logo
24 EYLÜL 2026

Korona günlerinde en riskli gruba dikkat

06.10.2020 01:43:00
 
Korona günlerinde en riskli gruba dikkat
Korona günlerinde en riskli gruba dikkat
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür İnce, korona günlerinde KOAH ve astım hastalarının ilaçlarını kesmemesi ve düzenli kullanması gerektiğini söyledi  
  
Tüm dünyaya yayılan korona virüs (Kovid-19), başta kronik akciğer hastaları olmak üzere, ne yazık ki birçok kişiyi tehdit ediyor. 
 
Özellikle KOAH'lı hastaların, yaşları ve ek hastalık öyküleri nedeniyle en riskli grubu oluşturduğuna dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür İnce; astım, kronik kalp damar hastaları, sigara içenler ve kronik böbrek yetmezliği gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı bulunanların da riskinin yüksek olduğunu hatırlattı. 
 
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İnce;

"Kovid-19 akciğerde ağır pnömoni, yani zatürre, sonrasında da akut solunum sıkıntısı sendromuna neden olabiliyor. Bu durumda, ağır hasar gören akciğer, kanı yeterince temizleyemiyor ve dokulara yeterli oksijeni sağlayamaz hale geliyor. Çoklu organ yetmezliği başlaması sonrasında ne yazık ki hasta hayatını kaybedebiliyor" dedi.  
 



Hastalar tam kontrol altına olmalı 
 
Dr. İnce şöyle devam etti: 
 
"Kovid-19 ile temasın önlenmesi bu hasta gruplarında ana hedeftir. Bunu sağlamak için de temas ve izolasyon kurallarına tam uyum son derece önemlidir. Hastalarda yaşam kaybı riskini en aza indirebilmek için, hastalıklarının tam kontrol altında olması gerekir." 
 
İlaçlar düzenli kullanılmalı 
  
İlaçların düzenli kullanılmasının önemine dikkat çeken İnce;
 
"Astım ve KOAH hastalarında kontrolün sağlanması için, sigara içilmemesi, ev içinde çözünen kimyasal oranı fazla deterjan ve temizlik malzemelerinin dikkatli kullanılması, alerjen maruziyetlerinin azaltılması ve ilaçlarının düzenli kullanılması önem taşıyor" diye konuştu.  
  
Bazı hastaların, solunum ilaçlarını, steroid yani kortizon içerdiği ve bağışıklığı zayıflatacağı endişesiyle kullanmakta tereddüt ettiğine işaret eden Uzm. Dr. Özgür İnce;
 
"Bu ilaçların hastalıkların kontrol altında alınmasında büyük rolü var. Bu dönemlerde ilaçların dozlarının atlanmaması ve özenle kullanılması önemlidir. Kontrolü bozulan, yani nefes darlığı, öksürük, balgam yakınması artan hastaların ise, kendilerini takip eden hekimle mutlaka görüşmeleri gerekir. Pnömokok, yani zatürre aşısı ve grip aşılarının koruyuculuğu bulunmamaktadır. Bu nedenle en etkili yöntem hastalarla temastan kaçınmaktır" şeklinde konuştu.  
 
                                         

Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor

Adalet Bakanlığı tarafından 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen yazıyla adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kurulacağı bildirildi

24.09.2026 14:17:00
İHA
 
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Dijital suçlarla mücadelede yeni yapılanma

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, siber alanda suçla mücadelenin daha hızlı, etkin ve koordineli hale getirilmesi amacıyla adliyelerde yeni büroların kurulacağı belirtildi. Çocukları ve gençleri suça, şiddete ve istismara yönlendiren; vatandaşların özel hayatını, kişilik haklarını, can ve mal güvenliğini hedef alan dijital içeriklere karşı adli kapasitenin güçlendirileceği ifade edildi.

