Küresel dengenin kırılma noktası: ABD, Rusya ve Türkiye'nin zor tercihleri
08.11.2025 00:00:00 / Güncelleme: 08.11.2025 01:12:33
Dünya son birkaç yıldır yeni bir gerilimin tam ortasında. Savaşlar artık sadece cephelerde değil, laboratuvarlarda, ekonomi masalarında ve gökyüzünde yaşanıyor. ABD ve Rusya arasındaki stratejik sorunlar giderek daha açık hale gelirken, bu iki güç arasındaki rekabetin yankısı dünyanın dört bir yanında hissediliyor. Türkiye ise bu fırtınalı coğrafyada, adeta bir "jeopolitik fay hattı" üzerinde dengede kalmaya çalışıyor.
ABD'nin Rusya ile yaşadığı sorunların temelinde aslında iki şey var: Küresel liderlik ve etki alanı mücadelesi. Soğuk Savaş bitmiş gibi görünse de aslında sadece biçim değiştirdi. ABD, hala dünyanın ekonomik ve askeri merkezinde kalmak istiyor; Rusya ise eski Sovyet etkisini, en azından çevresindeki ülkelerde yeniden kurma arayışında. Ukrayna savaşı, bu hesaplaşmanın en görünür yüzü. Ancak asıl rekabet, enerji yollarından savunma sistemlerine, siber güvenlikten uzaya kadar her alanda sürüyor.
Washington, Rusya'yı yalnızca askeri bir tehdit olarak değil, aynı zamanda bir siyasi model rakibi olarak görüyor. Çünkü Moskova'nın çevresindeki otoriter düzenler, Batı'nın liberal-demokratik sistemine alternatif bir blok oluşturma iddiasında. ABD, bu nedenle NATO'yu genişletiyor, Doğu Avrupa'da askeri varlığını artırıyor ve ekonomik yaptırımlarla Rusya'yı küresel sistemde yalnızlaştırmaya çalışıyor.
Fakat işin bir başka boyutu daha var: Nükleer denemeler ve stratejik silahlanma yarışı.
Yeni dönemin tehlikeli oyunu: Nükleer gövde gösterisi
Son yıllarda hem ABD hem Rusya, Soğuk Savaş dönemini hatırlatan biçimde nükleer silah programlarını yeniden masaya koydu. Rusya, hipersonik füze denemeleri yaparken; ABD, nükleer denemeleri yeniden başlatabileceğine dair sinyaller verdi. Bu sadece askeri bir yarış değil, aynı zamanda psikolojik bir üstünlük savaşı.
Nükleer denemeler, "Biz hala oyunun sahibiyiz" mesajıdır. Bu denemelerle devletler sadece düşmanlarına değil, kendi müttefiklerine de "Benimle olmaya devam et, çünkü gücüm yerinde" diyor. Yani mesele sadece caydırıcılık değil; aynı zamanda küresel prestij.
Her iki ülke de açıkça dile getirmese de nükleer silahların "kullanılmasa da konuşulmasının" bile büyük bir diplomatik koz olduğunu biliyor. Özellikle Rusya, Ukrayna savaşı sırasında bu kartı zaman zaman hatırlatarak Batı'yı sınırlamayı başardı. ABD ise Pasifik'te Çin'e gözdağı verirken bu nükleer dengesini taze tutmanın yollarını arıyor.
Türkiye'nin zor coğrafyası: Denge siyaseti mi, hayatta kalma mücadelesi mi?
Türkiye açısından bu tablo son derece hassas. Çünkü Türkiye İsviçre gibi tarafsız kalmakta güçlük çekebilir.
Etrafı adeta jeopolitik bir yangın yeri: Kuzeyinde Rusya, doğusunda Kafkaslar ve İran, güneyinde Suriye, Irak ve İsrail-Filistin hattı… Üstelik NATO üyesi bir ülke olarak Batı ittifakına bağlı, ama enerji, güvenlik ve ticaret açısından Rusya ile ilişkileri koparması da mümkün değil.
Türkiye'nin bu "denge siyaseti" aslında bir tercih değil, bir zorunluluk.
Ankara, Rusya ile olan ilişkilerinde özellikle enerji, turizm ve savunma teknolojileri alanında pragmatik davranıyor. Aynı zamanda NATO içinde de yer alarak güvenlik garantisini elinde tutuyor. Bir anlamda hem Washington'a hem Moskova'ya "Benimle kavga etme, birlikte kazanalım" mesajı veriyor.
