logo
05 MAYIS 2026

Kılıç, mızrak ve mahmuz

21.06.2006 00:00:00
Küçüklüğümün, elli yıl önceki İstanbul'unda bazı tramvay duraklarında "İhtiyarî Tevakkuf Mahalli" yazardı. Elli yıl sonrasının Türkiye'sinde o duraklardaki "ihtiyari" beklemelerini ısrarlı bir nemelâzımcılıkla ucu açık bir "daimiye" çevirmekte kararlı görünen "muvakkat vatandaşlar" kararlarını değiştirip de topyekün cephe taarruzu ile "muvazzaf vatandaşlığa" terfi imkanlarıı zorlamadıkça meydan bütünüyle kılıcı kırık "etnik bakiyelere" kalacaktır.Cümle ve dil çok ağır mı oldu?Hafifinden de anlamıyorlar ki kardeşim?Türkiye Mayıs 2007 'de Cumhurbaşkanlığı, en geç Kasım 2007'de de genel seçim yaşayacaktır.Ama yazın buraya.. Akepe eğer kontrollu bir kriz yönetim planının parçası olarak ; a) Kıbrıs yüzünden AB sürecini limanlar konusunda "gererse"; b) "F" tipi cemaatın menfadan sılaya dönüşü alkış ve gösterilerle tezgâhlanırsa ve c) Genelkurmay Başkanının atama sürecinde bir olağandışılık yaşanırsa?Erken seçim sandığına giden yolun parke taşları büyük bir özenle döşeniyor demektir."F" tipi cemaat şirketlerinin desteği ile düzenlenen "4.ncü Uluslar arası Türkçe Olimpiyatı" ödül töreninde konuşan Arınç; "Televizyon başında, belki saatler ötesinde bizleri izleyen o güzel insana ve arkadaşlarına milletim adına teşekkür borcum var. Hüzünlü gurbet bir an önce bitsin, vuslat gerçekleşsin" demiş.Ne şairane konuşmuş..Niye "Türk milleti adına" diyememiş?Hangi milleti kastetmiş?Akepe'lilerin ağzından neden Türk lâfını duyamıyoruz? Türk Ordusu, Türk askeri, Türk polisi, Türk devleti, Türk milleti neden diyemiyorlar da hep ordumuz, askerimiz, polisimiz, milletimiz diyorlar?Hangi milleti, askeri, bayrağı kastediyorlar?Demek ki ey millet Cumhurbaşkanlığı seçimine ve Genelkurmay Başkanlığı atamasına "saatler ötesinden yapılan -F- tipi etkiler" gündemdedir.Onun için mi Cumhurbaşkanlığı seçimi mutlaka Özkök zamanında yapılmalıdır fısltıları dolaşmaktadır?İyi de Özkök'ün , Cumhurbaşkanlığı seçimi ile, Akepe ile yahut "F" tipi ile ne ilgisi vardır?Yahu galiba, ötekilerle bilmem ama Akepe ile biraz ilgisi var?Radikal'den Murat Yetkin 15 Haziran 2006 günü Gül'ün şöyle söyledğini yazdı:"Türk Silahlı Kuvvetleri'nin AB üyelik hedefi konusunda, reformlar konusunda çok önemli desteği oldu ve oluyor. Bazı kişilerin düşüncesinin aksine, reformların yapılması TSK desteği olmaksızın daha zor olurdu. ? Size bir örnek vereyim. Türkiye'nin Kıbrıs politikasındaki değişiklik, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin katkısı ile mümkün olmuştur. O zaman biz gerek diplomat arkadaşlara, gerek diğer arkadaşlarımıza kesin talimat vermiştik, 'Her bir adımı atmadan önce mutlaka Genelkurmay ile irtibat içinde olalım, hangi adımın atılacağı birlikte belirlensin' diye?. Bakın, Kıbrıs konusundaki en önemli toplantılardan biri, 2003 başında Burgenstock'ta yapılan toplantıdır. Sonraki gelişmeler açısından belirleyici olmuştur. Bunu çok az kişi bilir, ama o toplantıdaki heyetimizde Genelkurmay tarafından görevlendirilen bir amiralimiz de vardı. Her bir aşama, her bir öneri o amiralimizin sayesinde Genelkurmay ile irtibat içinde yapıldı. ?..TSK'dan gördüğümüz desteği, yalnızca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e bağlamak isteyenler de çıkıyor. Bu da doğru değil. Aldığımız desteği kurum olarak aldığımızı biliyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, AB sürecinde Silahlı Kuvvetler'den aldığınız desteği, bazı sivillerden, sivil kuruluşlardan da almak isterdik. Bazı sivil makamların, kuruluşların AB sürecine daha fazla destek vermesini beklerdik"..Bu çok ağır ve yoruma açık bir saptamadır. Bu saptama, "Özkök ile Akepe" arasındaki "şiir gibi" ilişkilerin bir de Akepe açısından itirafıdır.AB süreci, son beş senedir baş döndürücü bir hız kazanmıştır. Birbiri arkasına gelen 9 Uyum Paketinin hepsi utanç verici teslim belgeleridir ama; 1. 