Suç içerikleri yakından izlenecek

Yeni yapılanmayla dijital mecralardaki suç içerikleri ve suça teşvik eden faaliyetlerin uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılarınca yakından izleneceği bildiren Bakan Gürlek, bu kapsamda şüphelilerin tespiti, gerekli adli işlemlerin başlatılması ve hukuka aykırı içeriklere müdahale süreçlerinin daha hızlı yürütülmesinin amaçlandığını kaydetti.

Dezenformasyonla mücadelede koordinasyon güçlendirilecek

Gürlek, kamuoyunu kasıtlı şekilde yanıltan, toplum huzurunu ve kamu düzenini bozmaya yönelik suç niteliğindeki dezenformasyon faaliyetleriyle mücadelede kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğini ifade etti. Adalet Bakanlığının, çocukları koruyan, vatandaşların haklarını güvence altına alan, kamu düzenini ve hukukun üstünlüğünü dijital alanda da hâkim kılan adalet anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi.

Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"

Jeoloji mühendisi Fahri Çelik, depreme karşı en etkili önlemin yüksek katlı yapılardan vazgeçerek düşük katlı ahşap ve çelik yapılara dönmek olduğunu söyledi

24.09.2026 13:32:00 / Güncelleme: 24.09.2026 13:34:45
İHA
 
Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"
Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"
Jeoloji mühendisi Fahri Çelik, bugün meydana gelen depremin ardından açıklamada bulundu. Çelik, tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, bir daha böyle bir afetin yaşanmamasını temenni etti. Depremin ne zaman olacağının kimse tarafından bilinemeyeceğini belirten Çelik, bu nedenle vatandaşların korkuya kapılmaması gerektiğini söyledi. Çelik, depreme karşı alınabilecek önlemlere ilişkin şunları kaydetti:

"İnsanoğlu ölüm dışında her şeye çözüm üretmiştir. Devletimiz ve mühendislerimiz elektriğe çözüm buldu, bugün elektrik kimseyi çarpmıyor. Biz jeoloji mühendisleri ve bilim adamları olarak depreme de çözüm bulmak zorundayız."



Çelik, çözümün düşük katlı ve dayanıklı yapılara geçişten geçtiğini vurgulayarak, "Kesinlikle yüksek katlı yapılardan vazgeçmemiz gerekiyor. İki, üç katlı ahşap ve çelik evlere dönmemiz lazım. Türkiye'de ortalama 20 yılda bir büyük deprem yaşıyoruz. Bu süreyi dikkate alarak yapılaşmamızı buna göre planlarsak, Allah'ın izniyle depremlerde can kaybı yaşanmaz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin farklı sismik bölgeleri olduğunu dile getiren Çelik, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde meydana gelebilecek bir depremin geniş bir alanı etkileyebileceğini belirtti.

Çelik, yüksek katlı yapılara karşı mücadelesini sürdüreceğini sözlerine ekledi.

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

ÖSYM Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na giriş belgeleri erişime açıldı

 

24.09.2026 12:44:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na (2026-KPSS Ön Lisans) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 4 Ekim'de uygulanacak KPSS Ön Lisans Sınavı'na katılacak adayların, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden TC kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı için adaylar, 4 Ekim'de saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep’te de hissedilen depremin ardından Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Osman Bektaş değerlendirmelerde bulundu

Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde AFAD’a göre 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi büyüklüğü 5,8 olarak açıkladı. Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep’te de hissedilen sarsıntının ardından Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Osman Bektaş değerlendirmelerde bulundu