Ancak Türkiye'nin bu dengeyi koruması kolay değil. ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına tam uyum göstermemesi, Batı'da zaman zaman rahatsızlık yaratıyor. Rusya ise Türkiye'nin Ukrayna'ya SİHA satmasını ya da Karadeniz'de NATO'yla iş birliği yapmasını temkinle izliyor. Yani Ankara ip üstünde yürüyor gibi; düşmemek için her iki tarafa da dikkatle bakmak zorunda.
Nükleer gölge altında Türkiye'nin rolü
Nükleer denemelerin yeniden gündeme gelmesi, Türkiye için de stratejik bir uyarı niteliğinde. Çünkü böyle bir yarış, bölgede silahlanma dalgasını tetikleyebilir. İran'ın nükleer programı, İsrail'in sessiz kapasitesi ve Rusya'nın yakın tehdit algısı; Türkiye'yi hem güvenlik hem de diplomasi açısından daha dikkatli olmaya zorluyor.
Bu ortamda Türkiye'nin rolü, barış ve diplomasi merkezli bir denge kurmak olmalı. Ankara, geçmişte olduğu gibi (örneğin Tahıl Koridoru Anlaşması'nda) arabulucu rolünü güçlendirerek, nükleer silahlanma çılgınlığının ortasında "aklın sesi" olma fırsatına sahip.
Sonuç: Güç dengesi değil, akıl dengesi
ABD ile Rusya arasındaki stratejik kavga artık sadece iki ülkenin meselesi değil; tüm dünyanın geleceğini şekillendiriyor.
Bu yarışın içinde nükleer testlerin yeniden sahneye çıkması, insanlığa geçmişin karanlık günlerini hatırlatıyor.
Türkiye, böyle bir dönemde denge politikasıyla değil, akıl politikasıyla var olmalı. Çünkü bu coğrafyada hata yapmanın bedeli sadece diplomatik değil, tarihi olur.
Türkiye'nin rotası başkalarının değil, kendi aklının haritası olmalı.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Husiler: Kontrol edilen mi, kontrol eden mi? / 26.03.2026
- Savaşın gölgesinde diplomasi: Neden Pakistan öne çıkıyor? / 25.03.2026
- Demokrasi değil, uyum: Washington'ın İran hesabı / 24.03.2026
- Hürmüz'den çıkan ders: Türkiye'siz koridor ya eksik kalır ya pahalıya mal olur / 21.03.2026
- Almanya Merz'le rota değiştiriyor: Trump'ın NATO tehdidine sert yanıt / 20.03.2026
- Fransa: Afrika'da kaybedilen güç, Lübnan'da boşa çıkan fırsat / 19.03.2026
- Alexander Dugin'in perspektifinden İran Savaşı: Küresel dengenin değiştiği bir an / 18.03.2026
- Enerji ticareti ve para meselesi / 17.03.2026
- Putin kazançlı çıkıyor: Enerji krizinin perde arkası / 14.03.2026
- İran gündemi, Çin dengesi ve küçük bir ada Tayvan / 13.03.2026
- Savaşın gölgesinde diplomasi: Neden Pakistan öne çıkıyor? / 25.03.2026
- Demokrasi değil, uyum: Washington'ın İran hesabı / 24.03.2026
- Hürmüz'den çıkan ders: Türkiye'siz koridor ya eksik kalır ya pahalıya mal olur / 21.03.2026
- Almanya Merz'le rota değiştiriyor: Trump'ın NATO tehdidine sert yanıt / 20.03.2026
- Fransa: Afrika'da kaybedilen güç, Lübnan'da boşa çıkan fırsat / 19.03.2026
- Alexander Dugin'in perspektifinden İran Savaşı: Küresel dengenin değiştiği bir an / 18.03.2026
- Enerji ticareti ve para meselesi / 17.03.2026
- Putin kazançlı çıkıyor: Enerji krizinin perde arkası / 14.03.2026
- İran gündemi, Çin dengesi ve küçük bir ada Tayvan / 13.03.2026





















