6 Ekim 2004 Katılım Ortaklığı Belgesi ("İlerleme Raporu", "Tavsiye Belgesi" ve "Etki Raporu", adları altında üç ayrı belge. )2. 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi.3. 11 Haziran 2006 Ortak Tutum belgesi.. son derece önemli üç intihar belgesidir.Bu üç belge Türkiye'nin esaret belgeleridir. Sömürge belgeleridir. Karşılıksız imzalanan, Türkiye'nin geleceğini ipotek altına alan senetlerdir.Lozan'ı, Montrö'yü rafa kaldıran; Sevr'i Mondros'u onların yerine ikame eden; daha da önemlisi Kurtuluş savaşını yok sayan belgelerdir.Sakarya-Dumlupınar hiç yapılmamıştır.İzmir'e hiç çıkılmamıştır. Yâni Gül'ün dediğine göre bütün bunlara asker ortak olmuştur, bir kısım sivillerden göstermediği desteği vermiştir Akepe'ye..En azından işin Kıbrıs bölümüne birinci elden tanığım. Referandum süresince adada idim. "Asker"in oradaki temsilcisi KTBKK'nı Korgeneral Işık Koşaner yerin yerinden oynadığı o referandum süresinde telörgülerin arkasından çıkmamıştır. Referandum gecesi Cumhurbaşkanını telefonla olsun arayıp "geçmiş olsun" veya "hayırlı olsun" dememiştir.O zaman anlam verememiştim. Şimdi Gül'ün söylediklerinden anlıyoruz ki aldığı emre uygun hareket etmiştir. Referandum süresindeki uyumlu uygulamaların sonrasında da süratle terfi ederek birer sene arayla Ordu komutanı ve ikinci başkan olmuş, Genelkurmay Başkanlığının önü açılmıştır.Acaba Gül'ün; "TSK'dan gördüğümüz desteği, yalnızca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e bağlamak isteyenler de çıkıyor. Bu da doğru değil. Aldığımız desteği kurum olarak aldığımızı biliyoruz" derken kastettiği acaba Koşaner paşa mıdır?Neresinden bakarsanız bakın Gül'ün ifadesine göre Özkök AB'nin ve Akepe'nin büyük şansıdır.Peki "bu kritik süreçte" görev süresi uzatılıyor mu?Bir süre önce kendisine sorulduğunda "böyle bir beklentim yok" demişti.Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nin konuya ilişkin 25 Kasım 2005 gün ve 4 maddelik açıklamasında; "Sayın Genelkurmay Başkanı, kendisine Cumhurbaşkanlığı vaat edildiği konusundaki iddiaları 13 Nisan 2004 tarihinde düzenlediği Basını Bilgilendirme Toplantısı'nda tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmuştur. Bu toplantıda kendileri tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamalar bugün de aynen geçerlidir. Genelkurmay Başkanlığı görev süresi, yaş haddini aşmamak kaydıyla 4 yıldır ve bu süre Sayın Genelkurmay Başkanı için 30 Ağustos 2006'da sona erecektir. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın bu tarihten sonra görev süresinin uzatılmasına ilişkin ne bir düşüncesi, ne de bir beklentisi vardır. Siyaset kurumuna saygılı olmakla beraber, emekli olduktan sonra herhangi bir siyasi oluşumun içinde olmayı veya siyasi bir görev almayı düşünmemektedir" denilmektedir.Özkök bu konudaki düşüncesini sonra da teyit eti. 1 Haziran gecesi Finlandiya'nın Ankara Büyükelçiliği'nde düzenlenen askeri gün resepsiyonunda Finlandiya Büyükelçisi Maria Serenius'u bir ay sonra devralacakları AB Dönem Başkanlığı için tebrik eden ve Serenius, İngiltere Büyükelçisi Peter Westmacott ve Hollanda Büyükelçisi Marcel Kurpershoek ile sohbet eden Özkök, 30 Ağustos'ta görevinden ayrılacağını anımsatıp emeklilik planlarından söz ederek görevinde geçirdiği yoğun tempoyu anlattı ve "Çok yoruldum. Emeklilik günlerimde ilk yapacağım şey dinlenmek olacak" dedi. (Milliyet. 3 Haziran 2006)Paşamızın çok yorulduğunu biliyoruz?