onurlu ve destansı bir direnişle meydana getirdiğimiz (ayrı bir vatan, ayrı bir devlet aşamasında) Kıbrıs'ı Türk'e mezar yapmak isteyenlerin her türlü saldırısı daha da tırmanarak devam etmektedir.

* Rum-Ortodoks Kilisesinin karanlık dehlizlerinde hazırlanan Türk'ü imha planı olan AKRİTAS PLANI, 1963 yılının KANLI NOELinde uygulamaya konmuş, Türk'e ölüm ve vahşet yağdırılmış, ancak Anavatan Türkiye'nin desteğindeki halkımızın topyekün direnişi karşısında amacına ulaşamamış, 1974 Barış Harekatı ile Mehmetçik ve Mücahidin süngüsü karşısında hüsrana ve ağır bir yenilgiye uğramıştır.

Topluma yayınladığı ilk bildiride kuruluş amacını şu şekilde ayrıntılamıştı UHH:

"Rum-Yunan ikilisi ile Türkiye ve KKTC'deki işbirlikçilerin, dış destekçilerin birlikte yürüttüğü, KKTC halkını moral ve psikolojik açıdan çökertmek için her türlü yalan, iftira ve karanlık senaryoları sürekli gündemde tutan ve Kıbrıs Türkünü, Anavatan Türkiye'den koparmak, yalnızlaştırmak ve AB çatısı altında Enosis'i gerçekleştirmek için yürütülen "propaganda faaliyetlerine" karşılık verip, etkisizleştirmek".

Bu söylenenlere kimsenin bir diyeceği olamazdı ama bildiriden sonra Kıbrıs toz duman içinde kaldı, doğrularla yanlışlar havada uçuşmaya başladı.

Neydi doğrular? 1. Durumun kötülüğü, 2. Bir çıkış noktasına ihtiyaç olduğu, 3. Bu hareketin bu ihtiyaçtan doğduğu, 3. Hareketin gerekçe ve 4. Amaçlarının doğru olduğu.

Hareket güzeldir ama boşa geçirilen yıllara da yazıktır. Tam 27 sene boşa geçmiş demektir Kıbrıs'ta. Biz harekâtın gerçekleştirilmesi ile mücadelenin bitmediğini, değişik mekânlarda değişen şartlara göre devam edeceğini söylerken 1974'te TMT lâğvedilmiştir.

UHH, 1974'te Ecevit tarafından demokratik romantizmle lâğvedilen TMT'nin iyice açığa çıkan ve ihtiyaç duyulan boşluğunu doldurmak için kurulmuştur.

O halde şimdi yanlışlar; 1. UHH bir kişiye mâl edilmemeli, belli bir kişinin siyasi rant temin aracı olmamalıdır. 2. UHH'ye maddî ve mânevi destek verdiği anlaşılan TSK Kıbrıs'ta bu hareketi, "belli bir kişiye" siyasi destek sağlamak maksadıyla kullanmamalıdır.

TSK, "kullanılmamalıdır".

Yâni TSK'nın adadaki "resmî ve sivil" unsurları iç politikaya bulaşmamalı, toplumu TMT'de olduğu gibi bütünüyle kucaklamalıdır.

Yoksa hareket başlamadan ölür. TSK'ya, Türkiye'ye inanç kaybolur.

İlgililer geçmişte siyasi rakipleriyle her kapışmasında TMT'yi onlara karşı bir baskı unsuru olarak kimin kullanmaya pek meraklı olduğuna, fakat Bayraktar'lar'ın her seferinde buna engel olduğuna dikkat etmelidirler.

Bu dediklerim böyle açık seçik bir yerlerde yazmaz ama mücadelenin içinden geçenler ne mutlu ki hâlâ hayattadır, bari onlara sorsunlar.

Aksi takdirde inanın hem UHH'ye, hem TMT'nin aziz hâtırasına yazık olur. Ve bir daha da milleti, "millî davâ" deyince bir araya toplayamazsınız..

Son söz: Kıbrıs'ta biliyorsunuz UHH'den sonra hükümet bozuldu, UBP, Serdar DENKTAŞ'ın DP'si ile koalisyon hazırlıklarına başladı. Duyumlara göre DP Turizm Bakanlığını istiyormuş Bakan da Serdar Denktaş olacakmış.

KKTC'deki Turizm Bakanlığı bizdeki Enerji Bakanlığı gibidir. Ve her ne hikmetse bu bakanlık DP'nin içinde bulunduğu her koalisyon hükümetinde hep DP'de kalır ve bakan da hep Serdar Denktaş olur.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.