24.09.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep’te de hissedilen depremin ardından Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Osman Bektaş değerlendirmelerde bulundu
Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep’te de hissedilen depremin ardından Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Osman Bektaş değerlendirmelerde bulundu
Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde birçok ilde hissedilen bir deprem meydana geldi. AFAD, depremin merkez üssünü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi, büyüklüğünü ise 5,4 olarak açıkladı. Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 5,8 olarak duyurdu.
Sarsıntının Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Gaziantep'te hissedildiği belirtildi. Depremin ardından Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Osman Bektaş bölgedeki sismik hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Okan Tüysüz: Böyle bir fayın büyük bir deprem yaratması beklenir
Prof. Dr. Okan Tüysüz, depremin sığ olduğunu ve 6 Şubat depremlerini meydana getiren faylardan farklı bir fay üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Tüysüz, bölgedeki Bozova Fayı'na dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Sığ bir deprem. Bu depremin olduğu bölge Bozova fayı olarak bilinen 6 Şubat depremini yaratan faylardan farklı. 6 Şubat'tan bağımsız onun bölgede yarattığı bir sıkışıklık var. 6 Şubat depremlerini oluşturan faylardan farklı bir fayın üzerinde. Bozova fayı en azından 60-70 kilometrelik kısmı aktif olan ve geçmişte de deprem üretmiş. Bir bütün olarak düşünüldüğünde oldukça daha uzun 100 kilometrenin üzerine çıkan bir fay sistemi. Tabii böyle bir fayın büyük bir deprem yaratması beklenir. Bunun bugün ya da yarın olacağı anlamına gelmez. Eğer hasarlı bina varsa bunlara girilmemesi gerekir"
Tüysüz, meydana gelen depremin öncü deprem olduğunu düşünmediğini ve daha büyük bir deprem beklentisi içinde olmadığını belirtti. Bölgede 4,5 büyüklüğüne varabilecek artçı depremler yaşanabileceğini söyledi.

Osman Bektaş: 5'lik bir deprem arkasından büyük deprem gelecek demek değil
Prof. Dr. Osman Bektaş ise CNN Türk canlı yayınındaki ilk değerlendirmesinde, AFAD ve Kandilli verilerinde depremin konumunu henüz göremediğini belirterek bölgenin genel sismik durumuna ilişkin konuştu.
Bektaş şu ifadeleri kullandı:
"Şu an AFAD ve Kandilli'de depremi göremiyorum. Yerini göremeyince konuşulacak bir şey yok. Maraş'taki depremden sonra Doğu Anadolu'nun Güney Doğu bölgesinde deprem tehlikesi arttı. Nedeni bölgedeki stres yükleri fayları etkilemiştir. Bölgedeki faylar bu stresten etkilendi. Diyarbakır Urfa bundan etkilenecek yerler. Biz o faydan endişeliyiz. Bu Bitlis bindirmesinden kuşkuluyuz. Bu tür depremlerin olması doğal. Hem Arap levhası hareketi devam ediyor hem 2023 depremlerinin etkisi hala devam ediyor. İkisi birleşince 150 200 kilometrekarelik alandaki illerdeki risk devam ediyor.
6 Şubat'daki depremlerde yeryüzüne yansıya enerjiden daha fazlası belki yer altına indi. Bu büyük bir depremin habercisi değil. Orta büyüklükte sığ bir deprem. Olağan bir deprem. Türkiye'nin dört bir yanında deprem olursa şaşılacak bir şey değil. Bizim bilmediğimiz nerede ne zaman hangi büyüklükte deprem olacak bunu bilemiyoruz. Hakkari Urfa Diyarbakır çevresinde bu tür depremler olağan. 5'lik bir deprem arkasından büyük deprem gelecek demek değil."
Bektaş, açıklamasının devamında bölgedeki yapı stokuna da değinerek şunları söyledi:
"5 büyüklüğünde bir deprem yıkıcılığı olmayan bir deprem. O bölgenin yapı stoğu istenilen düzeyde değil ama kırsal alanda bile hasar oluşturmayacak bir deprem. Vatandaşların panik yapmasına gerek yok. Beklemek daha doğru. 2018 deprem yönetmeliğine tabi olarak yapılan binalarda korkulacak bir şey yok. Kırsaldaki yapıların dahi etkileneceğini sanmıyorum."