Çuval'da; ?bir hafta sonra Kosova'da yüzbaşının silahı alınırken, Yunanistan Harbokulu'nda bayrağımız lekelenirken..Kuzey Irak'ta kırmızı çizgilerimiz yok edilirken..Kıbrıs Annan'a ve Rum'a teslim edilirken..Gerçekten çok yoruldu..Tatil ve dinlenme konusunda en kalbî iyi dileklerimizi sunuyoruz. Bu arada paşamız emekliliği iyice benimsedi ki "dünya gözüyle" bir takım "resmi" geziler ve temaslar yapıyor.Canberra'da Avustralya ile Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamış.Bir iki ay önce de aynı anlaşma adını zor duyduğum ve hatırlayamadığım bir Körfez ülkesi ile imzalanmıştı. (Genelkurmay Başkanlığının resmi internet sitesinde başkanın yabancı konukları kabulleri yer alıyor da, yurt dışı gezileri neden görünmüyor?)Avustralya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Angus Houston demiş ki; "Anlaşma iki ülkeye de askeri ve savunma alanlarında karşılıklı çıkarlar çerçevesinde işbirliğini arttırmak için esneklik sağlayacak"..Hoppalaa..Yâni şimdi Türk ordusu, Avustralya ordusunun aborjinlerle başı derde girdiği zaman yardım edecek; onlar da mesela bundan sonra başımıza çuval geçirilince gelip kurtaracaklar..Öyle mi?Türkiye'nin, Avustralya yahut kıytırık bir Körfez ülkesiyle imzaladığı askeri anlaşmadan ne gibi bir çıkarı olabilir?Türkiye burnunun dibindeki bütün komşuları ile kavgalıdır, ama okyanus ötesi ile askeri dostluk ve işbirliği anlaşması imzalamaktadır..Bunun için Özkök geziye gitmektedir..Anlaşıldı, paşamız hakikaten yorulmuştur ve 30 Ağustos itibarıyle emekli olup özlediği dinlenceye bir an önce kavuşmalıdır.Peki öyle olacak mı ve bu işler bu kadar kolay mıdır?Bir önceki yazımızı şöyle bitirmiştik.."Cumhurbaşkanlığına giden yolda Genelkurmay Başkanı'nın atanması ise son -en kritik- virajdır. Bu -iki görevlendirme- hayati önemi haizdir. Genelkurmay Başkanı'nın atanması -teamüle uyarak-; Cumhurbaşkanı'nın seçimi ise -toplumsal uzlaşma- ile gerçekleştirilmelidir." Son duyumlar sürecin öyle kolay işlemeyeceği yolundadır.Daha önce, Akepe'nin hiçbir şey yapmasa, kararnameyi 2 Eylül'e kadar bekletse sıradaki orgenerallerin yaş haddinden otomatikman emekli olacağını yazmıştık.Şimdi de Büyükanıt'ın iki gün önce doğmuş olsaydı onun da emekli olacağından, iki günle kurtulduğundan, bazı Akepeli bakanların kararnameyi imzalamayarak onun da emekli olmasının sağlanacağından dem vuruluyor.Burada yanlış anlaşılmasın, konu Büyükanıt değildir.. Mesele şahıs ismi değildir, prensiplerdir.Tek tek ağaçlara değil, ormana bakılması gerek.Fotoğrafın bütününün görülmesi gerek. Askeri teamüllerin, siyasi tercihlerle bozulmaması gerek..Siyasetin parmağının kışlaya girmemesi, kubbelerin miğfer olmaması gerek.Yasaya göre Genelkurmay Başkanlığına 45 gün içinde atama yapılmalıdır.Kendi ifadesine göre "Bir beklentisi olmayan, yorulan, dinlenmek isteyen" Özkök'ün yapacağı bir şey var..Onu da 3 ay önceki, 9 Mart 2006 tarihli yazımızda ("Büyükanıt Sadece Büyükanıt Değildir") şöyle ifade etmiştik...."Acaba diyorum..Orgeneral Hilmi Özkök 5 ay sonra değil de şimdiden istifa ederek emekliliğini istese?.Büyükanıt şimdiden Genelkurmay Başkanlığı'na "atansa"?."Büyük Oyun" bozulur mu?Özkök de ileride sadece çuval olayıyla anılmasını önleyecek bir büyük jest yaparak tarihe geçmiş olur mu?Orgeneral Muğlalı'yı rahmet ve şerefle anıyor; zamanında ve "tam zamanında" istifa ederek bir başka büyük oyunu bozan Genelkurmay eski Başkanlarından Orgeneral Torumtay'a da saygılarımı arz ediyorum." Haziran'ın 20'si deyin..45 gün daha, Ağustos'un beşi eder.Yâni YAŞ'ın toplanacağı tarih..Özkök bugün, yarın istifa etse YAŞ toplantısına kadar atama kararnamesinin hazırlanması , bitirilmesi, atamanın yapılması gerek.. Akepe bile başka türlüsünü yapamaz..Oyun, kaos, dedikodular, kötü niyetler, pis kokular..Ne derseniz deyin, her şey bıçak gibi kesilir..Yoksa siz?.Şeref, onur, kılıç, mahmuz ve mızrak'ın unutulan, sadece eski çağlarda, Mete Han ordularında geçerli bir takım kavram ve "enstrümanlar" olduğunu mu zannediyorsunuz?Fena halde yanılıyorsunuz? Hüseyin Mümtaz / Giresun Işık Gazetesi

Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi

Eylem Tok, ABD'deki cezaevinden gönderdiği mektupta Kemerburgaz’daki ölümlü kazanın ardından oğlu Timur Cihantimur’u kaçırmasının sorumluluğunu üstlendi. Eylem Tok, “Eğer bir hata varsa en büyük sorumluluk anne ve babası olarak bize aittir” dedi

05.05.2026 10:58:00
Haber Merkezi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
İstanbul Kemerburgaz'da 1 Mart 2024'te meydana gelen ölümlü trafik kazasının ardından oğlu Timur Cihantimur'u önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçıran yazar Eylem Tok, Boston'daki tutukluluğunun sürdüğü cezaevinden 3 sayfalık bir mektup gönderdi.

Avukatı aracılığıyla kamuoyuna yansıyan mektupta Tok, "Eğer bir hata varsa bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum" ifadelerine yer verdi.

Mektubunda olay gecesi "içgüdüsel" davrandığını savunan Tok, 16 yaşındaki oğlunu korumak dışında bir amacı olmadığını belirterek, "Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum" dedi.

Hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine başsağlığı dileyen Tok, "Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. Ayrıca kaza yerine gitmediğini, telefonları almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini iddia etti.

Kaza ve kaçış süreci

Kaza, Eyüpsultan Kemerburgaz Belgrad Ormanı yolunda saat 23.50 sıralarında meydana geldi. Timur Cihantimur'un ehliyetsiz kullandığı 34 EEG 06 plakalı araç, yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan üç ATV'ye çarptı. Kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti; Süleyman Keçici, İbrahim Gümüş, Hasan Topal ve Tahsin Arslan yaralandı. Tanıklara göre araç aşırı hızlıydı ve kaza sonrası sürücü olay yerinden uzaklaştı.

Eylem Tok, oğlu Timur'u olay yerinden aldıktan sonra eşi Bülent Cihantimur'u bilgilendirdi. Anne-oğul, 2 Mart 2024'te önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçtı. Türkiye'nin iade talebi üzerine 14 Haziran 2024'te Boston'da yakalandılar. Her ikisinin de tutukluluk hali devam ediyor. Timur Cihantimur ayrı bir soruşturmayla "taksirle öldürme ve yaralama" suçlamasıyla yargılanıyor.

Hukuki gelişmeler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şubat 2026'da hazırladığı iddianamede, Eylem Tok ve eski eşi Bülent Cihantimur'un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli için "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 10'ar yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, ailenin kazadan hemen sonra delil kararttığı ve Timur'u yurt dışına çıkardığı vurgulandı.

ABD mahkemesi, Türkiye'nin iade talebini Şubat 2025'te kabul etmişti ancak Eylem Tok'un avukatlarının itirazı üzerine süreç geçici olarak durduruldu. Tutukluluk kararları ise Ekim 2024'teki üçüncü duruşmada da onandı.

Aci ailesinin durumu

Olayın ardından Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci şikayetinden vazgeçti ve yasal varislerle sulh sağlandı. Bu karar, Aci ailesi içinde tartışmalara yol açtı. Özer Aci (ölenin babası), "Benim oğlumun kanını sattı" diyerek tepki gösterdi. Şükriye Aci ise para iddialarını yalanladı ve aile içi baskıdan söz etti. Eylem Tok'un mektubunda bahsettiği "helalleşme", bu sulh anlaşmasına işaret ediyor.

Eylem Tok mektubunda sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak "eksik ve önyargılı yorumlar" nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu da belirtti. "Kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermediklerini" savunan Tok, sürecin hem hukuki hem insani bir sınav olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye'de uzun süre gündemde kalmış, ehliyetsiz araç kullanımı, aile korumacılığı ve adalet tartışmalarına yol açmıştı. Eylem Tok ve Timur Cihantimur'un iade süreci ile Türkiye'deki davalar devam ederken, Tok'un cezaevinden gönderdiği mektup kamuoyunda yeni tartışmalara neden oldu.

Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor


 
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. 

05.05.2026 10:32:00
AA
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. Günde 4-6 bardak çay veya 3-5 fincan kahve tüketiminin hidrasyon açısından suyla benzer etki gösterdiğini aktaran Salabaş, düzenli tüketimde kafeinin 'sıvı attırıcı' etkisinin ortadan kalktığını ve klinik olarak anlamlı sıvı kaybı oluşmadığını aktardı.

Salabaş, "Yarım milyonu aşkın kişinin takip edildiği çalışmalarda düzenli çay içenlerde böbrek taşı riskinin yüzde 27'ye kadar daha düşük bulundu. Yüz binlerce kişiyi kapsayan başka araştırmalarda ise kahve tüketimi taş riskini yüzde 26 ile 31 arasında azalttığı kaydedildi. Türkiye verilerine göre böbrek taşı hastalarının yüzde 46'sı günde 1 litrenin altında su tüketiyor. Taş oluşumunda belirleyici faktör çay tüketimi değil, yetersiz su alımıdır. 'Çay dehidratasyon yapar' veya 'Her çayın yanında su içilmeli' gibi yaygın öneriler, güncel bilimsel verilerle desteklenmemektedir" ifadelerini kullandı.

Salabaş, günlük sıvı tüketiminin 2-2.5 litre olması gerektiğini belirterek, çay ve kahvenin bu miktara dahil edilebileceğini ancak su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yeşil çayın antioksidan içeriği sayesinde böbrek sağlığını destekleyebileceğini de ifade eden Salabaş, yapılan laboratuvar çalışmalarında çayın içindeki doğal bileşenlerin taş kristallerinin böbrek dokusuna tutunmasını azalttığını belirtti.

Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı

Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

05.05.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

Hatay İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Jandarma ekiplerinin çalışmaları neticesinde; 4 Mayıs günü Yayladağı ilçesi Yukarıpulluyazı Mahallesi'nde dron destekli icra edilen faaliyet sonucunda yabancı uyruklu 37 düzensiz göçmen yakalandı.

Yakalanan şahıslar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapıldığı öğrenildi.

Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem


 
Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. 

05.05.2026 08:29:00
MURAT ÇORBACI
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem
Baharda cilt sorunlarına karşı 7 etkili önlem

Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, "Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı.
1. Cildinizi günde iki kez temizleyin. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemli.
2. Güneşten korunmayı rutin haline getirin. Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor.

3. Mevsime uygun nemlendirici kullanın. Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor.
4. Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Cilt sağlığı için haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret etti.

5. Günde 2-2.5 litre su için. Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor.

6. Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin. Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir. Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten su kaybını azaltmaya yardımcı olur.

7. Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının. Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor.

İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi

İBB iştiraki Halk Ekmek AŞ, normal ve kepekli ekmek fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı. Zamla birlikte 250 gramlık normal ve kepek ekmeğin fiyatı 10 liradan 12,5 liraya yükseldi 

04.05.2026 18:35:00
Haber Merkezi
İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi
İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Halk Ekmek AŞ, normal ve kepekli ekmek fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı. Zamla birlikte 250 gramlık normal ve kepek ekmeğin fiyatı 10 liradan 12,5 liraya yükseldi. Yeni fiyatlar bugün itibarıyla tüm Halk Ekmek satış noktalarında uygulanmaya başlandı.

Halk Ekmek AŞ'den yapılan açıklamada, zam kararının artan üretim maliyetleri nedeniyle zorunlu hale geldiği belirtildi. Un fiyatlarındaki yükseliş, enerji giderleri, nakliye maliyetleri ve genel enflasyon baskısı, şirketin bu adımı atmasında etkili oldu. Yetkililer, kaliteli ve hijyenik üretimi sürdürmek için fiyat güncellemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Diğer ekmek çeşitleri ve ambalajlı ürünlerde ise şu an için bir değişiklik yapılmadığı öğrenildi.

Halk Ekmek, İstanbul'da dar gelirli vatandaşların temel gıda maddesi olan ekmeğe erişimini kolaylaştırmak amacıyla faaliyet gösteren önemli bir kurum. Şehir genelinde yüzlerce satış noktasıyla hizmet veren şirket, özellikle emekliler, öğrenciler ve düşük gelir grupları için uygun fiyatlı ekmek alternatifi sunuyor. Ancak son dönemde yaşanan genel ekonomik sıkıntılar, un ve enerji gibi girdi maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Türkiye genelinde de fırıncılar benzer maliyet baskıları nedeniyle zamlara gitmiş, standart ekmek fiyatlarında da artışlar yaşanmıştı.

Vatandaşlar arasında zam tepkileri hızlı yükseldi. Sosyal medyada birçok kullanıcı, "Ekmeğe her zam daha da zorlaştırıyor" yorumlarını yaparken, bazıları da maliyet artışlarını anlayışla karşıladıklarını ifade etti. Özellikle büyükşehirlerde yaşam maliyeti yüksek olduğu için bu tür zamlar dar kesimleri doğrudan etkiliyor. Bir ailenin günlük ekmek tüketimi göz önüne alındığında, aylık bütçeye yansıyacak ek yükün 100-150 lirayı bulabileceği hesaplanıyor.

İBB yetkilileri, zamın sınırlı tutulduğunu ve Halk Ekmek'in sosyal sorumluluk misyonunu sürdüreceğini belirtti. Şirket, üretimde verimlilik artırıcı önlemlerle maliyetleri kontrol altında tutmaya çalışacağını açıkladı. Önümüzdeki dönemde un destekleri veya belediye sübvansiyonları gibi adımların gündeme gelip gelmeyeceği ise merak konusu.

Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı

İstanbul'da etkili olan yağışlı havanın ardından megakente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 71,7 oldu   

04.05.2026 17:29:00
İHA
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Megakent İstanbul'da hafta sonu soğuk ve yağış hava etkili oldu. Özellikle dün gün boyu etkili olan yağışlı havanın ardından barajlarda doluluk oranı bir nebze olsun yükseldi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre barajlardaki genel doluluk oranı yüzde 71,7'ye yükseldi. Dün ise bu oran 71,35 olarak kayıtlara geçmişti. Öte yandan en dolu baraj yüzde 94,86 ile Ömerli, en az doluluk oranına sahip baraj ise yüzde 46,11'le Istrancalar oldu.