'Oldukça büyük deprem üretme potansiyeli olan aktif bir fay'
Prof. Dr. Süleyman Pampal da Şanlıurfa depremine ilişkin değerlendirmelerde bulundu:
Burada bu türden depremleri her zaman bekleriz. Bizim için sürpriz değil. Bundan sonra da olursa o da sürpriz sayılmamalı. Türkiye'nin tüm depremleri 7-8 km derinliğe sahip, dar alanda yıkıcılığı olabilecek depremler. Bu bölgenin yapı stokuna bakılırsa bir miktar hasara neden olabilir. Kırsal kesimde çalışmalarda yarar olabilir ama normalde hasar yapacak deprem değildir. Belli bölgelerin dışında zemin fena değildir. Şanlıurfa'nın Bozova ilçesi Atatürk Barajı'nın bulunduğu bölge. Barajın yeri tespit edildiğinde çalışmalar yapmıştık. Barajın gövdesi için baraj yeri olarak seçilen yerde aktif fay tespit edilince yeri değiştirildi. Bu fayın üzerine de baraj yapamazdınız. Bu Bozova fayı oldukça büyük deprem üretme potansiyeli olan aktif bir fay. Bu türden depremler olacak. Bu depremin başka bir depremi söz konusu olmaz. Burada 6 Şubat'taki depremlere yakın depremler beklemeyiz.

'Daha büyük deprem olma ihtimali tabii ki var'
Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi bu çevrede de daha büyük deprem olma ihtimali tabii ki var. Ne zaman olacağını biz tabii ki söyleyemeyiz, bilemeyiz daha doğrusu. Ancak bölge sismik bakımdan aktif ve yıkıcı deprem üretme potansiyeline sahip. Deprem bu ülkenin kaderi. Nedenini hep söylüyoruz. Yani o kadar çok levhanın kesişme noktası; kocaman Avrasya, daha küçük Anadolu, işte daha büyük güneyde işte Urfa civarını içine alan güneye doğru Arap levhası, batıda Akdeniz'in içinde Anadolu'yla sınırı olan Afrika levhası ve bunların hareketlerine bağlı olarak oluşmuş, dünya ölçeğinde hatırı sayılır ana faylar... Doğu Anadolu Fayı, Kuzey Anadolu Fayı, Orta Anadolu Fayı, Bitlis-Zagros ya da işte bizim ülkemizdeki adıyla Güneydoğu Anadolu Bindirme Zonu, sütür zonu... Yani levha sınırı, çarpışma bölgesi burası. O bakımdan bu bölgenin ve bu ülkenin kaderi bu türden depremleri, hatta çok daha büyük olanlarını yaşamak. Geçmişte bunların hepsini bu topraklar yaşadı ve çok sayıda can kaybı ortaya çıktı. Biz bunlardan ders çıkarıp aslında bu tür depremlerde paniğe kapılmadan sakin sakin bekleyecek olgunluğa erişmiş olmamız gereken zamanlarda yaşıyoruz. Onu yapamadığımız için durum üzücü hale geliyor. Yani bu deprem gerçeği, ülkemizin deprem gerçeğini artık hepimiz biliyoruz, konuşuyoruz, okuyoruz, yazıyoruz.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: Şaşırtıcı olur
Şanlıurfa merkezli depremle ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da şunları dile getirdi:
"Bana göre bu deprem artçı değil ama o depremin bindirmiş olduğu bir yük vardır, o yük açığa çıkmıştır. Şanlıurfalılar ve çevredekiler "Acaba bundan daha büyük deprem gelir mi?" diye soruyorlardır. Bunun arkasından daha büyük deprem gelirse benim için şaşırtıcı olur, ben beklemiyorum. Burada deprem yaratabilecek en büyük kırık Bozova kırığıdır. Bunların en üretebileceği en büyük deprem zaten 5.4, 5,8'dir, daha büyük deprem üretemezler."

Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş soruşturması kapsamında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20'si tutuklandı

24.09.2026 12:21:00
İHA
 
Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı
Alihan Kuriş soruşturmasında 20 şüpheli tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Alihan Kuriş'in 'çıkar amaçlı suç örgütü' faaliyetleri kapsamında 20 Eylül'de operasyon düzenlendi.

Operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheli, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Şüphelilerden 22'si tutuklama, 3'ü ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik tarafından tutuklama talebiyle sevk edilen 22 şüpheliden 20'si hakkında tutuklama kararı verilirken, adli kontrol talep edilen 3 şüpheli ile birlikte toplam 5 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde, saat 10.40'da 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

24.09.2026 11:27:00 / Güncelleme: 24.09.2026 11:36:15
AA
 
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Karaköprü olan 5,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin, yerin 7,39 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Şanlıurfa merkezli deprem, kent merkezinin yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya'da da hissedildi.

Depremin ardından vatandaşlar, cadde, sokak ve parklara çıkarak beklemeye başladı.

Vali Şıldak'tan ilk açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, herkese geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Sahada yapılan ilk incelemede, şu an için herhangi bir can kaybı ve yıkım söz konusu değil. Herkese geçmiş olsun. Sahadaki tarama çalışmalarımız sürüyor." diye konuştu. 

‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’

Adalet Bakanı Akın Gürlek: “Biz takip ediyoruz ama başsavcılık resen soruşturma açamıyor”

23.09.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’
‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’
Fon piyasasındaki soruşturmayla ilgili konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Hareketlilik olduğunu gözlemliyorduk" sözleri tartışma yarattı. Gürlek, savcılığın neden daha önce doğrudan soruşturma başlatamadığı konusunda ise dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Sermaye piyasalarındaki fon işlemlerine yönelik soruşturma genişlerken, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "fonlarda hareketlilik olduğunu gözlemliyorduk" açıklaması yeni bir tartışmanın kapısını açtı.

Gürlek, ilgili kurumların piyasadaki hareketliliği takip ettiğini belirtirken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tek başına resen soruşturma başlatmasının mümkün olmadığını söyledi.

"TAKİP EDİYORDUK AMA…"

Gürlek'in açıklamasındaki kritik nokta, savcılığın önündeki hukuki mekanizmaya ilişkin sözleri oldu.

Bakanın anlatımına göre süreç, savcılığın "şüpheli hareketlilik var" diyerek doğrudan soruşturma başlatmasından ziyade, SPK'nın inceleme ve suç duyurusu mekanizması üzerinden ilerledi.

Nitekim Adalet Bakanlığının 18 Eylül tarihli açıklamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının sermaye piyasalarındaki şüpheli işlemleri takip ettiği, SPK'ya soruşturma izni verilmesi amacıyla müzekkereler gönderildiği ve sonrasında SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamındaki manipülasyon iddiaları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.

SONUÇ: PARA NEREYE GİTTİ?

Soruşturmanın bir diğer önemli boyutu ise yurt dışına çıkarıldığı belirtilen paralar.

Gürlek, amaçlarının bu paraların Türkiye'ye getirilmesi ve mağdur olmayan, yani "iyi niyetli" yatırımcıların paralarına ulaşabilmesini sağlamak olduğunu söyledi.

18 Eylül itibarıyla açıklanan soruşturmada 4 şüpheli tutuklanırken, 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmış; malvarlıklarının kaçırılmasını önlemek amacıyla hesaplar ve malvarlığı değerleri hakkında tedbir kararları alınmıştı.

Soruşturma ise devam ediyor. 22 Eylül'de Gürlek, operasyonlar kapsamında toplam 60 kişi hakkında adli işlem başlatıldığını, 4 kişinin tutuklandığını, 44 kişinin gözaltında olduğunu ve 12 kişi hakkında yakalama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

ASIL SORU

Bakanın "hareketliliği gözlemliyorduk" sözleriyle birlikte şimdi kamuoyunun önündeki soru daha da belirginleşiyor:

Hareketlilik önceden görülüyorsa, savcılığın doğrudan harekete geçebilmesi için neden SPK sürecinin tamamlanması beklendi?