İSKİ'nin verilerine göre 4 Mayıs  itibarıyla İstanbul'da baraj doluluk oranları şöyle:

Ömerli Barajı: Yüzde 94,86

Darlık Barajı: Yüzde 89,37

Elmalı Barajı: Yüzde 94,37

Terkos Barajı: Yüzde 58,73

Alibey Barajı: Yüzde 67,28

Büyükçekmece Barajı: Yüzde 56,83

Sazlıdere Barajı: Yüzde 46,11

Istrancalar Barajı: Yüzde 46,83

Kazandere Barajı: Yazde 60,08

Pabuçdere Barajı: Yüzde 60,34

İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı

İstanbul'da sahte belgelerle yabancı uyruklu kişilere ikamet izni aldırdığı iddia edilen 31 şüpheli yakalandı. Şebeke üyelerinin, ikamet izni başvuruları sırasında ibraz edilen belgeler üzerinde oynadıkları, sahte içerikli taahhütnamelerle göçmen kaçakçılığı suçuna karıştıkları anlaşıldı

04.05.2026 09:16:00
İHA
İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı
İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, yabancı uyruklu kişilere sahte belgelerle ikamet izni temin eden bir şebekeyi tespit etti. Çetenin Türkiye'deki bazı yabancılar için sahte belgeler düzenledikleri ve sahte içerikli taahhütnamelerle göçmen kaçakçılığı suçuna iştirak ettikleri anlaşıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde yapılan çalışmalarda, kimlik bilgileri ve açık adresleri tek tek belirlenen şüphelilerin yakalanması için operasyon başlatıldı.

Bu sabah çok sayıda adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 31 şüpheli yakalandı.

Gözaltına alınan şebeke üyeleri sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken, soruşturma kapsamında sahte belgelerle ikamet izni alan kişilerin izinlerinin iptal edileceği öğrenildi.

Öte yandan belgeleri iptal edilecek kişiler için geri gönderme işlemlerine de başlanacağı aktarıldı.

Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET'e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan elde edilen gelirin aklanması" suçları kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 27 kişiden 14'ü tutuklandı. Savcılık sorgusunun ardından 11 kişi serbest bırakılırken, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

04.05.2026 08:23:00
İHA
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET'e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET'e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik çalışma başlatıldı.

Mülkiye Başmüfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporu ve emniyet birimlerince yapılan araştırmalar doğrultusunda, ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük tespit edildiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında, ihalelerde yetkili olan kişiler ile aralarında suçtan elde edilen geliri aklama amacıyla para geçişleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem başlatıldı. Dosyada, 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edildiği bildirildi.


7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi



Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 30 Nisan 2026 tarihinde Antalya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Soruşturma kapsamında ilk etapta 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Süreç içinde 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısının 35'e yükseldiği öğrenildi.


Muhittin Böcek ve Cansel Tuncer de dosyada yer alıyor



Dosya kapsamında, İçişleri Bakanlığı kararıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer'in de aralarında bulunduğu isimler hakkında işlem yapıldı.


27 kişi adliyeye sevk edildi



Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 27'si, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından 11 kişi serbest bırakıldı. Sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 14'ü tutuklanırken, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dosya kapsamında 2 kişinin emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı, 1 kişinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü, 3 firari şüpheli hakkında yakalama çalışmalarının devam ettiği, 2 kişinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.İi

Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı

İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı

03.05.2026 19:45:00
AA
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı.

Yavuz Selim Mahallesi'ndeki Berat Camisi'nin minaresi şiddetli rüzgarın etkisiyle sallanmaya başladı.

Çevredeki vatandaşların bildirmesi üzerine olay yerine polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

Ekipler çevrede güvenlik önlemi alırken, caminin yanındaki 2 bina önlem amaçlı tahliye edildi.

Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.

İstanbul Boğazı'nda arıza yapan gemi kurtarıldı

Panama bayraklı kuru yük gemisi, İstanbul Boğazı geçişi sırasında makine arızası yaptı. Bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü römorkörleri sevk edildi. Ekipler çalışmalar sonunda gemiyi kurtarmayı başardı

03.05.2026 16:40:00 / Güncelleme: 03.05.2026 18:24:53
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Boğazı'nda arıza yapan gemi kurtarıldı
İstanbul Boğazı'nda arıza yapan gemi kurtarıldı
Panama bayraklı kuru yük gemisi, İstanbul Boğazı geçişi sırasında makine arızası yaptı. Bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü römorkörleri sevk edildi. Panama bayraklı kuru yük gemisi, İstanbul Boğazı geçişi sırasında makine arızası yaptı. Gemi, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından kurtarıldı.
Zaltron isimli Panama bayraklı 185 metrelik kuru yük gemisi, İstanbul Boğazı geçişi sırasında Galatasaray Adası önlerinde makine arızası verdi. İstanbul Boğazı çift yönlü gemi trafiğine kapatılmıştı. İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.