Bu sorunun yanıtı, soruşturmanın hukuki sürecinin nasıl işlediğinin yanı sıra, şüpheli para hareketlerinin ne zaman tespit edildiği ve hangi aşamada adli makamlara aktarıldığı açısından önem taşıyor.

Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Fon piyasalarında son iki yıldır yaşanan olağan dışı hareketlilikleri yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, yurt dışına kaçırılmak istenen 40 milyon dolarlık transferin adli tedbirlerle bankada bloke edilerek engellendiğini açıkladı. Bakan Gürlek, yargı sürecinin öncelikli amacının iyi niyetli vatandaşların mağduriyetlerini gidermek ve kaçırılan paraları ülkeye geri getirmek olduğunu vurguladı

23.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Birleşmiş Milletler zirvesi kapsamında gittiği New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, borsada yaklaşık 8,5 milyon vatandaşın yatırım yaptığını hatırlatarak piyasadaki hareketliliği uzun süredir gözlemlediklerini ifade etti.

Son iki yıllık süreçte bazı yatırım fonları ve bağlı hisselerde orantısız büyümeler yaşandığına dikkat çeken Gürlek, "Bazı hisseler normal seyrinde ilerlerken, bazılarında yüzde 400, yüzde 500 hatta yüzde 5 bin seviyelerine ulaşan anormal, olağan dışı artışlar tespit ettik" dedi.

Bakan Gürlek, başsavcılıkların bu tür sermaye piyasası suçlarında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) ihbarı veya izni olmadan resen soruşturma başlatamadığını hatırlatarak, yapılan tespitlerin ardından sürecin hızla hukuki boyuta taşınması için SPK ile gerekli koordinasyonun sağlandığını ve adli adımların atıldığını aktardı.

"40 milyon dolarlık transfer bankada engellendi"

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıklarına ve şirketlerine yönelik gecikmeksizin el koyma ve tedbir kararları uygulandığını belirten Gürlek, operasyonun mali ayağına dair kritik bir bilgiyi paylaştı.

Fon sahiplerinin ve yöneticilerinin paraları yurt dışına kaçırma girişiminde bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Yurt dışına para çıkarmaya çalıştılar, anlık hamlelerle bunu durdurduk. Tam 40 milyon dolarlık bir para transferi gerçekleştirilmek istenirken, aldığımız mahkeme kararı doğrultusunda banka bu transfere izin vermedi ve para bloke edildi" şeklinde konuştu.

Soruşturma dalga dalga genişliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesinin ardından derinleştirilen soruşturmada gözaltı ve tutuklama sayıları da artıyor.

Bakan Gürlek, dosya kapsamında şu ana kadar toplam 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Yürütülen operasyonlar neticesinde aralarında fon yönetim kurulu başkanları ve şirket yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari durumda olan şüphelilerin yakalanması için çalışmaların titizlikle sürdüğü belirtildi.

"Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor"

Soruşturmanın sadece adli değil, çok boyutlu bir mali koordinasyonla yürütüldüğünü ifade eden Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gelişmeleri yakından izlediğini dile getirdi.

Konuyla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK ve SPK başkanlarıyla düzenli değerlendirme toplantıları yaptıklarını söyleyen Gürlek, "Vatandaşlarımızın dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimlerin iyi niyet suistimaliyle heba edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Asıl amacımız, yurt dışına kaçırılan bu paraları geri getirmek ve hak sahiplerinin mağduriyetlerini tamamen gidermektir" diyerek kararlılık mesajı verdi.

‘Kendine dikkat et, daha gençsin’

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı.

Altaylı'nın ifade sırasında soruşturmayı yürüten başsavcı vekiline, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" dediği bildirildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişmeye daha imza attı.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski istihbaratçı ve FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın, ifade işlemi sırasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'ne yönelik sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın açıklamasına göre Altaylı, savcıya yönelik olarak, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.

Bu sözler üzerine Altaylı hakkında "kamu görevlisine karşı tehdit" suçundan ayrıca soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Önce tutuklama, ardından tehdit soruşturması



Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 22 Eylül'de ifadesi alınmak üzere Silivri Adliyesi'ne getirildi. Soruşturmayı yürüten savcılık, ifadesinin ardından Altaylı'yı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği, Altaylı'nın tutuklanmasına karar verdi. Böylece Altaylı, 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan şüpheliler arasına katıldı.

Ancak Altaylı'nın adliyedeki işlemleri bununla sınırlı kalmadı. Savcılığa yönelik sözleri nedeniyle hakkında ikinci bir adli süreç başlatıldı.

Kozinoğlu dosyası yeniden açılmıştı

Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yeniden açıldı.

Başsavcılık, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturdu. Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumunda görev yapan kişiler ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturmanın önemli adımlarından biri de Kozinoğlu'nun mezarının açılması oldu. "Feth-i kabir" işlemiyle mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi hedefleniyor. Başsavcılık ayrıca ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırıldığını bildirdi.

Tutuklu sayısı artmıştı

Soruşturma kapsamında daha önce dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan dahil bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

21 Eylül'de ise eski gazeteci Osman Arslan tutuklanırken, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Böylece Altaylı'nın tutuklanmasından önce soruşturmadaki tutuklu sayısı 7'ye yükselmişti.

Öte yandan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Soruşturmanın seyri merak konusu

Kozinoğlu dosyasında yeniden soruşturma başlatılması, mezarın açılması, cezaevinde görev yapan isimler hakkında adli işlemler yapılması ve son olarak Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması dosyanın kapsamını genişletmiş durumda.

Altaylı'nın savcıya yönelik sözleri nedeniyle başlatılan yeni soruşturma ise ana dosyadan bağımsız olarak kamu görevlisine karşı tehdit iddiasını gündeme getirdi.

Soruşturmaların sonucunda hem Kozinoğlu'nun ölümünün kesin nedeni hem de olayda üçüncü kişilerin herhangi bir rolünün bulunup bulunmadığı belirlenecek. Şu aşamada dosyadaki suçlamalar soruşturma ve yargılama konusu iddialar niteliğinde bulunuyor.

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

23.09.2026 12:00:00
AA
 
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

Bakanlığın sosyal medya hesabındaki açıklamasında, zanlılardan 61'inin Gürcistan'dan, 4'er suçlunun Yunanistan ve Almanya'dan, ikişer suçlunun Fransa ile ABD'den, diğerlerinin ise İngiltere, Sırbistan ve Azerbaycan'dan iadesinin gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.Ö, M.Ü, M.A.Ç, U.A, V.H, Y.B, D.T, A.K, M.E.D, E.K, H.S, B.Ö, H.Ö, Ö.Ö, M.C, D.T, S.H, E.S.I, F.Ş.Ç, D.A.Ş, F.D, A.Y.Ö, A.D, B.A, E.A, B.S, A.P, S.E. ve B.E. ile ulusal seviyede aranan R.İ, R.Ö, U.T, M.R, G.K, Y.D, A.M, M.T, E.K, C.T, M.K, M.Ş, S.K, M.G, K.A, E.K, M.Ü, M.K, F.E.A, F.U, M.C.A, S.Y, S.Ö, M.Ö, F.C.B, H.D, M.E, K.A.İ, H.Y, D.Z, M.D.Ş, U.S.Ç, Ü.A, A.C, M.O.Ö, M.B, G.S, E.A, U.K, M.Y, C.Ö, A.D, G.K, E.İ, E.İ, M.Ö. ve M.U. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.

EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak işbirliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.